25. Ayet
وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Ve kendilerini, yoksulları men etmeye güçleri yeter sanarak erkenden gittiler.
Bunu yapmak dileğiyle, erken çıktılar
(Yoksulları) engellemeğe güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.
Şafak söker iken bağçelerine gitdiler. Fukarâya hiç bir şey virmemeğe karâr virmişlerdi.
(Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
Sonuçtan emin bir halde erken vardılar.
Sırf bir men'a gücleri yeterek erkenden gittiler
(Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.
Yoksullara yardıma güçleri yettiği hâlde, onları yardımdan mahrum etmek niyeti ile sabah erkenden yola çıktılar.
(İstemedikleri her şeyi) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden yola düşmüşlerdi.
İhtiyaç sahiplerini göz ardı ederek erkenden gittiler.
daħı irtelediler ķaśd eylemek üzere ķaadırlarken.
(Fakirleri) men'e (sanki) gücleri yetecek adamlar tavriyle erkenden gitdiler.
Hâlbuki (fakirlere yardıma) güçleri yeten kişiler oldukları hâlde, (onları yardımdan)mahrûm etmek üzere erkenden gittiler.
Ve (yoksullara yardım etmeye) güçleri yettiği hâlde (onları yardımdan mahrum bırakmak için) erkenden yola çıktılar.
Sabah erkence kararlarına uygun planlar yapmış olarak çıktılar.
Buna güçleri yeteceğini sanarak erkenden gitmişlerdi.
Yoksullara bir şey vermemeye güçleri yeter za/mıyle erken gittiler.
Onlar ürünlerini toplayabileceklerini umarak erkenden gittiler
(Azabı değil, sadece yoksulları) Engellemeye güç yetirenler olarak erkenden gittiler.
Ve kendilerini yoksullara birşey vermemeye güçleri yeter zannederek erkenden bahçelerine gittiler.
Amaçlarını, planladıkları gibi gerçekleştirmek üzere erkenden yola düşüp gittiler.
İşte bu şekilde, ürünleri toplayacaklarından emîn olarak, sanki istedikleri her şeyi yapabilecek güce sahiplermiş gibi erkenden çıkıp gittiler.
Engellemeye güç yetirecek şekilde ertesi gün erken gittiler.
Büyük bir hırsla pehlivanlar gibi bağa dalınca,
Meyvelerini toplayacaklarından emindiler.
Her şeye güçleri yetermiş (gibi) çok erken davranıp (bahçeye gelmişlerdi).
(Sanki yoksulları) engellemeğe güçleri yetecekmiş gibi, erkenden gittiler.
ve amaçlarına ulaşmaya kararlı bir şekilde erkenden kalkıp gittiler.
Evet yoksulların hakkını vermeme azim ve kararlığıyla erkenden yola koyuldular. 51/19
Yoksullara yardıma güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve kararı ile erkenden yola düştüler.
Sabah erkenden, güçleri her şeye yetermiş havasıyla yola koyuldular.
Ve yoksulları men'e kâdir oldukları halde erkenden gidiverdiler.
(Evet, o cimriler, yoksulları) Engellemek gayretiyle erkenden kalkıp bahçelerine gittiler.
Devşirebileceklerine kararlı olarak erkenden gittiler.
Varlıklı oldukları halde (muhtaçları) engellemek için erken yola çıktılar.
ve gitdiler miskinleri ḳaytarmaġa ḳādirler‐iken.
Yoksulları engelleme azmi içinde ilerlediler.
Devşirebileceklerini umarak erkenden gittiler.
Fukarâyı men'a kâdir olduklarını zan iderek oraya vâsıl oldılar.
Karar verdikleri gibi erkenden hırsla oraya vardılar.
(Yoksulları) engellemeye güç yetirecekleri zannıyla erkenden gittiler.
Erkenden vardılar, yoksula engel olmak ellerindeymiş gibi.
Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.
(Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
Hem zanlarınca, miskinleri mahrum etmeğe güçleri yeterek erkenden gittiler...
(Fakirleri) engelleyecek bir güç ile bahçeye kastedip gittiler.
25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”