Kalem Suresi 11. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

11. Ayet

هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَم۪يمٍۙ

10,11,12,13,14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ayıp arayan, kovucu ve söz getirip götürücüyle.

Besim Atalay (1965)

Suç arayana, kovucuya

Cemal Külünkoğlu

Ayıp arayıp kınayanlara, dedikodu yapanlara,

Cemil Said (1924)

11,12,13. Ânlar aslı nâ-ma’lûm furûmâye âdemdirler, hayrı men’ iderler, hadden ziyâde günâh işlerler, mücrimdirler.

Diyanet Vakfı

10, 11, 12, 13, 14. (Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

Edip Yüksel

İftiracı, söz götürüp getiren,

Elmalılı Hamdi Yazır

gammaz koğuculukla gezer

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,

Emrah Demiryent

O ki, daima (insanların gizli hâllerini araştırıp) kusur arayıp kınar ve koğuculuk yapar.

Abdullah-Ahmet Akgül

Alabildiğine (herkesi) ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren(lere de güvenme ve değer verme).

Erhan Aktaş

Devamlı kusur arayıp laf taşıyan iftiracılara,

Eski Anadolu Türkçesi

10-14. daħı boyun virme her and içiciye çoķ ħor olmışdur ādem ardınca yavuz söyleyici yüri-y-ici ķov-ıla yıġıcı ħayrı ḥaddan geçici çoķ yazuķlu iri aśarmaz şundan śoñra ḥaramza eger oldur-ise mal issi daħı oġlanlar issi.

Hasan Basri Çantay

10,11,12,13. (Doğruya da, eğriye de) alabildiğine yemîn eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (ötekini berikini) dâima ayıblayan, (gammazlıkla) lâf getirib götürmiye koşan, (insanları) hayırdan durmayıb men'eyleyen aşırı zaalim, çok günahkâr, kaba, haşin, bütün bunlardan başka da kulağı kesik (damgalı soysuz) olan her kişiyi tanıma (onlara boyun eğme)!

Hayrat Neşriyat

10,11,12,13,14. (Habîbim, yâ Muhammed!) Çok yemîn eden, aşağılık (kıymetli bir görüşe sâhib olmayan), dâimâ ayıplayan (insanların arkasından dudak büken), hep koğuculuk peşinde gezen, her zaman hayra mâni' olan, haddi aşan (hakkı çiğneyen), alabildiğine günahkâr, zorba; bun(lar)dan sonra (bir de) soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğullar sâhibi oldu diye itâat etme!

İhsan Aktaş

Alabildiğine (insanları) ayıplayıp kötüleyene, (ara bozmak için) söz getirip götürene,

İlyas Yorulmaz

Dedi kodu yapıp onu bunu çekiştirip dolaşana.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

arkadan söz söyler,kovculuk eder, söz getirip götürür,

İsmail Hakkı İzmirli

10, 11. Yemin eden, Tanrı yanında düşkün, ayıp araştıran, kovuculukla söz gezdiren,

İsmail Yakıt

Hep kusur arayan ve laf getirip götürene,⁸

Kadri Çelik

Alabildiğine ayıplayıp kötüleyene, söz getirip götürene.

Abdullah Parlıyan

ayıp arayan kovuculukla söz getirip götürenlere,

Kuran Yolu

10-14. Olur olmaz yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp iğneleyen, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günahkâr, huysuz ve kaba, üstelik karakteri bozuk kimselere, serveti ve çocukları var diye sakın boyun eğme.

Mahmut Kısa

Kalplere kin ve düşmanlık tohumları ekerek hakkınızda dedikodu yayan iftiracılara!

Mahmut Özdemir

Ayıp arayan laf götürüp getiren’e!

Mehmet Çakır

mıdılcıya, laf taşıyan gezentiye de.

Mehmet Çoban

Bu aşağılıklar; haksız olarak insanları kınar, insanlar arasında ikilik çıkarmak için söz taşırlar.

Mehmet Okuyan

10,11,12,13. Sürekli (yalan yere) yemin edip duranlara, aşağılıklara, (herkesi) kötüleyenlere, söz götürüp getirenlere, iyiliğe engel olanlara, saldırganlara, günaha gömülenlere, kaba olanlara, ardından da kötülükle damgalı olanlara itaat etme! [*]

Mehmet Türk

10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların¹ hiçbirine itaat etme. ²

Muhammed Esed

[yahut] iğrenç dedikodular yapan iftiracıya,

Mustafa Çavdar

Sürekli onun bunun ayıbını arayan, söz taşıyıp kovuculuk yapanlara. 4/112, 24/4...17, 49/11-12

Ahmet Tekin

Devamlı kusur arayan, laf götürüp getirenlere boyun eğme.

Mustafa İslamoğlu

Arkadan çekiştirmek için mekik dokuyan arabozucuya (da)!

Ömer Nasuhi Bilmen

Daima kusur arayana. Lâf götürüp getirene.

Orhan Kuntman

Ötekini berikini ayıplayan, durmadan laf götürüp getiren,

Osman Fırat

Söz taşıyarak (dedikoduyu) körüklüyen,

Şaban Piriş

Ayıp arayana ve laf götürüp getirene..

Satıraltı Meal (1534)

ġıybet söyleyiciye, arañuzda söz gezdüriciye,

Suat Yıldırım

10, 11, 12, 13, 14, 15, 16. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları! ” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74, 11-26; 6, 25; 8, 31; 46, 17]

Süleyman Ateş

Kötüleyip duran, söz götürüp getiren,

Süleyman Tevfik (1927)

Halkın kusurlarını arayanlara, arada söz taşıyanlara

Süleymaniye Vakfı

Arkadan çekiştirenleri, söz getirip götürenleri,

Ahmet Varol

(Herkesi) ayıplayan, söz taşıyan,

Ümit Şimşek

Başkasını çekiştirene, söz taşıyana,

Yaşar Nuri Öztürk

Alaycı/gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,

Ali Bulaç

Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),

Ali Fikri Yavuz

Çok ayıplayanı, koğuculukla gezeni...

Bahaeddin Sağlam

O ki devamlı ayıplar, gıybet eder, dedikodu taşır.

Bayraktar Bayraklı

İğrenç dedikodular yapan iftiracıya da uyma!