Cin Suresi 9. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

9. Ayet

وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًاۙ

“Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.”

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve gerçekten de biz, orada, bir söz duymak için bazı yerlere otururduk, fakat şimdi kim, dinlemeye kalkışsa kendisini gözetliyen bir şihap buluyor.

Besim Atalay (1965)

Bizler, orada dinlemek için yerler buluyorduk, imdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetliyen katı bir ateş bulur!

Cemal Külünkoğlu

“Oysa biz (Peygamberin gönderilmesinden önce) haber dinlemek için göğün bazı yerlerine otururduk. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor.”

Cemil Said (1924)

"İşitmek içün bir yerde oturduk, fakat kim istimâ’ itmek ister ise karşusına ihrâk içün şihâb çıkıyor idi."

Diyanet Vakfı

Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.

Edip Yüksel

"Biz orada casusluk için otururduk. Ancak şimdi her kim dinlemek isterse kendisini gözleyen bir ateş topu bulur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz ondan dinlemek için ba'zî mevkı'lere otururduk, fakat şimdi her kim dinliyecek olursa onun için gözeten bir şihab buluyor

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor."

Emrah Demiryent

Hâlbuki biz, (daha önce) semânın bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi (bizden) kim (melekleri) dinlemeye kalksa, (karşısında) kendisini (helâk etmek üzere) gözetleyen bir şihâb (yıldızlardan kopan alev topu) buluyor.

Abdullah-Ahmet Akgül

"Oysa gerçekte biz, (daha önce bazı sırları) dinlemek için onun durak yerlerinde (göğün bazı mevkilerine) otururduk. Ama şimdi (cinnlerden) kim (kader bilgilerini) dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab (yıldız kayması denilen ateş ve alev çarpması) bulur (ve kovulur)."

Erhan Aktaş

“Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışın buluyor.”

Eski Anadolu Türkçesi

“daħı bayıķ biz otururıduķ andan oturacaķ yirlere işitmeġe. pes her kim ķulaķ duta işitmeġe şimdi bula anuñ-içün od yılduz yol bekleyici.”

Hasan Basri Çantay

«Halbuki hakıykaten biz (bundan evvel haber) dinlemek için onun ba'zı kısımlarında oturacak yerler (bulub) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa kendisini gözetib duran bir şihab (karşısında) bulunuyor».

Hayrat Neşriyat

“Hâlbuki şübhesiz biz, (peygamberin gönderilmesinden önce) ondan oturulacak yerlerde (semâvât ehlini) dinlemek için otururduk. Fakat şimdi kim dinlemeye kalksa,(karşısında) kendisini (helâk etmek üzere) gözetleyen bir alev buluyor!”

İhsan Aktaş

Hâlbuki vaktiyle (daha önce) biz onun (fezanın) uygun yerlerinde (bilgi çalmak amacıyla melekleri) dinlemek için otururduk; ne var ki şimdi (bizden) kim dinlemeye kalkacak olursa, hemen karşısında (hedefe kilitli metafizik) bir şihap (ışın) buluyor. *

İlyas Yorulmaz

Gökyüzünü dinlemek için en yüksek tepelere oturmuştuk. Sonra kim göğü dinlemişse, o an onu takip eden ateş parçaları (kayan meteorlar) bulmuştur.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Gerçekten biz bundan önce orada işitilecek yerlere oturup konuşulanları dinliyorduk. Ancak, şimdi herkim orayı dinliyecek olursa yolunu bekliyen bir ateş parçasıyla karşılaşacaktır.

İsmail Hakkı İzmirli

«— Biz hurafat işitmek üzere kulak vermek için orada duracak yerler buluyorduk. Her kim şirke kulak vermek isterse kendisini gözetler bir ateş şulesi bulur [⁶]»;

İsmail Yakıt

“Hâlbuki biz (daha önce) göğün dinlemeye mahsus yerlerinde konuşlanırdık [makâ’ide]. Şimdi ise kim dinleyecek olsa, kendisini gözetleyen bir alev parçası buluyor.”

Kadri Çelik

“Oysa gerçekten biz, dinlemek için onun (göklerin) oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir akanyıldız bulur.”

Abdullah Parlıyan

Gerçekten de biz semadan bir söz duymak için bazı yerlere otururduk. Fakat şimdi kim dinlemeye kalkışsa kendisini bekleyen bir alevle karşılaşır.

Kuran Yolu

Halbuki biz (daha önce, göğü) dinlemek için onun oturulabilecek yerlerinde otururduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse kendisini gözetleyen bir alev topuyla karşılaşıyor.

Mahmut Kısa

“Çünkü daha önce göğe çıkar ve melekler arasında geçen konuşmaları dinlemek için uygun yerlere otururduk. Orada işittiğimiz bazı bilgi kırıntılarını —bire beşyüz katarak— gelip kahinlere, falcılara haber verirdik. Fakat şimdi, Son Elçinin gönderilmesinden sonra, artık kim göğe çıkıp melekleri dinlemeye kalkışsa, kendisini izleyen bir alev topuyla karşılaşır ve oracıkta yanıp küle çevrilir.”

