9. Ayet
ثُمَّ اِنّ۪ٓي اَعْلَنْتُ لَهُمْ وَاَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَارًاۙ
“Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ثُمَّ اِنّ۪ٓي اَعْلَنْتُ لَهُمْ وَاَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَارًاۙ
“Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.”
Sonra açığa vurup yaydım onlara ve gizlice konuştum, davet ettim onları da.
Daha sonra hem açıkça, hem de gizli söyledim!»
“Daha sonra (davamı) onlara hem açıktan açığa tebliğ ettim hem de gizliden gizliye (bir bir, yüz yüze) kendileriyle konuştum.”
8,9. Sonra ânları (îmâna) cehren veyâ hafiyyen da’vet iyledim.
Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.
" Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum."
Sonra hem i'lâm ederek söyledim onlara hem gizli gizli söyledim
"Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
Yine onlarla (îmân ederler ümidiyle) hem açıktan hem de (gizli tebliğ yapmanın faydalı olduğu yerlerde) gizli (özel olarak/birebir) konuştum.
"Daha sonra (davamı) onlara (özellikle ve güzellikle) ilan ettim ve (ayrıca) kendilerine (hain ve zalim kesimlerden ürkmesinler diye) gizli gizli şekilde (yanaşmak istedim ve gerçekleri) söyledim."
Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da bire bir görüşerek de ilettim.
“andan, bayıķ ben eşkere eyledüm anlara daħı gizlü eyledüm anlara gizlemek.”
«Sonra da onları hem i'lân ederek da'vet etdim, hem kendilerine gizli gizli söyledim».
“Sonra doğrusu ben, onlara (hem) i'lân ettim, (hem) kendilerine gizli gizli de söyledim.”
Sonra onlara, hem (davamı) ilan ederek (açıktan söyledim) tebliğte bulundum, hem de herbirine gizliden gizliye (ayrı ayrı) söyledim.
Sonra onlara açıktan açığa çağrıda bulunduğum gibi, onların arasında gizli gizli davet çalışmaları da yaptım.”
Sonra işte ben onlara açıktan açığa da söyledim, gizli gizli de söyledim.
Yine [⁴] tekrar alenen dâvette bulundum, onlara gizli gizli olarak da söyledim [⁵].
“Sonra onları hem açıkça ve hem de gizlice davet ettim.”
“Sonra onlara açıktan açığa ve gizliden gizliye bildirdim.”
Onlara açıktan tebliğde bulundum. Ayrıca onlarla gizlice özel olarak da konuştum
Onlara açık da söyledim, yerine göre gizli de söyledim.”
“Ayrıca, kimi zaman onlara hakkı açıkça ilan ettim, bazen de, rencide olmasınlar diye onlarla özel olarak, gizlice konuştum.”
“Evet, ben, onlara açıktan açığa da, gizliden gizliye de söyledim”.
açık yaptım, gizli yaptım yine olmadı. "
"Şüphesiz, ben onlara açıktan söyledim. Gizliden gizliye sır olarak söyledim!"
Ardından, onlara hem (açıktan) ilan ettim hem de gizli gizli söyledim.
“(Hatta) sonra (davetimi) onlara açıktan açığa, gizliden gizliye (defalarca) söyledim.”
onlara açıktan tebliğde bulundum; (ayrıca) onlarla gizlice, özel olarak da konuştum;
Gün oldu yüksek sesle çağırdım, gün oldu gizli gizli anlattım. 23/32, 35/24
“Üstelik ben, onlara ilân ederek söyledim. Onlarla gizli gizli konuştum.”
gün oldu ki ben, hem (davetimi) kendilerine ilan ettim, bir de gizliden gizliye davet ettim;
«Sonra şüphesiz ki, ben onlar için ilan ettim ve onlara gizliden gizliye de bildirdim.
“Herkese (hak daveti) ilan ettiğim gibi, gizli gizli de (ev ev dolaşarak da) onları uyarmaya çalıştım.”
Sonra onlara hem açıktan söyledim hem de gizli gizli söyledim,
Sonra onlara açıktan açığa da; gizli gizli de söyledim.
Andan anlara da‘veti ẓāhir eyledüm.
Daha sonra onları gâh açıkça çağırdım, gâh iyice gizli bir dâvet yönelttim, her türlü yolu denedim.
Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim:
"Sonra onlara da'vetimi i'lân iylediğim gibi birer birer gizli olarak da çağırub söyledim."
Daha sonra haykırdım, gizli gizli söylediğim de oldu.
Sonra onlara (davetimi) açıktan da ilan ettim, gizli gizli de söyledim.
“Sonra hem açıkça, hem de gizliden gizliye çağırdım.
"Daha sonra bir başka duyuru yönelttim. Ve onları gizli gizli de çağırdım."
'Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim.'
Sonra, hem ilân ederek onlara söyledim, hem gizliden gizliye söyledim onlara...
Sonra ben gerçekten, hem açıkça hem gizlice onlara mesajı anlattım.
5,6,7,8,9. Sonra Nûh şöyle devam etti: “Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilân ettim, hem de gizlice. Özel olarak kendileriyle konuştum.”