A'râf Suresi 135. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

135. Ayet

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ اِلٰٓى اَجَلٍ هُمْ بَالِغُوهُ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ

Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Uğrayacakları son belayadek üstlerine çöken musibeti giderdik mi derhal yeminlerini bozuyorlardı.

Besim Atalay (1965)

Bizim âyetlerimizi, yalanlayarak ona karşı, göz yummalarından, denizde boğarak, onlardan öcümüzü aldık biz

Cemal Külünkoğlu

Fakat ne zaman ki sözlerini yerine getirmeleri için kendilerine süre verip de bu musibeti üzerlerinden kaldırdık, onlar yine verdikleri sözden caydılar.

Cemil Said (1924)

Fakat ânları belâdan tahlîs itdiğimiz gibi va’denin hulûlünde ’ahidlerini bozdılar.

Diyanet Vakfı

Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler.

Edip Yüksel

Onları söz konusu felaketlerden herhangi bir süre için kurtarınca da sözlerinden dönüyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vaktaki irişecekleri bir müddete kadar azâbı kendilerinden sıyırdık derhal yeminlerini bozdular

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular.

Emrah Demiryent

Erişecekleri (takdir ettiğimiz) belirli bir süreye kadar azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman, hemen verdikleri sözü bozdular.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Bunun üzerine) Ne zaman ki, onların erişebileceği (takdir edilen) bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip-giderdik, onlar yine hemen andlarını bozup (inkâr ve isyana geri döndüler).

Erhan Aktaş

Biz onlardan geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca da hemen sözlerinden dönüverdiler.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ol vaķt kim açduķ anlardan 'aźābı bir zamān degin kim anlar iricilerdür aña ol vaķt anlar ķavl śırlar.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki biz, kendilerinin erişecekleri bir müddete kadar, onlardan azabı giderdik, bir de ne bakarsın: Onlar yeminlerini bozuyorlar bile.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet onların kendisine erişici oldukları bir vakte kadar (biz) kendilerindenazâbı kaldırınca, onlar hemen yeminlerini bozdular.

İhsan Aktaş

Ama ne zaman ki biz verdikleri sözü yerine getirebilecekleri bir süre için belayı (musibeti) üzerlerinden kaldırınca da, sözlerinden hemen dönüyorlardı.

İlyas Yorulmaz

Onlardan belaları bir vakte kadar kaldırdığımızda, huzura kavuştular ve hemen verdikleri sözleri bozdular.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O gün Biz de kırlağanı onların üzerlerinden bir süre için kaldırdık. Sonunda sözlerinden döndüler.

İsmail Hakkı İzmirli

Vaktaki onlardan, erişecekleri ecellerine kadar [⁷] felâketi kaldırdık, onlar hemen ahitlerinden döndüler.

İsmail Yakıt

Bunun üzerine Biz ne zaman onlardan geçirecekleri belli bir süreye kadar pisliği/musibeti kaldırdığımızda, yeminlerini hemen bozarlardı.

Kadri Çelik

Azabı belli bir müddet için (iman etmeleri şartıyla) üzerlerinden kaldırınca, o müddete eriştiklerinde hemen sözlerinden caydılar.

Abdullah Parlıyan

Ama ne zaman ki, sözlerini yerine getirebilecekleri kadar bir zaman verip de, bu azabı kendilerinden kaldırsak, hemen verdikleri sözden geri dönerlerdi.

Kuran Yolu

Ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönerlerdi.

Mahmut Kısa

Fakat başlarındaki azâbı —geçici bir süre için— kaldırdığımız anda, hemen verdikleri sözden cayıveriyorlardı.

Mahmut Özdemir

Ulaştıkları bir süreye kadar Ricz’i / Azab’ı / Belâ’yı onlardan kaldırdığımızda anında cayıyorlardı.

Mehmet Çakır

Yaklaşık bir ömür boyu onlar üzerine mikrop salmadık. Ama sözlerinde durmadılar.

