"Müzzemmil" Suresinin Tefsiri

Taberî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

88674. Metin

﷽

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

88675. Metin

القولُ في تأويلِ قولِه ﷿: {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ (١) قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا (٢) نِصْفَهُ أَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا (٣) أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا (٤)}.

Yüce Allah'ın şu buyruğunun teviline dair açıklama: {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ (١) قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا (٢) نِصْفَهُ أَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا (٣) أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا (٤)} “Ey örtünüp bürünen! (1) Geceleyin kalk, -birazı müstesna- (2) Gece yarısı yahut ondan biraz eksilt, (3) Veya üzerine artır ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku. (4)”

88676. Metin

قال أبو جعفرٍ ﵀: يعني جل ثناؤُه بقوله: {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ}: [يأيُّها المتزمِّلُ] (¬١)، وهو المُلْتَفُّ بثيابه. وإنما عُنِي بذلك نبيُّ الله ﷺ.

Ebû Ca'fer [et-Taberî] rahimehullâh der ki: Yüce Allah {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ} “Ey örtünüp bürünen” buyruğuyla, [ey elbiselerine bürünen] kimseyi kastetmektedir; o da elbiselerine sarınmış olan kimsedir. Bununla kastedilen ise yalnızca Allah'ın Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem'dir.

88677. Metin

واختلف أهل التأويل في المعنى الذى وصف الله به نبيَّه ﷺ في هذه الآية من التزَمُّلِ؛ فقال بعضُهم: وصَفَه أنه مُتَزَمِّلٌ في ثيابِه مثل (¬٢) مُتَأَهِّبٍ للصلاةِ.

Tevil ehli, bu ayette Allah'ın Peygamberi'ni sallallâhu aleyhi ve sellem bürünme (tezümmül) ile vasfetmesindeki anlam hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları şöyle demiştir: [Allah] onu, namaza hazırlanan kimse gibi elbiselerine bürünmüş olarak vasfetmiştir.

88678. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88679. Metin

حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ: {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ}. أي: متزَمِّلٌ في ثيابه.

Bize Bişr rivayet edip dedi ki: Bize Yezîd rivayet edip dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ} “Ey örtünüp bürünen” hakkında rivayet etti: Yani elbiselerine bürünmüş olan kimsedir.

88680. Metin

حدَّثنا ابن عبد الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ: {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ}: هو الذى تزَمَّل بثيابِه (¬٣).

Bize İbn Abdi'l-A'lâ rivayet edip dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma'mer'den, o da Katâde'den {يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ} “Ey örtünüp bürünen” hakkında rivayet etti: O, elbiselerine bürünmüş olan kimsedir.

88681. Metin

وقال آخرون: وصَفه بأنه مُتَزَمِّلٌ النبوةَ والرسالةَ.

Diğerleri ise şöyle demiştir: [Allah], onu peygamberlik ve risalete bürünmüş olarak nitelendirmiştir.

88682. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88683. Metin

حدَّثنا محمد بنُ المثنى، قال: ثنى عبدُ الأعلى، قال: ثنا داودُ، عن عكرمةَ في قولِه: {يَاأَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ (١) قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا}. قال: زُمِّلْتَ (¬١) هذا الأمرَ، فقُمْ به (¬٢).

Bize Muhammed b. el-Müsennâ rivayet edip dedi ki: Bize Abdüla'lâ rivayet edip dedi ki: Bize Dâvûd, İkrime'den {يَاأَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ (١) قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا} “Ey örtünüp bürünen! (1) Geceleyin kalk, -birazı müstesna-” buyruğu hakkında rivayet etti; [İkrime] dedi ki: Sen bu işle yüklendin, artık onun için kalk [ve gereğini yerine getir].

88684. Metin

والذى هو أولى القولين بتأويلِ ذلك عندنا ما قاله قتادةُ؛ لأنَّه قد عقَّبه بقولِه: {قُمِ اللَّيْلَ}. فكان ذلك بيانًا عن (¬٣) أنه وصَفَه بالتزَمُّلِ بالثيابِ للصلاة. و (¬٤) أن ذلك هو أظهرُ معنيَيه.

Bize göre bu konudaki iki görüşten tevil bakımından en uygun olanı Katâde'nin söylediğidir. Zira [Allah Teâlâ] onun ardından {قُمِ اللَّيْلَ} “Geceleyin kalk” buyurmuştur. Dolayısıyla bu, [Allah'ın] onu namaz için elbiselerine bürünmekle vasfettiğinin bir açıklaması olmuştur ve bu da iki anlamdan en belirgin olanıdır.

88685. Metin

وقولُه: {قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا}. يقولُ تعالى ذكرُه لنبيِّه ﷺ: قُمِ الليلَ يا محمدُ كلَّه إلا قليلًا منه.

{قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا} “Geceleyin kalk, -birazı müstesna-” buyruğuyla Yüce Allah Peygamberi'ne sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed! Birazı hariç gecenin tamamında [namaz için] kalk.

88686. Metin

{نَصْفَهُ}. يقولُ: قُمْ نصفَ الليلِ، أوِ انْقُصْ [من نصفِه] (¬٥) قليلًا.

{نَصْفَهُ} “Gece yarısı” buyruğu; gecenin yarısında kalk yahut [yarısından] biraz eksilt demektir.

88687. Metin

{أَوْ زِدْ عَلَيْهِ} (¬٦). خيَّره الله تعالى ذكرُه حينَ فرض عليه قيام الليل بين هذه المنازل، أيَّ ذلك شاء فعل، فكان رسول الله ﷺ وأصحابُه، فيما ذُكِر، يقومون الليل، نحو قيامهم في شهر رمضانَ، فيما ذُكر، حتى خَفَّف ذلك عنهم.

{أَوْ زِدْ عَلَيْهِ} “Veya üzerine artır” buyruğuyla Yüce Allah, gece namazını ona farz kıldığında bu miktarlar arasında onu muhayyer bıraktı; bunlardan hangisini dilerse yapacaktı. Rivayet edildiğine göre, bu yükümlülük kendilerinden hafifletilinceye kadar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabı, ramazan ayındaki kalkışları gibi gece namazına kalkıyorlardı.

88688. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88689. Metin

حدَّثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا أبو أسامةَ، عن مِسْعَرٍ، قال: ثنا سماكٌ الحنفيُّ ٧،

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Üsâme, Mis'ar'dan rivayet etti, o dedi ki: Bize Simâk el-Hanefî7 rivayet etti,

88690. Metin

قال: سمِعْتُ ابن عباس يقولُ: لما نزل أولُ "المُزمِّل" كانوا يقومون نحو (¬١) قيامهم في رمضان، وكان بين أولها وآخرها قريب من سنةٍ (¬٢).

Dedi ki: İbn Abbâs'ın şöyle dediğini işittim: Müzzemmil Suresi'nin başı indiğinde [ashap] ramazandaki kalkışları gibi [gece namazına] kalkıyorlardı. Surenin başı ile sonu [inmesi] arasında yaklaşık bir sene vardı.

88691. Metin

حدثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا محمد بن بشرٍ، عن مسْعَر، قال: ثنا سماك، أنه سمع ابن عباسٍ يقولُ. فذكر نحوه. إلا أنه قال: نحوا من قيامهم في شهر رمضانَ، [أو مثل قيامهم في رمضانَ، فكان بين أولها وآخرها سنةٌ] (¬٣).

