10. Ayet
وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًاۙ
“Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًاۙ
“Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?”
Ve gerçekten de bilmiyoruz, yeryüzündekilere bir kötülük gelmesi mi isteniyor, yoksa Rabbleri, onlara doğru yolu buldurmayı mı diledi?
Biz bilmeliyiz yeryüzünde olanı, kötülük mü istenmiş? Yoksa, Tanrıları doğru yolu göstermek mi dilemiş?
“Biz kesinlikle bilmiyoruz, yeryüzündekiler hakkında şer mi murat edilmiş yoksa Rableri onları doğru yol bilincine ulaştırmayı mı murat ediyor? (Bunu tam kavrayamadık)
"Arz sâkinlerine bir felâket mi hazırlanıyordı, yâhud rabbbimiz ânları tarîk-i hidâyete mi sevk itmek istiyordı, anlayamadık."
Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?
"Yerdekiler için bir kötülük mü planlanmıştır, yoksa Rab'leri onlar için bir iyilik mi dilemiştir, bilmiyoruz."
Ve doğrusu biz bilmeyiz o Arzdaki kimselere bir şer mi irade edilmiştir, yoksa rabları onlara bir hayır mı murad etmiştir
"Doğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
(Semânın bekçilerle ve şihâblarla dolmasından dolayı) yeryüzündekilere bir ceza mı murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi, şüphesiz biz bunu bilemiyoruz.
"Doğrusu (hikmetini) bilmiyoruz; (cinnlerin bazı kader bilgilerini çalmaktan kovulmaları suretiyle) yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi (bunu tam seçemiyoruz)?"
“Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olan kimselere kötülük mü istendi yoksa Rabb'leri onlara bir iyilik mi istedi bilmiyoruz.”
“daħı bayıķ biz bilmezüz şer mi dilenildi yirdegiye yā diledi mi anlara çalabı’ları ŧoġru yol bulmaķ.”
«Doğrusu biz yerdeki kişilere şer mi murad ediliyor, yoksa Rableri onlar için bir hayır mı irâde ediyor, bilmiyormuşuz».
“Ve gerçekten biz bilmiyoruz, (bununla) yeryüzünde bulunan kimselere bir kötülük mü (yapılmak) istenildi, yoksa Rableri onlara bir iyilik mi diledi?”
«Ve doğrusu anlamıyoruz; (göğün bu tür metafizik ışınlarla korunmuş olması) yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istenmiş, yoksa Rableri kendileri için (doğru olana iletici) bir hayır mı dilemiş?»
Şurası bir gerçektir ki, yeryüzünde olanlar için bir şer mi? dilendi, yoksa Rableri onlara doğru yolu mu? Göstermeyi diledi, biz bilmeyiz.
Doğrusu, biz bilmiyormuşuz, yeryüzündekilerin başına bir kötülük gelmesi mi isteniyor, yoksa çalapları onları doğru yola iletmek mi istiyor.
«— Bilmiyoruz ki bu yolda gözetilmekle acaba yerde olan insanlara fenalık mı istendi? Yoksa Rableri onlara doğruluk ve iyilik mi istedi [⁷]?»;
“Hakikaten biz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir temyiz/doğruyu eğriyi ayırt etme yeteneği [reşeden] mi murat etti, bilemeyiz.”
“Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa rableri kendileri için bir hayır mı diledi?”
Gökyüzünün bekçi ve alevlerle dolmasıyla biz; yeryüzündeki kişilere fenalık erişmesi mi istenildi, yoksa Rableri onlara doğru yolu buldurmayı mı diledi bilmiyoruz.
Bilmiyoruz, yeryüzündekiler hakkında bir kötülük mü murat edildi yoksa rableri onlar için bir iyilik mi diledi?
“Bunun sebebini bilemiyoruz; acaba gökyüzünün böyle sıkı denetim altına alınmasıyla yeryüzünde yaşayanlara bir ceza mı verilmek istendi, yoksa Rab’leri onlara doğru yolu göstermeyi mi diledi.”
“Biz, bilmeyiz; Yeryüzü’ndeki kimselerle ilgili şerr mi isteniyor, yoksa onlara rabb’leri bir rüşd / doğruluk mu istedi?”.
