39. Ayet
فَذُوقُوا عَذَاب۪ي وَنُذُرِ
“Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَذُوقُوا عَذَاب۪ي وَنُذُرِ
“Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
Artık tadın azabımı ve korkutuşlarımı.
İmdi, tadın azabımı, tadın kocundurmalarımı!
(Onlara:) “Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadın (bakalım dedik)!”
"Benim ’azâbımı ve tehdîdlerimi göriniz" didik.
İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).
Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Tadın bakalım azâbımı ve inzarlarımı
"Azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Haydi, (yaptıklarınıza karşılık olarak) azabımı ve uyarılarımı tadın!
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın! (denildi.)
Haydi! Tadın bakalım, azâbımı ve uyarılarımı!
“pes ŧaduñ ya'nį eyittük anlara 'aźābumı daħı ķorķıtmaķlarumı.”
«İşte tadın benim azabımı ve tehdîdlerimi (n akıbetini)».
“İşte azâbımı ve (size olan) tehdidlerimi tadın!” (dedik).
“Haydi azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!”(dedik.)
Azabımı ve uyarılarımı tadın.
"Şimdi azabımı, uyarmalarımın sonunu tadın bakalım."
Onlara «— Artık azabımı, korkutmalarımı tadın» dedik.
“Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadınız!” (dedik).
Şimdi azabımı ve uyarıp korkutmamı tadın.
Artık tadın azabımı ve uyarılarımın sonucunu.
Tadın bakalım azabımı ve uyardığım sonuçları!
“Azâbımı ve uyarılarımı dinlememenin cezasını şimdi tadın bakalım!”
Tadın benim azabımı ve uyarılarımı!
acı ve tehditlerimi tadın artık dedik o kadar.
"Haydi, uyardığım azabı tadın!" dedik.
(Kendilerine) “Azabımı ve uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!” (demiştik).
(Ve onlara): “Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Tadın bakalım!” (dedik.)
“Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!”
– Tadın bakalım benim azabımı ve tehdidim nasılmış! 26/160...166
“İşte azâbımı, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarımı dinlememenin cezasını tadın.” denildi.
sonunda, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (gördüler).
«Artık azabımı ve tehditle- rimi tadın!» (dedik).
Azabım ve tehdidim nasılmış? (Müşrikler bu kıssadan da hiç ibret almazlar mı?)
Böylece azâbımı ve uyarılarımı tadın!
-Tadın azabımı ve tehdidimi!
onlara benim ‘aẕāb ve inẕārımı ṭadıñ buyruldı.
Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi!
Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!
" 'Azâbımızı ve inzârımızı tadın" dinildi.
“Uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın.”
İşte tadın azabımı ve uyarılarımı.
Şimdi tadın azabımı ve uyarılarımın sonucunu!
Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı!
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.
Tadın bakalım azabımı ve peygamberimin tehdidlerini!...
Azabımı ve uyarılarımı(n sonucunu) tadın!” (dedik.)
İşte, azabımı ve uyarımı tadın!