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Muhammed b. Bişr, Mis'ar'dan rivayet etti, o dedi ki: Bize Simâk, İbn Abbâs'tan işittiğini rivayet etti. [Ravi] benzerini zikretti; ancak o şöyle dedi: Ramazan ayındaki kalkışlarına yakın, [yahut ramazandaki kalkışları gibi kalkıyorlardı; surenin başı ile sonu arasında bir sene vardı].

88692. Metin

حدثنا ابن وكيع، قال: ثنا [زيد بن حبابٍ] ٤، عن موسى بن عُبيدةَ، قال: ثنى محمدُ بنُ طَحْلاءَ مولى أمِّ سلمة، عن أبي ٥ سلمة بن عبد الرحمن، عن عائشةَ قالت ٦: كنتُ أَجْعَلُ لرسولِ اللهِ ﷺ حَصيرًا يُصَلَّى عليه مِن الليل، فتَسامَع به الناسُ، فاجتمعوا، فخرَج كالمُغْضَبِ - وكان بهم رحيمًا، فخشِي أَن يُكْتَبَ عليهم قيام الليل - فقال: "يَاأيُّها الناسُ، اكْلَفُوا مِن الأعمالِ ما تُطِيقون، فإن اللَّهَ لا يَمَلُّ من الثوابِ حتى تَمَلُّوا من العملِ، وخيرُ الأعمالِ ما ديم ٧ عليه". ونزل القرآنُ: {يَاأَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ ١ قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا ٢ نِصْفَهُ أَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا ٣ أَوْ زِدْ عَلَيْهِ} حتى كان الرجلُ يَرْبُطُ الحبلَ ويَتَعَلَّقُ، فمكثوا بذلك ثمانية أشهرٍ، فرأَى الله ﵎ ما يَبْتَغُونَ مِن رِضوانِه، فرحِمهم، فردَّهم

Bize İbn Vekî‘ rivayet edip dedi ki: Bize [Zeyd b. Hubâb] 4, Mûsâ b. Ubeyde'den rivayet etti, o dedi ki: Bana Ümmü Seleme'nin azatlısı Muhammed b. Tahlâ, Ebû 5 Seleme b. Abdirrahmân'dan, o da Âişe'den rivayet etti; Âişe dedi 6 ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için geceleyin üzerinde namaz kılacağı bir hasır sererdim. İnsanlar bunu birbirlerinden işitip toplandılar. [Allah Resûlü] öfkeli gibi [yanlarına] çıktı -oysa onlara karşı pek merhametliydi; gece namazının kendilerine farz kılınmasından endişe etmişti- ve şöyle buyurdu: «Ey insanlar! Amellerden güç yetirebileceğiniz kadarını üstlenin; zira siz amel etmekten usanmadıkça Allah da sevap vermekten usanmaz. Amellerin en hayırlısı ise devamlı 7 olanıdır.» Ve şu Kur'an [ayeti] indi: { يَاأَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ 1 قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا 2 نِصْفَهُ أَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا 3 أَوْ زِدْ عَلَيْهِ } “Ey örtüsüne bürünen! Geceleyin kalk; birazı müstesna, [gecenin] yarısı kadar yahut ondan biraz eksilt veya onu artır...” [Öyle ki bu sebeple] kişi [ayakta durabilmek için] ip bağlayıp [ona] tutunuyordu. Bu şekilde sekiz ay kaldılar. Nihayet Allah celle celâluhu onların Kendi rızasını nasıl arzuladıklarını gördü de onlara merhamet etti ve onları...

88693. Metin

إلى الفريضةِ، وترَك قيامَ الليل (¬١).

Farz [olan namazlar]a döndürdü ve gece namazı [yükümlülüğünü] kaldırdı.

88694. Metin

حدَّثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مِهْرَانُ، عن موسى بن عُبيدةَ الحِمْيَريِّ، عن محمدِ بن طَحْلاءَ، عن أبي سلمةَ بن عبدِ الرحمنِ، عن عائشةَ، قالت: كنت أَشْتَرِى لرسول الله ﷺ حصيرًا، فكان يقومُ عليه من (¬٢) الليل، فتَسَمَّع الناسُ بصلاته، فاجْتَمَعَت جماعةٌ مِن الناسِ، فلما رأى اجتماعهم (¬٣) كرِه ذلك، فخشِي أَن يُكْتَبَ عليهم، فدخل البيت كالمُغْضَبِ، فجعلوا يَتَنَحْنحون ويَتَسَمَّلون، حتى خرَج إليهم، فقال: "يأيُّها الناسُ، إن الله ﵎ لا يَمَلُّ حتى تَمَلُّوا - يعنى من الثوابِ - فاكُلفوا من العملِ ما تُطِيقون، فإن خيرَ العملِ أدومُه وإن قلَّ". ونزَلَت عليه: {يَاأَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ (١) قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا (٢) نِصْفَهُ أَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا (٣) أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا (٤)} السورة. قال: فكتبت عليهم، وأُنْزِلَت بمنزلة الفريضة، حتى إن كان أحدهم ليَرْبُطُ الحبل فيَتَعَلَّقُ به، فلما رأى الله جلَّ وعزَّ ما [يَكْلَفون مما} (¬٤) يَبْتَغون به وجهَ اللهِ ورضاه وضَع ذلك عنهم، فقال: {إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَى مِنْ ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ} إلى: {عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ} فردَّهم إلى الفريضةِ، ووضَع عنهم النافلةَ، إلا ما تطَوَّعوا به (¬٥).

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Mûsâ b. Ubeyde el-Hımyerî'den, o Muhammed b. Tahlâ'dan, o Ebû Seleme b. Abdirrahmân'dan, o da Âişe'den rivayet etti, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için bir hasır satın alırdım; o da gecenin bir vaktinde onun üzerinde [namaza] kalkardı. İnsanlar onun namazını işitince bir grup insan toplandı. Onların toplandığını görünce bundan hoşlanmadı ve namazın onlara farz kılınmasından endişe etti. Kızgın gibi eve girdi. İnsanlar da öksürüp ses çıkararak bekleşmeye başladılar; nihayet Resûlullah yanlarına çıktı ve: “Ey insanlar! Şüphesiz Allah celle celâluhû siz usanmadıkça usanmaz -yani sevap vermekten usanmaz-, bu yüzden güç yetirebileceğiniz amelleri yüklenin; zira amellerin en hayırlısı, az da olsa en devamlı olanıdır.” buyurdu. Ona: {يَاأَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ (١) قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا (٢) نِصْفَهُ أَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا (٣) أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا (٤)} “Ey örtünüp bürünen! (1) Geceleyin kalk, -birazı müstesna- (2) Gece yarısı yahut ondan biraz eksilt, (3) Veya üzerine artır ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku. (4)” suresi indirildi. [Âişe] dedi ki: Bu onlara farz kılındı ve farz seviyesinde indirildi; öyle ki onlardan biri ip bağlayıp ona tutunuyordu. Allah celle ve azze Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu arzulayarak [kendilerine yükledikleri meşakkati] görünce bu yükümlülüğü onlardan kaldırdı ve: {إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَى مِنْ ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ} “Şüphesiz Rabbin, senin gecenin üçte ikisine yakınını ve yarısını [namazla] geçirdiğini bilir” ayetinden {عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ} “O, sizin bunu sayıp başaramayacağınızı bildi de size tevbe lütfetti” kısmına kadar buyurdu; böylece onları farzlara döndürdü, kendiliklerinden nafile kıldıkları müstesna, [gece namazı] nafilesini onlardan kaldırdı.

