Kalem Suresi 43. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

43. Ayet

خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ

42,43. Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Gözleri yere dikilir, üstlerine aşağılık çöker ve gerçekten de sağ esenken de secdeye davet edilmişlerdir de secde etmemişlerdi.

Besim Atalay (1965)

42,43. O gün işler güçleşir; secdeye çağrılırlar, gözleri dönmüş, horluğa uğramış olduklarından, secde edemezler de, bunlar, sağlam iken de secdeye çağrıldılar

Cemal Külünkoğlu

Gözleri düşmüş bir durumda, onları aşağılanma kaplar. Oysa onlar (dünyada) sağlam iken secdeye çağrılmışlardı.

Cemil Said (1924)

Gözleri kapanmış, yüzleri hicâb ile örtülmüş olacakdır. Halbuki sağ ve sâlim oldukları vakit ’ibâdete da’vet olunurlar da gitmezler idi.

Diyanet Vakfı

Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).

Edip Yüksel

Gözleri düşmüş bir durumda, onları aşağılanma kaplar. Oysa onlar sağlam iken secdeye çağrılmışlardı

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ sâlim iken da'vet olunuyorlardı

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.

Emrah Demiryent

(O gün kâfirlerin, pişmanlıktan) gözleri öne düşmüş bir hâlde, kendilerini bir zillet kaplar. Hâlbuki onlar (dünyada) sıhhatli (sapasağlam) kimseler iken, secdeye çağırılıyorlardı (fakat onlar emrimize itaat etmiyorlardı).

Abdullah-Ahmet Akgül

Gözleri korkudan ve dehşetten düşüp şaşkınlaşmış, kendilerini de zillet sarıp-kuşatmıştır. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye (ve Kur’an’a itaat ve teslimiyete) davet edilirlerdi (de tenezzül edip buna yanaşmazlardı).

Erhan Aktaş

O gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.

Eski Anadolu Türkçesi

aşaġılıķ eyleyici-y-iken gözleri anlaruñ ire anlara ħorlıķ. daħı bayıķ oldılar oķınurlar secde eylemeġe degin anlar śaġlarken.

Hasan Basri Çantay

(Evet, secdeye da'vet edilecekler) gözleri düşük, kendilerini bir zillet sarmış olarak. Halbuki onlar bu secdeye (dünyâda) herşeyden salim ve sapasağlam iken da'vet ediliyorlardı.

Hayrat Neşriyat

(O gün kâfirlerin, pişmanlıktan) gözleri öne düşmüş bir hâlde, kendilerini bir zillet kaplar. Hâlbuki onlar (dünyada) sıhhatli kimseler iken, (okunan ezanlarla) doğrusu secdeye çağrılıyorlardı (fakat namaz kılmıyorlardı).

İhsan Aktaş

(O gün) onların (müşrik ve inkârcıların) gözleri horluktan aşağı düşmüş bir hâlde kendilerini zillet bürür. Oysa gerçekten onlar, sapasağlam iken de (dünyada) secdeye (Hakka boyun eğmeye) davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).

İlyas Yorulmaz

Onlar aşağılanmış bir halde, gözleri korku içerisindedir. Hâlbuki daha önce dünyada sapasağlam iken secde etmeye çağrılmışlardı.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

önlerine bakacaklar, alçalacaklardır. Oysaki onlar bu secdeye sapasağlam iken çağırılmışlardı.

İsmail Hakkı İzmirli

Fakat gözleri kararır, kendilerini zillet bürür bir halde secdeye güçleri yetmeyecek. Halbuki onlar selâmetteyken secdeye dâvet olunmuşlardı [¹].

İsmail Yakıt

Gözlerini korku bürümüş bir hâlde kendilerini de bir zillet kaplamıştır. Hâlbuki onlar sapasağlam iken de secdeye çağrılmışlardı.

Kadri Çelik

Gözleri yerde, kendilerini de bir zillet sarıp kuşatır. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.

Abdullah Parlıyan

Evet secdeye çağrılacaklar gözleri düşük kendilerini bir zillet sarmış olarak. Halbuki onlar bu secdeye dünyada herşeyden salim ve sapasağlam iken çağrılıyorlardı da secde etmiyorlardı.

Kuran Yolu

O sırada gözlerine korku çökmüş, perişan olmuşlardır. Halbuki onlar, yapabilecek durumda iken de secdeye çağrılmışlardı.

Mahmut Kısa

Utanç ve pişmanlıktan gözleri önlerine düşecek ve onları tepeden tırnağa bir zillet bürüyecektir. Oysa onlar, dünyada sağlık ve esenlik içindeyken de Allah’a secdeye çağrılmış, fakat inatla karşı koymuşlardı.

Mahmut Özdemir

Baş eğmiş olarak zillet bürüyen bakışları! Oysa onlar esenlikteyken, Secdeler’e çağrılıyorlardı.

Mehmet Çakır

Gözleri belerecek. Secde edememekten kan ter içinde kalacaklar. Halbuki onlar, hayatta iken secdeye davet edilmişlerdi.

