Kalem Suresi 23. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

23. Ayet

فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَۙ

23,24. Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken yola düştüler ve birbirlerine de gizlice diyorlardı ki.

Besim Atalay (1965)

23,24. «Bahçenize bugün yoksul girmesin» diye de, gizlice konuştular

Cemal Külünkoğlu

Derken, aralarında fısıldaşarak yola koyuldular:

Cemil Said (1924)

21,22,23,24. İrtesi sabah biri birilerinin kulağına: "Eğer hurmalarınızı toplamak istiyor iseniz sabah şafak söker iken bağçenize gidiniz" diyerek gidiyorlar idi. "Hiç olmaz ise bu gün bir tek fakir bağçemize girmesün" diyorlar idi.

Diyanet Vakfı

23, 24. Derken: Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın! diye fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.

Edip Yüksel

Derken yola çıktılar, aralarında konuşuyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.

Emrah Demiryent

23-24. Derken, “Aman (dikkatli olun), bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Abdullah-Ahmet Akgül

Derken, aralarında fısıldaşarak (başka zaman kendi hizmetlerini gören ve onların sırtından saltanat sürülen yoksul ve halk kesimlerinden gizlice kaçışarak) çıkıp-gitmişlerdi.

Erhan Aktaş

Hemen, sessizce yola koyuldular.

Eski Anadolu Türkçesi

pes vardılar anlar gizlü söyleşürlerken

Hasan Basri Çantay

Derken onlar aralarında fısıldaşarak gitdiler:

Hayrat Neşriyat

23,24. “Sakın, bugün orada bir fakir yanınıza sokulmasın!” diye kendi aralarında gizli gizli konuşarak hemen gittiler.

İhsan Aktaş

23, 24. ’Bugün orada, hiçbir yoksul (fakir, muhtaç ve düşkün) kimse yanınıza sokulmasın’ diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

İlyas Yorulmaz

Sessizlik içinde tarlalarına gittiler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine yola koyuldular. Biribirleriyle fısıldaştılar:

İsmail Hakkı İzmirli

Onlar yola düştüler. Birbirlerine gizlice diyorlardı:

İsmail Yakıt

Bunun üzerine aralarında fısıldaşarak yola koyuldular.

Kadri Çelik

Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler.

Abdullah Parlıyan

Derken yola düştüler, birbirlerine gizlice diyorlardı ki:

Kuran Yolu

Derken yola koyuldular. Birbirlerine şöyle fısıldıyorlardı:

Mahmut Kısa

Böylece, hazırlıklarını yapıp yola koyuldular. Bu arada, aralarında gizli gizli konuşuyorlardı:

Mahmut Özdemir

Derken yola düştüler; gizli gizli konuşuyorlardı:

Mehmet Çakır

Yolda giderlerken kıs kıs gülüşüyorlardı:

Mehmet Çoban

Bahçelerine doğru giderlerken aralarında konuşuyorlardı.

Mehmet Okuyan

23,24. (Bahçe sahipleri “Keşke) bugün yanınıza sokulmak üzere bahçeye hiçbir yoksul girmese!” (dileğiyle) fısıldaşarak yürüyorlardı.

Mehmet Türk

23,24. Derken, kendi aralarında: “Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın!” diye fısıldaşarak (bahçelerine) gittiler.

Muhammed Esed

Derken yola koyuldular, giderken fısıldaşıyorlardı:

Mustafa Çavdar

Sonra yola koyuldular ve aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı: 89/15.19

Ahmet Tekin

Aralarında fısıldaşarak fırladılar.

Mustafa İslamoğlu

Derken yola koyuldular… Aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık aralarında gizlice söyleşerek gidiverdiler.

Orhan Kuntman

23,24. (Ve yola koyuldular) Yolda giderken de, aralarında fısıldaşıyor: "Sakın bu gün -bizden evvel- bir yoksul çıkıp da bahçemize girmesin" diyorlardı.

Osman Fırat

Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı:

Şaban Piriş

22,23. --Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler.

Satıraltı Meal (1534)

Pes gitdiler, biri birine gizlü söyleyüp

Suat Yıldırım

23, 24. Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında şöyle fiskos ediyorlardı: “Sakın, bugün yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahçeye girmelerine hiç imkân vermeyin! ”

Süleyman Ateş

Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı:

Süleyman Tevfik (1927)

23,24. Gitdiler, yolda birbirlerine: "Bugün bir fakîri bostana sokmayınız" dirlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Hemen yola çıktılar. Şöyle fısıldaşıyorlardı:

Ahmet Varol

Derken aralarında fısıldaşarak yola çıktılar.

Ümit Şimşek

Giderken fısıldaşıyorlardı:

Yaşar Nuri Öztürk

Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:

Ali Bulaç

Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp-gittiler:

Ali Fikri Yavuz

Hemen fırladılar; aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:

Bahaeddin Sağlam

Çıktılar, gizlice fısıldaşıyorlardı:

Bayraktar Bayraklı

23,24. Yola çıktılar, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı: “Bugün tarlada, yanınıza hiçbir yoksulun girmesine müsaade etmeyiniz!”