Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Azaba uğrayınca ya Musa diyorlardı; icabet edeceğine dair verdiği söze uyarak Rabbine dua et de bizden bu belayı defetsin, muhakkak sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.
Besim Atalay (1965)
Onların vakti gelene değin, azabı açtığımızda, onlar yine sözlerini bozdular
Cemal Külünkoğlu
Azap üzerlerine çökünce: “Ey Musa sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et! Eğer bu azabı bizden kaldırırsan, Andolsun ki, sana kesinlikle iman eder ve muhakkak İsrailoğullarını seninle birlikte (Mısır'dan) göndeririz” dediler.
Cemil Said (1924)
Başlarına bir belâ geldiği vakit "Yâ Mûsâ rabbine du’â iteğer bizi bu belâdan kurtarır isen sana inanırız Benî İsrâîl’in seninle gitmesine müsâ’ade ideriz." didiler.
Diyanet Vakfı
Azap üzerlerine çökünce, «Ey Musa! sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrailoğullarını seninle göndereceğiz» dediler.
Edip Yüksel
Her ne zaman başlarına bir musibet gelse, "Ey Musa, sana verdiği sözden dolayı Rabbine yalvar. Bizi bu felaketlerden kurtarırsan sana inanır ve İsrail oğullarını da seninle beraber yollarız," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vaktaki azab üzerlerine çöktü, ya Musâ! dediler: Bizim için rabbına dua et, sana olan ahdi hurmetine, eğer bizden bu azâbı sıyırırsan kasem olsun ki sana kat'iyyen iyman ederiz ve Beni İsraîli seninle beraber mutlak göndeririz
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Ne zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz."
Emrah Demiryent
Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Sana verdiği söz (peygamberlik) hürmetine, bizim için Rabbine dua et. Eğer bu azabı bizden kaldırırsa, yemin olsun ki, mutlaka sana îmân edeceğiz ve mutlaka İsrâiloğullarını seninle beraber (Mısır’dan) göndereceğiz.” dediler.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Sonunda) Başlarına (dayanılmaz) iğrenç bir azap çökünce (bütün suları ve süt cinsinden içecekleri, kirli ve zehirli bir kızıl kana dönüşünce): "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahit adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz" diye (yalvarmaya yöneldiler).
Erhan Aktaş
Başlarına azap gelince: “Ey Mûsâ! Sana verilen söze dayanarak Rabb'ine dua et, eğer bizden bu azabı uzaklaştırırsan sana inanacağız ve İsrâiloğulları'nın seninle birlikte gitmesine izin vereceğiz.” dediler.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol vaķt kim indi anlaruñ üzere 'aźāb eyittiler “iy mūsā! oķı bizüm içün çalabuñ anuñ-ile kim ıśmarladı senüñ eger açarśan bizden aźābı inanavuz saña daħı viribiyevüz senüñ-ile benį isrāil’i.
Hasan Basri Çantay
Üzerlerine o azâb çökünce: «Yâ Musa, dediler bizim için Rabbine — sana olan ahdi hürmetine —düâ et. Eğer bu azabı bizden ayırıb sıyırırsan, andolsun, sana kat'iyyen îman edeceğiz. Andolsun, İsrail oğullarını da seninle beraber mutlak göndereceğiz».
Hayrat Neşriyat
Derken üzerlerine o kötülük (o azab) çökünce: “Ey Mûsâ! Senin yanında olan(sana) verdiği söz hürmetine bizim için Rabbine duâ et; yemîn olsun ki, eğer bizden azâbı kaldırırsan, sana mutlaka îmân edeceğiz ve muhakkak İsrâiloğullarını seninle berâber göndereceğiz!” dediler.
İhsan Aktaş
Ve ne zaman ki, (sözü edilen belalardan bir) bela (felaket, musibet) üzerlerine çöktü, dediler ki, ’’Ey Musa! Sana verdiği söze dayanarak bizim için Rabbine dua et (de şu belayı başımızdan kaldırsın)! Eğer (Rabbine dua ederek) bu belayı bizden kaldırırsan, sana kesinlikle inanır ve muhakkak İsrailoğullarını seninle birlikte (Mısır’dan) göndereceğiz.”
İlyas Yorulmaz
Ne zaman bu belalar onların başlarına geldi, o vakit Musa’ya “Yanındaki ahit adına Rabbine dua et. Eğer bu belaları bizden kaldırırsa, sana inanacağız ve seninle birlikte İsrail oğullarını göndereceğiz” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Üzerlerine kırlağan çökünce de dediler: "Ey Musa! Seninle olan andlaşmasına sığın da çalabına bizim için yalvar. Eğer bu kırlağanı üzerimizden kaldıracak olursa biz de kesenkes sana inanırız. Hem de İsrailoğullarını kesenkes seninle birlikte göndeririz."
