25819. Metin
وَأخرج الْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان وَضَعفه عَن جَابر بن عبد الله ﵁ قَالَ: لما نزلت سُورَة بَرَاءَة قَالَ رَسُول الله ﷺ بعثت بمداراة النَّاس
Beyhakî Şu‘abü'l-İmân'da zayıf bir senetle Câbir b. Abdillâh'tan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Berâe Suresi indiğinde Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Ben insanları idare etmekle [ve onlara yumuşak davranmakla] gönderildim” buyurdu.
25820. Metin
وَأخرج أَبُو الشَّيْخ وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس ﵄ قَالَ: سَأَلت عَليّ بن أبي طَالب ﵁ لم لم تكْتب فِي بَرَاءَة بِسم الله الرَّحْمَن الرَّحِيم قَالَ: لِأَن بِسم الله الرَّحْمَن الرَّحِيم أَمَان وَبَرَاءَة نزلت بِالسَّيْفِ
Ebû'ş-Şeyh ve İbn Merdeveyh'in İbn Abbâs'tan (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ali b. Ebî Tâlib'e (radıyallâhu anh), “Berâe'nin başına niçin ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ yazılmadı?” diye sordum. O da şöyle dedi: “Çünkü ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ bir güvencedir; Berâe ise kılıçla [hüküm bildirmek üzere] inmiştir.”
25821. Metin
الْآيَات ١ - ٢
1-2. Âyetler
25822. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد ﵁ فِي قَوْله {بَرَاءَة من الله وَرَسُوله إِلَى الَّذين عاهدتم من الْمُشْركين} إِلَى أهل الْعَهْد خُزَاعَة ومدلج وَمن كَانَ لَهُ عهد وَغَيرهم أقبل رَسُول الله ﷺ من تَبُوك حِين فرغ مِنْهَا فَأَرَادَ الْحَج ثمَّ قَالَ إِنَّه يحضر الْبَيْت مشركون يطوفون عُرَاة فَلَا أحب أَن أحج حَتَّى لَا يكون ذَلِك فَأرْسل أَبَا بكر ﵁ وعليا ﵁ فَطَافَا فِي النَّاس بِذِي الْمجَاز وبأمكنتهم الَّتِي كَانُوا يبيعون بهَا وبالموسم كُله فآذانوا أَصْحَاب الْعَهْد أَن يأمنوا أَرْبَعَة أشهر وَهِي الْأَشْهر الْحرم المنسلخات المتواليات عشرُون من آخر ذِي الْحجَّة إِلَى عشر تَخْلُو من ربيع الأوّل ثمَّ عهد لَهُم وآذن النَّاس كلهم بِالْقِتَالِ إِلَى أَن يموتوا
İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre; {بَرَاءَةٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى الَّذِينَ عَاهَدتُّم مِّنَ الْمُشْرِكِينَ} “Allah'tan ve Resûlünden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır/ültimatomdur” âyeti hakkında şöyle demiştir: [Bu hitap] Huzâa, Müdlic ve kendileriyle antlaşma bulunan diğer antlaşma sahiplerinedir. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Tebük'ü tamamlayıp oradan döndüğünde hacca gitmek istedi. Sonra: “Beytullah'a çıplak tavaf eden müşrikler geliyor; bu durum ortadan kalkıncaya kadar hacca gitmek istemiyorum” buyurdu. Bunun üzerine Ebû Bekir (radıyallâhu anh) ile Ali'yi (radıyallâhu anh) gönderdi. İkisi Zü'l-Mecâz'da, insanların ticaret yaptıkları yerlerde ve bütün hac mevsimi boyunca halk arasında dolaşıp antlaşma sahiplerine dört ay boyunca güvende olduklarını ilan ettiler. Bu süre, Zilhicce'nin son yirmi gününden Rebîülevvel'in giren on gününe kadar olan ardışık haram aylardır. Sonra onlara süre tanıdı ve bütün insanlara ölünceye kadar savaş [durumunda olduklarını] bildirdi.
