Beyyine Suresi 5. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

5. Ayet

وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ

Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ancak özleri halis olarak ve onun gerçek dinine uyarak Allah'a kulluk etmeleri emredildi onlara, doğru olmaları emredildi ve namaz kılmaları ve zekat vermeleri ve işte budur hükümleri sabit doğru kitaplardaki din de.

Besim Atalay (1965)

Onlarsa ancak, dini Allah için özden kılarak, pak Müslüman olarak, namaz kılmak, zekât vermek ile emrolunmuşlardır; doğru din işte budur

Cemal Külünkoğlu

Oysa onlar, bâtıl dinlerden uzaklaşarak saf bir inançla, dini yalnız Allah'a has kılmak, O'na kulluk etmek, namazlarında dikkatli ve devamlı olmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardı. İşte en doğru olan din de budur.

Cemil Said (1924)

Hâlisâne du’â itmekden, Allâh’a sâdık olmakdan, namâz kılmakdan ve zekât virmekden gayri kendilerine ne emir olunuyor? Hakîki dîn budur.

Diyanet Vakfı

Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.

Edip Yüksel

Oysa onlardan, dini sadece ALLAH'a ait kılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O'na kulluk etmeleri, namazı gözetmeleri ve zekatı vermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hak perest müvahhid (hanîfler) olarak dîni Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekâtı versinler, ve odur «dîni kayyime»

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'ı birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.

Emrah Demiryent

Hâlbuki onlara, dini ancak Allah’a has kılarak, şirk koşmadan sadece Allah’a kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte (Allah’ın bütün peygamberlere vahyettiği ve bütün peygamberlerin de ümmetlerine tebliğ ettiği) dosdoğru din budur.

Abdullah-Ahmet Akgül

Oysa onlar, Dini sadece O’na halis kılan hanifler (Allah’ı birleyenler) olarak, ancak Allah’a kulluk etmek, namazı dosdoğru ikame edip (huzur ve şuurla yerine getirmek) ve zekâtı vermek dışında (yanlış ve yararsız şeylerle) emrolunmamışlardı. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din bu (İslam)dır.

Erhan Aktaş

Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler¹ olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten², zekâtı vermekten² başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı buyrılmadılar illā kim ŧapalar Tañrı’ya iħlāś eyleyicilerken aña dįni müsülmānlarken daħı ŧururalar namāzı daħı vireler zekātı. daħı şol ŧoġru dįndür.

Hasan Basri Çantay

Halbuki onlar Allaha, Onun dîninde ihlâs (ve samîmiyyet) erbabı ve muvahhidler olarak, ibâdet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekâtı vermelerinden başkasıyle emr olunmamışlardı. En doğru dîn de bu idi.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (onlara) ancak, dinde ihlâslı (samîmî) kimseler, hakka yönelmişler olarak O'nun (rızâsı) için yalnız Allah'a kulluk etmeleri, namazı hakkıyla edâ etmeleri ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte bu ise, doğru dindir!

İhsan Aktaş

Oysa onlara (daha önce Tevrat ve İncil’de de) dini (kuralları koyma yetkisini) yalnız Allah’a has (özgü kılıp), hakka yönelen kimseler olarak ona kulluk etmeleri, namazı (dosdoğru) kılmaları ve zekâtı (yoksul, fakir, muhtaç ve toplumun işsizlerine) vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru (sağlam) din budur.

İlyas Yorulmaz

Hâlbuki Allah’ın dinine hiçbir şey katmadan samimi (muhlisine) ve yalnızca doğru ve gerçekleri araştırarak belgeli olmak (hünefaae) şartı ile belirlediği dinde (kurallar içinde) kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekâtı vermeleri onlara emredilmişti. İşte en doğru din bunları yapmaktır.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onlara buyrulanlar yalnız şunlardı: Allah’a yürekten bağlı olarak tapın, yalvarıya durun, zekat verin, işte dosdoğru din budur.

İsmail Hakkı İzmirli

Halbuki onlar muvahhid-i pâk olarak, dini yalnız Allah/a tahsis ederek ibadet etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı eda eylemekten başka bir şeyle emrolunmadılardı. İşte doğru yolda bulunanların dini [⁷] budur.

İsmail Yakıt

Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, Hakk’a yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve arınmak için [zekât] vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Kadri Çelik

Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı vermek dışında bir şeyle emredilmiş değillerdir. İşte sapasağlam din budur.

Abdullah Parlıyan

Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan herşeyden uzak durmaları, namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları ve mallarının bencillik kirinden arındırılması için karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu. İşte dosdoğru din de budur.

Kuran Yolu

Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.

Mahmut Kısa

Oysa onlara, tertemiz bir inançla bir tek Allah’a yönelerek ve her konuda O’nun hükmüne boyun eğerek yalnızca O’na kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti; işte budur,insanı kurtuluşa iletecek dosdoğru din! Öyleyse;

Mahmut Özdemir

Oysa sadece, Namaz’ı kılmak, Zekât’ı vermek, hanîfler olarak Din’i sadece O‘na halis kılanlar olmak üzere, Allah’a kulluk etmekle emredildiler. Bu, Kayyime (Dimdik Sağlam Duran / Yürürlükte / Geçerli / Gerçek) dindir.

Mehmet Çakır

Halbuki, Allah'a tertemiz bir kalp ile ibadet etmeleri, namaz kılıp zekat vermeleri onlara da emredilmiş ve: " bütün ilahî kitapların dini budur " denmişti.

