44. Ayet
فَذَرْن۪ي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَد۪يثِۜ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۙ
(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَذَرْن۪ي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَد۪يثِۜ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۙ
(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaşyavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekerdururuz.
İşbu sözü yalanlayan kimseyi, sen bana bırak, bilmedikleri yönden, yavaş yavaş onlara azabı yaklaştıracağız
(Ey Resul!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak! Biz (kendilerine birtakım dünyalıklar versek bile, yaptıkları yüzünden) onları bilemeyecekleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
Bu Kur’ân’ı tekzîb idenlerin lehinde artık bana bir şey söyleme, biz ânları hiç haberleri olmaksızın derece derece ’azâba sevk ideceğiz.
(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
Bu hadisi (sözü) yalanlayanla Beni başbaşa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.
O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız
Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.
(Resûlüm!) Bu sözü (Kur’ân’ı) yalanlayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, (ısrarla hakkı inkâr etmeleri yüzünden) bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
Artık bu (Hakk) sözü (ve Kur’an’ın hükmünü) yalan sayanı (ve kendi hevâ ve kuruntularına uyanı) Sen Bana bırak! Ki, Biz onları hiç bilmeyecekleri bir yönden (ve fark etmeyecekleri yöntemlerle) derece derece (adım adım helake ve dalâlete) yaklaştıracağız.
O halde bu hadisi¹ yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.
pes ķo beni anuñ-ile kim yalan dutar uşbu sözi. tįz azın azın 'aźāba yaķın eyleyevüz anları ol yirden kim bilmezler.
Artık bu sözü yalan sayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetden, derece derece azaba yaklaşdırıyoruz.
(Ey Resûlüm!) Artık bu sözü (Kur'ân'ı) yalanlayanları bana bırak! Yakında onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (azâba) yaklaştıracağız!
(Ey Resulüm!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak! Biz (kendilerine birtakım dünyalıklar versek bile, yaptıkları kötülükler yüzünden) onları hiç bilmeyecekleri bir yönden derece derece (adım adım helâke) yaklaştıracağız. (*)
Artık onları ve bu sözleri (Kur’an’ı) yalanlayanları bana bırak. Biz onları, bilmedikleri yerlerden yavaş yavaş yakalayacağız.
Artık sen Kur’an2ı yalan sayanları Bana bırak. Biz onları hiç sezdirmeden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
Bu sözü [²] yalan sayanları, sen bana bırak. Biz, onları anlamayacakları bir yolda azar azar azaba yaklaştıracağız.
(Ey Peygamber!) Bu sözü/Kur’an’ı yalanlayanları sen Bana bırak! Onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş (helaka) sürükleriz.
Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
Artık Allah'ın kelamı olan Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak, biz onları yavaş yavaş hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekip yaklaştırırız.
Sen bu sözü yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilemeyecekleri bir şekilde yavaş yavaş azaba doğru çekeceğiz.
O hâlde, ey Müslüman; bu ilâhî kelâmı yalanlayan inkârcılarla Beni baş başa bırak! Sen onlara aldırma, görevini yapmaya bak; o zâlimlerin hakkından bizzat Ben geleceğim! Onları, hiç farkına varamayacakları biçimde adım adım felâkete sürükleyeceğim.
Artık bana bırak, bu Hadîs’i / Söz’ü yalanlayan kimseleri! Bilmeyecekleri yerden onları ağır ağır derecelendireceğiz.
Resulüm! Kura’na yalan diyenlerin işini bana bırak. Çünkü biz onları, hiç beklemedikleri bir yerden avlayacağız.
Gerçekleri yalanlayanları bana bırak. Onları hiç bilmedikleri, hiç düşünmedikleri yerlerden yavaş yavaş azabımıza yakalanacaklar.
Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanı bana bırak! [*] Biz onları bilemedikleri bir şekilde yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz.
Artık şu (Allah’ın) sözünü yalanlayanları sen Bana bırak. Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız.¹
O halde bu haberi ²³ yalanlayanları Bana bırak. Onları, ne olup bittiğini fark etmeyecekleri şekilde, ²⁴ yavaş yavaş alçaltacağız:
Bu hadis Kuran karşısında yalana sarılanları bana bırak. Onları farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz. 45/6, 39/71
Bu sözü, Kur'ân'ı yalanlayanları bana bırak. Onları bilmedikleri, farkına varmadıkları yerlerden kademe kademe alçaltacağız, azâba yaklaştıracağız.
Artık bana bırak bu sözü[⁵²⁶⁴] yalanlayanları; hiç bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş bitireceğiz onları.
Artık bu kelâmı tekzîp edenleri bana bırak. Onları bilmedikleri bir taraftan derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
(Ey Muhammed) Artık sen bu kelâmı (Kur’an’ı) yalan sayanları bana bırak. (Kendini üzme) Biz onları, bilmedikleri yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azâba) yaklaştıracağız.
Bu sözü yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.
Pes ḳoy beni ol kimse‐y‐ile ki bileler bu sözi. Anları azın [azın] ‘aẕāba yaḳıniletürüz, anlar bilmedügi yirden.
44, 45. O halde sen bu şerefli sözü, Kur'ân'ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben'im düzenim, pek sağlamdır. [23, 55-56; 6, 44; 3, 196-197; 7, 182-183]
Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
(Yâ Muhammed) Sen Kur'ân'ı tekzîb idenleri bana bırak. Onları bilmedikleri yerden istidrâc iylerim. (Günâhlarını art[ır]mak içün ni'met viririm)
Bu söz (Kur’an) karşısında yalana sarılanı bana bırak! Onları beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.
Bu sözü yalanlayanı sen bana bırak. Biz onları bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş (azaba) yaklaştıracağız.
Bu sözü yalanlayanı Bana bırak. Onları ummadıkları yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.
Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
O halde (Ey Rasûlüm), bu Kur'an'ı yalan sayanları bana bırak, (sen kalbini onlarla meşgul etme. Ben onların hakkından gelirim). Biz, onları, bilemiyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız; (Onlara sıhhat ve bol nimet veririz de, onu haklarında iyi zannederler. Halbuki o kâfirlere verdiğimiz bu mühletin sonu fecidir).
Artık Beni, bu mesajı inkâr eden ile bırak. (Ben onun hakkından gelirim.) Onlar farkına varmadan, peyderpey onları (azaba) atacağız.
Sen, bu Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.