Kalem Suresi 27. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

27. Ayet

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

(Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Hayır dediler, biz mahrum olup gitmişiz.

Besim Atalay (1965)

Yok yok eli boş kaldık!»

Cemal Külünkoğlu

(Kendi bahçeleri olduğunu anladıklarında ise:) “Olamaz, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) mahrum bırakıldık” (dediler).

Cemil Said (1924)

26,27. Bağçenin ne hâle geldiğini gördükleri vakit "Eyvah biz yanılmışız meyvelerimiz mahv oldı" diyu bağırdılar.

Diyanet Vakfı

Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!

Edip Yüksel

"Yok, doğrusu biz yoksun bırakıldık."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok biz mahrum edilmişiz

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler).

Emrah Demiryent

(Etrafa bakarak, kendi bahçeleri olduğunu anladıklarında ise,) “Hayır! Doğrusu biz (işlediğimiz suçtan dolayı, bahçenin ürününden ve gelirinden) mahrum bırakıldık” (dediler).

Abdullah-Ahmet Akgül

(Derken gerçeği anlayıp) "Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık" (diye pişman ve perişan vaziyette çöküvermişlerdi).

Erhan Aktaş

Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız.

Eski Anadolu Türkçesi

“belki biz maḥrumlaruz” ya'nį andan eyittiler.

Hasan Basri Çantay

(Sonra hakıykatı anlayınca da) «Hayır, biz mahrum (kalmış) larız».

Hayrat Neşriyat

(Kendi bahçeleri olduğunu kabûllenince de:) “Hayır! (O fakirler değil, asıl) biz (bu ni'metten) mahrum bırakılmış kimseleriz!” (dediler.)

İhsan Aktaş

(Gerçeği anlayınca da) “Bilakis, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) mahrum bırakılmışız!” (dediler).

İlyas Yorulmaz

Hayır, “Biz mahrum bırakıldık” dediler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

"Öyle değil, yoksul düştük artık."

İsmail Hakkı İzmirli

Öyle değil, mahrum kalmışız» dediler.

İsmail Yakıt

“Bilakis, biz mahrum bırakıldık!”

Kadri Çelik

“Hayır, biz (her şeyden) yoksun bırakılmış olduk.”

Abdullah Parlıyan

Sonra yanlış yere gelmediklerini ve Allah'ın bir cezası ve imtihanı olduğunu anladıklarında: “Biz mahrum bırakılmışız” dediler.

Kuran Yolu

26-27. Bahçeyi gördüklerinde ise, “Herhalde yanlış yere gelmişiz; yok yok, ürünü kaybetmişiz” dediler.

Mahmut Kısa

Fakat çok geçmeden gerçeği anladılar: “Hayır hayır; aslında biz, bağımızdan bahçemizden tamamen yoksun bırakıldık!” diye feryat ettiler.

Mahmut Özdemir

-“Hayır! Belki biz mahrum bırakıldık”.

Mehmet Çakır

26,27. afalladılar: " Aaa! Galiba yeri şaşırdık. // Yoo. Olamaz! Mahvolduk " dediler.

Mehmet Çoban

Yollarını şaşırıp başka bir bahçeye gitmediklerini anlayınca: "Hayır olamaz. Biz gerçekten nimetlerden mahrum bırakıldık." dediler.

Mehmet Okuyan

“(Hayır)! Aksine biz mahrum bırakıldık!” [*] (diye sızlanmışlardı).

Mehmet Türk

26,27. Ama o (bahçeyi o halde) görünce (önce): “Biz herhalde yanlış gelmişiz” dediler. (Sonra da): “Hayır, biz tam tersine (bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.” dediler.

Muhammed Esed

[ve sonra da] “Hayır, galiba elimizden çıkmış!” (dediler).

Mustafa Çavdar

– Hayır hayır! Her şeyimiz gitmiş biz mahvolmuşuz! 56/63...67

Ahmet Tekin

“Yok, yok, biz yoksul bırakılmışız.” dediler.

Mustafa İslamoğlu

(Akılları başlarına gelince), “Hayır, biz mahrum edilmişiz” (dediler).[⁵²⁵¹]

Ömer Nasuhi Bilmen

Hayır, biz mahrum kimseleriz.»

Orhan Kuntman

"Hayır doğrusu biz (cimrilik gösterdiğimiz için, bahçemizin ürününden) yoksul bırakıldık dediler.

Osman Fırat

Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!

Şaban Piriş

-Hayır, Biz mahrum bırakıldık.

Satıraltı Meal (1534)

Bel ki biz maḥrūmlaruz.

Suat Yıldırım

Çok geçmeden işi anlayınca: “Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız! ”

Süleyman Ateş

Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!

Süleyman Tevfik (1927)

(Sonra bostanları oldığını tanıdıklarında) Evet! Biz (fukarâyı men' iylediğimiz içün) şimdi mahrûm kaldık" didiler

Süleymaniye Vakfı

“Hayır hayır, biz yoksun bırakıldık!”

Ahmet Varol

"Hayır. Doğrusu biz mahrum bırakıldık."

Ümit Şimşek

“Yok, yanlış gelmedik; mahrum kaldık.”

Yaşar Nuri Öztürk

"Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."

Ali Bulaç

'Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.'

Ali Fikri Yavuz

(Etrafa bakınıp kendi bahçeleri olduğunu anladıkları zaman da): “-Hayır, (bahçenin bereketinden) biz mahrum edilmişiz.” dediler.

Bahaeddin Sağlam

Hayır, doğrusu biz (bahçeden) mahrum bırakıldık” dediler.

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”