3. Ayet
وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ
3,4,5. Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.[576]
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ
3,4,5. Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.[576]
Ve tanığa ve görünene.
Tanık olan peygambere inanan, tanıklanan ümmete ant
Kıyamet günü şahitlik eden peygamberlere ve onların şahitlik ettiği ümmetlere andolsun ki;
1,2,3. Burcı hâvî semâ, mev’ûd olan gün şâhid ve meşhûd hakkı içün yemîn iderim.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Ve tanığa da tanık olunana da andolsun.
Ve şâhide ve meşhûda kasem olsun
Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,
1-2-3. Burçlarla dolu göğe, vadedilen (kıyamet) gü (nü) ne, şahitlik edene ve şahitlik edilene kasem olsun ki,
Şahitlik edene (gerçekleri gören bahtiyar kimselere) ve şahitlik edilene (görülen hakikatlere ve yaratılış harikası eserlere ve basiret-feraset ehli mü’minlerin sezdikleri hikmetlere) andolsun ki, (medeniyet inkılâbı ve kıyamet olayı yaşanacaktır.)
Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,
daħı cum'a güni ḥaķķı-çun yā muḥammed yā muḥammed ümmeti yā gündüz ile gice daħı 'arefe güni ḥaķķı-çun yā ķıyāmet yā ayruķ ümmet yā ādem oġlanı
şâhidle meşhûde ki,
Hem (o günde) şâhid olana ve şâhid olunana!
1,2,3,4, 5. Burçlar (galaksiler, takımyıldızlar) sahibi semaya, o (geleceği) vaad edilen güne (hesap gününe), şahit olana (zatımın varlığına, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık eden bütün varlık âlemine) ve şahit olunana (bütün varlık âlemi tarafından varlık delilleriyle birliğine, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık edilen zatıma) kasem ederim ki, (iman edenleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar (rahmetten) dışlanmıştır. (*)
Şahitlik eden ve şahitlik edilene yemin olsun ki.
tanıklık edenle, tanıklık edilen hakkı için,
Şehadet edenle şehadet olunan şey [³] hakkı için
Şahitlik edene ve şahitlik edilene!¹
Ve şahit olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
Kıyamet günü hazır olanlara ve o gün görülecek acaip şeylere veya peygambere ve ümmetine veya son peygamberin ümmetine ve diğer ümmetlere veya peygamberlerden her biri ve ümmetlerine andolsun ki;
Tanıklık edene ve edilene ki,
Ve o Gün ilâhî mahkemede şâhitlik eden Peygamberlere, meleklere, İslâm dâvetçilerine ve kendileri için şâhitlik edilen geniş halk kitlelerine andolsun ki, inancından dolayı işkencelere maruz kalan çaresiz mazlumların intikamı mutlaka alınacaktır! Öyleyse;
Tanıklık edene de, tanıklık edilene de and olsun!
3,4. Tanığa, sanığa yemin ederim ki, // müminlerin kuyusunu kazanların canı cehenneme!
Şahitlik edilenler ve şahitlerin hepsi bilsin ki:
Şahit(ler)e ve şahitlik edilen(ler)e.
(O kıyamet gününe) şâhitlik edene ve edilene¹ yemin olsun.
ve O [her şeye] tanıklık eden ile [O’nun tarafından] tanıklık edileni! ²
Şahit olan şahit olunan toplumlar şahit olsun ki. 16/89, 39/69
Muhammed'e, peygamberlere, meleklere, Kur'ân'ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir, örnek önderlere, müslümanlara zulmeden zâlimlerin aleyhinde şahitlik yapanlara, denetlenen ümmetlere ve insanlara, delilleri, şâhitleri ortaya konarak, uğradıkları zulmün hesabı sorulacak olan mü'minlere yemin ederim.
her bir tanık ve sanık şahit olsun[⁵⁶⁵¹] (da şu gerçeği ünlesin):[⁵⁶⁵²]
Ve şehâdet eden ve şehâdet olunana.
Ve (o acı olaya) şehadet eden ve şehadet olunana ki,
Ve şâhide ve şâhidlik edilen..
Şahid olana ve şahid olunana..
daḫı cum‘a güni ḥaḳḳı‐çun ve ‘arefe güni ḥaḳḳı‐çun.
Şahid ile meşhûda kasem ederim ki:
(O gün) Şahide ve şahidlik edilene andolsun,
Şâhid olan nebî ve şehâdet olunan ümmeti ile kasem iderim ki
Hakka şahit olana ve şahit olunan hakka yemin olsun ki[2],
Şahide ve şahit olunana. [1]
Ve şahitlik edene ve hakkında şahitlik edilene.(2)
Tanıklık edene, tanıklık edilene/seyredene, seyredilene,
Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
Cumaya ve arefe gününe ki,
Gören ve görünene (şahit ve şahit olunana) andolsun ki (her şeyiniz korunuyor ve kaydediliyor.)
1,2,3. Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, [740][741]