Mehmet Çoban

Ne zaman ki üzerlerinden azabı kaldırsak bir süre sonra hemen sözlerinden döndüler.

Mehmet Okuyan

Biz ulaşacakları bir süreye kadar onlardan o azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönmüşlerdi.

Mehmet Türk

Onlardan azabı ulaşacakları belirli bir süreye kadar kaldırınca da hemen yeminlerini bozdular.

Muhammed Esed

Ama ne zaman ki sözlerini gereğince yerine getirmeleri için kendilerine süre verip de ⁹⁷ bu musibeti üzerlerinden kaldırsak, (hemen) sözlerinden geri dönerlerdi.

Mustafa Çavdar

Ama ne zaman verdikleri sözü yerine getirecek kadar bir süre onlardan belaları kaldırsak her seferinde onlar verdikleri sözü hemen bozuyorlardı. 2/100, 7/102, 13/25, 16/95

Ahmet Tekin

Biz, erişecekleri bir vakte, denizde boğulmalarına kadar, bir müddet, onlardan azâbı kaldırınca, derhal yeminlerini bozdular.

Mustafa İslamoğlu

Fakat ne zaman sözlerini gerçekleştirmeye yetecek bir süre musibeti kaldırsak, her seferinde gerisingeri sözlerinden dönerlerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki onların erişecekleri bir müddete kadar kendilerinden azabı açıverdik. Onlar derhal yeminlerini bozar oldular.

Orhan Kuntman

(Bu yeminlerine rağmen) Ne zaman ki, -kendilerinin erişecekleri bir müddete kadar (suda boğulup helak olacakları güne dek) -o azabı kendilerinden giderdik, onlar hemen sözlerinden dönüverdiler (şirk ve küfürde direnmekte devam ettiler)

Osman Fırat

Ne zaman ki bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca sürenin sonunda hemen (yeminlerinden ) geri dururlar.

Şaban Piriş

Onlardan azabı, onlara ulaşacak belirli bir süreye kadar kaldırdığımız zaman; onlar verdikleri sözü o an bozuyorlardı.

Satıraltı Meal (1534)

Pes ḳaçan ki götürdük anlaruñ üstinden ‘aẕābı bir zamāna degin ki anlaraña irişecekdür, ya‘nī ölüm vaḳtı, ḳaçan ‘aẕābı götürdük anlardan ‘ahdlerinibozdılar.

Suat Yıldırım

Biz, geçirecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca da yeminlerinden döndüler.

Süleyman Ateş

Biz onlardan, geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmağa başladılar.

Süleyman Tevfik (1927)

Vaktâ ki, Onların nihâyet vâsıl olacakları bir vakt-i mu'ayyene kadar onlardan 'azâbı def' ve keşf iyledik, sözlerinden döndiler.

Süleymaniye Vakfı

Her afeti üzerlerinden bir süre için kaldırınca, anında sözlerinden dönüyorlardı.

Ahmet Varol

Üzerlerinden, erişecekleri belli bir zamana kadar o felaketi kaldırdığımızda onlar derhal sözlerinden dönüyorlardı.

Ümit Şimşek

Erişecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdığımızda ise sözlerinden dönerlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dolduracakları bir süreye kadar kendilerinden azabı kaldırdığımızda, hemen yeminlerini bozdular.

Ali Bulaç

Ne zaman ki, erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı üzerlerinden çekip-giderdik, onlar yine andlarını bozdular.

Ali Fikri Yavuz

Vaktaki (azaba) erişecekleri bir müddete kadar üzerlerinden biz azabı kaldırdık, hemen yeminlerini bozdular.

Bahaeddin Sağlam

Onların ulaşacağı belli bir süreye kadar o pis azabı onlardan giderdiğimizde, yeminlerini bozarlardı.

Bayraktar Bayraklı

Ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.