11. Ayet
وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَدًاۙ
“Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَدًاۙ
“Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz.”
Ve gerçekten bizden temiz kişiler de vardı, içimizde, böyle olmayanlar da vardı; ayrıayrı yollar tutmuştuk.
Aramızda onatlar da var, başkaları da var, bizler türlü türlü yollara gittik
“Nitekim bizden iyiler de var, bu düzeye erişememiş olanlar da var. Biz farklı yollara ayrılmışız (değişik inanç ve davranışlara sahibiz).”
"Bizim içimizde sâlih ve fâzıl olanlar da vardır. Biz bir kaç mezhebe münkasımız."
Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk.
"Aramızda erdemliler de var, bunun aşağısında olanlar da var; biz çeşitli tarikatlara(yollara) ayrıldık. "
Ve doğrusu bizler: bizlerden salih olanlar da var, olmıyanlar da var dilim dilim tarikatler olmuşuz
Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız.
Gerçek şu ki, bizden (biz cinlerin içinde) sâlih olanlar da var, içimizden bundan aşağı olanlarda var. (İnanç hususunda) her birimiz ayrı ayrı yollar tutmuştuk.
"Gerçek şu ki, bizden (cinnlerden imanlı ve yararlı) salih olanlar da vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da (bulunmaktadır). Biz (cinnler de insanlar gibi) farklı ve ihtilaflı yolların (birbirlerine aykırı tasavvur ve tarikatların) fırkaları olmuşuz."
“Doğrusu bir kısmımız salihlerdeniz¹, bir kısmımız da bunun dışındadır. Biz, ayrı ayrı yollar tuttuk.”
“daħı bayıķ biz bizden śāliḥlerdür daħı bizden şundan ayruķdur. olduķ bölükler dürlü dileklüler.”
«Hakıykaten biz, kimimiz salâha ermiş (iyi kişi) leriz, kimimiz ise bunlardan aşağıdır. Çeşid çeşid yollar (a saahib) olmuşuz».
“Doğrusu biz ise, bizden sâlih olanlar da vardır ve bizden bundan aşağıda olanlar(böyle sâlih olmayanlar) da vardır. Farklı farklı yollar(da gider) olmuşuz.”
Doğrusu biz ise, bizden salih (erdemli) olanlar da vardır ve bizden bundan aşağıda olanlar (böyle salih olmayanlar) da vardır. Bizler ayrı ayrı yollar tutmuşuzdur.
Bizim içimizden doğru ve faydalı işler yapanlar olduğu gibi, bundan başka farklı yollarda olanlarda var.
Gerçekten bizim içimizde iyi olanlar da vardır, aşağılık olanlar da vardır. Herbirimiz ayrı bir yol tutmuşuzdur.
«— Aramızda salihler de vardır, onlardan başka, olanlar da vardır. Biz ayrı ayrı yollar tutmuşuz»;
Muhakkak ki bizim içimizde iyi ve yararlı işler yapanlar [sâlihûn] da var, böyle olmayanlar da var. Biz farklı farklı yollara ayrılmışız.”
“Şüphesiz bizden salih olanlar da vardır ve bizden böyle (salih) olmayanlar da. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız.”
Ve doğrusu bizden iyi yararlı kişiler de var ve onlardan aşağıda olan kişiler de vardır. Bizler ayrı ayrı yollar tutmuşuzdur.
Doğrusu içimizde iyiler var, ama aramızda başka türlü olanlar da var; hâsılı biz farklı gruplardan oluşuyoruz.
“Fakat ikinci ihtimal daha yakın görünüyor. Çünkü biz cinler hepimiz aynı değiliz; içimizde dürüst ve erdemli kimseler de var, bunun çok aşağısında kalan azgınlar da var. Bizler, tıpkı insanlar gibi farklı görüş ve inançlara sahip çeşitli gruplara ayrılmış vaziyetteyiz. Bu da gösteriyor ki, bizim de Allah’ın yol göstericiliğine şiddetle ihtiyacımız var.”
“Bizden, Salihler (İyiler) de vardır, bundan başkası da vardır. Lime lime halinde tarîkler (yollar) olduk”.
Duyduğumuza göre biz cinler arasında iyiler de varmış kötüler de, boy boy farklı imişiz.
"Artık şunu iyi biliyoruz ki bizim içimizde iyiler de var, kötüler de!"
İçimizden iyiler de başkaları (kötüler) de var. Hepimiz türlü türlü yollar tutmuştuk.
“Gerçekten biz, kimimiz iyi kişiler, kimimiz de bunların aşağısında olmak üzere, türlü yollar tutmuştuk.”
tıpkı, içimizden bazıları [nasıl] dürüst ve erdemli olurken bazılarımızın da bunun [çok çok] aşağısında kaldı[ğını bilmediğimiz gibi]: biz her zaman birbirinden çok farklı yollar-yöntemler izledik.
– Nitekim bizden iyi olanlar da var, öyle olmayanlar da var. Biz, farklı farklı yollarda yürümekteyiz. 2/177, 39/33
“- Bizden bir kısmı dindar, ahlâklı, hayır-hasenat sahibi, mü'min, sâlih kimseler. Bir kısmı da bunlardan aşağı seviyede. Biz hep farklı anlayış ve seviyede cemaatler haindeyiz .”
Nitekim bizden iyi olanlar var, ama bizden öyle olmayanlar da var: zaten öteden beri biz hep birbirine aykırı yollar izlemişiz.[⁵³⁵⁶]
«Ve şüphe yok ki bizden sâlih kimseler vardır ve bizden onun dûnunda olanlar da vardır. Biz müteferrik cemaatler olmuşuzdur.»
Gerçekten aramızda sâlihler de vardır, olmayanlar da, biz çeşitli yollara ayrılmışızdır.
Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollara ayrılmışız.
İçimizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız.
Daḫı bizden ṣāliḥler vardur ve andan özge daḫı vardur. Biz muḫtelifmeẕhebler üstine‐biz.
“Bizden iyi kimseler olduğu gibi, iyi olmayanlar da var. Biz türlü türlü yollar tutmuşuz.
Bize gelince, bizden iyiler de var ve bizden başka türlü olan da var. Biz çeşitli yollara ayrıldık.
"Ve bizden sâlih bir cemâ'at oldığı gibi onun gayrı olanlar da vardır, biz müteferik tarîklere ayrıldık."
Bizim içimizde iyiler de var, yanlış yapanlar da. Her birimiz ayrı ayrı yollardayız.
Gerçek şu ki, bizden salih olanlar da var, bunun aşağısında olanlar da. Biz, çeşit çeşit yollara ayrılmış gruplardık.
“İçimizden iyi kimseler de var, iyi olmayanlar da. Biz de bölük bölük olup çeşitli yollar tutmuşuzdur.
"Şu da bir gerçek ki, bizden hayra yönelenler/barışçılar vardır; ama bizden, başka türlü olanlar da vardır. Dilim dilim yollar olmuşuz biz."
'Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz.'
Doğrusu, biz cinlerin içinde, mümin olanlar da var, içimizden bundan aşağı (kâfirler) olan da var. (Allah'a iman etmezden önce) çeşit çeşit mezheplere ayrılmış idik.
“Ve doğrusu, bizden salihler de vardır, onun altında olanlar da vardır. Biz çok değişik yollara bölünmüşüz.”
“Bizden iyiler de vardır, iyi olmayanlar da. Biz çeşitli gruplara ayrıldık.”