Mehmet Çoban

Onların hesap günü gözleri suçluluktan düşmüş, yüzlerini zillet kaplamıştır. Hatırlasınlar! Onlara da herkese olduğu gibi eşit davranılarak nimetlerle donatılmış, sağlık ve afiyet içinde dünyada yaşarlarken, Allah’ı yüceltmeleri, Allah’ın yasalarına göre yaşamaları istenmişti. Ama onlar isyan ettiler. Dünyada Allah’ın yoluna uymadılar. Allah’ın yasalarına göre yaşamadılar.

Mehmet Okuyan

Kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (sıkıntıdan) yıkılmış bir hâlde (olacaktır). [*] (Oysa) onlar, sağlamken secde etmeye davet edilmişlerdi.

Mehmet Türk

(İşte o an) onların bakışları yere saplanır ve kendilerini de bir alçaklık sarar. Hâlbuki onlar, sapasağlam iken de (Allah’a) secdeye davet edilmişlerdi.¹

Muhammed Esed

(işte o Gün) gözleri zilletin ağırlığıyla ürkekleşip durgunlaşacaktır; çünkü hayatta iken [Allah’ın huzurunda] secde etmeye çağrılmaları [boşa gitmişti].

Mustafa Çavdar

O gün onların gözlerini korku bürüyecek ve her taraflarını zillet kaplayacak Oysa onlar, dünyada iken secdeye davet edilmişlerdi de secde etmeye yanaşmamışlardı. 6/26.28, 42/45

Ahmet Tekin

Onlar, dünyada, rahatları, huzurları yerinde iken, secdelere, imana, İslâm'a, namaza davet edildikleri, teşvik edildikleri halde, davete icabet etmedikleri için, o gün, hakkaniyete riayet duyguları gereği, gözleri korku ve saygıyla dolu, işarete bile mecalleri olmayacak durumda, düşkün bir halde, kendilerini bir zillet sararken secdeye güçleri yetmeyecek.

Mustafa İslamoğlu

Bakışları (gerçeğin dehşetinden)[⁵²⁶³] yere düşmüş, kendilerini bir zillet kuşatmıştır; zira onlar, becerebilecekleri bir haldeyken secdeye çağrılmışlardı (da reddetmişlerdi).

Ömer Nasuhi Bilmen

Gözleri kararmış, kendilerini zillet kaplamış (bulunurlar). Halbuki onlar sapasağlam iken bu secdelere dâvet olunuyorlardı.

Orhan Kuntman

(Evet onlar) Boyunlarını bükmüş, kendilerini aşağılık hissi bürümüş bir haldedirler. (Zillet içindeyken -utanırlar da- secdeye güçleri yetmez) Oysa onlar, -dünyada- sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı. (Fakat, kibirlerinden secdeye yanaşmıyorlardı)

Osman Fırat

Korkulu bakışlarla yüzlerini zillet kaplamıştır. Onlar daha öncede sağlam iken de secdeye da’vet edildiler.

Şaban Piriş

Gözleri yere yıkılmış, yüzlerini zillet bürümüş/perişan olmuşlardır. Oysa onlar, selamette iken secdeye çağrılmışlardı.

Satıraltı Meal (1534)

Gözleri bāhit ḳala, dikile, özlerine ḫorluḳ yitişse. Anlar da‘vet olunurlardısecdeye, anlar sālimler‐iken.

Suat Yıldırım

Gözleri yerde, kendilerini zillet kaplamıştır. Halbuki dünyada bedenleri sağlam, âzaları salim iken de secdeye dâvet edilirler, ama bunu yapmazlardı.

Süleyman Ateş

Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di.

Süleyman Tevfik (1927)

Havf ve nedâmetden gözleri karârmış oldığı halde onları zillet ve hakâret ihâta ider. Halbuki onlar dünyâda, sıhhatde ve illetden sâlim oldukları halde secdeye da'vet olunmuşlardı. (Buna îcâbet itmemişlerdi).

Süleymaniye Vakfı

Saygıyla önlerine bakacaklar, alçaklık her yanlarını saracak. Onlar bu hale gelmeden önce de secdeye çağrılmışlardı.

Ahmet Varol

Gözleri düşkün bir halde. Kendilerini de zillet bürür. Oysa onlar sağlamken secdeye çağrılıyorlardı.

Ümit Şimşek

Gözleri baygın düşmüş, kendilerini zillet kaplamıştır. Halbuki sapasağlam iken de onlar secdeye çağrılmışlardı

Yaşar Nuri Öztürk

Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır. Onlar, sapasağlam oldukları zaman da secde etmeye çağrılıyorlardı.

Ali Bulaç

Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Gözleri düşkün bir halde, kendilerini bir zillet saracaktır. Halbuki, vaktiyle (dünyada) başları selâmette iken, bu secdeye davet olunuyorlardı; (da onu kabul etmiyorlardı).

Bahaeddin Sağlam

Gözleri zelil olarak, yüzlerini bir alçaklık bürüyecektir. Hâlbuki onlar sapasağlam iken secdeye (ibadete) çağrılmışlardı.

Bayraktar Bayraklı

Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde, kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.