92982. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
92983. Metin
تفسيرُ سورةِ "والفجر"
Fecr Suresi'nin Tefsiri
92984. Metin
القولُ في تأويلِ قوله ﷿: {الْفَجْرِ (١) وَلَيَالٍ عَشْرٍ (٢) وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ (٣) وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ (٤) هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ (٥)}.
Aziz ve Celil olan Allah'ın şu sözünün teviline dair görüş: {الْفَجْرِ (١) وَلَيَالٍ عَشْرٍ (٢) وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ (٣) وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ (٤) هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ (٥)} “Fecre, on geceye, çifte ve teke, akıp gittiği zaman geceye andolsun ki, bunlarda akıl sahibi için bir yemin [değeri] var mıdır?”
92985. Metin
قال أبو جعفرٍ ﵀: هذا قَسَمٌ، أقسم ربُّنا جلَّ وعزَّ بالفجرِ، وهو فجرُ الصُّبحِ.
Ebû Ca‘fer [et-Taberî] rahimehullâh şöyle dedi: Bu bir yemindir; Rabbimiz Celle ve Azze fecre yemin etmiştir, o da sabahın aydınlığıdır (şafağıdır).
92986. Metin
واختلَف أهلُ التأويلِ في الذي عُنى بذلك؛ فقال بعضُهم: عُنى به النهارُ.
Tevil ehli, bununla neyin kastedildiği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları şöyle demiştir: Bununla gündüz kastedilmiştir.
92987. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
92988. Metin
حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا مهرانُ، عن سفيانَ، عن الأغرِّ المِنقَرِيِّ، عن خليفةَ بن الحُصينِ، عن أبي نصرٍ، عن ابن عباسٍ: {وَالْفَجْرِ}. قال: النهارُ (¬١).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân’dan, o el-Eğarr el-Minkarî’den, o Halîfe b. Husayn’dan, o Ebû Nasr’dan, o da İbn Abbâs’tan {وَالْفَجْرِ} “Fecre andolsun” [ayeti hakkında] nakletti; [İbn Abbâs]: “Gündüzdür” dedi (¬١).
92989. Metin
وقال آخرون: بل عُنِى به صلاةُ الفجرِ (¬٢)
Başkaları ise şöyle demiştir: Aksine bununla sabah namazı kastedilmiştir (¬٢).
92990. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
92991. Metin
حدَّثني محمدُ بن سعدٍ، قال: ثنى أبي، قال: ثنى عمي، قال: ثنى أبي، عن أبيه، عن ابن عباس قوله: {وَالْفَجْرِ}. يعنى صلاة الفجر ٣.
Bana Muhammed b. Sa‘d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, o da İbn Abbâs'tan [naklen] onun {وَالْفَجْرِ} “Fecre andolsun” [ayeti] hakkında şöyle dediğini anlattı: “Sabah namazını kastetmektedir.” 3
92992. Metin
وقال آخرون: هو فجرُ الصُّبحِ.
Başkaları ise şöyle demiştir: O, sabahın fecridir (şafağıdır).
92993. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
92994. Metin
حدَّثني يعقوبُ، قال: ثنا ابنُ عُليَّةَ، قال: أخبَرنا عاصمٌ الأحولُ، عن عكرمةَ في قوله: {وَالْفَجْرِ}. قال: الفجرُ فجرُ الصُّبحِ (¬١).
Bana Ya‘kûb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı, dedi ki: Bize Âsım el-Ahvel, İkrime’den {وَالْفَجْرِ} “Fecre andolsun” sözü hakkında haber verdi; [İkrime]: “Fecr, sabahın fecridir” dedi (¬١).
92995. Metin
حدثني يونسُ، قال: أخبَرنا ابنُ وهبٍ، قال: أخبَرني عمرُ بنُ قيسٍ، عن محمد بن المرتفعِ، عن عبدِ الله بن الزبيرِ، أنه قال: {وَالْفَجْرِ}. قال: الفجرٌ قسَمٌ أقسَم اللهُ به (¬٢).
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Ömer b. Kays, Muhammed b. el-Mürtefi‘den, o da Abdullah b. ez-Zübeyr’den nakletti; o {وَالْفَجْرِ} “Fecre andolsun” hakkında şöyle demiştir: “Fecr, Allah’ın kendisiyle yemin ettiği bir yemindir” (¬٢).
92996. Metin
وقوله: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}. اختلف أهلُ التأويلِ في هذه الليالي العشرِ، أيُّ ليالٍ هي؛ فقال بعضُهم: هي ليالى عشرِ ذي الحِجةِ.
Allah'ın: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” sözü hakkında tevil ehli bu on gecenin hangi geceler olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları şöyle demiştir: Onlar, Zilhicce'nin on gecesidir.
92997. Metin
[ذكرُ مَن قال ذلك] (¬٣)
[Bunu söyleyenlerin zikri] (¬٣)
92998. Metin
حدَّثنا ابنُ بشار، قال: ثنا ابنُ أبى عديٍّ وعبدُ الوهَّابِ ومحمدُ بنُ جعفرٍ، عن عوفٍ، عن زرارةَ (¬٤)، عن ابن عباسٍ، قال: إن اللياليَ العشرَ التي أقسَم اللهُ بها، هي ليالى العشرِ الأُوَلِ من ذى الحجةِ (¬٥).
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize İbn Ebî Adiy, Abdülvehhâb ve Muhammed b. Ca‘fer, Avf’tan, o Zürâre’den (¬٤), o da İbn Abbâs’tan nakletti; o şöyle demiştir: Allah’ın kendisiyle yemin ettiği on gece, Zilhicce’nin ilk on gecesidir (¬٥).
