Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra da kötülük yerine iyilik verdik, çoğaldılar ve atalarımız da malca zarara uğramışlardı, genişliğe kavuşmuşlardı, bu, böyledir dediler de ansızın onları azaba uğrattık, anlamadılar bile.
Besim Atalay (1965)
Sonra da kötülüğü, iyiliğe çevirirdik, genişlik bulunca dediler ki: «Atalarınıza da, darlık, sevinç gibi şeyler gelmişti!», onlar anlamaksızın, ansızın onları yakaladık
Cemal Külünkoğlu
Sonra da o darlığı değiştirip yerine genişlik (bolluk) getiririz ki; refahı tatsınlar ve kendi kendilerine “atalarımız da darlığa ve sıkıntıya düşmüşlerdi” desinler. İşte Bunun üzerine, hiç beklemedikleri bir anda (korkunç bir azap ile) onları ansızın yakalayıveririz!
Cemil Said (1924)
Sonra felâketlerine mukâbil hasenât i’tâ itdik halbuki ânlar her şeyi unutarak "Bizim âbâ ve ecdâdımıza dahî sa’âdet ve felâket irişmiş idi" diyorlar idi bağteten hiç düşünmedikleri zamânda ânları tecziye itdik.
Diyanet Vakfı
Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve: «Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı» dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.
Edip Yüksel
Sonra kötülüğün yerine iyiliği getirdik. Ne var ki anlayışlarını yitirdiler: "Sıkıntı ve refah atalarımıza da dokunmuştu," dediler. Bunun üzerine, haberleri olmadan onları ansızın yakaladık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da fenalık yerine güzelliğe tebdil etmişizdir, tâki artmışlar ve demişlerdir: Doğrusu atalarımıza sıkıntılı haller de olmuş, sürûrlü demler de, tam o vakit biz de kendilerini hatırlarından geçmezken ansızın tutmuş bastırıvermişlerdir
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu." dediler ve hemen onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.
Emrah Demiryent
Sonra o sıkıntıyı genişliğe çevirdik. Nihâyet (iznimizle tekrar mal ve evlat cihetiyle) çoğaldılar. (İnkâr ve isyanlarından dolayı başlarına gelen sıkıntılardan ibret almadılar.) “Atalarımızın da (bazen) sıkıntılı ve (bazen de) bolluk günleri olmuştu (bunlar hayatta olabilecek normal şeylerdir) dediler (ve tekrar inkâr ve isyan hallerine döndüler. Bunun üzerine) Biz de yaptıklarından dolayı onları (ansızın, azap ile) yakaladık.
Abdullah-Ahmet Akgül
Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, (onları refaha ve rahata eriştirdik de) öyle ki onlar, çoğaldılar ve yine: "Atalarımıza da (böyle bazen) şiddetli sıkıntılar (bazen de) refah ve genişlikler dokunmuştu" diyerek (tekrar haksızlığa ve ahlâksızlığa yöneldiler.) Bunun üzerine, Biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.
Erhan Aktaş
Sonra kötülüğü iyiliğe çevirdik. Nihayet imkanları artınca: “Atalarımızın da sıkıntılı ve bolluk günleri olmuştu.” dediler. Bu yüzden, Biz de onları ansızın yakalayıverdik.
Eski Anadolu Türkçesi
andan, degşürdük yavuz iş yirine eyü işi tā çoķ oldılar daħı eyittiler “bayıķ yoķandı atalarumuza yavuz ḥāl daħı şādılıķ” pes duttuķ anları añśuzda anlar bilmezler iken.
Hasan Basri Çantay
Sonra bu sıkıntının yerine iyilik (selâmet, bolluk) verdik. Nihayet çoğaldılar, «Atalarımıza da (gah böyle) fakirlik, şiddet, hastalık, (gâh) iyilik, genişlik dokunmuşdur» dediler. Bunun üzerine biz de kendileri farkına varmadan, onları ansızın tutub yakalayıverdik.
Hayrat Neşriyat
Sonra kötülüğün (o darlığın) yerini, iyilik (bolluk)la değiştirdik. Nihâyet (mal ve evlâd cihetiyle) çoğaldılar ve: “Doğrusu atalarımıza (da zaman zaman böyle) darlıklar ve bolluklar dokunmuştu. (Bunun tehdîd edildiğimiz azabla bir alâkası yok!)” dediler de, kendileri hiç farkında değillerken onları ansızın yakalayıverdik.
