Mürselât Suresi 4. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

4. Ayet

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًاۙ

1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekle aslı olmayanı ayırt edenlere.

Besim Atalay (1965)

Seçip ayıranlara

Cemal Külünkoğlu

(Hak ile batılı) birbirinden ayıranlara,

Cemil Said (1924)

nîk ve bedî fârik olanların,

Diyanet Vakfı

(Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;

Edip Yüksel

Ayırdıkça ayıranlara,

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken seçip ayıranlara

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Seçip ayıranlara,

Emrah Demiryent

1-2-3-4-5-6. Birbiri ardınca gönderilenlere, esip savuranlara, yaydıkça yayanlara, (hak ile bâtılın arasını hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde) ayırdıkça ayıranlara, (îmân ve tövbe ile hakka yönelenleri) mazur kılıp arıtmak ve (isyan edenleri) sakındırmak üzere, (emrimizle, peygamberlere,) zikri (vahyi) ulaştıranlara kasem olsun ki,

Abdullah-Ahmet Akgül

Sonra, (rahatının ve menfaatinin kölesi ve nefsani arzularının esiri olanlardan uzaklaşıp, Hakkı bâtıldan, sadıkı sahtekârdan, mü’mini münafıktan çok kesin ve keskin biçimde) ayırdıkça ayıranlara... (Mutlak doğruları ve mutlu oluşumları topluma tanıtanlara,)

Erhan Aktaş

Ayırdıkça ayıranlara,

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ayırıcılar ḥaķķı-y-içün ayırmaķ.

Hasan Basri Çantay

bu suretle (hak ile baatılı) tam ma'nâsiyle ayırd etmiye vaasıta olan,

Hayrat Neşriyat

Artık (hak ile bâtılı) ayırdıkça ayıranlara!

İhsan Aktaş

Böylece (bulutları) ayırdıkça ayıranlara (rüzgarlara), (*)

İlyas Yorulmaz

(Doğrularla yanlışları) Ayırdıkça ayıranlara,

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

doğru ile eğriyi ayırt ettikçe edenler hakkı için,

İsmail Hakkı İzmirli

Bulutları birbirinden ayıran rüzgârlar hakkı için,

İsmail Yakıt

(Eğriyle doğruyu) ayırdıkça ayıranlara,

Kadri Çelik

Derken ayırdıkça ayıranlara.

Abdullah Parlıyan

Böylece doğru ile eğriyi kesin şekilde ayıran.

Kuran Yolu

(Hak ile bâtılı) birbirinden iyice ayıranlara;

Mahmut Kısa

Sonra hak ile bâtılı kesin hatlarla birbirinden ayıran;

Mahmut Özdemir

Ayırdıkça Ayıranlar’a!

Mehmet Çakır

3,4. Vızır vızır yayanlar! // kılı kırk yaranlar!

Mehmet Çoban

Gönderdiğimiz gerçeklerle yalanları ayırırlar. İnsanların yalan üzerine kurdukları hayatlarını düşüncelerini davranışlarını gerçeklerle karşılaştırırlar.

Mehmet Okuyan

Ayırdıkça ayıranlara,

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²

Muhammed Esed

böylece [doğru ile eğriyi] kesin şekilde ² ayıran,

Mustafa Çavdar

Hak ile batılını arasını ayırdıkça ayıranlara. 2/185

Ahmet Tekin

Andolsun, hak ile bâtılı birbirinden ayıranlara!

Mustafa İslamoğlu

Peşinden (hak ile bâtılı) seçip ayıranlar!

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra ayrılmakla ayıranlara.

Orhan Kuntman

(Bu sâyede, hak ile bâtılın arasının) İyice ayrılmasına hizmet eden (melek)lere,

Osman Fırat

Ve farkı farkettirenler,

Şaban Piriş

Ayırdıkça ayıranlara..

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı ḥaḳḳı bāṭıldan ayırıcı feriştehler ḥaḳḳı‐çun.

Suat Yıldırım

Hakla batılı, doğru ile eğriyi ayırt edenler,

Süleyman Ateş

Ayırdıkça ayıranlara,

Süleyman Tevfik (1927)

Hak ve bâtıl arasını ayıran,

Süleymaniye Vakfı

iyi ile kötüyü birbirinden ayıranlar[*],

Ahmet Varol

(Hak ile batılı kesin) bir ayırım ile ayıranlara,

Ümit Şimşek

Ayırdıkça ayıranlara.

Yaşar Nuri Öztürk

Gerektiği şekilde ayıranlara,

Ali Bulaç

Böylece ayırdıkça ayıranlara,

Ali Fikri Yavuz

Hak ile bâtılı ayıran melekler hakkı için,

Bahaeddin Sağlam

İşleri birbirinden ayıran (meleklere,)

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [703][704]