12. Ayet
وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Ve yerden de sular fışkırttık, derken sular, mukadder bir emre göre birleşti.
Yeryüzünde çok pınarlar akıttık, ölçümlenen bir iş için hemen sular kavuştu
Ve toprağı göz göz yarıp, suları fışkırttık. Nihayet, (gökten boşalan su ile yerden fışkıran) su (birleşerek), takdir edilen işin gerçekleşmesi için yükselmesi gereken seviyeye kadar yükseldi.
Yeri yardık çeşmeler çıkardık, takdîr iylediğimiz vecihle semânın suyı ile birleşdi.
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti.
Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.
Yeri de fışkırtık kaynaklar halinde, derken su birleşti bir emr üzerine ki olmuştu öyle mukadder
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
(Bütün) yeryüzünde (su) kaynaklar (ı) fışkırttık. Nihâyet, (gökten boşalan su ile yerden fışkıran) su (tarafımızdan) takdir edilmiş bir iş için (kâfirleri helâk etmek üzere) birleşti.
Yerdeki (suları) da coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Böylece sular, takdir edilmiş bir işe (Nuh kavminin helakine) karşı birleşip (her tarafı kaplamıştı).
Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.
daħı ķılduķ yiri çeşmeler pes irişdi śu ya'nį gök śuyı yır śuyına bir ḥal üzere kim bayıķ endāze olındı.
Yeri de kaynaklar haalinde (tamamen) fışkırtdık da (Her iki) su (ezelde) takdîr edilmiş bir emr üzerinde birleşiverdi.
Yeri de kaynaklar hâlinde fışkırttık; derken o su(lar), takdîr edilmiş bir iş (olan tûfan âfeti) için birleşiverdi.
Ve yeryüzünü de pınarlar hâlinde fışkırttık. Artık su, takdir edilmiş bir emre binaen birbirine kavuşuverdi. *
Ayrıca yerin su kaynaklarını fışkırtarak, Rabbinin emri gereği planlandığı şekilde su her tarafı kaplamıştı.
Yeri yarıp yerden pınarlar fışkırttık. Derken yasanan işin olması için her iki su birbirine karıştı.
Yeri yarıp pınarlar fışkırttık, artık takdir olunan bir iş için sular birbirine kavuştu [⁵].
Yerden pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilmiş bir işi gerçekleştirmek için birbirine kavuştu.
Yeri de coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir iş üzere (hükmümüzü gerçekleştirmek amacıyla) birleşti.
ve yeryüzünün pınarlar halinde fışkırmasını sağladık, göğün ve yerin suları takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
Yerden de sular fışkırttık; derken sular önceden belirlenmiş bir iş için birleşti.
Ve yeraltındaki göllerin, ırmakların, derelerin sel gibi coşkun pınarlar hâlinde fışkırmasını sağladık. Böylece yerdeki ve gökteki su kütleleri, daha önce takdir edilmiş belirlenmiş bir işi gerçekleştirmek üzere toplandı.
Yer’den pınarlar fışkırttık. Sular bir emr / bir iş üzere birleşti. Olanlar oldu.
Yeryüzünde kara su patlaması yaptık. Derken bütün sular, belirlenen yerde toplandı.
Yeryüzünün çeşitli yerlerinden gökyüzüne sular fışkırttık. Onlar bunu beklemiyordu. Kaçacak yerleri yoktu. Yeryüzünden gökyüzüne sular boşalıyor. Gökyüzünden yeryüzüne sular boşalıyordu. Boşalan sular bir yerde toplanmaya başladı. Artık onlar için yeryüzü diye bir şey yoktu. Evleri, sarayları, bağları, bahçeleri, tarlaları, işleri, yaşadıkları yerler sular altında kaldı.
Yerden de (su) kaynakları fışkırtmıştık. Böylece (bu iki) su, belirlenmiş bir iş (tufan) için birleşmişti.
Yeryüzünü de kaynaklar halinde fışkırttık. Derken (her iki) su, önceden belirlenmiş bir iş için¹ birleşti.
ve toprağın pınarlar halinde fışkırmasını sağladık ki sular önceden belirlenmiş bir amaca hizmet etsin:
Yerden de sular fışkırttık. Nihayet sular takdir olunan işi gerçekleştirmek üzere birleşip tufana dönüştü. 7/59...64
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. Her iki su, takdir edilmiş bir planın icrası için birleşmişti.
ve toprağı fışkıran pınarlara çevirdik; ve kararlaştırılmış bir görevi gerçekleştirmek üzere su(lar) birleşti.[⁴⁸¹³]
Ve yeri de pınarlar halinde fışkırttık. Artık su, takdir edilmiş bir emre binaen birbirine kavuşuverdi.
Yerden de, kaynaklar halinde su fışkırttık (da her iki) su (kavminin helâk olması için ezelde) takdir edilmiş bir emir ile birleşiverdi.
Yeryüzünün pınarlarını fışkırttık. Derken(yer ve gök ) suları takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.
Daḫı çıḳarduḳ yir yüziniñ bıñarlarını külliyen açup semādan inen ṣular ile birleşdir‐dik ki ezelī taḳdīr olundıġı gibi onları [...] helāk itdik, taḳdīr olunmış işüzere.
Yeri pınar pınar fışkırttık. Öyle ki her iki su kütlesi, takdir edilen o işin olması için birleşti.
Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
Ve yerden punarlar akıtdık. Tâ ki su, takdîr iylediğimiz mikdâra vardı.
Yerden de pınarlar fışkırttık, kararlaştırılan işin olması için sular birbiriyle buluştu.
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık. Böylece su(lar) takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Yerden de pınarlar açtık. Her ikisi, belirlenen iş için buluştu.
Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular.
Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.
Böylece arzı da kaynaklar halinde coşturduk. Nihayet iki su (yerin ve göğün suları, Nûh kavmini helâk edecek) muayyen bir ölçü üzerinde birleşiverdi. (Böylece mukadder olan helâk husule geldi.)
Yerden de (suyu) kaynaklar halinde fışkırttık. Takdir edilmiş bir miktar üzere su birleşti.
Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.