92999. Metin
حدَّثني محمدُ بنُ سعدٍ، قال: ثنى أبي، قال: ثنى عمي، قال: ثنى أبي، عن
Bana Muhammed b. Sa‘d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam nakletti, o da
93000. Metin
أبيه، عن ابن عباسٍ: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}: بعَشرِ (¬١) الأضحى. قال: ويقالُ: العشرُ: أولُ السنةِ من المحرمِ.
babasından, o da İbn Abbâs’tan nakletti: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” [ayetiyle]: Kurban [bayramı ayının] on günüdür (¬١). Şöyle de denilir: [Bu] on [gün], senenin başı olan Muharrem’dendir.
93001. Metin
حدَّثني يونسُ، قال: أخبَرنا ابنُ وهبٍ، قال: أخبَرني عمرُ بن قيسٍ، عن محمدِ بن المرتفعِ، عن عبدِ اللهِ بن الزبيرِ: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}: أولُ ذى الحجةِ إلى يومِ النحرِ (¬٢).
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Ömer b. Kays, Muhammed b. el-Mürtefi‘den, o da Abdullah b. ez-Zübeyr’den haber verdi: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye”: Zilhicce’nin başından Kurban kesme gününe kadardır (¬٢).
93002. Metin
حدَّثني يعقوبُ: قال: ثنا ابنُ عُليَّةَ، قال: أخبَرنا عوفٌ، قال: ثنا زرارةُ بنُ أوفى، قال: قال ابنُ عباسٍ: إنَّ اللياليَ العشرَ اللاتى أقسَم اللهُ بهنَّ هنَّ الليالى الأُوَلُ من ذى الحجةِ (¬٣).
Bana Ya‘kûb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı, dedi ki: Bize Avf haber verdi, dedi ki: Bize Zürâre b. Evfâ anlattı, dedi ki: İbn Abbâs şöyle dedi: Allah’ın kendileriyle yemin ettiği on gece, Zilhicce’nin ilk geceleridir (¬٣).
93003. Metin
حدَّثنا ابنُ بشارٍ، قال: ثنا عبدُ الرحمنِ، قال: ثنا إسرائيلُ، عن أبي إسحاقَ، عن مسروقٍ: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}. قال: عشرُ ذي الحجةِ، وهى التي وعَد اللهُ موسى ﵇ (¬٤).
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize İsrâîl, Ebû İshâk’tan, o da Mesrûk’tan nakletti: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Zilhicce’nin onudur; o da Allah’ın Mûsâ aleyhisselâm'a vadettiği [on gündür] (¬٤).
93004. Metin
حدَّثني يعقوبُ، قال: ثنا ابنُ عُليَّةَ، قال: أخبَرنا عاصمٌ الأحولُ، عن عكرمةَ: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}. قال: عشرُ ذى الحجةِ (¬٥).
Bana Ya‘kûb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı, dedi ki: Bize Âsım el-Ahvel, İkrime’den haber verdi: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Zilhicce’nin onudur (¬٥).
93005. Metin
حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا مهرانُ، عن سفيانَ، عن الأغرِّ المنِقَرِيِّ، عن خليفةَ بن حُصَينٍ، عن أبي نصرٍ، عن ابن عباسٍ: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}. قال: عشرُ
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân’dan, o el-Eğarr el-Minkarî’den, o Halîfe b. Husayn’dan, o Ebû Nasr’dan, o da İbn Abbâs’tan nakletti: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” [ayeti hakkında] şöyle dedi: On
93006. Metin
الأضحى (¬١).
dedi (¬١).
93007. Metin
حدَّثني محمدُ بنُ عمرٍو، قال: ثنا أبو عاصمٍ، قال: ثنا عيسى، وحدَّثنى الحارثُ، قال: ثنا الحسنُ، قال: ثنا ورقاءُ، جميعًا عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهدٍ في قولِ اللهِ ﷿: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}. قال: عشرُ ذى الحجةِ (¬٢).
Bana Muhammed b. Amr anlattı, dedi ki: Bize Ebû Âsım anlattı, dedi ki: Bize Îsâ anlattı; bana el-Hâris de anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Verkâ anlattı, hepsi İbn Ebî Necîh’ten, o Mücâhid’den Aziz ve Celil olan Allah’ın: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” sözü hakkında şöyle dediğini nakletti: Zilhicce’nin onudur (¬٢).
93008. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}.
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den nakletti: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye”.
93009. Metin
قال: كنا نُحدَّثُ أنها عشرُ الأضحى (¬٣).
Dedi ki: Bize onun Kurban [ayı]nın onu olduğu anlatılırdı (¬٣).
93010. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثَورٍ، عن معمرٍ، عن يزيدَ بن أبي زيادٍ، عن مجاهدٍ، قال: ليس عملٌ في ليالٍ من ليالى السنةِ أفضلَ منه في ليالي العشرِ، وهى عشرُ موسى التي أتمَّها اللهُ له (¬٤).
Bize İbn Abdila‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den, o Yezîd b. Ebî Ziyâd’dan, o da Mücâhid’den nakletti; o şöyle demiştir: Yılın hiçbir gecesindeki amel, [bu] on gecedeki amelden daha faziletli değildir; bunlar Allah’ın Mûsâ için tamamladığı on [gece]dir (¬٤).
