6. Ayet
ذُو مِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ
5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ذُو مِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ
5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
Kuvvetli biri; sonra doğruldu.
Gücü yeter, yüksektir
6-7. (O,) etkileyici ve tam donanımlı (bir melekti) ki; (peygamber) en yüksek ufukta bulunuyorken (vahyetmek üzere) olanca haşmetiyle kendini (ona) gösterdi.
O Cibrîl ’akl-ı tâm sâhibi ve müstakîmdir.
5, 6, 7. Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.
Üstün otoritenin sahibi göründü,
Bir kuvvet sahibi, hemen duruklandı
(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu.
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
Çok çarpıcı yetenek ve güzellik sahibi (Cebrail, Onunla Allah arasındaki vahiy taşıyıcıdır. Ve ilk vahiy sırasında Resulüllah’ı) istiva edip (kuşatmış ve İlahi mesajları anlayıp kavrayacak kıvama taşımıştır).
Üstün Akla¹ Sahip, Egemenlik Kurmuş Olan.
5-6. ögretdi aña ķatı ķuvvetlü ya'nį cebreyil ķuvvet issi pes ŧoġru oldı.
(Ki o) akıl ve re'yinde kâmil (bir melek) dir. Hemen (kendi suretine girib) doğruldu.
5,6. Kendisine (o vahyi), kuvveleri şiddetli, mükemmel bir akla sâhib olan (Cebrâîl)öğretti. Bunun üzerine (göğe) doğruldu.
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
Çok güçlü bir belleğe sahip olan vahiy elçisini, ufuk seviyesine de (görmüş).
Gür yapılı Cebrail doğruluverdi,
5, 7. Ona pek kuvvetli, pek heybetli [⁴] biri [⁵] öğretti de göğün en yüksek bir kenarında olduğu halde doğruldu [⁶].
O, üstün akıl ve dirayet sahibi [zu mirretin],³ ona yöneldi [f’estevâ],
(O) Güç sahibi (Cebrail kendi asli suretinde) dosdoğru göründü.
O fevkalade bir güçle donatılmış bir melek olup, o an geldiğinde kendini gerçek şekli ve hüviyeti ile gösterdi.
5-7. Onu, çok güçlü, üstün niteliklerle donatılmış biri (Cebrâil) öğretti. O, ufkun en yüce noktasındayken asıl şekliyle göründü.
Müthiş yeteneklerle donatılmış bir melek... İşte o melek, tüm ihtişâmıyla Muhammed’e görünmüştü.
Üstün (bağlı) güçlerin sahibi; derken istivâ etti / düzen verdi.
6,7. Yetenekli, boy gösterdi // taa uzak ufuklarda,
O üstün akıl sahibi güçlü bir varlıktı. Arkadaşınıza doğru yaklaştı.
5,6,7. Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
6,7. (Ki o) üstün bir akıl sahibidir. ¹(Cebrail Muhammed’e) gerçek şekliyle tüm ufku kaplamış bir şekilde² göründü.³
(o,) fevkalade bir güçle donatılmış [bir melektir] ki o an geldiğinde kendini gerçek şekli ve hüviyeti ile gösterdi,
Üstün niteliklere sahip. Derken o, olanca haşmetiyle kendini gösterdi. 16/102, 70/4
Üstün yaratılışlı, yüksek akıl ve anlayış gücüne sahip Cebrâil, asli hüviyeti ile doğruldu.
etkileyici ve tam donanımlı:[⁴⁷⁷³] Derken o (onunla) eşit düzlemde göründü![⁴⁷⁷⁴]
Bir kuvvet sahibi ki, hemen dosdoğru göründü.
5,6,7. Çünkü ona Kur'an’ı (Allah katında itibarlı) müthiş kuvvet sahibi (Cebrail, Rabbinin izniyle) öğretti. O (Cebrail a.s.) en yüksek ufukta iken doğruldu. (Gerçek hüviyetiyle beliriverdi)
O muhteşem görünümü ile (Cebrail) doğruldu;
Üstün akıl sahibidir. Hemen doğruluverdi.
‘Aḳlda kāmil, aṣl, ḥaḳīḳī ṣūretinde gözükdi nebīye,
5, 6, 7. Onu kendisine pek güçlü ve kuvvetli, o üstün akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) öğretti. [81, 19-21]Melek kendi aslî sûretine girip doğruldu. İşte o zaman kendisi en yüce ufukta idi.
Üstün akıl sahibi (melek). Doğruldu;
O, 'akl-ı kâmil sâhibi ve müstakîmdir.
Sağlam yapılı olan (Cebrail) doğruldu.
O çarpıcı bir güzelliğe [1] sahiptir. Hemen doğruldu.
Ki o üstün bir akıl ve dirayete maliktir. Ona gerçek haliyle göründü.
Akıl, güzellik ve güç sahibidir. Doğrulup dikildi.
(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
Öyle ki, görünüşü güzel olub hemen hakiki şekli üzere doğruldu;
Üstün nüfuz sahibi (Allah,) Arş’a hâkim oldu.
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]