Mahmut Özdemir

“ ‘Dinlemek’ için biz, oradan oturaklara oturuyorduk. Şimdi, kim dinlerse, onu izleyen bir alev olarak bulur”.

Mehmet Çakır

hattâ, vaktiyle biz, fezanın bazı noktalarında oturup dinleme görevi bile yapmışız. -halbuki şimdi birimiz, fezayı dinleyecek olsa, hemen karşısında ışınlı bir bekçi buluyor-

Mehmet Çoban

"Hâlbuki biz göğün bazı kısımlarında dinlemek için oturuyorduk! Fakat kim göğü dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışık bulur."

Mehmet Okuyan

(Oysa) biz (haber) dinlemek için göğün (çeşitli) yerlerinde oturuyorduk fakat şimdi kim (haber) dinlemek isterse, kendisini takip eden bir alev hüzmesi bulu(yo)r. [*]

Mehmet Türk

“Hâlbuki (daha önce) biz, onun (haber) dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, (karşısında) kendisini gözetleyen parlak bir ateş buluyor.”

Muhammed Esed

halbuki onu[n gizlediği her sırrı] dinleyebileceğimiz [uygun] yerlere kurulmuştuk: ⁸ ve şimdi [veya başka zaman] onu dinlemeye çalışan herkes [aynı şekilde] kendisini bekleyen bir alev ile karşılaşacaktır! ⁹

Mustafa Çavdar

– Hâlbuki vaktiyle biz gizli bilgiler edinmek için gökyüzünün bazı yerlerine otururduk. Şimdi ise oradan kim haber çalmaya kalkışacak olsa hemen yakıcı bir alev topuyla karşılaşıyor. 37/6...10, 41/12

Ahmet Tekin

“- Halbuki daha önce, biz göğün bazı bölgelerinde, haber dinlemek için oturacak yerler bulup oturuyorduk. Fakat şimdi, kim bilgi hırsızlığı yapmak isterse, kendisini gözetleyen kor halinde akan alev yalımlarını karşısında buluyor.”

Mustafa İslamoğlu

halbuki vaktiyle biz onun uygun yerlerinde (haber) dinlemek için otururduk;[⁵³⁵³] ne var ki şimdi (bizden) her kim dinlemeye kalksa, derhal karşısında hedefe kilitli bir ateş topu buluyor.[⁵³⁵⁴]

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve hakikaten biz dinlemek için ondan oturulacak yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa onun için bir gözetici şihap buluyor.»

Orhan Kuntman

Oysa daha önce biz göğün bazı kısımlarında haber dinlemek için oturuyorduk, fakat şimdi kim dinlemeye kalksa, kendisini gözetip duran bir alev hüzmesi buluyor.

Osman Fırat

Ve biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur (gayb haberlerini dinlemeğe çalışırdık). Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir yakıcı bir ışın bulur.

Şaban Piriş

Oysa, orada bizim dinlemek için oturma yerlerimiz vardı. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı biz otururduḳ andan oturaçaḳ yirlerde işitmeg‐içün.

Suat Yıldırım

“Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor. {KM, Tekvin 3, 24}

Süleyman Ateş

Ve biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur(gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.

Süleyman Tevfik (1927)

"Evvelce, gökden sözleri işidecek bir yerde oturır ve dinlerdik. Şimdi semâdan bir şey işitmek isteyen kendi içün bekleyen şihâbı bulur (derhâl bir şihâbla semâdan uzaklaşdırılur.)"

Süleymaniye Vakfı

Halbuki biz orada bazı yerlere oturur, (yüce meclisi)[*] dinlerdik. Şimdi orayı kim dinlese kendini gözleyen bir ateş parçasıyla karşılaşıyor.

Ahmet Varol

Oysa biz (daha önce, gayb haberlerini) dinlemek için orada bazı oturacak yerlere otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olursa kendisini izleyen parlak bir ateş(i karşısında) buluyor.

Ümit Şimşek

“Önceden, haber dinlemek için orada oturacak yerler bulup otururduk. Şimdi kim birşey dinlemeye kalksa, kendisini gözetleyen bir alev bulur.

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur."

Ali Bulaç

'Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur.'

Ali Fikri Yavuz

Halbuki biz (Peygamberin gönderilmesinden önce) haber dinlemek için göğün bazı (bekçilerden boş) yerlerine otururduk; fakat şimdi, kim dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen bir şihap (yakıcı bir yıldız) buluyor.

Bahaeddin Sağlam

“Ve gerçekten biz (gökten bir şeyler) dinlemek için belli yerlerde otururduk. Şimdi artık kim dinlemek isterse kendisini gözetleyen bir ateş mermisini bulur.

Bayraktar Bayraklı

“Halbuki biz, göğü dinleyebileceğimiz yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi, kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev hüzmesi buluyor.”