93011. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن أبي إسحاقَ، عن مسروقٍ، قال: ليالى العشرِ، قال: هي أفضلُ أيامِ السنةِ (¬٥).
Bize İbn Abdila‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den, o Ebû İshâk’tan, o da Mesrûk’tan nakletti; o on geceler hakkında: “Onlar yılın en faziletli günleridir” demiştir (¬٥).
93012. Metin
[حدثني عبدانُ ٦ المروزيُّ، قال: ثنا] ٧ الحسينُ، قال: سمِعتُ أبا معاذٍ
[Bana Abdân 6 el-Mervezî anlattı, dedi ki: Bize nakletti] 7 el-Huseyn, dedi ki: Ebû Muâz’ı [şöyle] derken işittim
93013. Metin
يقولُ: ثنا عبيدٌ، قال: سمِعتُ الضحاكَ يقولُ في قولِه: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}: يعنى عشرَ الأضحى (¬١).
Bize Ubeyd anlattı, dedi ki: Dahhâk’ı, Allah'ın: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” sözü hakkında şöyle derken işittim: Kurban [ayı]nın onunu kastetmektedir (¬١).
93014. Metin
حدَّثني يونسُ، قال: أخبَرنا ابنُ وهبٍ، قال: قال ابنُ زيدٍ في قولِه: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ}. قال: أوَّلُ ذى الحجةِ (¬٢).
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, Allah'ın: {وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Ve on geceye” sözü hakkında şöyle dedi: Zilhicce’nin başıdır (¬٢).
93015. Metin
وقال آخرون (¬٣): هي عشرُ المحرمِ من أولِه.
Başkaları ise şöyle demiştir (¬٣): O, başından itibaren Muharrem'in on günüdür.
93016. Metin
والصوابُ من القولِ في ذلك عندَنا أنها عشرُ الأضحى؛ لإجماعِ الحجةِ من أهل التأويل عليه، وأن عبدَ اللهِ بن أبي زيادٍ القَطْوانيَّ حدَّثني، قال: ثني زيدُ بن حُبابٍ، قال: أخبَرنى عياشُ بنُ عقبةَ، قال: ثني خيرُ بنُ نُعيمٍ، عن أبي الزبيرِ، عن جابرٍ، أن رسولَ اللهِ ﷺ قال: " {وَالْفَجْرِ (١) وَلَيَالٍ عَشْرٍ} ". قال: "عشرُ: الأضحى" (¬٤).
Bu hususta bize göre doğru olan görüş, onun Kurban [ayı]nın onu olduğudur; zira tevil ehlinin icmâı bunun üzerinedir ve Abdullah b. Ebî Ziyâd el-Katavânî bana anlattı, dedi ki: Bana Zeyd b. Hubâb anlattı, dedi ki: Bana Ayyâş b. Ukbe haber verdi, dedi ki: Bana Hayr b. Nüaym, Ebü'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "{وَالْفَجْرِ (١) وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “Fecre ve on geceye andolsun”" buyurmuş ve: "On [gün]: Kurban [ayı]nın [onudur]" demiştir (¬٤).
93017. Metin
وقوله: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. اختلَف أهلُ التأويلِ في الذي عُنى به من [الشفع بقولِه: {وَالشَّفْعِ}، والذي عُنِى به من] (¬٥) الوترِ بقوله: {وَالْوَتْرِ}؛ فقال بعضُهم: الشفعُ يومُ النحرِ، والوترُ يومُ عرفةَ.
Allah'ın: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” sözü hakkında tevil ehli, {وَالشَّفْعِ} [sözüyle çiftten neyin kastedildiği ve] (¬٥) {وَالْوَتْرِ} sözüyle tekten neyin kastedildiği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları şöyle demiştir: Çift Kurban kesme günü, tek ise Arefe günüdür.
93018. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
93019. Metin
حدَّثنا ابنُ بشَّارٍ، قال: ثنا ابنُ أبى عديٍّ وعبدُ الوهابِ ومحمدُ بنُ جعفرٍ، عن
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize İbn Ebî Adiyy, Abdülvehhâb ve Muhammed b. Ca‘fer rivayet etti, onlar da...
93020. Metin
عوفٍ، عن زُرارةَ بن أوفى، عن ابن عباسٍ، قال: الوترُ يومُ عرفةَ، والشفعُ يومُ الذبحِ (¬١).
Avf’tan, o Zürâre b. Evfâ’dan, o da İbn Abbâs’tan nakletti; o şöyle demiştir: Tek Arefe günü, çift ise kurban kesme günüdür (¬١).
93021. Metin
حدَّثني يعقوبُ، قال: ثنا ابنُ عُليَّةَ، قال: أخبَرنا عوفٌ، قال: ثنا زرارةُ بنُ أوفى، قال: قال ابنُ عباسٍ: الشفعُ يومُ النحرِ، والوَترُ يومُ عرفةَ.
Bana Ya‘kûb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı, dedi ki: Bize Avf haber verdi, dedi ki: Bize Zürâre b. Evfâ anlattı, dedi ki: İbn Abbâs şöyle dedi: Çift Kurban kesme günü, tek ise Arefe günüdür.
93022. Metin
حدَّثنا ابنُ بشارٍ، قال: ثنا عفانُ بن مسلمٍ، قال: ثنا همامٌ، عن قتادةَ، قال: قال عكرمةُ، عن ابن عباسٍ: الشفعُ يومُ النحرِ، والوَترُ يومُ عرفةَ.