İhsan Aktaş
Sonra kötülüğün (o darlık ve sıkıntının) yerini, iyilik (bolluk)la değiştirdik. Nihayet (mal ve evlât cihetiyle) çoğaldılar ve ’’Doğrusu atalarımıza da (zaman zaman böyle) darlıklar ve bolluklar dokunmuştu. (Bunun tehdit edildiğimizle bir alakası yok!)’’ dediler (olaylardan ibret alıp şükretmediler). Bunun üzerine biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik. *
İlyas Yorulmaz
Sonra kötülüklerin yerini, iyiliklerle değiştiririz ki vaz geçsinler ve ”Atalarımıza da darlıklar ve sıkıntılar uğradı (başımıza gelenler normaldir)” diyerek oyalansınlar ki sonra haberleri yokken bizde onları, ansızın yakalayıverelim.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Sonra Biz kötülük yerine iyiliği koyduk. Onlar da bir gün gelip hepsini unuttular: "Bizim atalarımız da darlığın, bolluğun ne olduğunu bilirlerdi." Dediler. Bunun üzerine onları hiç beklemedikleri bir sırada birden bire çarptık.
İsmail Hakkı İzmirli
Sonra bu sıkıntıyı iyiliğe çevirdik [³]. O kadar ki mal ve adetleri çoğalınca nankörlükle «— Babalarımıza da böyle hastalık, sağlık [⁴] erişmiştir.» demişlerdi. Biz de onlar farkında değillerken ansızın onları yakalayıverdik.
İsmail Yakıt
Sonra o kötülüğü iyiliğe/darlığı genişliğe çeviririz ki refahı tatsınlar [afev]. “Atalarımıza da darlık ve bolluk dokunmuştu” desinler. Biz de onları (yine azgınlık ettiklerinde) hiç farkında olmadıkları bir zamanda ansızın yakaladık.
Kadri Çelik
Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve, “Babalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı” dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.
Abdullah Parlıyan
Sonra o darlığı genişliğe çevirmişizdir. O kadar ki, çoğalmışlar; ve doğrusu atalarımıza da bu gibi sıkıntı ve darlık dokunmuştu, demişlerdi de, ne olup bittiğinin farkına varmadan onları kıskıvrak yakalayıvermişizdir.
Kuran Yolu
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve “Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı” dediler. (İnkârda ısrar edince) biz de onları, kendileri farkında olmadan ansızın yakaladık.
Mahmut Kısa
Derken bir süre sonra bu kötü durumu kaldırıp, onun yerine güzellikler veririz. Nihâyet, refah seviyeleri iyice yükselince yavaş yavaş azgınlaşmaya başlayarak, “Atalarımız da zaman zaman böyle sıkıntılı ve sevinçli anlar yaşamışlardı. Demek ki, bu olaylar ilâhî bir uyarı, imtihân veya ceza filan değil, tamamen tesadüflere bağlı olarak öteden beri süregelen basit tabîat hâdiseleri ve sosyal olaylarmış!” derler. Böylece Allah’ın emirlerini bir kenara atıp, yeryüzünde fesat çıkarırlar. Bunun üzerine, hiç beklemedikleri bir anda, korkunç bir azap ile onları ansızın yakalayıveririz!
Mahmut Özdemir
Yine, çoğalmaları için Kötülüğün yerini İyiliğe değiştirdik. “Atalarımıza da Bolluk ve Darlık (Kıtlık / Ekonomik Kriz) dokundu” dediler. Bilincinde değillerken onları ansızın yakaladık.
Mehmet Çakır
Zamanla toparlanıp kendilerine gelince: Laf arasında: " ha yahu,vaktiyle bizimkiler de bir takım sıkıntılar yaşamış " diye konuşurlar. Ama bir gün âniden, onları da vuracağız. Neye uğradıklarını bile anlamayacaklar.