88695. Metin

حدثني عليٌّ، قال: ثنا أبو صالح، قال: ثنا معاويةُ، عن عليٍّ، عن ابن عباس في قولِه: {قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا ٢ نِصْفَهُ أَوِ انقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا ٣ أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتَّلِ القُرْءَان تَرْتِيلًا}: فأمر الله جل ثناؤه نبيَّه ﷺ والمؤمنين بقيام الليل إلا قليلًا، فشقَّ ذلك على المؤمنين، ثم خفَّف الله عنهم ورحمهم، فأَنْزَلَ اللَّهُ بعد هذا: {عَلِمَ أَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضَى وَآخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللَّهِ} إلى قوله: {فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ} [المزمل: ٢٠]. فوسَّع الله، وله الحمد، ولم يُضَيَّقْ (¬١).

Bana Ali rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Sâlih rivayet edip dedi ki: Bize Muâviye, Ali'den, o da İbn Abbâs'tan rivayet etti; [İbn Abbâs]: {قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا 2 نِصْفَهُ أَوِ انقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا 3 أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتَّلِ القُرْءَان تَرْتِيلًا} “Geceleyin -birazı müstesna- kalk! Yarısını yahut ondan biraz eksilt veya onu artır ve Kur'an'ı tane tane, açık açık oku!” kavli hakkında şöyle dedi: Allah -senâsı yüce olsun- Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ve müminlere -az bir kısmı hariç- geceleyin [namaza] kalkmalarını emretti. Bu durum müminlere ağır geldi; ardından Allah onlara kolaylık sağladı ve kendilerine merhamet etti. Bunun ardından Allah: {عَلِمَ أَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضَى وَآخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللَّهِ} “[Allah] bildi ki içinizden hastalar olacak, diğer bir kısmı da yeryüzünde dolaşıp Allah'ın lütfundan rızık arayacaklar...” ayetinden {فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ} “artık ondan kolayınıza geleni okuyun” [el-Müzzemmil: 20] kavline kadar olan kısmı indirdi. Böylece Allah -hamd O'na mahsustur- genişlik tanıdı ve darlık vermedi (¬١).

88697. Metin

حدثنا ابن حميد، قال: ثنا يعقوبُ القميُّ، عن جعفر، عن سعيد، قال: لما أنزَل الله ﷿ على نبيِّه: {يَاأَيُّهَا الْمُزَمَلُ}. قال: مكث النبي ﷺ على هذه الحالِ عشر سنين، يقومُ الليلَ كما أمَرَه الله، وكانت طائفةٌ من أصحابه يقومون معه، فأَنْزَل اللهُ ﷿ عليه (¬٢) بعدَ عشر سنينَ: {إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَى مِن ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَائِفَةٌ مِنَ الَّذِينَ مَعَكَ} إلى قوله: {وَأَقِيمُوا الصَّلَوَةَ}. فخفَّف الله عنهم بعدَ عشرِ سنينَ (¬٣).

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Ya'kūb el-Kummî, Ca'fer'den, o da Saîd'den rivayet etti, dedi ki: Allah celle ve azze Peygamberi'ne {يَاأَيُّهَا الْمُزَمَلُ} “Ey örtünüp bürünen” ayetini indirdiğinde, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bu minval üzere on sene kaldı; Allah'ın kendisine emrettiği gibi gece namazına kalkıyordu, ashabından bir topluluk da onunla birlikte kalkıyordu. On sene sonra Allah celle ve azze ona: {إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَى مِن ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَائِفَةٌ مِنَ الَّذِينَ مَعَكَ} “Şüphesiz Rabbin, senin ve seninle beraber olanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini [namazla] geçirdiğini bilir” ayetinden {وَأَقِيمُوا الصَّلَوَةَ} “Namazı dosdoğru kılın” buyruğuna kadar indirdi. Böylece Allah on sene sonra onlara hafifletti.

88698. Metin

حدثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا يحيى بن واضحٍ، عن الحسين (¬٤)، عن يزيد، عن عكرمة والحسن، قالا: قال في سورة "المزمل": {قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا (٢) نِصْفَهُ أَوِ الله أنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا (٣) أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتَّلِ الْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا}: نسَخَتها الآية التي فيها، فقال: {عَلِمَ أَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ} (¬٥).

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Yahyâ b. Vâdıh, Hüseyin'den, o Yezîd'den, o da İkrime ve el-Hasan'dan rivayet etti; her ikisi dediler ki: Müzzemmil Suresi'ndeki: {قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا (٢) نِصْفَهُ أَوِ الله أنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا (٣) أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتَّلِ الْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا} “Geceleyin kalk, -birazı müstesna- (2) Gece yarısı yahut ondan biraz eksilt, (3) Veya üzerine artır ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku. (4)” ayetini, yine aynı suredeki şu ayet neshetti: {عَلِمَ أَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ} “[Allah], sizin bunu sayıp başaramayacağınızı bildi de size tevbe lütfetti. Artık Kur'an'dan kolay geleni okuyun”.

88699. Metin

حدثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ: {قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا}: قاموا حولًا أو حولين حتى انتَفَخَت سُوقُهم وأقدامُهم، فأَنْزَلَ اللَّهُ ﷿

Bize İbn Abdila'lâ rivayet edip dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma'mer'den, o da Katâde'den {قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا} “Geceleyin kalk, -birazı müstesna-” [ayeti hakkında şöyle dediğini] rivayet etti: Bacakları ve ayakları şişinceye kadar bir veya iki yıl [gece namazına] kalktılar. Bunun üzerine Allah celle ve azze...

88700. Metin

تخفيفَها بعد في آخر السورة (¬١).

Daha sonra surenin sonunda bunun hafifletilmesini indirdi.

88701. Metin

حدَّثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مِهْرانُ، عن سفيانَ، عن قيس بن وهبٍ. عن أبي عبد الرحمنِ قال: لما نزَلَت: {يَاأَيُّهَا الْمُزَّمَّلُ}، قاموا بها حولًا، حتى ورِمَت أقدامُهم وسُوقُهم، حتى نزَلَت: {فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ}. قال: فاسْتَراح الناسُ (¬٢).

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o Kays b. Vehb'den, o da Ebû Abdirrahmân'dan rivayet etti, dedi ki: {يَاأَيُّهَا الْمُزَّمَّلُ} “Ey örtünüp bürünen!” ayeti indiğinde, ayakları ve bacakları şişinceye kadar bir sene boyunca bunun gereğince [gece namazına] kalktılar; nihayet: {فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ} “Artık ondan kolay geleni okuyun” ayeti indi. [Ebû Abdirrahmân] dedi ki: Böylece insanlar rahatladı.

88702. Metin

حدَّثنا ابن حميد قال: ثنا مهران، عن سفيان، عن جرير (¬٣) بيَّاع الملاءِ، عن الحسنِ، قال: الحمدُ للهِ، تَطَوُّع بعد فريضةٍ (¬٤).