25823. Metin
وَأخرج عبد الله بن أَحْمد بن حَنْبَل فِي زَوَائِد الْمسند وَأَبُو الشَّيْخ وَابْن مرْدَوَيْه عَن عَليّ ﵁ قَالَ لما نزلت عشر آيَات من بَرَاءَة على النَّبِي ﷺ دَعَا أَبَا بكر ﵁ لِيَقْرَأهَا على أهل مَكَّة ثمَّ دَعَاني فَقَالَ لي: أدْرك أَبَا بكر فَحَيْثُمَا لَقيته فَخذ الْكتاب مِنْهُ وَرجع أَبُو بكر ﵁ فَقَالَ: يَا رَسُول الله نزل فيّ شَيْء قَالَ: لَا وَلَكِن جِبْرِيل جَاءَنِي فَقَالَ: لن يُؤَدِّي عَنْك إِلَّا أَنْت أَو رجل مِنْك
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel el-Müsned'in zevâidinde, Ebû'ş-Şeyh ve İbn Merdeveyh'in Ali'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Berâe'den on âyet Peygamber'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) indiğinde, bunları Mekke ehline okuması için Ebû Bekir'i (radıyallâhu anh) çağırdı. Sonra beni çağırıp bana şöyle dedi: “Ebû Bekir'e yetiş, nerede karşılaşırsan yazıyı ondan al.” Ebû Bekir (radıyallâhu anh) geri dönüp: “Ey Allah'ın Resûlü! Benim hakkımda bir şey mi indi?” dedi. [Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)]: “Hayır, lakin Cibrîl bana gelip ‘Bunu senin adına ancak sen veya senin ehlinden bir adam tebliğ edebilir’ dedi” buyurdu.
25824. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَأحمد وَالتِّرْمِذِيّ وَحسنه وَأَبُو الشَّيْخ وَابْن مرْدَوَيْه عَن أنس
İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Tirmizî —ve hasen olduğunu belirtmiştir—, Ebû'ş-Şeyh ve İbn Merdeveyh'in Enes'ten
25825. Metin
رَضِي الله عَنهُ قَالَ بعث النَّبِي ﷺ بِبَرَاءَة مَعَ أبي بكر ﵁ ثمَّ دَعَاهُ فَقَالَ: لَا يَنْبَغِي لأحد أَن يبلغ هَذَا إِلَّا رجل من أَهلِي فَدَعَا عليا فَأعْطَاهُ إِيَّاه
(radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Berâe'yi Ebû Bekir (radıyallâhu anh) ile gönderdi, sonra onu çağırıp: “Bunu ancak benim ehlimden bir adam tebliğ etmelidir” buyurdu. Ardından Ali'yi çağırıp onu kendisine verdi.
25826. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن سعد بن أبي وَقاص ﵁ أَن رَسُول الله ﷺ بعث أَبَا بكر ﵁ بِبَرَاءَة إِلَى أهل مَكَّة ثمَّ بعث عليا ﵁ على أَثَره فَأَخذهَا مِنْهُ فَكَأَن أَبَا بكر ﵁ وجد فِي نَفسه فَقَالَ النَّبِي ﷺ: يَا أَبَا بكر أَنه لَا يُؤَدِّي عني إِلَّا أَنا أَو رجل مني
İbn Merdeveyh'in Sa‘d b. Ebî Vakkâs'tan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ebû Bekir'i (radıyallâhu anh) Berâe ile Mekke ehline gönderdi, ardından peşinden Ali'yi (radıyallâhu anh) gönderdi ve [mektubu] ondan aldı. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) bundan dolayı biraz üzülmüş gibi oldu. Bunun üzerine Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Ey Ebû Bekir! Bunu benim adıma ancak ben veya benden olan bir adam tebliğ edebilir” buyurdu.
25827. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعد بن أبي وَقاص ﵁ أَن رَسُول الله ﷺ بعث عليا ﵁ بِأَرْبَع لَا يَطُوفَن بِالْبَيْتِ عُرْيَان وَلَا يجْتَمع الْمُسلمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ بعد عَامهمْ وَمن كَانَ بَينه وَبَين رَسُول الله ﷺ عهد فَهُوَ إِلَى عَهده وَإِن الله وَرَسُوله بَرِيء من الْمُشْركين
İbn Ebî Hâtim'in Sa‘d b. Ebî Vakkâs'tan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ali'yi (radıyallâhu anh) şu dört hususla gönderdi: “Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek; bu yıldan sonra Müslümanlarla müşrikler bir araya gelmeyecek; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile arasında bir antlaşma bulunan kimsenin antlaşması süresine kadardır; şüphesiz Allah ve Resûlü müşriklerden berîdir/uzaktır.”
