A'râf Suresi 108. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

108. Ayet

وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟

Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.[224]

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Elini koltuğuna sokup çıkarınca bakanlar gördüler ki bembeyaz, parılparıl parlayan bir el.

Besim Atalay (1965)

Elini de çıkardı hemen, bakanlara akpak göründü Firavun ulusundan, öne gelenler dediler ki: «Bu usta bir büyücüdür!

Cemal Külünkoğlu

Ve elini (koynuna sokup) çıkardı ki, bir de ne görsünler o, bakan kimseler için parlak ve ışık saçıyordu!

Cemil Said (1924)

[108. âyet meali baskıda yok.]

Diyanet Vakfı

Ve elini (cebinden) çıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.

Edip Yüksel

Elini çıkardı, bakanlar için bembeyaz oluverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve elini sıyırdı çıkardı, ne baksın o bakanlara bembeyaz parlıyor

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Ve Musa elini koynundan çıkarıverdi, eli bembeyaz olmuş, bakanların gözünü kamaştırıyordu.

Emrah Demiryent

Ve (bir de) elini (koynuna sokup) çıkardı, (bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli) bakanlara (hayranlık verecek derecede, bembeyaz olmuş ve nurlar saçar bir hâlde) parıl parıl parlıyor.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Bir de) Elini (soktuğu koltuk altından) sıyırıp çıkardı, o da anında bakanlara (nurdan ışıklar saçarak) bembeyaz (görünüvermişti).

Erhan Aktaş

Ve elini çıkardığı zaman, eli bakanlar için bembeyaz parlayıverdi.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı darttı elini pes ol vaķt kim ol aķdur baķıcılara.

Hasan Basri Çantay

Elini çıkardı. Ne görsünler: O da temâşâ edenlere (ışıklar saçan) bembeyaz (bir el).

Hayrat Neşriyat

Ve elini (koynundan) çıkardı, bir de ne görsünler, o da bakanlara bembeyaz (nûr saçan bir el)!

İhsan Aktaş

Ve elini (koynuna sokup) çıkardı ki, bir de ne görsünler o, bakan kimseler için bembeyaz (ışıl ışıl parlayan) bir el hâline gelmiş! *

İlyas Yorulmaz

Elini koynundan çekince, bakanlar elinin bembeyaz olduğunu gördü.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Musa elini kaldırınca da eli bakanların gözüne parlak göründü.

İsmail Hakkı İzmirli

Elini de cebinden çekip çıkardı. O, hemen temaşa edenlerin gözlerini kamaştıracak derecede bembeyaz oldu.

İsmail Yakıt

Elini çıkardı. O da ne? Bakanlar için bembeyaz.³⁷

Kadri Çelik

Elini çıkardı, (bir de ne görsün) bakanlara bembeyaz (oluverdi)!

Abdullah Parlıyan

Elini koynundan çıkardı, ne görsünler bembeyaz, pırıl pırıl parlıyor.

Kuran Yolu

Ve elini çıkardı. Bir de ne görsünler, o da seyredenlerin gözleri önünde bembeyaz oluvermiş!

Mahmut Kısa

Ve elini koynuna sokup çıkardı; bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli, şimdi görenlere hayranlık verecek derecede ışıl ışıl, bembeyaz! Böylece Firavunun ve adamlarının, Mûsâ’nın doğru söylediğine dâir en ufak bir kuşkuları kalmadı. Fakat kibir ve ihtirâsları onları imandan alıkoydu. Bu yüzden, Mûsâ’nın dâvetini etkisiz kılmak amacıyla plânlar kurmaya başladılar:

Mahmut Özdemir

Elini çıkardı; hemen o Bakanlar için bembeyaz!

Mehmet Çakır

Seyircilerin gözü önünde elini çıkardı cebinden, o da bembeyaz oluverdi.

Mehmet Çoban

Musa eline güç veren bütün ayetleri ortaya koymaya başladı. Musa’nın anlattıkları yeni bir düzeni anlatıyordu. Yeni düzende kölelik yoktu. İnsanlardan Tanrılar yoktu. Bütün insanlar eşit haklara sahipti. Yalancılık, riyakârlık yoktu. İnsanlar üzerinden çıkar sağlamak yasaktı. Musa insanların önüne bembeyaz bir sayfa açıyor, insanlığın kimliği, kişiliği, yaşamı yeniden çiziliyordu.

Mehmet Okuyan

Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü). [*]

Mehmet Türk

(Sonra) elini (koynundan) çıkardı. Bir de baktılar ki o da seyredenlere bembeyaz (görünüverdi.)¹

Muhammed Esed

Ve (sonra) elini yukarı kaldırdı: Oo! Bir de baktılar, bembeyaz, ışıl ışıl! ⁸⁵

Mustafa Çavdar

Ve elini koynundan çıkardı, o anda o seyredenlere bembeyaz bir el oldu! 26/33, 28/32

Ahmet Tekin

Mûsâ elini koynundan çıkardı. Eli bembeyaz, ışıl ışıl olmuştu. Bakanların gözünü kamaştırıyordu.

Mustafa İslamoğlu

Ve elini çıkardı: Bir de baktılar ki, göz kamaştırıcı bir parlaklık![¹²³⁷]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve elini (cebinden) çıkardı, o hemen bakanlar için bembeyaz (bir nûr) kesildi.

Orhan Kuntman

Ve elini koltuğu altından çıkardığında -bir de ne görsünler- eli, (etrafa ışıklar saçan) seyredenleri hayrete bırakan (nurlu bir el olup) bembeyaz kesilmemiş mi?

Osman Fırat

Elini (koynundan) çıkardı. Birden o, bakanlar için, bembeyaz oldu.

Şaban Piriş

Elini koynuna soktu. O şimdi bakanların (gözünü kamaştıran) bembeyaz bir el idi

Satıraltı Meal (1534)

Elini daḫı çıḳardı ḳoynından, ol vaḳtda ol nūrı güneş nūrını eritdi görenlere.

Suat Yıldırım

107, 108. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere bırakıverdi, bir de ne görsün: o koskoca bir ejderha kesilmiş! Elini sıyırıp çıkardı, bir de ne görsün: Bakan kimseler için parlak mı parlak, ışık saçan bir el haline gelmiş! [20, 18-22] {KM, Çıkış 4, 2-8}

Süleyman Ateş

Ve elini (böğründen) çıkardı, birden o, bakanlar için, bembeyaz parlayan bir şey oldu.

Süleyman Tevfik (1927)

Ve elini koltığı altından çıkardı, onun, görenlerin gözlerini kamaşdıracak kadar parlak ve beyaz oldığı görüldi.

Süleymaniye Vakfı

Elini çıkardı, ona bakanlar için bembeyaz oluverdi.

Ahmet Varol

Ardından elini çıkardı. O da bakanlara bembeyaz görünüverdi.

Ümit Şimşek

Elini çıkardı; o da bakanların gözlerini alan bir beyazlıktı.

Yaşar Nuri Öztürk

Elini çekip çıkardı; birden o el, bakanların önünde bembeyaz kesildi.

Ali Bulaç

(Bir de) Elini sıyırdı, o da anında bakanlara bembeyaz (görünüverdi).

Ali Fikri Yavuz

Bir de elini (koynundan) çıkardı ki, ne görsünler; seyredenlere, eli bembeyaz ışık saçıyor.

Bahaeddin Sağlam

Elini koynundan çıkardı, ona bakanlar için bembeyaz bir ışık saçıyordu.

Bayraktar Bayraklı

Elini çıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.