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o çarşaf satıcısı Cerîr'den, o da el-Hasan'dan rivayet etti; [el-Hasan] şöyle dedi: Allah'a hamdolsun, farzdan sonra [gece namazı] nafile [hükmüne dönüştü].

88703. Metin

حدثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيعٌ، عن مبارك، عن الحسنِ، قال: لما نزَلَت: {يَاأَيُّهَا المُزَّمِّلُ} الآية. قام المسلمون حولًا، فمنهم من أطاقه، ومنهم من لم يُطِقه، حتى نزَلَت الرُّخصةُ (¬٤).

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Vekî', Mübârek'ten, o da el-Hasan'dan rivayet etti; [el-Hasan] dedi ki: {يَاأَيُّهَا المُزَّمِّلُ} “Ey örtünüp bürünen!” ayeti indiğinde Müslümanlar bir sene boyunca [gece namazına] kalktılar; onlardan güç yetiren de oldu, güç yetiremeyen de; nihayet ruhsat indirildi.

88704. Metin

حدثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيعٌ، عن إسرائيل، عن سماك، عن عكرمة، قال: سمعت ابن عباس يقولُ: لما نزلت أول "المزمل" كانوا يقومون نحوًا من قيامهم في شهرِ رمضانَ، وكان بين أولها وآخرِها نحوٌ (¬٥) مِن سنةٍ (¬٦).

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Vekî', İsrâîl'den, o Simâk'tan, o da İkrime'den rivayet etti, dedi ki: İbn Abbâs'ın şöyle dediğini işittim: Müzzemmil Suresi'nin başı indiğinde [ashap] ramazan ayındaki kalkışları gibi [gece namazına] kalkıyorlardı; surenin başı ile sonu arasında yaklaşık bir sene vardı.

88705. Metin

وقوله: {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. يقول تعالى ذكره: وبَيِّنِ القرآن إذا قرَأْتَه (¬٧) تبيينًا، وترسَّل فيه ترَسُّلًا.

{وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Kur'an'ı okuduğun zaman onu açık seçik oku ve ağır ağır, tane tane tilavet et.

88706. Metin

وبنحو الذي قلنا في ذلك قال أهلُ التأويلِ.

Bu konuda bizim söylediğimize benzer şekilde tevil ehli (müfessirler) de söylemiştir.

88707. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88708. Metin

حدثني يعقوب بن إبراهيم، قال: ثنا ابنُ عُليةَ، قال: ثنا أبو رجاءٍ، عن الحسنِ في قوله: {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. قال: اقْرَأْه قراءةً بينةً (¬١).

Bana Ya'kūb b. İbrâhîm rivayet edip dedi ki: Bize İbn Uleyye rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Recâ', el-Hasan'dan {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti; [el-Hasan] dedi ki: Onu açık ve anlaşılır bir okuyuşla oku.

88709. Metin

حدثنا ابن بشارٍ، قال: ثنا عبد الرحمن، قال: ثنا سفيان، عن منصورٍ، عن مجاهد: {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. قال: بعضَه على أَثَرِ بعضٍ (¬٢).

Bize İbn Beşşâr rivayet edip dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet edip dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o da Mücâhid'den {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: [Ayetleri] birbiri ardınca [tane tane oku].

88710. Metin

حدَّثنا محمدُ بنُ عبدِ اللهِ المخزوميُّ، قال: ثنا جعفرُ بنُ عونٍ، قال: أخبرنا سفيان، عن منصورٍ، عن مجاهد: {وَرَتَّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}: [يقول تعالى ذكرُه: وبيِّنِ القرآن تبيينًا] (¬٣)، بعضَه على أَثَرِ بعضٍ، [على تُؤَدةٍ] (¬٤).

Bize Muhammed b. Abdillâh el-Mahzûmî rivayet edip dedi ki: Bize Ca'fer b. Avn rivayet edip dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o da Mücâhid'den {وَرَتَّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında haber verdi: [Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Kur'an'ı açıkça beyan et], bir kısmını diğerinin peşi sıra, [ağır ağır ve sükûnetle oku].

88711. Metin

حدثني محمد بن عمرو، قال: ثنا أبو عاصم، قال: ثنا عيسى، وحدثني الحارثُ، قال: ثنا الحسنُ، قال: ثنا ورقاءُ، جميعًا عن ابن أبي نجيح، عن مجاهدٍ في قولِ اللَّهِ: {وَرَتَّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. قال: ترَسَّلْ (¬٥) فيه ترَسُّلًا (¬٦).

Bana Muhammed b. Amr rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet edip dedi ki: Bize Îsâ rivayet etti; bana el-Hâris de rivayet edip dedi ki: Bize el-Hasan rivayet edip dedi ki: Bize Varkâ rivayet etti; hepsi birden İbn Ebî Necîh'ten, o da Mücâhid'den Allah'ın: {وَرَتَّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Onda ağır ağır, tane tane oku.

88712. Metin

حدَّثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مهران، عن سفيان، عن منصور، عن مجاهدٍ: {وَرَتَّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. [أي: بَيِّنْه تَبْيِينًا} ٧. قال: بعضَه على ٨ أَثَرِ بعضٍ.

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o da Mücâhid'den {وَرَتَّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti: [Yani: Onu açıkça beyan et]7. [Mücâhid] dedi ki: Bir kısmını diğerinin peşi sıra8 [oku].

88713. Metin

حدثني زكريا بن يحيى بن أبى زائدةَ، قال: ثنا حجاج بن محمدٍ، قال: قال ابن جريج، عن عطاء: {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. قال: الترتيلُ: المدُّ (¬١)؛ الطَّرحُ.

Bana Zekeriyyâ b. Yahyâ b. Ebî Zâide rivayet edip dedi ki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet edip dedi ki: İbn Cüreyc, Atâ'dan {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti; [Atâ] dedi ki: Tertîl; uzatarak ve harfleri belirginleştirerek okumaktır.

88714. Metin

حدثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ: عن قتادة: {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. أي: بَيِّنْه تِبْيانًا (¬٢).

Bize Bişr rivayet edip dedi ki: Bize Yezîd rivayet edip dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti: Yani onu açıkça beyan et.

88715. Metin

حدثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيعٌ، عن ابن أبي ليلى، عن الحكمِ، عن مقسمٍ، عن ابن عباس: {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. قال: بيِّنْه تِبْيانًا (¬٣).

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Vekî', İbn Ebî Leylâ'dan, o el-Hakem'den, o Mıksem'den, o da İbn Abbâs'tan {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti; [İbn Abbâs] dedi ki: Onu açıkça beyan et.

88716. Metin

حدَّثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيعٌ، عن سفيانَ، عن منصور، عن مجاهدٍ: {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا}. قال: بعضه على أَثَرِ بعضٍ (¬٤).

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o da Mücâhid'den {وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا} “Ve Kur'an'ı tane tane, açıkça oku” buyruğu hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Bir kısmını diğerinin peşi sıra [tane tane oku].

88717. Metin

القولُ في تأويل قولِه ﷿: {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا (٥) إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا وَأَقْوَمُ قِيلًا (٦) إِنَّ لَكَ فِي النَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا (٧)}.