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Affân b. Müslim anlattı, dedi ki: Bize Hemmâm, Katâde’den anlattı, dedi ki: İkrime, İbn Abbâs’tan şöyle dediğini nakletti: Çift Kurban kesme günü, tek ise Arefe günüdür.
93023. Metin
حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا يحيى بنُ واضحٍ، قال: ثنا عبيدُ اللهِ، عن عكرمةَ: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: الشفعُ يومُ النحرِ، والوترُ يومُ عرفةَ (¬٢).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Yahyâ b. Vâdıh anlattı, dedi ki: Bize Ubeydullah, İkrime’den nakletti: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Çift Kurban kesme günü, tek ise Arefe günüdür (¬٢).
93024. Metin
وحدَّثنا به مرّةً أخرى، فقال: الشفعُ أيامُ النحرِ. وسائرُ الحديثِ مثلُه.
Bize bunu bir başka sefer anlattı da şöyle dedi: Çift Kurban günleridir. Hadisin geri kalanı ise bunun gibidir.
93025. Metin
حدثني يعقوبُ، قال: ثنا ابنُ عُليَّةَ، قال: أخبَرنا عاصمٌ الأحولُ، عن عكرمةَ في قوله: {وَالشَّفْعِ}. قال: يومُ النحرِ، {وَالْوَتْرِ}: يومُ عرفةَ.
Bana Ya‘kûb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı, dedi ki: Bize Âsım el-Ahvel, İkrime’den Allah'ın: {وَالشَّفْعِ} “Çifte” sözü hakkında haber verdi; [İkrime]: “Kurban kesme günüdür”, {وَالْوَتْرِ} “ve teke” [sözü hakkında da]: “Arefe günüdür” dedi.
93026. Metin
حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا مهرانُ، عن سفيانَ، عن أبيه، عن عكرمةَ، قال: الشفعُ يومُ النحرِ، والوترُ يومُ عرفةَ.
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân’dan, o babasından, o da İkrime’den nakletti; o şöyle demiştir: Çift Kurban kesme günü, tek ise Arefe günüdür.
93027. Metin
حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا مهرانُ، عن أبي سنانٍ، عن الضحاكِ: [{وَلَيَالٍ عَشْرٍ ٢ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}] ٣. قال: أقسَم اللهُ بهن لما يَعلمُ من فضلِهِنَّ على سائرِ الأيامِ، وخيَّر هذين اليومين؛ لما يَعلَمُ من فضلِهما على ٤ هذه الليالي، {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: الشفعُ يومُ النحرِ، والوترُ يومُ عرفةَ (¬١).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Ebû Sinân’dan, o da Dahhâk’tan nakletti: [{وَلَيَالٍ عَشْرٍ} “On geceye” 2 {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “ve çifte ve teke”] 3. [Dahhâk] dedi ki: Allah, diğer günlere olan üstünlüklerini bildiği için onlara yemin etti; bu gecelere 4 olan üstünlüklerini bildiği için de bu iki günü seçkin kıldı: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke”. [Dahhâk] şöyle dedi: Çift Kurban kesme günü, tek ise Arefe günüdür (¬١).
93029. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ، قال: كان عكرمةُ يقولُ: الشفعُ يومُ الأضحى، والوترُ يومُ عرفةَ (¬٢).
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den anlattı, dedi ki: İkrime şöyle derdi: Çift Kurban bayramı günü, tek ise Arefe günüdür (¬٢).
93030. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ، قال: قال عكرمةُ: عرفةُ، وترٌ، والنحرُ شفعٌ، عرفةُ يومَ التاسعِ، والنحرُ يومَ العاشرِ (¬٢).
Bize İbn Abdila‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den, o da Katâde’den anlattı, dedi ki: İkrime şöyle dedi: Arefe tektir, Kurban kesme günü çifttir; Arefe dokuzuncu gün, Kurban kesme günü ise onuncu gündür (¬٢).
93031. Metin
[حدثنا عبدانُ] (¬٣)، عن الحسينِ، قال: سمعتُ أبا معاذٍ يقول: ثنا عبيدٌ، قال: سمِعتُ الضحاكَ يقولُ في قولِه: {وَالشَّفْعِ}: يومُ النحرِ، {وَالْوَتْرِ}: يومُ عرفةَ.
[Bize Abdân anlattı] (¬٣), el-Hüseyin’den, o dedi ki: Ebû Muâz’ı şöyle derken işittim: Bize Ubeyd anlattı, dedi ki: Dahhâk’ı, Allah'ın: {وَالشَّفْعِ} “Çifte” sözü hakkında: “Kurban kesme günüdür”, {وَالْوَتْرِ} “ve teke” [sözü hakkında da]: “Arefe günüdür” derken işittim.
93032. Metin
وقال آخرون: الشَّفعُ اليومانِ بعدَ يومِ النَّحرِ، والوترُ اليومُ الثالثُ.
Başkaları ise şöyle dedi: Çift, kurban kesme gününden sonraki iki gündür; tek ise üçüncü gündür.
93033. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri
93034. Metin
حدَّثني يونسُ، قال: أخبَرنا ابنُ وهبٍ، قال: [أخبَرني عمرُ بنُ قيسٍ، عن محمدِ بن المرتفعِ، عن عبدِ اللهِ بن الزبيرِ] (¬٤) في قوله: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: الشفعُ يومان بعدَ يومِ النحرِ، والوترُ يومُ النَّفْرِ الآخرِ، يقولُ اللهُ: {فَمَنْ تَعَجَّلَ فِي يَوْمَيْنِ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَنْ تَأَخَّرَ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ} (¬٥) [البقرة: ٢٠٣].
