85. Ayet
وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُبْصِرُونَ
Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُبْصِرُونَ
Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
Ve biz, ona sizden daha yakınız ve fakat göremezsiniz.
Bizse O'na, sizden daha yakınız, görmezsiniz?
(O anda) biz ona sizden daha yakınız. Fakat siz (bizi) göremezsiniz.
83-87. Niçün rûhunız boğazınıza gelüb de her tarafa ’atf-ı nazar iylediğiniz zamân ve siz görmediğiniz halde biz sizin yanınızda bulunacağımız vakit -eğer muhâkeme olunmayacağınıza kâni’ ve sözünüzde sâdık iseniz- niçün rûhunızı vücûdunuza ’avdet itdirmiyorsunuz?
(O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
Biz ona (can çekişene) sizden daha yakınız; ancak siz göremezsiniz.
Biz ise ona sizden yakınizdir ve lâkin görmezsiniz
Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
83-84-85. (İçinizden birine ecel gelip de) can boğaza dayandığı zaman, siz o sırada (can çekişen o kimseye çaresizlikle) bakar durursunuz. (Oysa) biz o kişiye (kudretimiz ve ölüm ile ilgili vazifeli meleklerimiz ile) sizden daha yakınızdır, ama (siz melekleri) göremezsiniz.
(Her anında ve o sırada) Biz ona (her insana) sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz (ve farkında olmazsınız).
Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.
daħı biz yaķnuraġuz aña sizden velįkin görmezsiz.
Biz ona sizden yakınız. Fakat görmezsiniz.
Hâlbuki biz, ona sizden daha yakınız; fakat (siz) görmezsiniz.
Oysa (o anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
O durumda, o nefse biz sizden daha yakınız. Ancak siz görmüyorsunuz.
Biz ise ona sizden daha yakın oluruz. Ancak, siz bunu göremezsiniz.
Halbuki biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
O anda Biz ona sizden daha yakın oluruz, fakat siz görmezsiniz.
Biz ona sizden daha yakınız; ancak siz görmezsiniz.
ve bizi görmediğiniz halde, biz ona sizden daha yakınken,
Biz ona sizden yakınız, fakat göremezsiniz.
Ve Biz, —siz göremeseniz bile— ona sizden daha yakınken,
Biz ona sizden daha yakınız; ama görmezsiniz.
Biz ise, can çekişene sizden daha yakınız. // Sadece göremiyorsunuz o kadar!.
İşte o anda ölümle yüz yüze gelenlere sizden daha yakınız. Fakat bu gerçeği göremezsiniz.
Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz. [*]
(İşte o an) Biz, ona sizden daha yakınız. Fakat siz, bunu asla bilemezsiniz!
ve [Bizi] görmediğiniz halde, Biz ona sizden daha yakınken:
Artık biz, ona sizden daha yakınız. Ama siz göremezsiniz. 33/9
O anda, biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
Ve Biz ona sizden çok daha yakınızdır, fakat siz görmeyeceksiniz.
Ve biz (O can çekiştirene) sizden daha yakınız. Velâkin siz göremezsiniz.
Oysa biz ona sizden daha yakınız. (Her halini mümin mi kâfir mi olduğunu mükâfat mı, yoksa cezayı mı hak etliğini elbette biliriz) Fakat siz bilmezsiniz.
Ve biz ona (can verene) sizden daha yakınız, lakin siz görmezsiniz.
Biz, ona sizden daha yakınız. Ama göremezsiniz.
Biz aña sizden yaḳın‐biz, lākin siz görmezsiz.
Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz.
Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
Ve biz ona sizden daha yakınlarız ve lâkin siz görmezsiniz.
Biz ona, sizden daha yakınız ama göremezsiniz.
Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.
Biz ise ona sizden daha yakınızdır; ama siz görmezsiniz.
Biz ona sizden daha yakınız, ama siz görmezsiniz.
Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz.
Biz ise, ona, ilim ve kudretimizle sizden çok yakınız; fakat siz, (yapılmakta olan işleri ) görmezsiniz, anlıyamazsınız.
Ve Biz, sizden ona daha yakınız. Fakat siz görmezsiniz.
83,84,85. Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.[605]