Yüce Allah'ın şu buyruğunun teviline dair açıklama: {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا (٥) إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا وَأَقْوَمُ قِيلًا (٦) إِنَّ لَكَ فِي النَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا (٧)} “Şüphesiz biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz. (5) Şüphesiz gece kalkışı, [kalp ve dil uyumu bakımından] daha etkili ve okuyuş bakımından daha sağlamdır. (6) Şüphesiz gündüzün senin için uzun bir meşguliyet vardır. (7)”

88718. Metin

قال أبو جعفرٍ ﵀: اخْتَلف أهلُ التأويل في تأويل ٥ قوله: {إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا}؛ فقال بعضُهم: عُنِى به: سَنُلْقِى عليك قولًا ثقيلًا العملُ به.

Ebû Ca'fer [et-Taberî] -rahimehullâh- dedi ki: Tevil ehli [müfessirler], Yüce Allah'ın: {إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا} “Şüphesiz biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz” buyruğunun tevili 5 hususunda ihtilaf etmişlerdir. Onlardan bazısı şöyle demiştir: Bununla, “Sana, gereğince amel edilmesi ağır bir söz vahyedeceğiz” manası kastedilmiştir.

88719. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88720. Metin

حدَّثني يعقوبُ بن إبراهيمَ، قال: ثنا ابن عليةَ، عن أبي رجاءٍ، عن الحسن في قوله: {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا}. قال: العمل به ثقيل (¬١). قال: إن الرجلَ لَيَهُذُّ (¬٢) السورةَ، ولكنَّ العمل به ثقيلٌ (¬٣).

Bana Ya'kūb b. İbrâhîm rivayet edip dedi ki: Bize İbn Uleyye, Ebû Recâ'dan, o da el-Hasan'dan {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا} “Şüphesiz biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz” buyruğu hakkında rivayet etti; [el-Hasan] dedi ki: Onunla amel etmek ağırdır. [Devamla] dedi ki: Kişi bir sureyi hızlıca okuyup geçebilir; fakat onunla amel etmek ağırdır.

88721. Metin

حدثنا بشر، قال: ثنا يزيد، قال: ثنا سعيد، عن قتادة قوله: {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا}. قال: ثقيل والله فرائضه وحدودُه.

Bize Bişr rivayet edip dedi ki: Bize Yezîd rivayet edip dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا} “Şüphesiz biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz” buyruğu hakkında rivayet etti; [Katâde] dedi ki: Vallahi onun farzları ve sınırları ağırdır.

88722. Metin

حدثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابن ثورٍ، عن معمر، عن قتادة قولَه: {ثَقِيلًا}. قال: ثقيلٌ واللهِ فرائضُه وحدودُه (¬٤).

Bize İbn Abdi'l-A'lâ rivayet edip dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma'mer'den, o da Katâde'den {ثَقِيلًا} “Ağır” sözü hakkında rivayet etti; [Katâde] dedi ki: Vallahi onun farzları ve sınırları ağırdır.

88723. Metin

وقال آخرون: بل عُنِى بذلك أن القول عينَه (¬٥) ثقيلٌ مَحْمَلُه.

Diğerleri ise şöyle demiştir: Bilakis bununla, sözün bizzat kendisinin taşınmasının ağır olduğu kastedilmiştir.

88724. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88725. Metin

حدثنا ابن عبد الأعلى، قال: ثنا ابن ثورٍ، عن معمرٍ، عن هشام بن عروةَ، عن أبيه، أن النبي ﷺ كان إذا أُوحى إليه وهو على ناقته، وضَعَت جرائها ٦، فما تَسْتَطِيعُ أَن تَتَحَرَّكَ حتى يُسَرَّى عنه ٧.

Bize İbn Abdi'l-A‘lâ rivayet edip dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer'den, o Hişâm b. Urve'den, o da babasından rivayet etti ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem devesinin üzerindeyken kendisine vahiy geldiğinde deve boynunun altını [yere] koyar 6 ve üzerinden [vahiy hâli] kalkıncaya kadar hareket edemezdi 7.

88726. Metin

حدثني يونُسُ، قال: أخبرنا ابن وهب، قال: قال ابن زيد في قول الله جل وعزَّ: {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا}. قال: هو والله ثقيلٌ مُبارَكٌ، القرآنُ، كما ثَقُل في الدنيا ثَقُل في الموازين يومَ القيامةِ.

Bana Yûnus rivayet edip dedi ki: Bize İbn Vehb haber verip dedi ki: İbn Zeyd, Yüce Allah'ın: {إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا} “Şüphesiz biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz” buyruğu hakkında şöyle demiştir: Vallahi o, Kur'an'dır; ağır ve mübarektir. Dünyada ağır olduğu gibi kıyamet gününde mizanlarda da ağır gelecektir.

88727. Metin

وأولى الأقوال بالصواب في ذلك عندنا أن يقال: إن اللَّهَ ﷻ وصفه بأنه قولٌ ثقيلٌ، فهو كما وصفه به ثقيلٌ مَحْمَلُه، ثقيل العمل بحدوده وفرائضه.

Bu hususta bize göre doğruya en yakın olan görüş şudur: Şanı yüce Allah onu ağır bir söz olarak nitelemiştir; dolayısıyla o, Allah'ın nitelediği gibidir: Taşınması ağır, sınırları ve farzlarıyla amel edilmesi ağırdır.

88728. Metin

وقوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}. يعنى جلَّ ثناؤُه بقوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيلِ}: إن ساعاتِ الليلِ. وكلُّ ساعةٍ من ساعات الليل ناشئةٌ من الليلِ.

Allah Teâlâ'nın: {إِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “Şüphesiz gece kalkışı, [kalp ve dil uyumu bakımından] daha etkili ve okuyuş bakımından daha sağlamdır” buyruğu, {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” sözüyle gece vakitlerini/saatlerini kastetmektedir. Gecenin her bir saati, geceden doğup ortaya çıkan bir vakittir (nâşie).

88729. Metin

وقد اخْتَلَف أهل التأويل في ذلك؛ [فقال بعضُهم: الليل كلُّه ناشئةٌ.

Tevil ehli bu hususta ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: ["Gecenin tamamı nâşiedir (gece kalkışıdır)" demişlerdir].

88730. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك (¬١)

Bu görüşü savunanların zikri: (¬١)

88731. Metin

حدَّثني يعقوب بن إبراهيم، قال: ثنا ابنُ عُلَيَّةَ، قال: أخبرنا حاتمُ بن أبي صَغِيرةَ قال: قلتُ لعبدِ اللَّهِ بن أبى مُلَيْكَة: ألا تُحَدِّثُني أي الليل ناشئة؟ قال: على الثَّبَتِ سقَطْتَ، سَأَلْتُ عنها [ابن عباسٍ، فزعَم أن الليل كله ناشئةٌ، وسأَلْتُ عنها] (¬٢) ابنَ الزبيرِ، فأَخْبَرَنى مثلَ ذلك (¬٣).

Bana Ya'kūb b. İbrâhîm rivayet edip dedi ki: Bize İbn Uleyye rivayet edip dedi ki: Bize Hâtim b. Ebî Sagīre haber verip dedi ki: Abdullah b. Ebî Müleyke'ye: "Bana gecenin hangisinin nâşie olduğunu anlatmaz mısın?" dedim. O da: "Tam ehline denk geldin! Ben bunu [İbn Abbâs'a sordum; o gecenin tamamının nâşie olduğunu ileri sürdü. Bunu] (¬٢) İbnu'z-Zübeyr'e de sordum, o da bana aynısını haber verdi" dedi (¬٣).

