Kamer Suresi 12. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

12. Ayet

وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ

Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve yerden de sular fışkırttık, derken sular, mukadder bir emre göre birleşti.

Besim Atalay (1965)

Yeryüzünde çok pınarlar akıttık, ölçümlenen bir iş için hemen sular kavuştu

Cemal Külünkoğlu

Ve toprağı göz göz yarıp, suları fışkırttık. Nihayet, (gökten boşalan su ile yerden fışkıran) su (birleşerek), takdir edilen işin gerçekleşmesi için yükselmesi gereken seviyeye kadar yükseldi.

Cemil Said (1924)

Yeri yardık çeşmeler çıkardık, takdîr iylediğimiz vecihle semânın suyı ile birleşdi.

Diyanet Vakfı

Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti.

Edip Yüksel

Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeri de fışkırtık kaynaklar halinde, derken su birleşti bir emr üzerine ki olmuştu öyle mukadder

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

Emrah Demiryent

(Bütün) yeryüzünde (su) kaynaklar (ı) fışkırttık. Nihâyet, (gökten boşalan su ile yerden fışkıran) su (tarafımızdan) takdir edilmiş bir iş için (kâfirleri helâk etmek üzere) birleşti.

Abdullah-Ahmet Akgül

Yerdeki (suları) da coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Böylece sular, takdir edilmiş bir işe (Nuh kavminin helakine) karşı birleşip (her tarafı kaplamıştı).

Erhan Aktaş

Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ķılduķ yiri çeşmeler pes irişdi śu ya'nį gök śuyı yır śuyına bir ḥal üzere kim bayıķ endāze olındı.

Hasan Basri Çantay

Yeri de kaynaklar haalinde (tamamen) fışkırtdık da (Her iki) su (ezelde) takdîr edilmiş bir emr üzerinde birleşiverdi.

Hayrat Neşriyat

Yeri de kaynaklar hâlinde fışkırttık; derken o su(lar), takdîr edilmiş bir iş (olan tûfan âfeti) için birleşiverdi.

İhsan Aktaş

Ve yeryüzünü de pınarlar hâlinde fışkırttık. Artık su, takdir edilmiş bir emre binaen birbirine kavuşuverdi. *

İlyas Yorulmaz

Ayrıca yerin su kaynaklarını fışkırtarak, Rabbinin emri gereği planlandığı şekilde su her tarafı kaplamıştı.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Yeri yarıp yerden pınarlar fışkırttık. Derken yasanan işin olması için her iki su birbirine karıştı.

İsmail Hakkı İzmirli

Yeri yarıp pınarlar fışkırttık, artık takdir olunan bir iş için sular birbirine kavuştu [⁵].

İsmail Yakıt

Yerden pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilmiş bir işi gerçekleştirmek için birbirine kavuştu.

Kadri Çelik

Yeri de coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir iş üzere (hükmümüzü gerçekleştirmek amacıyla) birleşti.

Abdullah Parlıyan

ve yeryüzünün pınarlar halinde fışkırmasını sağladık, göğün ve yerin suları takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.

Kuran Yolu

Yerden de sular fışkırttık; derken sular önceden belirlenmiş bir iş için birleşti.

Mahmut Kısa

Ve yeraltındaki göllerin, ırmakların, derelerin sel gibi coşkun pınarlar hâlinde fışkırmasını sağladık. Böylece yerdeki ve gökteki su kütleleri, daha önce takdir edilmiş belirlenmiş bir işi gerçekleştirmek üzere toplandı.

Mahmut Özdemir

Yer’den pınarlar fışkırttık. Sular bir emr / bir iş üzere birleşti. Olanlar oldu.

Mehmet Çakır

Yeryüzünde kara su patlaması yaptık. Derken bütün sular, belirlenen yerde toplandı.

Mehmet Çoban

Yeryüzünün çeşitli yerlerinden gökyüzüne sular fışkırttık. Onlar bunu beklemiyordu. Kaçacak yerleri yoktu. Yeryüzünden gökyüzüne sular boşalıyor. Gökyüzünden yeryüzüne sular boşalıyordu. Boşalan sular bir yerde toplanmaya başladı. Artık onlar için yeryüzü diye bir şey yoktu. Evleri, sarayları, bağları, bahçeleri, tarlaları, işleri, yaşadıkları yerler sular altında kaldı.

Mehmet Okuyan

Yerden de (su) kaynakları fışkırtmıştık. Böylece (bu iki) su, belirlenmiş bir iş (tufan) için birleşmişti.

Mehmet Türk

Yeryüzünü de kaynaklar halinde fışkırttık. Derken (her iki) su, önceden belirlenmiş bir iş için¹ birleşti.

Muhammed Esed

ve toprağın pınarlar halinde fışkırmasını sağladık ki sular önceden belirlenmiş bir amaca hizmet etsin:

Mustafa Çavdar

Yerden de sular fışkırttık. Nihayet sular takdir olunan işi gerçekleştirmek üzere birleşip tufana dönüştü. 7/59...64

Ahmet Tekin

Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. Her iki su, takdir edilmiş bir planın icrası için birleşmişti.

Mustafa İslamoğlu

ve toprağı fışkıran pınarlara çevirdik; ve kararlaştırılmış bir görevi gerçekleştirmek üzere su(lar) birleşti.[⁴⁸¹³]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yeri de pınarlar halinde fışkırttık. Artık su, takdir edilmiş bir emre binaen birbirine kavuşuverdi.

Orhan Kuntman

Yerden de, kaynaklar halinde su fışkırttık (da her iki) su (kavminin helâk olması için ezelde) takdir edilmiş bir emir ile birleşiverdi.

Osman Fırat

Yeryüzünün pınarlarını fışkırttık. Derken(yer ve gök ) suları takdir edilmiş bir iş için birleşti.

Şaban Piriş

Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı çıḳarduḳ yir yüziniñ bıñarlarını külliyen açup semādan inen ṣular ile birleşdir‐dik ki ezelī taḳdīr olundıġı gibi onları [...] helāk itdik, taḳdīr olunmış işüzere.

Suat Yıldırım

Yeri pınar pınar fışkırttık. Öyle ki her iki su kütlesi, takdir edilen o işin olması için birleşti.

Süleyman Ateş

Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.

Süleyman Tevfik (1927)

Ve yerden punarlar akıtdık. Tâ ki su, takdîr iylediğimiz mikdâra vardı.

Süleymaniye Vakfı

Yerden de pınarlar fışkırttık, kararlaştırılan işin olması için sular birbiriyle buluştu.

Ahmet Varol

Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık. Böylece su(lar) takdir edilmiş bir iş için birleşti.

Ümit Şimşek

Yerden de pınarlar açtık. Her ikisi, belirlenen iş için buluştu.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular.

Ali Bulaç

Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.

Ali Fikri Yavuz

Böylece arzı da kaynaklar halinde coşturduk. Nihayet iki su (yerin ve göğün suları, Nûh kavmini helâk edecek) muayyen bir ölçü üzerinde birleşiverdi. (Böylece mukadder olan helâk husule geldi.)

Bahaeddin Sağlam

Yerden de (suyu) kaynaklar halinde fışkırttık. Takdir edilmiş bir miktar üzere su birleşti.

Bayraktar Bayraklı

Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.