Ancak, Allah bizi bu görevden alırken dünya halkına kötülük mü etti, yoksa onları daha ileri bir aşamaya mı geçirdi bize bilgi verilmemiş...
"Elbette biz bilmiyoruz. Yeryüzündekiler için kötülük mü isteniyor, Rabbimiz bir hayır mı diliyor?"
(Artık) yeryüzündekilere kötülük mü edildiğini, yoksa Rablerinin onlara bir hayır mı dilediğini bilemiyoruz.
“Bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rableri, onları en doğruya iletmek mi diledi, bilmiyoruz?”
Ve [şimdi anladık ki] biz [yaratılmış varlıklar,] yeryüzünde yaşayanlar için kötü bir akibetin hazırlanıp hazırlanmadığını, yahut Rablerinin onları doğru ile eğriyi ayırd etme bilinciyle donatmak isteyip istemediğini ¹⁰ bilmiyoruz
– Doğrusu yeryüzündekiler hakkında şer mi murat edilmiş yoksa Rabbleri onları doğru yol bilincine ulaştırmayı mı murat ediyor? Biz bilmiyoruz. 6/188, 27/65
“Yeryüzündeki akıllı ve sorumlu varlıklara kötülük mü yapılmak isteniyor, yoksa Rableri onlara huzurlu, aydınlık bir hayat mı diledi, bilemiyoruz.”
Ve anladık ki, gerçekte biz (gaybı) bilmiyormuşuz; (mesela) şu yerdekilere şer mi murad edilmiş, yoksa Rableri onları doğru bir bilince ulaştırmayı mı murad etmiş?[⁵³⁵⁵]
«Ve doğrusu biz bilmiyoruz ki, yerde bulunanlar için bir şer mi murad edilmiştir, yoksa onlar için Rableri bir doğruluk mu irâde buyurmuştur?»
Doğrusu biz bilmiyoruz yeryüzündekilere kötülük mü dilenmiştir, yoksa Rableri onlara bir hayır mı dilemiştir?
Ve biz artık bilmiyoruz yer yüzündeklere kötülük mü isteniyor ya da rabbleri onları doğruya mı iletmek istiyor...
Gerçekten de bilmiyoruz, yeryüzündekilere bir kötülük mü isteniyor; yoksa, Rab'leri onlara doğru yolu göstermek mi istedi?
Daḫı biz bilmezüz şer mi istenildi yirde olanlara, yā anlara Tañrıları ḫayrmı diledi?
“Doğrusu, iyi anlayamadık: Yerde oturanlara fenalık mı irade edildi, yoksa Rab'leri onlar hakkında hayır ve hidâyet mi diledi, bilemiyoruz. ”
Bilmiyoruz bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rabbleri onları doğruya mı iletmek diledi.
"Bizim semâyı dinlemekden men'imizle Allâh Te'âlâ arzda bulunanlara şer mi veyâhud hayır mı murâd itdi? bilemeyiz."
Yeryüzündekilere bir kötülük mü isteniyor, yoksa Rableri onları olgunlaştırmak mı istiyor; bir türlü anlayamıyorduk[*].
Bilmiyoruz, acaba yeryüzünde olanlar için bir kötülük mü istendi yoksa Rableri onlar için bir hayır mı diledi?
“Bununla yeryüzü ahalisi için bir kötülük mü kastedilmiştir, yoksa Rableri onlar için iyilik mi dilemiştir; onu biz bilemeyiz.
"Doğrusu, bilmiyoruz, yeryüzündeki şuurlulara şer mi istendi, yoksa Rableri onlar için doğru ve güzel olanı mı istemiştir."
'Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi?'
Doğrusu biz bilmeyiz; o arzdaki kimselere bir fenalık mı istenmiştir; yoksa Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir?
“Biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere bir kötülük mü dilenmiş, yoksa Rableri olan Allah onlar hakkında doğru bir iş mi dilemiş?
“Yeryüzündekilere kötülük mü yapılmak istendiğini, yoksa Rablerinin onlara bir iyilik mi yapmak istediğini biz bilemeyiz.”