Kalem Suresi 30. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

30. Ayet

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir birlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.

Besim Atalay (1965)

Birbirlerini kınamaya koyuldular

Cemal Külünkoğlu

30-31. Bunun üzerine, “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!” diyerek birbirlerini kınamaya başladılar.

Cemil Said (1924)

29,30. "Allâh’ın şânı zulümden münezzehdir. Biz zulüm itdik" didiler. Ve biri birilerini tahtıeye başladılar.

Diyanet Vakfı

Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

Edip Yüksel

Ve hemen birbirlerini suçlamaya başladılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.

Emrah Demiryent

Sonra dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.

Abdullah-Ahmet Akgül

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başlamışlardı (ama iş işten geçmişti.)

Erhan Aktaş

Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ilerü geldi bir niceleri bir nice üzere melāmet eyleşürler.

Hasan Basri Çantay

Şimdi kabahati birbirlerine yüklemiye başladı (lar).

Hayrat Neşriyat

Sonra bazıları bazılarına dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.

İhsan Aktaş

29,30. (Bunun üzerine) Onlar,"Ey Rabbimiz, sen her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz zalim kimseler imişiz” dediler!"deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.

İlyas Yorulmaz

Onların bir kısmı, bir kısmını kınayarak karşılık verdi.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Artık onlar biribirlerini kınamıya başladılar.

İsmail Hakkı İzmirli

Birbirlerini kınamaya koyuldular.

İsmail Yakıt

Sonra dönüp birbirlerini suçlamaya/kınamaya başladılar.

Kadri Çelik

Ardından birbirine yönelerek kendilerini kınamaya başladılar.

Abdullah Parlıyan

Sonra dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.

Kuran Yolu

Ardından, birbirlerini kınamaya başladılar:

Mahmut Kısa

Sonra karşı karşıya geçip birbirlerini suçlamaya başladılar:

Mahmut Özdemir

Birbirini kınamaya başladılar.

Mehmet Çakır

Kafa kafaya verdiler, ah tuh edip sızlandılar.

Mehmet Çoban

Sonra birbirlerini kınamaya, birbirlerini suçlamaya başladılar.

Mehmet Okuyan

Birbirlerini kınamaya başlamışlardı.

Mehmet Türk

Hemen birbirlerini kınamağa başladılar.

Muhammed Esed

ve sonra dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar.

Mustafa Çavdar

Sonra döndüler birbirlerini suçlamaya. 11/7

Ahmet Tekin

Suçu, kabahati birbirlerinin üstüne atmaya, birbirlerini kınamaya başladılar.

Mustafa İslamoğlu

Ardından birbirlerine yönelerek, karşılıklı özeleştiri yaptılar:[⁵²⁵³]

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.

Orhan Kuntman

(Pişmanlık duydular fakat ilkin) Kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar. (Sonra suçta her birinin ortak olduğunu anlayarak, pişmanlık duygusunu paylaştılar ve çareyi Rablerine yönelmekte buldular)

Osman Fırat

Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar:

Şaban Piriş

Başladılar birbirlerini kınamaya..

Satıraltı Meal (1534)

Pes biri birine melāmet itmege başladılar.

Suat Yıldırım

29, 30. Bunun üzerine “Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz! ” deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.

Süleyman Ateş

Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar:

Süleyman Tevfik (1927)

30,31. Birbirlerine levm iderek: "Eyvâh bize! Biz tuğyân ve 'isyân itdik."

Süleymaniye Vakfı

Dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar:

Ahmet Varol

Bu kez birbirlerine dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.

Ümit Şimşek

Dönüp birbirlerini suçladılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Ali Bulaç

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.

Ali Fikri Yavuz

Sonra da döndüler, birbirlerine kabahat yüklemeye başladılar:

Bahaeddin Sağlam

Birbirlerine dönüp kendilerini kınadılar.

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32. Onlar, “Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik” dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz.”