49. Ayet
لَوْلَٓا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّه۪ لَنُبِذَ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
لَوْلَٓا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّه۪ لَنُبِذَ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.
Rabbinden bir nimet erişmeseydi ona elbette bir yere, fena bir halde bırakılır giderdi.
Tanrısından ona bir nimet gelmeseydi, yerilmiş olarak kırlara atılırdı
Eğer Rabbinden bir lütuf ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
Eğer âna rabbinin lütfı yetişse idi çıplak bir sâhile atılacak ve mezmûm olacak idi.
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
Rabbinden ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak çorak bir sahile atılacaktı.
Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı
Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
49-50. Şâyet Rabbinin nimeti (rahmet ve inâyeti) ona yetişmeseydi, o (yapmış olduğu *zelleden dolayı) mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız, (ağaç ve bitkisi olmayan,) kupkuru bir yere atılacaktı. (Fakat Allah onun duasına icabet etti de o kınananlardan olmadı. Zaten) Rabbi onu (daha önce, peygamber olarak) seçmiş ve kendisini sâlih kimselerden kılmıştı.
Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, (Hz. Yunus) mutlaka yerilip kınanmış olarak çıplak vaziyette ıssız durumdaki (karaya) atılmış (veya okyanusların altında bırakılmış) olacaktı.
Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.
eger irmemiş-misse aña bir ni'met çalabı’sından bıraġıldı-y-ıdı yazıya ol melāmet olınmışken.
Eğer Rabbinden ona bir ni'met erişmiş olmasaydı o, mutlakaa çırıl çıplak (çıkarıldığı) o yere kınanmış bir halde atılacakdı .
Eğer Rabbisinden ona bir ni'met yetişmiş olmasaydı, o kınanmış bir kimse olarak şübhesiz (ağaçsız) bir alana atılacaktı.
Eğer Rabbinden gelen bir nimet (rahmet) ona ulaşmasaydı, mutlaka kendisi yerilmiş bir hâlde ıssız (ağaç ve bitkiden) boş (sıcaktan onu koruyacak gölgesi olmayan) bir yere (sahile) atılmış olacaktı. *
Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmamış olsaydı, kovulmuş ve aşağılanmış bir halde boş bir sahaya atılmış olacaktı.
Eğer çalabı ona iyilik etmeseydi yerilecek bir durumda çırılçıplak kalacaktı.
Rabbinden bir nimet ve inayet ona yetişmeseydi yerinecek bir halde sahraya atılacaktı.
Şayet Rabbinden ona bir nimet erişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.¹⁶
Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşıp yetişmeseydi, mutlaka kendisi yerilmiş bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
Allah tarafından O'na bir nimet erişmeseydi mutlaka aşağılanmış bir şekilde boş bir yere atılacaktı.
Rabbinin lutfu imdadına yetişmeseydi o mutlaka kınanmayı hak etmiş olarak ıssız bir sahaya atılacaktı.
İşlediği hatâ o kadar büyüktü ki, ona Rabb’inden bir nîmet ulaşmamış olsaydı, yani pişmanlıkla Rabb’ine yönelip tesbih ederek O’nun şânınıyüceltenlerden olmasaydı, Kıyamet Gününe kadar o balığın karnında kalır (37. Saffat: 144) ve Hesap Gününde, kınanmış bir günahkâr olarak mahşer meydanına atılırdı.
Ona rabbinden bir nimet erişmeseydi, kınanmış olarak Boşluğa atılırdı.
Eğer Allah Yûnus'a değer vermeseydi onun imdadına yetişmez, cesedini kumsala atıverirdi.
Eğer Yunus akıl ederek bize yakınlaşıp tövbe etmeseydi, yaptığı tövbesine karşılık affedilmeseydi, O hakir bırakılmış, horlanmış ve alçaltılmışlardan olurdu.
Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı mutlaka kınanmış (bir hâlde) ıssız bir sahile atılacaktı.
Eğer Rabbinin nîmeti ona yetişmeseydi,¹ o yerilerek ıssız bir yere atılırdı.
[Ve hatırla:] o’na Rabbinin rahmeti ulaşmamış olsaydı ²⁸ mutlaka aşağılanmış bir şekilde ²⁹ ıssız bir sahile atılmış olurdu:
Eğer Rabbinin rahmet ve inayeti ona yetişmeseydi ıssız ve kupkuru bir sahile atılacaktı. 21/87-88, 37/139.147
Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, tevbesini kabul etmeseydi, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
Eğer Rabbinin akıl sır ermez nimeti onun imdadına yetişmemiş olsaydı, andolsun ki aşağılanmış bir halde ıssız bir sahile (işte böyle) atılırdı.[⁵²⁶⁸]
Eğer ona Rabbinden bir nîmet erişmiş olmasa idi, elbette fezaya metrut bir halde atılmış olacaktı.
Eğer Rabbinin katından ona bir nimet (tevbe ve bağışlanma) erişmiş olmasaydı, mutlaka o, kınanmış olarak ıssız bir yere atılacaktı.
Eğer Rabbinden ona bir ni’met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir alana atılırdı.
Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.
Eger aña yitişmese‐y‐di Tañrısı raḥmeti, ṣaḥrāya bıraġılurdı ol melāmetelāyıġ‐iken.
Şayet Rabbinden gelen bir lütuf onun imdadına yetişmeseydi, kınanmaya müstahak bir vaziyette, deniz tarafından karaya atılırdı!
Eğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı.
Eğer onun du'âsını kabûl ile rabbinden ona bir ni'met irişmemiş olsa idi, hâlî ve kurı bir sahrâya atılur ve orada mezmûm ve makhûr kalırdı.
Eğer Rabbinin iyiliği imdadına yetişmeseydi[1], aşağılanmış bir halde açık alana[2] atılacaktı.
Eğer Rabbinden ona bir nimet erişmemiş olsaydı mutlaka çırılçıplak bir alana kınanmış bir halde bırakılırdı.
Rabbinin nimeti erişmeseydi, o bomboş araziye kınanmış bir halde atılıp gidecekti.
Eğer ona, Rabbinden bir nimet ulaşmasaydı, horlanmış bir halde cascavlak bir yere atılırdı.
Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
Eğer Rabbinden, ona, bir rahmet yetişmiş olmasaydı, kötü bir şekilde (balığın karnından) yeryüzüne atılacaktı.
Eğer Rabbinin nimeti ona yetişmemiş olsaydı, yerilmiş bir halde sahile atılacaktı.
Rabbi katından ona bir rahmet ulaşmasaydı, kınanmış bir halde o açık araziye atılacaktı.