Kalem Suresi 25. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

25. Ayet

وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ

(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve kendilerini, yoksulları men etmeye güçleri yeter sanarak erkenden gittiler.

Besim Atalay (1965)

Bunu yapmak dileğiyle, erken çıktılar

Cemal Külünkoğlu

(Yoksulları) engellemeğe güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.

Cemil Said (1924)

Şafak söker iken bağçelerine gitdiler. Fukarâya hiç bir şey virmemeğe karâr virmişlerdi.

Diyanet Vakfı

(Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.

Edip Yüksel

Sonuçtan emin bir halde erken vardılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sırf bir men'a gücleri yeterek erkenden gittiler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

(Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.

Emrah Demiryent

Yoksullara yardıma güçleri yettiği hâlde, onları yardımdan mahrum etmek niyeti ile sabah erkenden yola çıktılar.

Abdullah-Ahmet Akgül

(İstemedikleri her şeyi) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden yola düşmüşlerdi.

Erhan Aktaş

İhtiyaç sahiplerini göz ardı ederek erkenden gittiler.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı irtelediler ķaśd eylemek üzere ķaadırlarken.

Hasan Basri Çantay

(Fakirleri) men'e (sanki) gücleri yetecek adamlar tavriyle erkenden gitdiler.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (fakirlere yardıma) güçleri yeten kişiler oldukları hâlde, (onları yardımdan)mahrûm etmek üzere erkenden gittiler.

İhsan Aktaş

Ve (yoksullara yardım etmeye) güçleri yettiği hâlde (onları yardımdan mahrum bırakmak için) erkenden yola çıktılar.

İlyas Yorulmaz

Sabah erkence kararlarına uygun planlar yapmış olarak çıktılar.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Buna güçleri yeteceğini sanarak erkenden gitmişlerdi.

İsmail Hakkı İzmirli

Yoksullara bir şey vermemeye güçleri yeter za/mıyle erken gittiler.

İsmail Yakıt

Onlar ürünlerini toplayabileceklerini umarak erkenden gittiler

Kadri Çelik

(Azabı değil, sadece yoksulları) Engellemeye güç yetirenler olarak erkenden gittiler.

Abdullah Parlıyan

Ve kendilerini yoksullara birşey vermemeye güçleri yeter zannederek erkenden bahçelerine gittiler.

Kuran Yolu

Amaçlarını, planladıkları gibi gerçekleştirmek üzere erkenden yola düşüp gittiler.

Mahmut Kısa

İşte bu şekilde, ürünleri toplayacaklarından emîn olarak, sanki istedikleri her şeyi yapabilecek güce sahiplermiş gibi erkenden çıkıp gittiler.

Mahmut Özdemir

Engellemeye güç yetirecek şekilde ertesi gün erken gittiler.

Mehmet Çakır

Büyük bir hırsla pehlivanlar gibi bağa dalınca,

Mehmet Çoban

Meyvelerini toplayacaklarından emindiler.

Mehmet Okuyan

Her şeye güçleri yetermiş (gibi) çok erken davranıp (bahçeye gelmişlerdi).

Mehmet Türk

(Sanki yoksulları) engellemeğe güçleri yetecekmiş gibi, erkenden gittiler.

Muhammed Esed

ve amaçlarına ulaşmaya kararlı bir şekilde erkenden kalkıp gittiler.

Mustafa Çavdar

Evet yoksulların hakkını vermeme azim ve kararlığıyla erkenden yola koyuldular. 51/19

Ahmet Tekin

Yoksullara yardıma güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve kararı ile erkenden yola düştüler.

Mustafa İslamoğlu

Sabah erkenden, güçleri her şeye yetermiş havasıyla yola koyuldular.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yoksulları men'e kâdir oldukları halde erkenden gidiverdiler.

Orhan Kuntman

(Evet, o cimriler, yoksulları) Engellemek gayretiyle erkenden kalkıp bahçelerine gittiler.

Osman Fırat

Devşirebileceklerine kararlı olarak erkenden gittiler.

Şaban Piriş

Varlıklı oldukları halde (muhtaçları) engellemek için erken yola çıktılar.

Satıraltı Meal (1534)

ve gitdiler miskinleri ḳaytarmaġa ḳādirler‐iken.

Suat Yıldırım

Yoksulları engelleme azmi içinde ilerlediler.

Süleyman Ateş

Devşirebileceklerini umarak erkenden gittiler.

Süleyman Tevfik (1927)

Fukarâyı men'a kâdir olduklarını zan iderek oraya vâsıl oldılar.

Süleymaniye Vakfı

Karar verdikleri gibi erkenden hırsla oraya vardılar.

Ahmet Varol

(Yoksulları) engellemeye güç yetirecekleri zannıyla erkenden gittiler.

Ümit Şimşek

Erkenden vardılar, yoksula engel olmak ellerindeymiş gibi.

Yaşar Nuri Öztürk

Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.

Ali Bulaç

(Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.

Ali Fikri Yavuz

Hem zanlarınca, miskinleri mahrum etmeğe güçleri yeterek erkenden gittiler...

Bahaeddin Sağlam

(Fakirleri) engelleyecek bir güç ile bahçeye kastedip gittiler.

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”