2. Ayet
وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِۙ
Va’dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِۙ
Va’dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
Ve vaadedilen güne.
Söz verilen güne ant
O vaad olunan (kıyamet) gün(ün)e,
1,2,3. Burcı hâvî semâ, mev’ûd olan gün şâhid ve meşhûd hakkı içün yemîn iderim.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Söz verilen güne,
Ve o yevmi mev'uda
Vaad olunan o güne,
1-2-3. Burçlarla dolu göğe, vadedilen (kıyamet) gü (nü) ne, şahitlik edene ve şahitlik edilene kasem olsun ki,
O va’ad edilen (kutlu) güne,
Söz verilen güne ant olsun,
daħı gün ḥaķķı-çun va'de olınmış.
o va'd olunan güne,
(Geleceği) va'd edilen güne (kıyâmete)!
1,2,3,4, 5. Burçlar (galaksiler, takımyıldızlar) sahibi semaya, o (geleceği) vaad edilen güne (hesap gününe), şahit olana (zatımın varlığına, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık eden bütün varlık âlemine) ve şahit olunana (bütün varlık âlemi tarafından varlık delilleriyle birliğine, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık edilen zatıma) kasem ederim ki, (iman edenleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar (rahmetten) dışlanmıştır. (*)
Vaat edilen kıyamet gününe,
O adanan gün hakkı için,
Vaadolunan gün [²] hakkı için,
Vaat edilen güne,
Ve o vaat edilen güne.
vadedilen kıyamet gününe.
Vaad edilmiş güne,
O vaadedilen Hesap Gününe,
Vaad Edilmiş Gün’e!
1,2. Burçlu göklere, // söz verilen güne,
Size söz verilen kıyamet günü şahittir ki; seyrettiğiniz gökyüzü ve burçların gerçekliği gibi, kıyamet günü gerçektir. O gün mutlaka gelecektir.
Vadedilen o güne,
O söz verilen, (kıyamet) gününe,
ve [tahayyül et] vaad edilen Günü, ¹
Vaat edilen güne. 22/1-2, 39/68
Va'd olunan ve tehdit edilen, hesaba çekileceğiniz güne yemin ederim.
vaad edilen gün şahit olsun,
Ve mev'ud olan güne.
Va'ad olunan o güne. (Kıyâmet gününe)
Ve va’dedilmiş O gün...
Ve vaad edilen güne..
daḫı va‘de olunan gün ḥaḳḳı‐çun,
Geleceği vâd olunan kıyamet gününe!
Va'dedilen güne andolsun,
Va'd olunan günle (kıyâmetle)
Söz verilen güne,
O vaadedilen güne,
Ve vaad olunan güne,
O vaat olunan güne,
O vadedilen güne,
O vaad edilen güne (kıyamete),
O vaadedilen kıyamet gününe,
1,2,3. Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, [740][741]