88732. Metin

حدثنا ابن حميد، قال: ثنا حَكَّامٌ، قال: ثنا عَنْبَسةُ، عن أبي إسحاق، عن سعيد بن جبيرٍ، عن ابن عباسٍ: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيلِ}. قال: بلسانِ الحبشة ٤ إذا قام

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Hekkâm rivayet edip dedi ki: Bize Anbese, Ebû İshâk'tan, o Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” [ayeti hakkında] rivayet etti; [İbn Abbâs] dedi ki: Habeş dilinde 4 [bir kimse] kalktığı zaman

88733. Metin

الرجلَ مِن الليل قالوا (¬١): نشَأ (¬٢).

[onlar]: "Neşee (kalktı)" derler (¬١) (¬٢).

88734. Metin

حدثنا ابن بشارٍ، قال: ثنا [عبد الرحمن] (¬٣)، قال: ثنا إسرائيل، عن أبي إسحاق، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}: نشَأ: قام (¬٤).

Bize İbn Beşşâr rivayet edip dedi ki: Bize [Abdurrahman] rivayet etti (¬٣), dedi ki: Bize İsrâîl, Ebû İshâk'tan, o Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti: Neşee; kâme (kalktı) demektir (¬٤).

88735. Metin

حدثنا ابن بشار، قال: ثنا عبد الرحمن، قال: ثنا إسرائيل، [عن أبي إسحاق] (¬٥)، عن أبى ميسرة: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: نشَأ: قام (¬٦).

Bize İbn Beşşâr rivayet edip dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet edip dedi ki: Bize İsrâîl, [Ebû İshâk'tan] (¬٥), o da Ebû Meysere'den {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [Ebû Meysere] dedi ki: Neşee; kâme (kalktı) demektir (¬٦).

88736. Metin

حدثنا ابن بشارٍ، قال: ثنا عبد الرحمن، قال: ثنا سفيان، عن ابن أبي نجيحٍ.

Bize İbn Beşşâr rivayet edip dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet edip dedi ki: Bize Süfyân, İbn Ebî Necîh'ten rivayet etti.

88737. Metin

قال: إذا قام الرجلُ من الليل فهو ناشئة الليلِ.

[İbn Ebî Necîh] dedi ki: Kişi geceleyin kalktığı vakit, işte bu gecenin nâşiesidir (kalkışıdır).

88738. Metin

حدَّثنا هَنَّادُ بنُ السَّريِّ، قال: ثنا أبو الأحوص، عن سماكٍ، عن عكرمة في قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْل}. قال: هو الليل كلُّه.

Bize Hennâd b. es-Serî rivayet edip dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas, Simâk'tan, o da İkrime'den {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [İkrime] dedi ki: O, gecenin tamamıdır.

88739. Metin

حدثنا ابن حميد، قال: ثنا مهرانُ، عن سفيانَ، عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهدٍ: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيلِ}. قال: إذا قُمْتَ مِن الليلِ فهو ناشئةٌ (¬٧).

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o İbn Ebî Necîh'ten, o da Mücâhid'den {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Geceleyin kalktığın zaman o nâşiedir (¬٧).

88740. Metin

حدثنا ابن حميد، قال: ثنا مهران، عن سفيان، عن ليثٍ، عن مجاهدٍ، قال: كلُّ شيءٍ بعدَ العِشاء فهو ناشئة.

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o Leys'ten, o da Mücâhid'den rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Yatsıdan sonraki her şey nâşiedir.

88741. Metin

حدثني يونُسُ، قال: أخبرَنا ابن وهبٍ، قال: قال ابن زيد في قوله: {إنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: قيام الليلِ. قال: وأيَّ ساعة من الليل قام فقد نشأ.

Bana Yûnus rivayet edip dedi ki: Bize İbn Vehb haber verip dedi ki: İbn Zeyd {إنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında dedi ki: Gece kalkışıdır (kıyâmü'l-leyl). Ve dedi ki: Gecenin hangi saatinde kalkarsa kalksın, neşee (kalkmış) olur.

88742. Metin

حدثنا ابن حميد، قال: ثنا مهران، عن سفيان، عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهد، قال: أيَّ الليل قُمْتَ فهو ناشئة.

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o İbn Ebî Necîh'ten, o da Mücâhid'den rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Gecenin hangi vaktinde kalkarsan kalk, o nâşiedir.

88743. Metin

حدثنا ابن حميد، قال: ثنا مهران، عن خارجةَ، عن أبى يونُسَ حاتم بن أبى صَغِيرةً، عن ابن أبي مُلَيْكَةً، قال: سأَلْتُ ابن عباس وابن الزبير عن ناشئة الليلِ، فقالا: كلُّ الليل ناشئة (¬١)، فإذا نشَأْتَ قائمًا، فتلك ناشئةٌ.

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Hârice'den, o Ebû Yûnus Hâtim b. Ebî Sagīre'den, o da İbn Ebî Müleyke'den rivayet etti; [İbn Ebî Müleyke] dedi ki: İbn Abbâs'a ve İbnu'z-Zübeyr'e nâşietü'l-leyli (gece kalkışını) sordum; her ikisi de: "Gecenin tamamı nâşiedir (¬١); ayakta kalkıp dikildiğin zaman işte o nâşiedir" dediler.

88744. Metin

حدثني محمد بن عمرو، قال: ثنا أبو عاصم، قال: ثنا عيسى، [وحدثني الحارثُ، قال: ثنا الحسنُ، قال: ثنا وَرْقاءُ، جميعًا] (¬٢) عن ابن أبي نجيح، عن مجاهد قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: أيَّ ساعة تهَجَّد فيها مُتَهَجِّدٌ مِن الليل (¬٣).

Bana Muhammed b. Amr rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet edip dedi ki: Bize Îsâ rivayet etti, [bana el-Hâris de rivayet edip dedi ki: Bize el-Hasan rivayet edip dedi ki: Bize Varkā rivayet etti; hepsi birden] (¬٢) İbn Ebî Necîh'ten, o da Mücâhid'den {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Teheccüde kalkan kimsenin geceleyin teheccüd kıldığı herhangi bir saattir (¬٣).

88745. Metin

حُدَّثْتُ عن الحسين، قال: سمِعْتُ أبا مُعاذٍ يقولُ: ثنا عبيدٌ، قال: سَمِعْتُ الضحاكَ يقولُ في قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}: يعنى الليل كلَّه.

Bana el-Hüseyin'den rivayet edildi, dedi ki: Ebû Muâz'ı şöyle derken işittim: Bize Ubeyd rivayet edip dedi ki: Dahhâk'ı {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında şöyle derken işittim: Gecenin tamamını kastetmektedir.

88746. Metin

حدَّثنا أبو كريب، قال: ثنا وكيعٌ، عن أبي عامرٍ الخَزَّازِ ونافعٍ، عن ابن أبي مُلَيْكةَ، عن ابن عباس في قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: الليل كلَّه (¬٤).

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Vekî', Ebû Âmir el-Hazzâz ve Nâfi'den, onlar İbn Ebî Müleyke'den, o da İbn Abbâs'tan {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [İbn Abbâs] dedi ki: Gecenin tamamıdır (¬٤).