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: [Bana Ömer b. Kays, Muhammed b. el-Mürtefi‘den, o da Abdullah b. ez-Zübeyr'den] (¬٤) Allah'ın: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” sözü hakkında haber verdi; [İbn ez-Zübeyr] şöyle dedi: Çift, kurban gününden sonraki iki gündür; tek ise son nefir (Mina'dan ayrılış) günüdür. Nitekim Allah şöyle buyurmaktadır: {فَمَنْ تَعَجَّلَ فِي يَوْمَيْنِ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَنْ تَأَخَّرَ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ} “Kim iki gün içinde acele edip [Mina'dan] dönerse ona bir günah yoktur; kim de ertelerse ona da bir günah yoktur” (¬٥) [el-Bakara: 203].
93035. Metin
وقال آخرون: الشفعُ الخلقُ كلُّه، والوترُ اللهُ.
Başkaları ise şöyle demiştir: Çift, yaratılmışların tamamı; tek ise Allah'tır.
93036. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri
93037. Metin
حدثَّني محمدُ بن سعدٍ، قال: ثنى أبي، قال: ثنى عمي، قال: ثنى أبي، عن أبيه، عن ابن عباس: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: اللهُ وترٌ وأنتم شفعٌ، ويقالُ: الشفعُ صلاةُ الغداةِ، والوترُ صلاةُ المغربِ (¬١).
Bana Muhammed b. Sa‘d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, o da İbn Abbâs’tan nakletti: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Allah tektir, sizler ise çiftsiniz. Şöyle de denilir: Çift sabah namazı, tek ise akşam namazıdır (¬١).
93038. Metin
حدَّثني محمدُ بنُ عمرٍو، قال: ثنا أبو عاصمٍ، قال: ثنا عيسى، وحدَّثنى الحارثُ، قال: ثنا الحسنُ، قال: ثنا ورقاءُ، جميعًا عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهدٍ: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: كلُّ خلقِ اللهِ شفعٌ؛ السماءُ والأرضُ، والبرُّ والبحرُ، والجنُّ والإنسُ، والشمسُ والقمرُ، واللهُ الوترُ وحدَه (¬٢).
Bana Muhammed b. Amr anlattı, dedi ki: Bize Ebû Âsım anlattı, dedi ki: Bize Îsâ anlattı; bana el-Hâris de anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Verkā anlattı; hepsi birden İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den nakletti: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Allah'ın yarattığı her şey çifttir; gök ve yer, kara ve deniz, cin ve insan, güneş ve ay... Tek olan ise yalnızca Allah'tır (¬٢).
93039. Metin
حدَّثني يعقوبُ، قال: ثنا ابنُ عليةَ، قال: أخبَرنا ابنُ جريجٍ، قال: قال مجاهدٌ في قوله: {وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ} [الذاريات: ٤٩]. قال: الكفرَ والإيمانَ، والشقوةَ والسعادةَ، والهدى والضلالةَ، والليلَ والنهارَ، والسماءَ والأرضَ، والجنَّ والإنسَ، والوترُ اللهُ. قال: وقال في الشفعِ والوترِ مثلَ ذلك (¬٣).
Bana Ya‘kūb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı, dedi ki: Bize İbn Cüreyc haber verdi, dedi ki: Mücâhid, Allah'ın: {وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ} “Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden çift çift yarattık” [ez-Zâriyât: 49] sözü hakkında şöyle dedi: Küfür ve iman, şekavet ve saadet, hidayet ve dalalet, gece ve gündüz, gök ve yer, cin ve insan... Tek olan ise Allah'tır. Dedi ki: Çift ve tek hakkında da bunun benzerini söyledi (¬٣).
93040. Metin
حدَّثني عبدُ الأعلى بنُ واصلٍ، قال: ثنا محمدُ بنُ عبيدٍ، قال: ثنا إسماعيلُ بنُ أبي خالدٍ، عن أبي صالحٍ في قوله: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: خَلَقَ اللهُ من كلِّ شيءٍ زوجين، واللهُ وترٌ واحدٌ صمدٌ ٤.
Bana Abdüla‘lâ b. Vâsıl anlattı, dedi ki: Bize Muhammed b. Ubeyd anlattı, dedi ki: Bize İsmâîl b. Ebî Hâlid, Ebû Sâlih’ten nakletti; O, Allah Teâlâ'nın: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” kavli hakkında şöyle demiştir: “Allah her şeyi çift yaratmıştır; Allah ise tektir, birdir, Samed’dir (her şey O'na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değildir).”4
93041. Metin
حدَّثني محمدُ بن عمارةَ، قال: ثنا عبيدُ اللهِ بنُ موسى، قال: أخبَرنا إسرائيلُ، عن أبي يحيى، عن مجاهدٍ: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: الشفعُ الزوجُ، والوترُ اللهُ (¬١).
Bana Muhammed b. Umâre anlattı, dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı, dedi ki: Bize İsrâil, Ebû Yahyâ’dan, o da Mücâhid’den nakletti: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Çift mahlukattır (çift olan şeylerdir), tek ise Allah'tır (¬١).
93042. Metin
حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا مهرانُ، عن سفيانَ، عن جابرٍ، عن مجاهد: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: الوترُ اللهُ، وما خلَق اللهُ من شيءٍ فهو شفعٌ (¬٢).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân’dan, o Câbir’den, o da Mücâhid’den nakletti: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Tek Allah'tır, Allah'ın yarattığı her şey ise çifttir (¬٢).
