48. Ayet
وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰىۙ
Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰىۙ
Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
Ve şüphe yok ki odur zengin eden ve sermaye veren.
Zengin eden, hoşnut eden yine O !
Ve şüphe yok ki, zengin eden de saygın hale getiren de O'dur.
İnsanı zengin iden toprak Allâh’ındır.
Zengin eden de yoksul kılan da O'dur.
O'dur Zengin eden, yoksul yapan.
Hakıkat zengin eden, sermaye veren o
Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur.
Şüphesiz (insanı) zengin eden de bol sermaye veren de O’dur.
Doğrusu, (sizleri) muhtaç olmaktan kurtaran ve sermaye verip-hoşnut kılan da O’dur.
Zenginlik veren de O'dur, bol veren de.
daħı bayıķ ol bay eyledi daħı sermāya virdi.
Hakıykat şu (İnsanları) başkalarına muhtâc olmakdan o kurtardı ve O, sermâye saahibi kıldı.
Ve muhakkak ki, zengin eden ve sermâye veren ancak O'dur.
Kuşkusuz (çalışıp kazanmayı ve mal toplamayı bilenleri) muhtaç olmaktan kurtaran da O’dur, (çalışıp kazanmasına göre) sermaye verip memnun eden O’dur.
Kendisi ihtiyaçsız, zengin olan ve yarattıklarının ihtiyaçlarını yeterli olarak veren de O’dur.
İşte kimsenin eline baktırmıyan, gözleri doyuran da Odur.
Zengin yapan O/dur, sermaye veren [²] O/dur,
Muhakkak ki zengin eden de sınırlayan da O’dur.
Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur.
Zengin eden O'dur, sermaye verip memnun eden de O.
Çok veren de O’dur, az veren de.
O’dur kullarına servet, sağlık, akıl, ahlâk ve iman gibi zenginlikler bahşeden ve tüm canlıların ihtiyaçlarını karşılayan.
Şu bir gerçektir ki; ihtiyaç karşılayan da O’dur, zenginleştiren de!
48,49. Zengin eden de, mal sahibi yapan da odur, // Şi'râ yıldızının sahibi de odur.
Rabbin dünyada yaşayan insanlara türlü bolca nimetler vermiştir. Akıl, zekâ, muhakeme, Rabbinin verdiği nimetlerdendir. İnsanlar bunları kullanarak varlıkların bir kısmını kendi becerileriyle hayatlarının değişik safhalarında kullanırlar
Zengin eden de yalnızca O’dur; kısarak veren de.
Doğrusu (insanı) zengin eden de ona sermaye veren de Odur.
isteklerden arındıran ve mülk sahibi kılan yalnız O’dur;
Az veren de O’dur çok veren de... 89/15-16
Kimseye minnet etmeden tok gözlü yaşatan da O, mala mülke servete sâmana boğan da O'dur.
Yine elbet zengin eden de O’dur, sınırlayan da O.[⁴⁸⁰⁰]
Ve şüphe yok ki, O'dur zengin eden ve fakir düşüren O'dur.
Zengin eden de, yoksul kılan da O'dur.
Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
Zengin kılan da O'dur, Kanaatkâr eden de.
Daḫı oldur bay idüp mālı çoḳ viren
45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54. Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve dişi çiftini yaratma, öldükten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. İnsanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O'na aittir. Müşriklerin taptığı Şi'râ yıldızının Rabbi de O'dur. Önceki Âd milletini yok eden de O'dur. Semud milletini yok edip geriye hiçbir şey bırakmayan da O'dur. Daha önce Nuh milletini yok eden de O. Çünkü bunlar çok zalim, çok azgındılar. Altı üstüne getirilen Lût milletinin şehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musîbetler, neler kapladı neler! [86, 6-7; 69, 6-7; 26, 73]
Zengin eden O'dur, bol verip memnun eden O.
Bir takımı zengîn iden ve bir takımı da kana'at itdiren O'dur.
İhtiyacınızı karşılayan da O’dur, sizi saygın hale getiren de.
Zengin eden ve servet verip memnun eden O'dur.
İhtiyaçtan kurtaran da Odur, zengin eden de.
Hiç kuşkusuz, zenginlik veren de O'dur, nimete boğan da...
Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı.
Doğrusu zengin eden, sermaye veren O...
Ve gerçekten zengin edip doyuran O’dur.
Zengin eden de yoksul kılan da O'dur.