88747. Metin

حدَّثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيع، عن سفيان، عن ابن أبي نجيح ٥، عن

Bize Ebû Küreyb rivayet edip dedi ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o İbn Ebî Necîh'ten5, o da

88748. Metin

مجاهدٍ، قال: الليلَ كلَّه، إذا قام يُصَلَّى فهو ناشئةٌ.

Mücâhid'den rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Gecenin tamamıdır; namaz kılmak için kalktığında o nâşiedir.

88749. Metin

وقال آخرون: بل ذلك ما كان بعدَ العشاءِ، فأما ما كان قبلَ العشاء فليس بناشئةٍ.

Diğerleri ise şöyle demiştir: Bilakis o, yatsıdan sonra olandır. Yatsıdan önce olan ise nâşie değildir.

88750. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88751. Metin

حدثني يعقوب بن إبراهيم، قال: ثنا ابنُ عُلية، عن سليمان التيميِّ، عن أبى مِجْلزٍ في قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: ما بعد العشاء ناشئة (¬١).

Bana Ya'kūb b. İbrâhîm rivayet edip dedi ki: Bize İbn Uleyye, Süleymân et-Teymî'den, o da Ebû Miclez'den {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [Ebû Miclez] dedi ki: Yatsıdan sonrası nâşiedir (¬١).

88752. Metin

حدَّثني يعقوب، قال: ثنا ابن علية، قال: ثنا أبو رجاء في قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: ما بعد العشاءِ الآخرةِ.

Bana Ya'kūb rivayet edip dedi ki: Bize İbn Uleyye rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Recâ, {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [Ebû Recâ] dedi ki: Son yatsı namazından sonrasıdır.

88753. Metin

[حدثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيد، قال: ثنا سعيدٌ، قال: سُئل الحسن وأنا أسمعُ، فقال: ما كان بعد العشاءِ فهو ناشئة ناشئة] (¬٢).

[Bize Bişr rivayet edip dedi ki: Bize Yezîd rivayet edip dedi ki: Bize Saîd rivayet edip dedi ki: Ben dinlerken el-Hasan'a soruldu; o da: Yatsıdan sonra olan her şey nâşiedir, nâşiedir dedi] (¬٢).

88754. Metin

حدثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيد، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادة قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: ناشئةُ الليلِ ما كان بعد العشاءِ فهو ناشئةٌ (¬٣).

Bize Bişr rivayet edip dedi ki: Bize Yezîd rivayet edip dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [Katâde] dedi ki: Gecenin nâşiesi, yatsıdan sonra olandır; o nâşiedir (¬٣).

88755. Metin

حدثنا ابن بشار، قال: ثنا سليمان، قال: ثنا أبو هلال، قال: ثنا قتادةُ في قوله: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ}. قال: كلُّ شيءٍ بعد العشاء فهو ناشئةٌ.

Bize İbn Beşşâr rivayet edip dedi ki: Bize Süleymân rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Hilâl rivayet edip dedi ki: Bize Katâde, {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ} “Şüphesiz gece kalkışı” buyruğu hakkında rivayet etti; [Katâde] dedi ki: Yatsıdan sonraki her şey nâşiedir.

88756. Metin

وقوله: {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}. اختَلَفَت قرأة الأمصارِ في قراءة ذلك؛ فقرَأَته

Allah Teâlâ'nın: {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “[o,] daha etkilidir” buyruğuna gelince; şehirlerin kurrâsı (kıraat âlimleri) bunun kıraatinde ihtilaf etmişlerdir; şöyle ki [onu]123

88757. Metin

عامةُ قرأةِ مكة والمدينة والكوفة: {أَشَدُّ وَطْئًا} بفتح الواو وسكون الطاء (¬١). وقرَأ ذلك بعضُ قرأةِ البصرة ومكة والشامِ: (وطاءً) بكسرِ الواوِ ومدِّ الألف (¬٢)، على أنه مصدرٌ، مِن قول القائل: واطَأ اللسانُ القلب مواطأةً ووطاءً.

Mekke, Medine ve Kûfe kurrâsının geneli bunu: Vâv'ın fethası ve Tâ'nın sükûnu ile {أَشَدُّ وَطْئًا} (daha ağır/daha etkili) şeklinde okumuştur (¬١). Basra, Mekke ve Şam kurrâsının bir kısmı ise bunu, bir kimsenin 'dil kalbe mutabık oldu / uyum sağladı' (vâtaa'l-lisânu'l-kalbe müvâtaeten ve vıtâen) sözündeki gibi masdar olmak üzere Vâv'ın kesresi ve elifin medi ile (وِطاءً) (vıtâen - uyum bakımından daha uygun) şeklinde okumuştur (¬٢).

88758. Metin

والصوابُ مِن القولِ في ذلك عندنا أنهما قراءتان معروفتان، صَحيحتا المعنى، فبأيتهما قرَأ القارئُ فمصيبٌ.

Bu hususta bize göre doğru olan görüş şudur: Bunlar anlamı sahih, meşhur iki kıraattir; okuyucu bunlardan hangisiyle okursa isabet etmiş olur.

88759. Metin

ويعنى بقوله: {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}: ناشئةُ الليلِ أشدُّ ثَباتًا مِن النهارِ، وأثبتُ في القلبِ، وذلك أن العملَ بالليلِ أثبتُ منه بالنهارِ. وحُكى عن العرب: وَطِئْنا الليلَ وَطْئًا. إذا ساروا فيه.

Allah Teâlâ {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “O daha sabittir” buyruğu ile şunu kastetmektedir: Gece kalkışı, gündüze göre daha sebatlı ve kalpte daha kalıcıdır. Bu da gece yapılan amelin gündüz yapılandan daha kalıcı olmasındandır. Araplardan şöyle rivayet edilmiştir: Geceleyin yürüdüklerinde "Geceye ayak bastık/yürüdük" (veta'ne'l-leyle vat'en) derler.

88760. Metin

وبنحوِ الذي قلنا في ذلك قال من أهل التأويل من قرأه بفتح الواو وسكونِ الطاءِ، وإن اخْتَلَفَت عباراتُهم في ذلك.

Bu hususta bizim söylediğimize benzer bir görüşü, bu kelimeyi Vâv'ın fethası ve Tâ'nın sükûnu ile okuyan tevil ehli de -ifadeleri farklı olsa da- dile getirmiştir.

88761. Metin

ذكرُ مَن قال ذلك

Bu görüşü savunanların zikri:

88762. Metin

حدثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيد، قال: ثنا سعيد، عن قتادة: {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}. [أي: أثبتُ في الخير، وأحفظُ في الحفظ.

Bize Bişr rivayet edip dedi ki: Bize Yezîd rivayet edip dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “Daha etkilidir” hakkında rivayet etti: [Yani: Hayırda daha sebatlı ve ezberlemede daha kalıcıdır.

88763. Metin

حدثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابن ثورٍ، عن معمر، عن قتادةَ: {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}] ٣. قال: القيام بالليل أشدُّ وَطْئًا. يقولُ: أثبتُ في الخير ٤.

Bize İbn Abdi'l-A'lâ rivayet edip dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma'mer'den, o da Katâde'den {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “Daha etkilidir”] 3 buyruğu hakkında rivayet etti; [Katâde] dedi ki: Gece kalkışı daha etkilidir. [Katâde] der ki: Hayırda daha sebatlıdır 4.