Mehmet Çoban
Doğal yasalarımız gereği bazen kuraklıklar, bazen verimli zamanlar yaşanır. Salgın hastalıklar toplumları yakalar, sonra iyileşirler. Başlarına depremler, doğal felaketler gelir. Bunlar hep doğal yasalarımızdan kaynaklanır. Dünyada yaşayanlar bunları bilir. Yasalarımız gereği başları sıkıştığında ne yapıyorlar bakarız. Onların çoğu: "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" diyerek başlarına gelenlerle denendiklerini anlamazlar. Hâlbuki onlara yaşadıkları dünyanın sağlam bir yer olmadığını gösteririz. İsteriz ki dünyaya dalıp gitmesinler, yasalarımıza uyarak yaşasınlar. Ancak onların çoğu başlarına gelenlerden ibret almaz. Tam tersine yasalarımıza uymaz, dünyaya daldıkça dalarlar. Aralarında haksızlık yapar, insanları sınıflara ayırırlar. Biz de onları ansızın yakalarız. Ölümleri başlarına gelince neye uğradıklarını şaşırırlar. Çünkü onlar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlardı.
Mehmet Okuyan
Sonra kötülüğü iyilikle değiştirmiştik de refah içinde yaşamışlardı. “Atalarımıza da elbette böyle sıkıntı ve sevinç (vesileleri) gelmişti.” demişlerdi. Biz de onları, hiç farkına varmadıkları bir şekilde ansızın yakalamıştık (cezalandırmıştık). [*]
Mehmet Türk
Sonra onlara, bu sıkıntıların yerine bolluk verdik. Bu sefer de (hayvanlar gibi) bol bol yediler¹ ve: “Atalarımıza da (zaman zaman) böyle darlık ve bolluk dokunurdu.” dediler. Biz de onları kendileri farkında bile olmadan,² ansızın helâk ediverdik.
Muhammed Esed
Sonra o darlığı genişliğe çevirmişizdir ⁷⁴ ki refahı tatsınlar da [kendi kendilerine]: “Atalarımız da darlık ve sıkıntıya düşmüşlerdi” ⁷⁵ desinler, işte ancak bundan sonradır ki, kendileri daha [ne olup bittiğinin] farkına varmadan, onları kıskıvrak yakaladık. ⁷⁶
Mustafa Çavdar
Daha sonra bu yokluk ve kıtlığı bolluk ve bereketliliğe dönüştürmüşüzdür. Onlar da bu nimetlere şükretmek yerine, ‘Atalarımız da bizim gibi yokluk ve bolluk günleri görmüşler’ diyerek şımardılar. Biz de onları hiç beklemedikleri bir anda yakalayıp cezalandırdık. 16/52...54, 30/33...36
Ahmet Tekin
Sonra bu kötü, sıkıntılı, felâketli günlerin yerine düzenli bir devlet hayatı, iyilik bolluk, zenginlik ve refah getirdik. Nihayet çoğaldılar. Başlarına gelen felâketleri, Allah'ın cezalandırması ve imtihanı sayacakları yerde: “Atalarımız da böyle sıkıntılar ve sevinçli günler, ekonomik darboğazlar ve refah günleri yaşamışlardı. Bunlar tabiî olaylardır" diyerek ikazları hafife aldılar. Biz de onları, farkına varmadıkları bir anda, ansızın, hayal edemeyecekleri bir şekilde yakalayıp işlerini bitirdik.
Mustafa İslamoğlu
Sonra (o) kötü durumu güzelliğe çevirmişizdir de, refaha kavuşup şımarmışlar ve “(Bir zamanlar) atalarımız da sıkıntılı ve sevinçli günler yaşamışmış” demişlerdir.[¹²²⁹] İşte bunun üzerine biz de onları, olup bitenin farkına dahi varmadan ansızın yakalayıvermişizdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra bu fenalık yerini güzelliğe tebdîl ettik. Tâ ki çoğaldılar ve dediler ki: «Muhakkak bizim babalarımıza da sıkıntılı haller, neşveli demler dokunmuştur.» Artık Biz de onları kendileri farkına varmadıkları halde ansızın tutup yakaladık.
Orhan Kuntman
Sonra da (bir imtihan olarak) darlığı giderip yerine bolluk, ferahlık getirdik öyle ki, çoğaldılar, (nüfus ve servetleri arttı, fakat bu uyarıdan da hiç ibret almadılar) "Muhakkak ki atalarımıza da böyle sıkıntı ve sevinç dokunmuştu. (Bunlar birer tesadüftür, bize bir ceza için değildir) dediler. (Nimet kendilerini şımarttı, evvelce çektikleri sıkıntıları unuttular zevk ve sefaya daldılar) Biz de kendilerini hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın (azabımızla) tutup yakaladık,
Osman Fırat
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirip af ettik ve dediler ki: "Atalarımıza da darlık ve sevinç dokunmuştu (onlar da üzüntülü ve sevinçli günler geçirmişlerdi). " (Bu nankörlüklerinden dolayı) onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.