İsmail Hakkı İzmirli
Onlara bu felâket vaki olunca onlar: «— Musa! Rabbinin seninle ettiği ahte göre [⁶] bizim için Rabbine niyaz et * Eğer bizden bu felâketi kaldırırsan mutlak sana iman getirir, İsrail oğullarını da senin ile beraber göndeririz» dediler.
İsmail Yakıt
Her ne zaman üzerlerine musibet [ricz]⁴⁵ çöktüğünde, “Ey Musa! Sana verdiği söz [ahd] hürmetine Rabbine bizim için dua et. Eğer bizden pisliği/musibeti kaldırırsan muhakkak sana inanacağız ve mutlaka İsrailoğullarını seninle göndereceğiz!” dediler.
Kadri Çelik
Azap başlarına çökünce, “Ey Musa! Rabbine, sana verdiği söz uyarınca bizim için yalvar. Bizden azabı kaldırırsan, şüphesiz sana iman edeceğiz ve İsrail oğullarını seninle beraber (vaat edilmiş topraklara) göndereceğiz” dediler.
Abdullah Parlıyan
Ve başlarına ne zaman bir bela ve musibet gelse, “Ey Musa!” derlerdi. “Sana verdiği söze karşılık Rabbine, bizim için dua et. Eğer bizden bu azabı kaldırırsan, andolsun ki, sana kesinlikle inanır ve israoğullarını seninle beraber göndeririz.”
Kuran Yolu
Azap üzerlerine çökünce, “Ey Mûsâ! Sana verdiği söz hürmetine, bizim için rabbine dua et! Eğer bizden azabı kaldırırsan mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrâiloğulları’nı seninle göndereceğiz” dediler.
Mahmut Kısa
Ne zaman yukarıda sözü edilen belâlardan bir belâ başlarına çökse, her defasında “Ey Mûsâ!” diye yalvarıyorlardı, “Sana verdiği sözün hürmetine, bizim için Rabb’ine yalvar da şu belâyı başımızdan kaldırsın! Yeminle söylüyoruz, eğer bu azâbı bizden uzaklaştırırsan, sana kesinlikle iman edeceğiz ve İsrail Oğulları’nın seninle birlikte Mısır’dan çıkıp gitmesine izin vereceğiz!”
Mahmut Özdemir
Onların üzerine Ricz / Azap / Belâ vaki’ olduğunda: “Ey Musa! Sana olan ahd’e göre rabbine dua et! And olsun bizden Ricz’i / Azab’ı / Belâ’yı kaldırırsan, elbette, senin için inanırız; İsrail’in oğullarını da seninle birlikte göndeririz” dediler.
Mehmet Çakır
Ancak, Ardarda gelen doğa felaketleri kendilerini canlarından bezdirince: " Musa dediler! Madem Allah sana söz verdi. Bizim için kendisinden rica eder misin! Şayet bizden bu cezayı kaldırabilirsen, sana tam olarak güven duyar ve İsrailoğullarını seninle serbest bırakabiliriz. "
Mehmet Çoban
Başlarına bir felaket gelince dediler ki: "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et! Eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız! Muhakkak İsrailoğullarını seninle göndereceğiz!"
Mehmet Okuyan
Tepelerine her bela [*] indiğinde, “Ey Musa! Sana verdiği söz gereği bizim için Rabbine dua et! Bizden o azabı kaldırırsan, elbette sana inanacak ve elbette İsrailoğulları’nı seninle göndereceğiz.” demişlerdi.
Mehmet Türk
(Firavun toplumu) başlarına her ne zaman bir azap gelse: “Ey Mûsa! Sana verdiği Peygamberlik makamına dayanarak, Rabbine bizim için duâ et. Böylece eğer bu azabı başımızdan savarsan yemin olsun sana îman edeceğiz ve İsrâil oğulları’nı seninle birlikte göndereceğiz.” dediler.
Muhammed Esed
Ve başlarına ne zaman bir bela/bir musibet gelse, “Ey Musa” derlerdi, “Seninle yaptığı [peygamberlik] ahdine dayanarak bizim için Rabbine dua et! Eğer bu musibeti bizden uzaklaştırırsan sana inanacağız ve İsrailoğulları’nın seninle gitmesine izin vereceğiz!”
Mustafa Çavdar
Ne zaman bu belalar başlarına gelse şöyle derlerdi: - Ey Musa Rabbinin seninle olan ahdinin hatırına Rabbine yalvar, eğer bizden bu belaları kaldırırsa kesinlikle sana inanacağız ve kesinlikle İsrailoğullarını seninle beraber salıvereceğiz. 2/61
Ahmet Tekin
Azap üzerlerine çökünce: “Ey Mûsâ, sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et. Eğer bizden azâbı kaldırırsan, kesinlikle sana itimat edeceğiz ve İsrâiloğulları'nı, temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına son vererek seninle göndereceğiz." dediler.