88764. Metin

حدثني محمد بن سعدٍ، قال: ثنى أبي، قال: ثني عمي، قال: ثني أبي، عن أبيه، عن ابن عباس قولَه: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}. يقولُ: ناشئةُ الليلِ كانت صلاتهم أول الليلِ، {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}. يقولُ: هو أجدرُ أن تُحصُوا ما فرَض الله عليكم (¬١) من القيام، وذلك أن الإنسانَ إذا نام لم يَدْرِ متى يَسْتَيْقِظُ (¬٢).

Bana Muhammed b. Sa'd rivayet edip dedi ki: Bana babam rivayet etti, dedi ki: Bana amcam rivayet etti, dedi ki: Bana babam, babasından, o da İbn Abbâs'tan {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “Şüphesiz gece kalkışı, daha etkilidir” buyruğu hakkında rivayet etti; [İbn Abbâs] der ki: Gecenin kalkışı (nâşietü'l-leyl), onların gecenin evvelindeki namazları idi. {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “Daha etkilidir” buyruğu ise: Allah'ın gece namazından size farz kıldığını (¬١) tastamam sayıp yerine getirmenize daha elverişlidir, demektir. Çünkü insan uyuduğu zaman ne vakit uyanacağını bilemez (¬٢).

88765. Metin

حدثني يونُسُ، قال: أخبرنا ابن وهبٍ، قال: قال ابن زيدٍ في قولِ اللهِ جل وعزَّ: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}. قال: إن مُصَلِّيَ الليلِ القائم (¬٣) بالليلِ {أَشَدُّ وَطْئًا}: طمأنينةً، أفرغ له (¬٤) قلبًا، وذلك أنه لا تَعْرِضُ له حوائجُ ولا شيءٌ.

Bana Yûnus rivayet edip dedi ki: Bize İbn Vehb haber verip dedi ki: İbn Zeyd, Yüce Allah'ın: {إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “Şüphesiz gece kalkışı, daha etkilidir” buyruğu hakkında dedi ki: Gece namaz kılan, gece ibadete kalkan (¬٣) kimse {أَشَدُّ وَطْئًا} “Daha etkilidir” yani [huzur ve] sükûnet bakımından, kalbi daha boşalmış durumdadır (¬٤); çünkü karşısına ne bir ihtiyaç ne de başka bir şey çıkar.

88766. Metin

حُدِّثْتُ عن الحسين، قال: سمِعْتُ أبا معاذ يقولُ: ثنا عبيدٌ، قال: سمعتُ الضحاك يقولُ في قوله: {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا}. يقولُ: قراءة القرآن بالليل أثبتُ [منه بالنهار] (¬٥)، وأشدُّ مُواطَأَةً بالليلِ منه بالنهارِ.

Bana el-Hüseyin'den rivayet edildi, dedi ki: Ebû Muâz'ı şöyle derken işittim: Bize Ubeyd rivayet edip dedi ki: Dahhâk'ı {هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا} “Daha etkilidir” buyruğu hakkında şöyle derken işittim: Gece Kur'an okumak [gündüze göre] (¬٥) daha sebatlıdır ve geceleyin [kalp ile dilin] birbirine uyumu gündüze göre daha güçlüdür.

88767. Metin

وأما الذين قرءوا: (وِطاءً) بكسر الواو ومدِّ (¬٦) الألفِ، فقد ذكَرْتُ الذي عَنَوْا بقراءتِهم ذلك كذلك.

(وِطاءً) şeklinde Vâv'ın kesresi ve elifin medi (¬٦) ile okuyanlara gelince; onların bu okuyuşla ne kastettiklerini daha önce zikretmiştim.

88768. Metin

[ذكرُ مَن قال ذلك] (¬٧)

[Bu görüşü savunanların zikri:] (¬٧)

88769. Metin

حدثنا ابن بشارٍ، قال: ثنا عبد الرحمن، قال: ثنا سفيانُ، عن منصورٍ، عن

Bize İbn Beşşâr rivayet edip dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet edip dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o da

88770. Metin

مجاهدٍ: (أَشَدُّ وِطاءً). قال: أن تُواطِئَ قلبك وسمعك وبصرك (¬١).

Mücâhid'den (أَشَدُّ وِطاءً) [okuyuşu] hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Kalbini, işitmeni ve görmeni birbirine denk/uyumlu kılmandır (¬١).

88771. Metin

حدثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مِهْران، عن سفيان، عن منصور، عن مجاهدٍ: (إِنَّ ناشِئَةَ اللَّيلِ هي أَشدُّ وِطاءً). قال: أنْ تُواطِئ سمعك وبصرك وقلبك.

Bize İbn Humeyd rivayet edip dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o da Mücâhid'den (إِنَّ ناشِئَةَ اللَّيلِ هي أَشدُّ وِطاءً) [okuyuşu] hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: İşitmeni, görmeni ve kalbini birbirine denk/uyumlu kılmandır.

88772. Metin

حدثني محمد بن عمرٍو، قال: ثنا أبو عاصم، قال: ثنا عيسى، [وحدثنى الحارث، قال: ثنا الحسن، قال: ثنا ورقاء، جميعًا] (¬٢) عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهد قوله: (أَشَدُّ وِطاءً). قال: مواطأة للقول، وفراغًا للقلب (¬٣).

Bana Muhammed b. Amr rivayet edip dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet edip dedi ki: Bize Îsâ rivayet etti, [bana el-Hâris de rivayet edip dedi ki: Bize el-Hasan rivayet edip dedi ki: Bize Varkā rivayet etti; hepsi birden] (¬٢) İbn Ebî Necîh'ten, o da Mücâhid'den (أَشَدُّ وِطاءً) [okuyuşu] hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: Söz ile tam bir uyum sağlamak ve kalbin [meşguliyetlerden] arınmasıdır (¬٣).

88773. Metin

حدثني يعقوب، قال: ثنا ابنُ علية (¬٤)، قال: سَمِعْتُ ابن أبي نجيح يقولُ في قوله: (إِنَّ ناشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وِطاءً وأَقْوَمُ قِيلًا). قال: أجدر أن [يأْتَطِىَ لك سمعُك، أجدر (¬٥) أن يأْتَطِيَ] (¬٦) لك بصرُك.

Bana Ya'kūb rivayet edip dedi ki: Bize İbn Uleyye rivayet etti (¬٤), dedi ki: İbn Ebî Necîh'i (إِنَّ ناشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وِطاءً وأَقْوَمُ قِيلًا) [okuyuşu] hakkında şöyle derken işittim: Kulağının sana boyun eğmesine [ve uymasına] daha elverişli, gözünün sana boyun eğmesine [ve uymasına] (¬٥) daha elverişlidir [demektir] (¬٦).

88774. Metin

حدثنا [أبو كريبٍ] (¬٧)، قال: ثنا وكيعٌ، عن سفيانَ، عن منصور، عن مجاهد: (أشَدُّ وِطاءً). قال: أجدرُ أن تُواطِئَ سمعك وقلبَك.

Bize [Ebû Kureyb] (¬٧) rivayet edip dedi ki: Bize Vekî‘, Süfyân’dan, o Mansûr’dan, o da Mücâhid’den (أشَدُّ وِطاءً) [okuyuşu] hakkında rivayet etti; [Mücâhid] dedi ki: İşitmeni ve kalbini birbirine denk/uyumlu kılmaya daha elverişlidir.

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.