Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Adamakıllı nadim olup doğru yoldan sapıttıklarını görünce de Rabbimiz acımazsa bize ve yarlıgamazsa bizi mutlaka ziyankarlardan olacağız dediler.
Besim Atalay (1965)
Onlar pişman olarak saptıkların gördüler, dediler ki: «Tanrımız! Sen bize acımazsan, bizi bağışlamazsan, ziyan etmiş oluruz»
Cemal Külünkoğlu
(Nihayet İsrailoğulları yaptıklarına) pişman olup kendilerinin gerçekten doğru yoldan sapmış olduklarını anlayınca dediler ki: “Rabbimiz bize merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa muhakkak ki hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
Cemil Said (1924)
İ’tikâdlarının sakat oldığını anlayub da pişman oldukları vakit "Eğer rabbimiz bize merhamet itmez ve günâhlarımızı ’afv iylemez ise mahv olduk" didiler.
Diyanet Vakfı
Pişman olup da kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görünce dediler ki: Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!
Edip Yüksel
Yaptıklarına pişman olup sapmış olduklarını anlayınca da, "Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa kaybedenlerden oluruz," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vaktâki ellerine kırağı düşürüldü ve cidden sapmış olduklarını gördüler, kasem olsun ki, dediler: eğer bize merhamet etmez de rabbımız, mağfiret buyurmazsa her halde husranda kalanlardan olacağız
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Ne zaman ki, ellerine kırağı düşürüldü (yaptıklarına pişman oldular), o zaman sapıtmış olduklarını gördüler. "Yemin olsun ki; eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, muhakkak biz kötü akıbete düşenlerden olacağız." dediler.
Emrah Demiryent
Nihâyet akılları başına gelip de doğru yoldan sapmış olduklarını anladıklarında, pişmanlık içinde kıvranarak: “Şayet Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, şüphesiz biz ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler.
Abdullah-Ahmet Akgül
Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürülüverince ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görüp (fark edince): "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız" deyip (yalvarmaya giriştiler).
Erhan Aktaş
Ne zaman ki akılları başlarına gelip gerçekten sapmış olduklarını görünce: “Eğer Rabb'imiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol vaķt kim düşürinildi ellerine daħı gördiler kim bayıķ anlar azdılar eyittiler “eger raḥmet ķılmaz ise bize çalabumuz daħı yarlıġamaz ise bizi olavuz ziyānlulardan.”
Hasan Basri Çantay
Vaktaki (buzağıya tapmakdan) çok peşîman oldular ve kendilerinin muhakkak sapdıklarını gördüler: «Eğer Rabbimiz bize acımaz, bizi bağışlamazsa her halde en büyük ziyana uğrayanlardan olacağız» dediler.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet (pişmanlık) ellerine düşürüldü (ve üzüntülerinden ellerini ısırır oldular)da, şübhesiz kendilerinin gerçekten saptıklarını görünce: “Yemîn olsun ki, eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bize mağfiret etmezse, muhakkak hüsrâna uğrayanlardan olacağız!” dediler.
İhsan Aktaş
Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını gördüklerinde (akılları başına gelip doğru yoldan sapmış olduklarını anladıklarında): dediler ki: “Rabbimiz bize merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa muhakkak ki hüsrana uğrayan kimselerden oluruz.”
İlyas Yorulmaz
Kendilerinin doğru yoldan saptıklarını fark edip (gördüklerinde), elleri kolları çaresizlik içinde düştüğünde, “Rabbimiz bize merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa, kendimize yazık etmiş olanlardan olacağız” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Yanıldıklarını anladılar, sapkınlıklarını gördüler. Dediler: "Eğer çalabımız bizi acımaz, bizi yarlıgamazsa besbelli ki bize yazık olacaktır."
İsmail Hakkı İzmirli
Pişman olup saptıklarını görünce: «— * Şayet Rabbimiz, bizi bağışlamaz, bizi yarlıgamazsa biz mutlak ziyankârlardan oluruz» dediler.
İsmail Yakıt
Ne zaman ki elleri düşmüş vaziyette çaresiz kalıp/pişman olup, sapıtmış olduklarını anladıklarında, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, andolsun ki zarara uğrayanlardan oluruz” dediler.
Kadri Çelik
(Yanlışlıkları) Ellerine geçince ve sapıtmış olduklarını gördüklerinde, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, şüphesiz hüsrana uğrayanlardan oluruz” dediler.
Abdullah Parlıyan
Yoldan çıktıklarını farkederek şiddetli bir pişmanlık içinde başları elleri arasına düşürüldü. Gerçekten sapmış olduklarını görüp, anlayınca: “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, elbette zarara uğrayanlardan oluruz” dediler.
Kuran Yolu
Pişman olup kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını anlayınca da dediler ki: “Eğer rabbimiz, bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!”
Mahmut Kısa
Nihâyet akılları başına gelip doğru yoldan sapmış olduklarını anladıklarında, pişmanlık içinde kıvranarak, “Eyvah bize! Eğer Rabb’imiz bizlere merhamet etmez ve bizleri bağışlamaz ise, kesinlikle kaybedenlerden olacağız!” diye feryat ettiler.
Mahmut Özdemir
Pişman olduğunda ve onların sapmış olduklarını gördüğünde: -“And olsun rabbimiz bize acımadıysa ve bizi bağışlamadıysa, elbette Hüsrana Düşenler’den oluruz!” dediler.