93043. Metin
[حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا مهرانُ، عن سفيانَ، عن إسماعيلَ بن أبى خالدٍ، عن عامرٍ، عن مسروقٍ، قال: الوترُ اللهُ، وما خلَق اللهُ من شيءٍ فشفعٌ] (¬٣) (¬٤).
[Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân’dan, o İsmâil b. Ebî Hâlid’den, o Âmir’den, o da Mesrûk’tan nakletti; Mesrûk] şöyle demiştir: Tek Allah'tır; Allah'ın yarattığı her şey ise çifttir (¬٣) (¬٤).
93044. Metin
وقال آخرون: عُنِى بذلك الخلقُ، وذلك أنَّ الخلقَ كلَّه شفعٌ ووترٌ.
Başkaları ise şöyle dedi: Bununla yaratılmışlar kastedilmiştir; çünkü yaratılmışların tamamı çift ve tektir.
93045. Metin
[ذكرُ مَن قال ذلك
[Bunu söyleyenlerin zikri
93046. Metin
حدَّثنا ابنُ عبد الأعلى] (¬٣)، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهد في قولِه: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: الخلقُ كلُّه شفعٌ ووترٌ، فأقسَم بالخلقِ (¬٥).
Bize İbn Abdila‘lâ anlattı] (¬٣), dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den, o İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den Allah'ın: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” sözü hakkında nakletti; [Mücâhid] şöyle dedi: Yaratılmışların hepsi çift ve tektir; böylece [Allah] yaratılmışlara yemin etmiştir (¬٥).
93047. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، قال: قال الحسنُ في ذلك: الخلقُ كلُّه شفعٌ [ووترٌ (¬٦)
Bize İbn Abdila‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den anlattı, dedi ki: Hasan bu konuda şöyle dedi: Yaratılmışların hepsi çifttir [ve tektir (¬٦)
93048. Metin
حدَّثني يونسُ، قال: أخبَرنا ابنُ وهبٍ، قال: قال ابنُ زيدٍ في قولِه] ٣: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: كان أَبِي يقولُ: كلُّ شيءٍ خَلَقَ اللهُ شفعٌ ووترٌ، فأَقسَم بما
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd [Allah'ın] şu sözü hakkında dedi ki]3: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]”. Dedi ki: Babam şöyle derdi: Allah'ın yarattığı her şey çifttir ve tektir; böylece O,
93049. Metin
خلق، وأقسَم بما تبصرون وما لا تبصرون (¬١).
yemin etmiş ve [ayrıca] gördüklerinize ve görmediklerinize yemin etmiştir (¬١).
93050. Metin
وقال آخرون: بل ذلك الصَّلاة المكتوبةُ؛ منها (¬٢) الشَّفعُ كصلاة الفجر والظهر، ومنها الوترُ كصلاةِ المغربِ.
Başkaları ise şöyle dedi: Aksine bu, farz namazlardır; onlardan (¬٢) sabah ve öğle namazı gibi çift olanı da vardır, akşam namazı gibi tek olanı da vardır.
93051. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri
93052. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ، قال: كان عمرانُ بنُ حصينٍ يقولُ: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}: الصلاةُ.
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den nakletti, dedi ki: İmrân b. Husayn şöyle derdi: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti], namazdır.
93053. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ في قوله: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: قال عمرانُ بن حصينٍ: هي الصَّلاةُ المكتوبةُ؛ منها شفعٌ، ومنها وترٌ (¬٣).
Bize İbn Abdila‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den, o da Katâde’den Allah'ın: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” sözü hakkında nakletti; [Katâde] dedi ki: İmrân b. Husayn şöyle dedi: O farz namazdır; ondan çift olan da vardır, tek olan da vardır (¬٣).
93054. Metin
حدَّثنا ابنُ حُميدٍ، قال: ثنا مهرانُ، عن أبي جعفرٍ، عن الربيعِ بن أنسٍ: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: ذلك صلاةُ المغربِ [الشفع والوتر] (¬٤)؛ الشفعُ الركعتان (¬٥)، والوترُ الركعةُ الثالثةُ (¬٦).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Ebû Ca‘fer’den, o da er-Rebî‘ b. Enes’ten nakletti: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: O, akşam namazıdır [çift ve tektir] (¬٤); çift iki rekâttır (¬٥), tek ise üçüncü rekâttır (¬٦).
93055. Metin
وقد رفَع حديثَ عمرانَ بن حُصينٍ بعضُهم.
Bazıları ise İmrân b. Husayn’ın hadisini merfû olarak rivayet etmiştir.
93056. Metin
ذكرُ مَن رفعَه (¬١)
Onu merfû olarak rivayet edenlerin (¬١) zikri
93057. Metin
حدثَّنا نصرُ بنُ عليٍّ، قال: ثنى أبي، قال: ثنى خالدُ بنُ قيسٍ، عن قتادةَ، عن عمرانَ بن عصامٍ، عن عمرانَ بن حصينٍ، عن النبيِّ ﷺ في الشفعِ والوترِ، قال: "هي الصلاةُ؛ منها شفعٌ، ومنها وترٌ".
Bize Nasr b. Ali anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana Hâlid b. Kays, Katâde’den, o İmrân b. Isâm’dan, o İmrân b. Husayn’dan, o da Peygamber’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) çift ve tek hakkında nakletti; [Allah Resûlü] şöyle buyurmuştur: “O namazdır; ondan çift olan da vardır, tek olan da vardır.”