Şaban Piriş
Sonra meşakkatin yerini iyilikle değiştirdik de (başlarına geleni unutarak) boş verdiler. Ve: -Atalarımız da hem darlık hem de bolluk görmüşlerdir, dediler. Biz de onları farkında değillerken ansızın yakaladık.
Satıraltı Meal (1534)
Andan ṣoñra tebdīl ider‐biz zaḥmet yirine eylügi, ḥattā anlar çoḳ olınca veeyidince, yitişdi atalarumuza ziyānlar ve zaḥmetler. Pes helāk eyledük anları, añsuzın anlar ġāfiller‐iken.
Suat Yıldırım
Sonra o kötü durumları değiştirip güzellikleri yayarız. Zamanla ahali çoğalıp “Vaktiyle atalarımız gâh üzülmüş, gâh sevinmişlerdi. ” derler fakat olaylardan ibret alıp şükretmezler. Derken, o bilinçsiz halleriyle, hiç hatırlarından geçmezken, ansızın onları kıskıvrak yakalarız.
Süleyman Ateş
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik de (insanlar) çoğaldılar ve: "Atalarımıza da darlık ve sevinç dokunmuştu (onlar da üzüntülü ve sevinçli günler geçirmişlerdi)." dediler (de olaylardan ibret alıp şükretmediler). Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.
Süleyman Tevfik (1927)
Sonra o fenâlıklarının yerine eyilik bedel itdik, hattâ bu ahvâl-i müellimeyi unutdılar ve "Babalarımızı da böyle zarûretler ve hastalıklar mess itmiş idi (dünyâ hâli böyledir)" didiler.. Bunun üzerine onlara bağteten 'azâb ile kahr itdik, halbuki onlar bunı hâtırlarından bile geçirmiyorlardı.
Süleymaniye Vakfı
Sonra kötülüğü alır yerine iyilik veririz. Nihayet zenginleşirler ve derler ki “Atalarımız da darlık ve bolluk yaşamışlar.” Bunun üzerine onları beklemedikleri bir anda yakalarız; farkına bile varamazlar.
Ahmet Varol
Sonra kötülüğün yerine iyilik verdik. Derken hayli çoğaldılar, varlıkları arttı ve: "Babalarımıza da darlık ve rahatlık dokunmuştu" dediler. Bunun üzerine onları farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.
Ümit Şimşek
Sonra da kötülükleri kaldırıp yerine iyilik verdik. Nihayet sayıları ve servetleri artınca, “Atalarımızın başına da böyle darlıklar ve bolluklar gelmişti” dediler. Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.(15)
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra zorluk ve sıkıntının yerine mutluluk ve güzelliği getirmişiz de çoğalmışlar ve şöyle demişlerdir: "Atalarımız da zorluk ve sevinçle yüz yüze gelmişlerdi." Nihayet biz onları farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.
Ali Bulaç
Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, öyle ki onlar, çoğaldılar ve: 'Atalarımıza da (bazan) şiddetli sıkıntılar (bazan da) refah ve genişlikler dokunmuştu' dediler. Bunun üzerine, biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.
Ali Fikri Yavuz
Sonra bu sıkıntının yerine iyilik ve selâmet verdik. Derken çoğaldılar ve; “- Doğrusu atalarımıza da böyle sıkıntılı haller olmuş, sevinçli ve geniş haller de gelmiş” dediler. Tam o sırada, hatırlarından geçmezken, ansızın kendilerine azabla yakalayıverdik.
Bahaeddin Sağlam
Sonra kötülüğün yerine iyiliği koyduk. Nihayet mal ve nüfusça çoğaldılar. Ve: “Babalarımıza da sıkıntı ve sevinç dokunmuştu.” (Bu normal, tabii bir kanundur) dediler. Bunun üzerine onlar farkına varmadan, aniden onları yakalayıverdik.
Bayraktar Bayraklı
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve “Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı” dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.