Bürûc Suresi 3. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

3. Ayet

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ

3,4,5. Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.[576]

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve tanığa ve görünene.

Besim Atalay (1965)

Tanık olan peygambere inanan, tanıklanan ümmete ant

Cemal Külünkoğlu

Kıyamet günü şahitlik eden peygamberlere ve onların şahitlik ettiği ümmetlere andolsun ki;

Cemil Said (1924)

1,2,3. Burcı hâvî semâ, mev’ûd olan gün şâhid ve meşhûd hakkı içün yemîn iderim.

Diyanet Vakfı

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

Edip Yüksel

Ve tanığa da tanık olunana da andolsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şâhide ve meşhûda kasem olsun

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,

Emrah Demiryent

1-2-3. Burçlarla dolu göğe, vadedilen (kıyamet) gü (nü) ne, şahitlik edene ve şahitlik edilene kasem olsun ki,

Abdullah-Ahmet Akgül

Şahitlik edene (gerçekleri gören bahtiyar kimselere) ve şahitlik edilene (görülen hakikatlere ve yaratılış harikası eserlere ve basiret-feraset ehli mü’minlerin sezdikleri hikmetlere) andolsun ki, (medeniyet inkılâbı ve kıyamet olayı yaşanacaktır.)

Erhan Aktaş

Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,

Eski Anadolu Türkçesi

daħı cum'a güni ḥaķķı-çun yā muḥammed yā muḥammed ümmeti yā gündüz ile gice daħı 'arefe güni ḥaķķı-çun yā ķıyāmet yā ayruķ ümmet yā ādem oġlanı

Hasan Basri Çantay

şâhidle meşhûde ki,

Hayrat Neşriyat

Hem (o günde) şâhid olana ve şâhid olunana!

İhsan Aktaş

1,2,3,4, 5. Burçlar (galaksiler, takımyıldızlar) sahibi semaya, o (geleceği) vaad edilen güne (hesap gününe), şahit olana (zatımın varlığına, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık eden bütün varlık âlemine) ve şahit olunana (bütün varlık âlemi tarafından varlık delilleriyle birliğine, kudretine, eşsiz ve ortaksız oluşuna tanıklık edilen zatıma) kasem ederim ki, (iman edenleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar (rahmetten) dışlanmıştır. (*)

İlyas Yorulmaz

Şahitlik eden ve şahitlik edilene yemin olsun ki.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

tanıklık edenle, tanıklık edilen hakkı için,

İsmail Hakkı İzmirli

Şehadet edenle şehadet olunan şey [³] hakkı için

İsmail Yakıt

Şahitlik edene ve şahitlik edilene!¹

Kadri Çelik

Ve şahit olana (görene) ve şahit olunana (görülene).

Abdullah Parlıyan

Kıyamet günü hazır olanlara ve o gün görülecek acaip şeylere veya peygambere ve ümmetine veya son peygamberin ümmetine ve diğer ümmetlere veya peygamberlerden her biri ve ümmetlerine andolsun ki;

Kuran Yolu

Tanıklık edene ve edilene ki,

Mahmut Kısa

Ve o Gün ilâhî mahkemede şâhitlik eden Peygamberlere, meleklere, İslâm dâvetçilerine ve kendileri için şâhitlik edilen geniş halk kitlelerine andolsun ki, inancından dolayı işkencelere maruz kalan çaresiz mazlumların intikamı mutlaka alınacaktır! Öyleyse;

Mahmut Özdemir

Tanıklık edene de, tanıklık edilene de and olsun!

Mehmet Çakır

3,4. Tanığa, sanığa yemin ederim ki, // müminlerin kuyusunu kazanların canı cehenneme!

Mehmet Çoban

Şahitlik edilenler ve şahitlerin hepsi bilsin ki:

Mehmet Okuyan

Şahit(ler)e ve şahitlik edilen(ler)e.

Mehmet Türk

(O kıyamet gününe) şâhitlik edene ve edilene¹ yemin olsun.

Muhammed Esed

ve O [her şeye] tanıklık eden ile [O’nun tarafından] tanıklık edileni! ²

Mustafa Çavdar

Şahit olan şahit olunan toplumlar şahit olsun ki. 16/89, 39/69

Ahmet Tekin

Muhammed'e, peygamberlere, meleklere, Kur'ân'ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir, örnek önderlere, müslümanlara zulmeden zâlimlerin aleyhinde şahitlik yapanlara, denetlenen ümmetlere ve insanlara, delilleri, şâhitleri ortaya konarak, uğradıkları zulmün hesabı sorulacak olan mü'minlere yemin ederim.

Mustafa İslamoğlu

her bir tanık ve sanık şahit olsun[⁵⁶⁵¹] (da şu gerçeği ünlesin):[⁵⁶⁵²]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve şehâdet eden ve şehâdet olunana.

Orhan Kuntman

Ve (o acı olaya) şehadet eden ve şehadet olunana ki,

Osman Fırat

Ve şâhide ve şâhidlik edilen..

Şaban Piriş

Şahid olana ve şahid olunana..

Satıraltı Meal (1534)

daḫı cum‘a güni ḥaḳḳı‐çun ve ‘arefe güni ḥaḳḳı‐çun.

Suat Yıldırım

Şahid ile meşhûda kasem ederim ki:

Süleyman Ateş

(O gün) Şahide ve şahidlik edilene andolsun,

Süleyman Tevfik (1927)

Şâhid olan nebî ve şehâdet olunan ümmeti ile kasem iderim ki

Süleymaniye Vakfı

Hakka şahit olana ve şahit olunan hakka yemin olsun ki[2],

Ahmet Varol

Şahide ve şahit olunana. [1]

Ümit Şimşek

Ve şahitlik edene ve hakkında şahitlik edilene.(2)

Yaşar Nuri Öztürk

Tanıklık edene, tanıklık edilene/seyredene, seyredilene,

Ali Bulaç

Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).

Ali Fikri Yavuz

Cumaya ve arefe gününe ki,

Bahaeddin Sağlam

Gören ve görünene (şahit ve şahit olunana) andolsun ki (her şeyiniz korunuyor ve kaydediliyor.)

Bayraktar Bayraklı

1,2,3. Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, [740][741]