93058. Metin
حدَّثنا ابنُ بشارٍ، قال: ثنا عفانُ بنُ مسلمٍ، قال: ثنا همامٌ، عن قتادةَ، أنه سُئِل عن الشفعِ والوترِ، فقال: أخبَرنى عمرانُ بنُ عِصامٍ الضُّبَعيُّ، عن شيخٍ من أهلِ البصرةِ، عن عمرانَ بن حصينٍ، عن النبيِّ ﷺ، قال: "هي الصلاةُ؛ منها شفعٌ، ومنها وترٌ" (¬٢).
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Affân b. Müslim anlattı, dedi ki: Bize Hemmâm, Katâde’den nakletti; kendisine çift ve tek hakkında sorulduğunda şöyle dedi: Bana İmrân b. Isâm ed-Dubey‘î, Basra halkından bir ihtiyardan, o da İmrân b. Husayn’dan, o da Peygamber’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) nakletti; [Allah Resûlü] şöyle buyurmuştur: “O namazdır; ondan çift olan da vardır, tek olan da vardır” (¬٢).
93059. Metin
حدَّثنا [أبو كُرَيبٍ] (¬٣)، قال: ثنا عبيدُ اللهِ بنُ موسى، قال: أخبَرنا همامُ بنُ يحيى، [عن قتادةَ] (¬٤)، عن عمرانَ بن عصامٍ، عن شيخٍ من أهلِ البصرةِ، عن عمرانَ بن حصينٍ، أن رسولَ الله ﷺ قال في هذه الآيةِ: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}. قال: "هي الصلاةُ؛ منها شفعٌ، ومنها وترٌ".
Bize [Ebû Küreyb] (¬٣) anlattı, dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı, dedi ki: Bize Hemmâm b. Yahyâ, [Katâde’den] (¬٤), o İmrân b. Isâm’dan, o Basra halkından bir ihtiyardan, o da İmrân b. Husayn’dan nakletti: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu ayet hakkında: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” şöyle buyurdu: “O namazdır; ondan çift olan da vardır, tek olan da vardır.”
93060. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ قولَه: {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}: إن من الصلاة شفعًا، وإن منها وترًا ٥.
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’nin {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ} “Çifte ve teke [andolsun]” [ayeti hakkındaki] şu sözünü nakletti: “Şüphesiz namazın çift olanı da vardır, tek olanı da vardır.”5
93061. Metin
[وقال آخرون: والعددُ منه الشفع ومنه الوتر.
[Başkaları ise şöyle dedi: Sayıdır; ondan çift olan da vardır, tek olan da vardır.
93062. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri
93063. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ، قال: كان الحسنُ يقولُ: هو العددُ منه شفعٌ ومنه وترٌ] (¬١) (¬٢).
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den nakletti, dedi ki: Hasan şöyle derdi: O sayıdır; ondan çift olan da vardır, tek olan da vardır] (¬١) (¬٢).
93064. Metin
حدثنا ابنُ بشارٍ، قال: ثنا عفانُ بنُ مسلمٍ، قال: ثنا همامٌ، عن قتادةَ، أنه سُئِل عن الشفعِ والوترِ، فقال: قال الحسنُ: هو العددُ.
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Affân b. Müslim anlattı, dedi ki: Bize Hemmâm, Katâde’den nakletti; kendisine çift ve tek hakkında sorulduğunda şöyle dedi: Hasan: “O sayıdır” demiştir.
93065. Metin
ورُوِى عن النبيِّ ﷺ خبرٌ يؤيدُ القولَ الذي ذكَرنا عن ابن الزُّبيرِ (¬٣).
Peygamber’den (sallallâhu aleyhi ve sellem), İbn ez-Zübeyr’den zikrettiğimiz görüşü destekleyen bir haber rivayet edilmiştir (¬٣).
93066. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu rivayet edenlerin zikri
93067. Metin
حدَّثنا عبد الله بن أبى زيادٍ القَطْوَانيُّ، قال: ثنا زيدُ بنُ حُبابٍ، قال: أخبَرني عياشُ بن عقبةَ، قال: أخبَرنا خيرُ بنُ نُعيمٍ، عن أبي الزبيرِ، عن جابرٍ، أن رسول الله ﷺ قال: "الشفع اليومان، والوترُ اليومُ الثالثُ (¬٤) " (¬٥).
Bize Abdullah b. Ebî Ziyâd el-Katavânî anlattı, dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb anlattı, dedi ki: Bana Ayyâş b. Ukbe haber verdi, dedi ki: Bize Hayr b. Nuaym, Ebü’z-Zübeyr’den, o da Câbir’den haber verdi: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Çift [teşrikteki] iki gündür, tek ise üçüncü gündür (¬٤)” (¬٥).
93068. Metin
والصوابُ من القولِ في ذلك أن يقالَ: إن الله تعالى ذكرُه أقسَم بالشفعِ والوترِ، ولم يخصُص نوعًا من الشفعِ ولا من الوترِ دونَ نوعٍ بخبرٍ ولا عقلٍ، فكلُّ شفعٍ ووترٍ فهو مما أقسَم به، مما قال أهلُ التأويلِ إنه داخلٌ في قَسَمِه هذا؛ لعمومِ قسمِه
Bu hususta doğru olan görüş şudur: Zikri yüce olan Allah, çifte ve teke yemin etmiştir; ne [naklî] bir haberle ne de akılla çiftin ve tekin hiçbir türünü diğerinden ayrı tutmamıştır. Dolayısıyla tevil ehlinin O’nun bu yeminine dâhil olduğunu söylediği her çift ve tek, yemininin genel oluşundan ötürü O’nun kendisine yemin ettiği şeylerdendir
93069. Metin
بذلك.
kendisine yemin edilen şeylerdendir.
