Enfâl Suresi 32. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

32. Ayet

وَاِذْ قَالُوا اللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ هٰذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَاَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَٓاءِ اَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ

Hani onlar, “Ey Allah’ım, eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani Allah'ım demişlerdi, bu, senin katındansa ve gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut da bize elemli bir azap ver.

Besim Atalay (1965)

Hani onlar: «Ey Tanrım! Bu senin katından gelmiş olan hak kitapsa, bize gökten taş yağdır, ya da, acıklı azap ver» demiş idiler

Cemal Külünkoğlu

Bir de (küstahça bir eda ile): “Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acıklı bir azap getir (de görelim bakalım)” demişlerdi.

Cemil Said (1924)

31, 32. Âyâtımızı ânlara okudukları zamân "Bunları zâten işitdik idi. Öylelerini söylemek bizim de elimizdedir, bunlar esâtîr-i mütekaddime silsilesidir. Allâh her şeye kâdir ve Kur’ân hak ise gökden başlarımıza taş yağdır bize ’azâb-ı elîm hiss itdir" diyorlar.

Diyanet Vakfı

Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.

Edip Yüksel

Hatta, "Rabbimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır, veya başımıza acıklı bir azap getir," diyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakıt da ey Allah, eğer bu, senin tarafından gelmiş hak kitâb ise durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha elîm bir azâb ver demişlerdi

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Bir vakit de, "Ey Allah, eğer bu Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver" demişlerdi.

Emrah Demiryent

Hani, onlar (alay ederek), “Ey Allah’ımız, eğer bu (Kur’ân) gerçekten senin tarafından vahyedilmiş ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya bize elem dolu bir azap ver!” diyorlardı.

Abdullah-Ahmet Akgül

(İnkârcılar ve münafıklar) Bir de: "Ey Allah’ımız, eğer bu (Kur’an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdırıver veya acı bir azap getir (de görelim)" diyorlardı.

Erhan Aktaş

Bir de dediler ki: “Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse¹, gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver.”

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ol vaķt kim eyittiler “iy Tañrı! eger ola uşbu girtü muḥammed didügi ķatunda yaġdur üzerümüze ŧaş gökden yā götür bize 'aźāb aġrıdıcı.”

Hasan Basri Çantay

Hani bir zaman da: «Ey Allah, eğer bu, Senin katından (gelmiş) hak (kitâb) ın kendisi ise durma bizim üstümüze gökden taş yağdır, yahud bize (daha) acıklı bir azâb getir» demişlerdi.

Hayrat Neşriyat

Bir vakit de: “Ey Allah! Eğer bu (Kur'ân), senin katından hak (bir Kitab) ise, haydi üzerimize gökten taş yağdır veya bize elemli bir azab getir!” demişlerdi.

İhsan Aktaş

Hani (o putperestler) bir zaman “Ey Allah’ımız, senin katından olan hak eğer bu (Kur’an) ise, (mademki senden geldiği iddia ediliyor,) hemen üzerimize gökten bir taş (gök taşı) yağdır veya bize daha acıklı bir azap ver (de görelim bakalım)” demişlerdi.

İlyas Yorulmaz

“Ey Allah’ımız! Eğer elçinin bu bildirdikleri senin katından ise, gökten başımıza taş yağdır veya üzerimize acıklı bir azap gönder” dediler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O gün dediler: "Ey Allah’ımız! Eğer bu Senin katından gönderilmiş bir doğru ise, durma gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba uğrat bakalım."

İsmail Hakkı İzmirli

Hani «— Bu Kur/an gerçek ve senin tarafından indirilmiş ise Allah/ım! Üzerimize gökten taş yağdır veya bize acıklı azap getir» demişlerdi.

İsmail Yakıt

Hani onlar yine, “Ey Allah’ım! Eğer bu (Kur’an) Sen’in katından (inmiş) hak bir Kitap ise, o hâlde üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı verici bir azap getir bakalım!”¹⁵ demişlerdi.

Kadri Çelik

Hani “Ey Allah! Eğer bu kitab, gerçekten senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azap ver” demişlerdi.

Abdullah Parlıyan

Ve bir de şöyle derlerdi: “Ey Allah'ımız! Eğer bu gerçekten senin katından indirilen gerçeğin kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut daha can yakıcı bir azap çıkar karşımıza.”

Kuran Yolu

Hatırla, bir de şöyle diyorlardı: “Allahım! Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir hakikat ise gökten üzerimize taş yağdır veya bize acı veren bir azap gönder!”

Mahmut Kısa

Ve yine küstahça bir edayla, “Ey Allah’ımız! Eğer bu Kitap gerçekten senin katından gelmiş ise, başımıza gökten taşlar yağdır, yâhut bizi can yakıcı bir azâba uğrat!” diyorlardı.