Mehmet Çakır
Elleri havada kalınca yanlış yaptıklarını anladılar: " Eğer Rabb'imiz bize merhamet edip bağışlamaz ise, gerçekten sonumuz geldi demektir " dediler.
Mehmet Çoban
Bazılarının aklı başına gelerek dediler ki: "Biz hakikaten sapkınlar olduk." Yaptıklarına pişman oldular. Dediler ki: "Eğer Rabbimiz bize acımaz, bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız."
Mehmet Okuyan
(Başları) ellerine düşünce (pişman olup) saptıklarını görüp anladıklarında “Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa elbette kaybedenlerden olacağız!” demişlerdi.
Mehmet Türk
Yaptıklarından dolayı gönüllerine pişmanlık düşünce de¹ kendilerinin sapıtmış olduklarını anladılar ve: “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa (işte o zaman) biz kesinlikle perişan oluruz.” dediler.
Muhammed Esed
[sonradan] yoldan çıktıklarını fark ederek pişmanlık içinde ellerini dizlerine vurup da, ¹¹⁴ “Doğrusu, Rabbimiz acıyıp da bağışlamazsa, biz gerçekten ziyana uğramış kimselerden olacağız!” ¹¹⁵ deseler bile.
Mustafa Çavdar
Ne zaman ki pişmanlıktan elleri kolları dökülüp saptıklarını anladıklarında ‘Rabbimiz eğer bize merhamet etmezsen ve bizi bağışlamazsan büsbütün kaybedenlerden oluruz’ dediler. 2/186, 7/23, 27/11, 39/53
Ahmet Tekin
İş işten geçip pişmanlıktan kıvranırlarken, başlarına buyruk davranarak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiklerini gördüklerinde: “Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi koruma kalkanına almaz, bağışlamazsa, hüsrana uğrayanlardan oluruz" dediler.
Mustafa İslamoğlu
Pişmanlık içinde elleri kolları dökülüp de[¹²⁶²] sapmış olduklarının farkına varınca “Eğer Rabbimiz bize acıyıp da bizi bağışlamazsa, işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olacağız!” diye dövündüler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki nedâmete düştüler ve kendilerinin hakikaten doğru yoldan çıkmış olduklarını gördüler. Dediler ki: «Eğer bize Rabbimiz merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa elbette büyük bir ziyana uğramışlardan olacağız.»
Orhan Kuntman
(Fakat) Ne zaman ki, (Musa'nın uyarısıyle) kendilerinin gerçekten sapıtmış olduklarım görüp çok pişman oldular: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bağışlamazsa muhakkak ki, büyük ziyana uğrayacağız." dediler. (Rablerine sığındılar ve O'nun bağışlamasına nail oldular)
Osman Fırat
Ne zaman ki (pişmanlıklarından ötürü) başları elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını gödüklerinde, dediler ki: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsan, elbette ziyana uğrayanlardan oluruz!"
Şaban Piriş
Ellerindeki düşürüldüğü ve sapmış olduklarını gördükleri zaman: -Eğer Rabbimiz, bize acımazsa ve bizi bağışlamazsa mahvolanlardan oluruz, dediler.
Satıraltı Meal (1534)
Vaḳtī nedāmet eyleyüp ellerin dişlediler, gördiler ki özleri azmışlar. Eyitdi‐ler: Eger bize raḥmet eylemese Çalabumuz, daḫı yarlıġamasa günāhlarumuzı ziyānlulardan olur‐biz.
Suat Yıldırım
Ne vakit ki yaptıklarının saçmalığını anlayıp son derece pişman oldular ve saptıklarını gördüler, “Yemin olsun ki, dediler, eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi affetmezse, muhakkak her şeyimizi kaybedenlerden oluruz. ” [20, 92-94]
Süleyman Ateş
Ne zaman ki (pişmanlıklarından ötürü) başları elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını gör(üp anla)dılar, dediler ki: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, elbette ziyana uğrayanlardan oluruz!"
Süleyman Tevfik (1927)
Vaktâ ki o buzağı ellerinden düşdi. O zamân dalâlete düşdüklerini gördiler ve "Eğer rabbimiz bize merhamet ve bizi 'afv ve mağfiret itmez ise ziyânkarlardan oluruz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
Başları önlerine eğdirilip saptıklarını gördüklerinde dediler ki “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa (durumumuzu düzeltmezse) tamamen kaybetmiş oluruz.”
Ahmet Varol
Yaptıklarına pişman oldukları ve sapıklığa düştüklerini anladıkları zaman: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa zarar edenlerden oluruz" dediler.
Ümit Şimşek
Nihayet akılları başlarına gelip de sapıklık etmiş olduklarını anlayınca dediler ki: “Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, biz hüsrana düşenlerden oluruz.”
Yaşar Nuri Öztürk
Başları avuçları arasına düşürülüp de sapmış olduklarını fark ettiklerinde şöyle yakardılar: "Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi affetmezse mutlaka hüsrana düşenlerden olacağız."
Ali Bulaç
Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görünce: 'Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız' dediler.
Ali Fikri Yavuz
Ne zaman ki,buzağıya taptıklarına kuvvetle pişman oldular ve kesin olarak sapmış bulunduklarını gördüler, şöyle dediler: “- Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa muhakkak biz, hüsranda kalanlardan olacağız.
Bahaeddin Sağlam
Elleri böğürlerinde çaresiz kalıp doğru yoldan sapıtmış olduklarını gördüklerinde “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, şüphesiz zarar edenlerden oluruz.” dediler.
Bayraktar Bayraklı
Pişman olup da kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görünce, dediler ki: “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!”