Mehmet Çoban

İnsanlara gönderdiğimiz kitabımızda ağır sorumluluklar yüklemedik! İnsanlardan istediğimiz şey, yeryüzündeki yaşamı sadece yasalarımıza göre kurmaları, yasamızdan ayrılmayarak hakkı adaleti gözetmeleriydi. Emirlerimi dinleyerek inançlarını göstermeleri, Salât-ı İkame etmek için huzurumuza durmaları, ayetlerimle bilgilerini, bilinçlerini artırarak kendilerini özeleştiriye tabi tutmaları, hataları varsa tövbe etmeleriydi. İnsanlara yeryüzünde birçok nimetler verdik! İnsanları varlıklarla donattık! İstedik ki Zekât-ı İkame ederek, her türlü dünyevi kaygılardan, dünyevi düşkünlüklerden uzak dursunlar, kötülüklerden, pisliklerden, haramlardan temizlensinler, kendilerine verdiğimiz varlıklardan Allah yolunda harcayarak arınsınlar! İnsanlar için katımızdaki en doğru yol, en doğru yaşam tarzı budur. İnsanlara sadece barışı, huzuru, esenliği koruyan bir yaşam tarzı emrettik!

Mehmet Okuyan

(Oysa) dini yalnız O’na özgü kılarak, [hanîf]ler (Allah’ı birleyenler) olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri kendilerine özellikle emredilmişti. İşte sağlam din budur.

Mehmet Türk

Hâlbuki onlar sadece, dini yalnız Allah’a has kılarak,¹ Allah’a tam inanarak, namazı dosdoğru ve devamlı kılmakla ve zekât vermekle emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din de buydu.

Muhammed Esed

Oysa kendilerine yalnızca Allah’a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O’na iman ederek bâtıl olan her şeyden uzak durmaları; ⁵ namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları ⁶ emrolunmuştu: çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlakî değerler sistemidir. ⁷

Mustafa Çavdar

Oysa onlar, dini/yaşamlarını sadece Allah’a has kılarak Hanifler/şirke bulaşmamış kimseler olarak Allah’a kulluk etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte insanlığın değerler sistemi/dosdoğru din budur. 6/162, 30/30

Ahmet Tekin

Halbuki, onların da, yalnız Hakka ve tevhide yönelerek, dininde Allaha halisane samimi davranarak Allah'a kulluk ve ibâdet etmeleri, O'nun şeriatına bağlanmaları, O'na boyun eğmeleri, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılmaları, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlıklı bir toplumun dini, insanlığı, insanî değerleri ayakta tutacak hak din, zamanla değişmeyen tabiî hukuk kurallarını içeren şeriat, düzen, medeniyet budur.

Mustafa İslamoğlu

Oysa kendileri yalnızca Allah’a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O’na mahsus olduğuna iman edip bâtıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek,[⁵⁸⁴³] arınmak ve artmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı: İşte insanlığın ebedî değerler sistemi budur.[⁵⁸⁴⁴]

Ömer Nasuhi Bilmen

Halbuki, onlar emrolunmadılar, ancak dinde ihlas sahipleri, muvahhidler olarak ibadet etsinler ve namazı dosdoğru kılsınlar ve zekâtı versinler (diye emrolunmuşlardır). Ve işte en doğru din de budur.

Orhan Kuntman

Oysa onlar ancak, dini Allah'a tahsis ederek, O'nu birleyerek yalnız Allah'a kulluk etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardı ki, en doğru din de bu idi.

Osman Fırat

Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru din budur.

Şaban Piriş

Onlar, sadece dini/otoriteyi Allah'a has kılan hanifler olarak ona kulluk etmek, namazı kılmak, zekatı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı buyrulmadılar, illā Allāha ṭapmaġa, iḫlāṣ idüp aña dīni aru i‘tiḳād‐ıla.Daḫı durġuralar namāzı, daḫı vireler zekātı. Daḫı doġrularuñ dīni oldur.

Suat Yıldırım

Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah'a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifâ etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur. [21, 25; 16, 36]

Süleyman Ateş

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.

Süleyman Tevfik (1927)

Onlar ancak dînlerinde hâlis ve bâtıldan 'ârî olarak Allâh'a 'ibâdet itmekle ve namâz kılmak ve zekât virmekle emr olunmuşlardı. Bu da doğrı dîndir.

Süleymaniye Vakfı

Onlara (resullerimiz tarafından) sadece şu emir verilmiştir: Allah’ın dinine bir şey katıştırmadan yalnız O’na kulluk edin; namazı düzgün ve sürekli kılın, zekâtı da verin. İşte doğru din budur.

Ahmet Varol

Oysa onlar dini yalnız O'na halis kılan hanifler olarak Allah'a kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. İşte dosdoğru din de budur.

Ümit Şimşek

Oysa onlar sadece bâtıl dinlerden uzaklaşarak saf bir inançla Allah'a kulluk etmek, namaz kılmak ve zekât vermekle emrolunmuşlardı ki, dosdoğru din de zaten budur.

Yaşar Nuri Öztürk

Oysaki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı/duayı yerine getirmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din.

Ali Bulaç

Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başka şeyle emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.

Ali Fikri Yavuz

Halbuki onlar, ancak Allah'a, O'nun dininde ihlâs sahibleri olarak, diğer bâtıl dinlerden İslâm'a yönelerek ibadet etsinler, namazı gereği üzre kılsınlar ve zekâtı versinler diye emrolunmuşlardı. İşte bu emredildikleri şey, dosdoğru hak dindir.

Bahaeddin Sağlam

Hâlbuki dini Allah’a has kılarak, dosdoğru bir şekilde O’na ibadet etmekle, namaz kılmakla, zekât vermekle emir almışlardı. (Evet, kendilerine yalnızca böyle emredilmişti.) İşte doğru yolda olan bir milletin dini budur!

Bayraktar Bayraklı

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.[788]