Mustafa İslamoğlu
(Bu) musibet(ler)in başlarına geldiği her zaman şu vaadde bulunurlardı: “Ey Musa, seninle yaptığı risalet ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et! Bu musibeti bizden uzak tutmayı sağlarsan, söz, sana inanacak ve İsrâiloğullarının seninle gitmesine izin vereceğiz.”
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki onların üzerlerine azap çöktü. Dediler ki: «Ya Mûsa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden azabı açarsa, andolsun ki sana elbette imân ederiz ve elbette seninle beraber İsrailoğullarını göndeririz.»
Orhan Kuntman
Fakat ne zamanki o azap (taun hastalığı) başlarına çöktü, bu kez: "Ey Musa -sana verdiği söz hürmetine- Rabbine dua et, Eğer bu azabı bizden kaldıracak olursan, andolsun ki sana kesinlikle iman edeceğiz ve -yine- Andolsun ki, İsrailoğullarını (şerbet bırakarak) seninle göndereceğiz." diye yemin bile ettiler.
Osman Fırat
Üzerlerine bu rezillikler çökünce, "Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.
Şaban Piriş
Üzerlerine azab çökünce:" -Ey Musa, yanındaki ahid Kitap ile Rabbine yalvar, eğer bizden bu azabı kaldırırsa kesin olarak sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber salıvereceğiz." dediler.
Satıraltı Meal (1534)
Ol vaḳt ki düşdi anlar üstine ṭā‘ūn ve özgesi. Eyitdiler: Yā Mūsā, du‘ā eylebizüm‐çün senüñ Çalabuña ki saña ‘ahd eyledi nübüvveti ve du‘ā ḳabūleylemegi. Eger götürseñ bizüm üstümüzden bu ‘aẕābı, īmān getürür‐biz saña.Daḫı gönderür‐biz senüñ bile Benī İsrā’īl ḳavmini.
Suat Yıldırım
Azap üzerlerine çökünce dediler ki: “Mûsâ! Rabbin ile arandaki ahit uyarınca, bizim için O'na yalvar. Eğer bu azabı üstümüzden kaldırırsan, mutlaka sana inanacak ve İsrailoğullarını da seninle göndereceğiz. ”
Süleyman Ateş
Üzerlerine azab çökünce: "Ey Musa, dediler, sana verdiği söz uyarınca bizim için Rabbine du'a et; eğer bizden azabı kaldırırsan, muhakkak sana inanacağız ve mutlaka İsrail oğullarını seninle beraber göndereceğiz!"
Süleyman Tevfik (1927)
Üzerlerine 'azâb geldikde: "Yâ Mûsâ! Senin 'indinde olan 'ahdi ile bizim içün rabbine du'â it, bizden bu 'azâbı def' ider ise sana îmân ideriz ve Benî İsrâîl'i seninle berâber göndeririz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
Her bir afet başlarına geldikçe şöyle dediler: “Ey Musa! Sana verdiği söz sebebiyle bizim için Rabbine yalvar. Hele bu afeti üzerimizden bir kaldırsın elbette sana inanacağız ve elbette İsrailoğullarını seninle birlikte serbest bırakacağız.”
Ahmet Varol
Başlarına bir felaket geldiğinde: "Ey Musa! Sana olan ahdine dayanarak bizim için Rabbine dua et. Eğer üzerimizden bu felaketi kaldırırsan sana iman edecek ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz" diyorlardı.
Ümit Şimşek
Başlarına bir azap indiğinde, “Ey Mûsa,” derlerdi. “Sana olan ahdi hürmetine Rabbine yalvar. Eğer bizden bu azabı kaldırırsan sana iman edecek ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.”
Yaşar Nuri Öztürk
Pislik üzerlerine çökünce şöyle dediler: "Ey Mûsa! Sana verdiği söze dayanarak Rabbine bizim için dua et! Şu pisliği üzerimizden kaldırırsa, sana kesinlikle inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte mutlaka göndereceğiz."
Ali Bulaç
Başlarına iğrenç bir azab çökünce, dediler ki: 'Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adınabizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.
Ali Fikri Yavuz
(Onların) üzerlerine o azab çökünce: “- Ey Mûsa! Bizim için, sana verdiği peygamberlik ahdi hürmetine, (Rabbine) duâ et. Eğer bizden bu azâbı kaldırırsan, yemin olsun ki, sana muhakkak iman edeceğiz, ve İsraîloğullarını da elbette seninle beraber göndereceğiz.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
O pis azap başlarına gelince: “Ey Musa! (Allah’ın) sana öğrettikleri ile bizim için Rabbine dua et. Eğer bu pis azabı bizden giderirsen, andolsun, sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz.” dediler.
Bayraktar Bayraklı
Azap üzerlerine çökünce, “Ey Mûsâ! Sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et! Eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrâiloğulları'nı seninle göndereceğiz” dediler.