93070. Metin
واختلَفت القرأةُ في قراءةِ قولِه: {وَالْوَتْرِ}؛ فقرَأته عامةُ قرأة المدينةِ ومكةَ والبصرةِ، وبعضُ قرأةِ الكوفةِ [بفتحِ الواوِ (¬١)، وهى لغةُ أهلِ الحجازِ، وقرَأ ذلك عامةُ قرأةِ الكوفةِ] (¬٢) بكسرِ الواوِ (¬٣).
Kurrâ, Allah'ın: {وَالْوَتْرِ} sözünün kıraatinde ihtilaf etmiştir. Medine, Mekke ve Basra kurrâsının geneli ile Kûfe kurrâsının bir kısmı [vav harfinin fethasıyla (el-vetr) (¬١) okumuştur ki bu, Hicaz ehlinin lehçesidir; Kûfe kurrâsının geneli ise] (¬٢) vav harfinin kesresiyle (el-vitr) okumuştur (¬٣).
93071. Metin
والصوابُ مِن القولِ في ذلك عندنا أنهما قراءتان مستفيضتان معروفتان في قرأةِ الأمصارِ ولغتان مشهورتان في العربِ، فبأيتِهما قرَأ القارئُ فمصيبٌ.
Bize göre bu konudaki doğru olan görüş şudur: Bunlar, İslam beldelerindeki kurrâ arasında meşhur ve yaygın olan iki kıraat ve Araplar arasında bilinen iki lehçedir; dolayısıyla okuyan kişi bunlardan hangisiyle okursa okusun isabet etmiştir.
93072. Metin
وقوله: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}. يقولُ: والليلِ إذا سار فذهَب. يقالُ منه: سرَى فلانٌ ليلًا يسرِى. إذا سار.
Allah'ın: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” sözü: [Gece] akıp gittiğinde, demektir. Nitekim yürüdüğünde: «سَرَى فُلَانٌ لَيْلًا يَسْرِي» (Falan kimse geceleyin yürüdü, yürür) denilir.
93073. Metin
وقال بعضُهم: عُنِى بقوله: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}. ليلةُ جَمْعٍ، وهى ليلةُ المزدلفةِ.
Bazıları ise şöyle dedi: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” sözüyle Cem‘ gecesi, yani Müzdelife gecesi kastedilmiştir.
93074. Metin
وبنحوِ الذي قلنا في ذلك قال أهلُ التأويلِ.
Tefsir ehli de bu konuda bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir.
93075. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri
93076. Metin
حدَّثني يونسُ، قال: أخبَرنا ابنُ وهبٍ، قال: أخبَرني عمرُ بنُ قيسٍ، عن محمدِ بن المرتفعِ، عن عبدِ اللهِ بن الزبيرِ: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}: حتى يُذْهِبَ بعضُه بعضًا ٤.
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Ömer b. Kays, Muhammed b. el-Mürtefi‘den, o da Abdullah b. ez-Zübeyr’den bildirdi: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” [ayeti hakkında şöyle dedi]: Bir kısmı diğer kısmını giderinceye kadar 4.
93077. Metin
[حدثَّني محمدُ بنُ سعدٍ، قال: ثنى أبي، قال: ثنى عمي، قال: ثنى أبي، عن أبيه، عن ابن عباسٍ: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}] (¬١). يقولُ: إِذا ذهَب (¬٢).
[Bana Muhammed b. Sa‘d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, o da İbn Abbâs’tan nakletti: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}] (¬١) “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” [ayeti hakkında]: [Gece] çekilip gittiği zaman, demektir (¬٢).
93078. Metin
حدَّثني محمدُ بنُ عُمارةً، قال: أخبَرنا عبيدُ اللهِ بنُ موسى، قال: أخبَرنا إسرائيلُ، عن أبي يحيى، عن مجاهدٍ: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}. قال: إذا سار (¬٣).
Bana Muhammed b. Umâre anlattı, dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ haber verdi, dedi ki: Bize İsrâil, Ebû Yahyâ’dan, o da Mücâhid’den nakletti: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: [Gece] akıp gittiğinde (¬٣).
93079. Metin
حدَّثنا ابن حميد، قال: ثنا مهرانُ، عن أبي جعفرٍ، عن الربيعِ، عن أبي العاليةِ: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}. قال: والليلِ إذا سار (¬٤).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Ebû Ca‘fer’den, o er-Rebî‘den, o da Ebü’l-Âliye’den nakletti: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” [ayeti hakkında] şöyle dedi: Gece akıp gittiğinde (¬٤).
93080. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ قولَه: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}. يقولُ: إذا سار.
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den Allah'ın: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” sözü hakkında nakletti; şöyle dedi: Akıp gittiğinde.
93081. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ في قولِه: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}. قال: إذا سار (¬٥)
Bize İbn Abdila‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den, o da Katâde’den Allah'ın: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” sözü hakkında nakletti; [Katâde] şöyle dedi: Akıp gittiğinde (¬٥).
93082. Metin
حدَّثني يونسُ، قال: أخبَرنا ابنُ وهبٍ، قال: قال ابنُ زيدٍ في قولِ اللهِ: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}. قال: الليل إذا يسيرُ (٤).
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, Allah'ın: {وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ} “Akıp gittiği zaman geceye [andolsun]” sözü hakkında şöyle dedi: Gece akıp gittiğinde (٤).