27. Ayet
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
(Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
(Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.
Hayır dediler, biz mahrum olup gitmişiz.
Yok yok eli boş kaldık!»
(Kendi bahçeleri olduğunu anladıklarında ise:) “Olamaz, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) mahrum bırakıldık” (dediler).
26,27. Bağçenin ne hâle geldiğini gördükleri vakit "Eyvah biz yanılmışız meyvelerimiz mahv oldı" diyu bağırdılar.
Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
"Yok, doğrusu biz yoksun bırakıldık."
Yok biz mahrum edilmişiz
"Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler).
(Etrafa bakarak, kendi bahçeleri olduğunu anladıklarında ise,) “Hayır! Doğrusu biz (işlediğimiz suçtan dolayı, bahçenin ürününden ve gelirinden) mahrum bırakıldık” (dediler).
(Derken gerçeği anlayıp) "Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık" (diye pişman ve perişan vaziyette çöküvermişlerdi).
Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız.
“belki biz maḥrumlaruz” ya'nį andan eyittiler.
(Sonra hakıykatı anlayınca da) «Hayır, biz mahrum (kalmış) larız».
(Kendi bahçeleri olduğunu kabûllenince de:) “Hayır! (O fakirler değil, asıl) biz (bu ni'metten) mahrum bırakılmış kimseleriz!” (dediler.)
(Gerçeği anlayınca da) “Bilakis, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) mahrum bırakılmışız!” (dediler).
Hayır, “Biz mahrum bırakıldık” dediler.
"Öyle değil, yoksul düştük artık."
Öyle değil, mahrum kalmışız» dediler.
“Bilakis, biz mahrum bırakıldık!”
“Hayır, biz (her şeyden) yoksun bırakılmış olduk.”
Sonra yanlış yere gelmediklerini ve Allah'ın bir cezası ve imtihanı olduğunu anladıklarında: “Biz mahrum bırakılmışız” dediler.
26-27. Bahçeyi gördüklerinde ise, “Herhalde yanlış yere gelmişiz; yok yok, ürünü kaybetmişiz” dediler.
Fakat çok geçmeden gerçeği anladılar: “Hayır hayır; aslında biz, bağımızdan bahçemizden tamamen yoksun bırakıldık!” diye feryat ettiler.
-“Hayır! Belki biz mahrum bırakıldık”.
26,27. afalladılar: " Aaa! Galiba yeri şaşırdık. // Yoo. Olamaz! Mahvolduk " dediler.
Yollarını şaşırıp başka bir bahçeye gitmediklerini anlayınca: "Hayır olamaz. Biz gerçekten nimetlerden mahrum bırakıldık." dediler.
“(Hayır)! Aksine biz mahrum bırakıldık!” [*] (diye sızlanmışlardı).
26,27. Ama o (bahçeyi o halde) görünce (önce): “Biz herhalde yanlış gelmişiz” dediler. (Sonra da): “Hayır, biz tam tersine (bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.” dediler.
[ve sonra da] “Hayır, galiba elimizden çıkmış!” (dediler).
– Hayır hayır! Her şeyimiz gitmiş biz mahvolmuşuz! 56/63...67
“Yok, yok, biz yoksul bırakılmışız.” dediler.
(Akılları başlarına gelince), “Hayır, biz mahrum edilmişiz” (dediler).[⁵²⁵¹]
Hayır, biz mahrum kimseleriz.»
"Hayır doğrusu biz (cimrilik gösterdiğimiz için, bahçemizin ürününden) yoksul bırakıldık dediler.
Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!
-Hayır, Biz mahrum bırakıldık.
Bel ki biz maḥrūmlaruz.
Çok geçmeden işi anlayınca: “Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız! ”
Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!
(Sonra bostanları oldığını tanıdıklarında) Evet! Biz (fukarâyı men' iylediğimiz içün) şimdi mahrûm kaldık" didiler
“Hayır hayır, biz yoksun bırakıldık!”
"Hayır. Doğrusu biz mahrum bırakıldık."
“Yok, yanlış gelmedik; mahrum kaldık.”
"Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
'Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.'
(Etrafa bakınıp kendi bahçeleri olduğunu anladıkları zaman da): “-Hayır, (bahçenin bereketinden) biz mahrum edilmişiz.” dediler.
Hayır, doğrusu biz (bahçeden) mahrum bırakıldık” dediler.
25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”