9. Ayet
فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰىۜ
O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰىۜ
O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
Artık öğüt ver, fayda verirse eğer.
Öğütün faydası olmasa dahi, yine de sen öğütle
O halde, sen, öğüt verip hatırlatmanın fayda vereceği her durumda öğüt ver ve hatırlat!
Va’az it, çünki senin va’zın nâfi’dir.
8, 9. Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
Öğüt yararlı olacaksa öğüt ver.
Onun için öğüd ver: öğüd fâide verirse
Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
O hâlde, eğer öğüt ve hatırlatma bir yarar sağlayacaksa, (durma Kur’ân’la) öğüt ver.
Şu halde, eğer ’öğüt ve hatırlatma’ bir yarar sağlayacak (muhatapların ilgi ve ihtiyaç duyup anlamaya çalışacak)sa, haydi ’öğüt verip hatırlat.’
O halde öğüt ver¹, öğüt yararlı olacaksa!
pes ögütle eger aśśı eyler-ise ögüt.
O halde eğer öğüd fâide verirse (durma) öğüd ver.
O hâlde eğer nasîhat fayda verirse, (artık onlara) nasîhat et!
(Resulüm!) O hâlde (Kur’an’ı insanlara tebliğ ederek) öğüt ver; öğüt mutlaka fayda sağlar.*
Eğer öğüt fayda verecekse, (vahiyle) öğüt ver.
Öyleyse öğüt ver bakalım, eğer öğüt işe yararsa!
Nasihat fayda verecekse [⁶] nasihatte bulun.
O hâlde sen, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.⁴
O halde hatırlat, eğer hatırlatma bir yarar sağlayacaksa.
O halde gerçekleri başkalarına hatırlat. Bu hatırlatma ister fayda veriyor görünsün ister görünmesin.
O halde öğüt ver; öğüt mutlaka fayda sağlar.
Öyleyse, öğüt faydalı olacaksa, öğüt ver! Hakikati bütün delilleriyle ortaya koyduğun hâlde, seni dinlemeyen ortaya konan bunca delilleri düşünmeyen kibirli ve inatçı kimselere gelince, onlarla kısır tartışmalara girme; bunun yerine, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! O zaman göreceksin ki:
Öğüt ver, eğer Öğütler yarar sağladıysa!
Sen öğütlerine devam et. Çünkü öğüt, mutlaka fayda verecektir.
Onun için insanlara yararlı olacak öğütler ver! Belki öğüt alırlar! Öğüt almazlarsa üzülme! Kendini yorma! Öylece bırak!
Hatırlamak yarar sağlayacağı için (gerçeği) hatırlat! [*]
Eğer öğüt vermenin (insanlara) bir fayda vereceğini görüyorsan, o zaman öğüt ver.¹
O HALDE, [hakikati başkalarına] hatırlat, bu hatırlatma ister fayda ver[iyor görün]sün, [ister görünmesin]: ⁷
O halde, sen sadece öğüt ver. Şüphesiz bu öğütler bir gün fayda verecektir. 2/269, 11/114
Öğüt, uyarı fayda verdiği sürece, Kuran ile insanlara öğüt vermeye, tebliğe devam et.
Şu halde sen, -öğüt (sadece bazılarına) fayda verse de-[⁵⁶⁸⁷] hep (fıtratlara nakşolan Allah’ı) hatırlat;[⁵⁶⁸⁸]
Artık öğüt ver, eğer öğüt faide verirse.
O halde (Ey Muhammed) insanlara öğüt ver, öğüt fayda verse de vermese de!..
O hâlde, eğer öğüt fayda verecekse, öğüt ver.
O halde, öğüt/uyarı fayda verecekse öğüt ver.
Pes ögüt vir yā Muḥammed eger ögüdüñ aṣṣısı olsa.
O halde öğütün fayda vereceği ümidiyle sen nasihat et!
O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.
Eğer vaz' u nasîhat fâide itmese bile vaz' u nasîhat it.
Bilgi[*] vermenin (Kur’an’ı anlatmanın) faydası olacaksa bilgi ver!
Şu halde eğer öğüt fayda verecekse öğüt ver.
Sen öğüt ver—öğüt fayda verecekse.
Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!
Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'
O halde, fayda versin (yahud fayda vermesin), sen Kur'an ile öğüd ver; (tebliğ vazifeni yap).
Hatırlatma fayda verecekse, sen (o vahiyleri) hatırlat.
8,9. Başarıya giden yolu sana kolaylaştıracağız. O halde öğüt ver, çünkü öğüdün mutlaka faydası olacaktır.