Mahmut Özdemir

Hani, bir vakit: “Ey Allah! Eğer bu, senin katından gerçekten Hakk ise, Gök’ten üstümüze taşlar yağdır veya bize acıtıcı bir azap ver!” dediler.

Mehmet Çakır

Hattâ: " Hey Allah’ım! Bu adam hakikaten senin tarafından gönderilmiş ise, ya üstümüze yukarıdan taş yağdır, ya da başımıza büyük bir felaket ver " derlerdi.

Mehmet Çoban

Hani demişlerdi ki: "Allah’ım! Bu senin katından gelen bir gerçekse başımıza gökten taş yağdır yahut bize elem verici bir azap getir!"

Mehmet Okuyan

Hani (o kâfirler) bir zaman da şöyle demişlerdi: “Ey Allah’ım! Bu (Kur’an) senin katından ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap getir!”

Mehmet Türk

Onlar bir zamanlar da; “Ey Allah’ım! Eğer bu, Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver.”¹ demişlerdi.²

Muhammed Esed

Ve bir de şöyle derlerdi: “Ey Allah’ımız, eğer bu gerçekten Senin katından (indirilen) hakkın kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut [daha] can yakıcı bir azap çıkar karşımıza!” ³²

Mustafa Çavdar

Ve bir de şunu demişlerdi: - Allah’ım, eğer bu Kuran senin katından gelmiş hakikat ise başımıza gökten taş yağdır yahut bize acı bir azap ver! 2/59, 3/28, 27/6

Ahmet Tekin

Hani bir zaman da kâfirler: “Allah'ım, eğer bu senin katından gelmiş hak bir kitapsa, üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize can yakıp inleten müthiş bir ceza ver" demişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Bir zaman da tuttular şöyle dediler: “Allah’ım! Bu eğer senin katından gelen bir hakikatse, o zaman gökten üzerimize taş yağdır; ya da bize elem verici bir azap gönder!”[¹³⁶⁰]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir vakit dediler ki: «Ey Allah! Eğer senin tarafından hak olan bu ise hemen üzerimize gökten taşlar yağdır ve bize pek elemli bir azap getir.»

Orhan Kuntman

Bir vakit de (o müşrikler) "Ey Allah'ım eğer bu (Kur'an) gerçekten senin katından gelmiş bir hak (kitap) ise (ceza olarak) başımıza gökten taş yağdır veya bize çetin bir azap getir" dediler, (belâlarını bizzat kendileri istemiş oldular, azap inmeyince de azdıkça azdılar)

Osman Fırat

Ve: "Allâh’ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azâb getir!" demişlerdi.

Şaban Piriş

“Ve Allah'ım, eğer bu senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!”

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı ẕikr eyle anı ki kāfirler eyitdiler: Yā Allāh, eger bu ḥaḳ olsa senüñḳatuñdan, pes bizüm üstümüze ṭaşlar yaġdur gökden, yā getür bize yürek‐ler acıdıcı ‘aẕāb.

Suat Yıldırım

Hani bir zaman da onlar: “Ya Rabbî, eğer bu Kur'ân senin tarafından gelmiş hak bir kitap ise hemen üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver! ” demişlerdi.

Süleyman Ateş

Ve: "Allah'ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azab getir!" demişlerdi.

Süleyman Tevfik (1927)

"Yâ Rabbî! Eğer bu Kur'ân senin tarafından hak ve doğrı ise üstümüze gökden taş yağdır yâhud bize elemli bir 'azâb gönder" didiler. [¹]

Süleymaniye Vakfı

Bir zamanlar da şöyle demişlerdi: “Ey Allah! Eğer bu senin katından bir gerçek ise durma; gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba çarptır.”

Ahmet Varol

Bir zaman: "Ey Allah'ım! Bu senin katından gönderilme bir gerçekse bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize acıklı bir azap gönder" demişlerdi.

Ümit Şimşek

Bir vakit de onlar “Ey Allah, eğer bu Kur'ân Senin katından gelen hak kitap ise, üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı bir azap ver” demişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et."

Ali Bulaç

Bir de: 'Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım).' demişlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Bir vakit de, “- Ey Allah! Eğer bu senin tarafından gelmiş hak bir kitap ise, hemen üzerimize gökten taş yağdır, veya bize daha acıklı bir azap ver”, demişlerdi.

Bahaeddin Sağlam

Ve o kâfirlerin: “Ey Allah’ımız! Eğer bu Kur’an, hak olup Senin katından ise, başımıza gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!” dediğini hatırla!

Bayraktar Bayraklı

Hani yine onlar, “Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!” demişlerdi.