38. Ayet
وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّۚ
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّۚ
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
Ve andolsun ki bir sabah çağı üstlerine bir azap çöküvermişti onların.
Tan vakti, onları sürekli bir azap karşılamıştır
Andolsun ki, sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı.
İrtesi gün ’azâb ânların üzerinde istikrâr iyledi.
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.
Ve Celâlim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azâbı müstekır
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
Kasem olsun ki, onlara sabahleyin erkenden (kıyamete kadar yakalarını bir daha bırakmayacak olan) kalıcı bir azap geldi.
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, bir daha yakalarını bırakmayacak şekilde kararlaştırılmış bir azap yakalayıp üzerlerine bastırıverdi.
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azâp yakaladı.
daħı bayıķ ŧañla geldi anlara irtecek 'aźāb ķarar dutıcı.
Andolsun ki onlara bir sabah, (yakalarını) asla bırakmayacak olan bir azâb baskın yapdı.
And olsun ki devamlı bir azab, onları bir sabah erkenden yakalayıverdi.
Ve muhakkak ki, sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı.
Kararlaştırılmış azap, onları sabah erken vakitte yakaladı.
Tanyeri ağarırken onları ardı arası kesilmez bir azap bastırıverdi.
* Onlar sabahleyin, peşlerini bırakmaz bir azaba duçar oldular.
Andolsun bir sabah erkenden kalıcı bir azap geldi.
Şüphesiz onları bir sabah vakti erkenden, önü alınmaz bir azap yakalayıp bastırıverdi.
Ve andolsun ki, bir sabah vakti onların üzerlerine bir azap çöküvermişti.
Ve nihayet bir sabah erkenden kalıcı bir azap onları yakalayıverdi.
Nitekim ertesi sabah, karşı konulmaz bir azap onları kıskıvrak yakalayıverdi!
And olsun ki onlara kesinleşmiş bir azap sabah erken bastırıverdi!
Sabahın köründe yoğun saldırı başlarken:
Sabahın erken saatlerinde onlara kalıcı bir azap geldi.
Bir sabah erkenden onları kararlı bir azap yakalamıştı.
Yemin olsun onları bir sabah vakti erkenden, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap yakalayıverdi.
Nitekim sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı:
Bir gün sabah erkenden önlenemez bir azap tepelerine çöküverdi. 15/59...75
Bir sabah erkenden, kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Maamafih, sabahleyin erkenden kalıcı izler bırakan bir azap onları kuşattı:
Andolsun ki, onları sabahleyin erkenden bir daimi azab yakaladı.
Andolsun ki bir sabah erken -önü alınmaz- bir azap onlara geldi çattı (hepsi helâk oldular)
Sabah erkenden, onları kararlı bir azâb yakaladı.
Andolsun ki bir sabah erkenden, bir azap çöküverdi.
Bir ṣabāḥ onlarda bir ‘aẕāb ḳarār buldı ki
Bir sabah kendilerini, yakalarını hiç bırakmayacak bir azap bastırıverdi.
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
Onlara sabâh vakti bir 'azâb mukarrer idi.
Sabah erkenden onları kalıcı bir azap karşıladı.
Andolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap [1] üzerlerine çöküverdi.
Bir sabah vakti, yakalarını bir daha bırakmayacak bir azap onları yakalayıverdi.
Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp-bastırıverdi.
Celâlim hakkı için, bir sabah vakti, devamlı bir azab onları bastırıverdi. (Bu azab, cehenneme atılışlarına dek devam edecektir).
Ve andolsun! Erken bir sabahta, kararlı bir azap onları yakalayıverdi.
Andolsun ki, bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.