25828. Metin
وَأخرج أَحْمد وَالنَّسَائِيّ وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة ﵁ قَالَ كنت مَعَ عَليّ ﵁ حِين بَعثه رَسُول الله ﷺ بعث عليا ﵁ بِأَرْبَع
Ahmed, Nesâî, İbnü'l-Münzir ve İbn Merdeveyh'in Ebû Hüreyre'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu gönderdiğinde Ali (radıyallâhu anh) ile birlikteydim; Ali'yi (radıyallâhu anh) dört hususla göndermişti:
25829. Metin
لَا يطوف بِالْبَيْتِ عُرْيَان وَلَا يجْتَمع الْمُسلمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ بعد عَامهمْ وَمن كَانَ بَينه وَبَين رَسُول الله ﷺ عهد فَهُوَ إِلَى عَهده وَإِن الله وَرَسُوله بَرِيء من الْمُشْركين
“Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek; bu yıldan sonra Müslümanlarla müşrikler bir araya gelmeyecek; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile arasında bir antlaşma bulunan kimsenin antlaşması süresine kadardır; şüphesiz Allah ve Resûlü müşriklerden berîdir/uzaktır.”
25830. Metin
وَأخرج أَحْمد وَالنَّسَائِيّ وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة ﵁ قَالَ كنت مَعَ عَليّ ﵁ حِين بَعثه رَسُول الله ﷺ إِلَى أهل مَكَّة بِبَرَاءَة فَكُنَّا ننادي أَنه لَا يدْخل الْجنَّة إِلَّا مُؤمن وَلَا يطوف بِالْبَيْتِ عُرْيَان وَمن كَانَ بَينه وَبَين رَسُول الله ﷺ عهد فَإِن أمره أَو أَجله إِلَى أَرْبَعَة أشهر فَإِذا مَضَت الْأَرْبَعَة أشهر فَإِن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله وَلَا يحجّ هَذَا الْبَيْت بعد الْعَام مُشْرك
Ahmed, Nesâî, İbnü'l-Münzir ve İbn Merdeveyh'in Ebû Hüreyre'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu Berâe ile Mekke ehline gönderdiğinde Ali (radıyallâhu anh) ile beraberdik. Şöyle sesleniyorduk: “Cennete müminden başkası giremez; Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile arasında antlaşma bulunan kimsenin durumu veya süresi dört aya kadardır. Bu dört ay geçtiğinde şüphesiz Allah ve Resûlü müşriklerden berîdir/uzaktır ve bu yıldan sonra hiçbir müşrik bu Beyt'i haccedemez.”
25831. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم من طَرِيق سعيد بن الْمسيب ﵁ عَن أبي هُرَيْرَة ﵁ أَن أَبَا بكر ﵁ أمره أَن يُؤذن بِبَرَاءَة فِي حجَّة أبي بكر فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَة: ثمَّ اتَّبعنَا النَّبِي ﷺ عليا ﵁ أمره أَن يُؤذن بِبَرَاءَة وَأَبُو بكر ﵁ على الْمَوْسِم كَمَا هُوَ أَو قَالَ: على هَيئته
Abdurrezzâk, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. el-Müseyyeb (radıyallâhu anh) kanalıyla Ebû Hüreyre'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre; Ebû Bekir (radıyallâhu anh), Ebû Bekir'in haccında Berâe'yi ilan etmesini ona emretmiştir. Ebû Hüreyre dedi ki: “Sonra Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) peşimizden Ali'yi (radıyallâhu anh) gönderip ona Berâe'yi ilan etmesini emretti; Ebû Bekir (radıyallâhu anh) de hac mevsiminin başında olduğu gibi kaldı” yahut “kendi vazifesi üzere kaldı” demiştir.
25832. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عمر ﵄ أَن رَسُول الله ﷺ اسْتعْمل أَبَا بكر ﵁ على الْحَج ثمَّ أرسل عليا ﵁ بِبَرَاءَة على أَثَره ثمَّ حج النَّبِي ﷺ الْمقبل ثمَّ خرج فَتوفي فولي أَبُو بكر ﵁ فَاسْتعْمل عمر ﵁ على الْحَج ثمَّ حج أَبُو بكر ﵁ من قَابل ثمَّ مَاتَ ثمَّ ولي عمر
İbn Merdeveyh'in İbn Ömer'den (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ebû Bekir'i (radıyallâhu anh) hac için görevlendirdi, sonra peşinden Berâe ile Ali'yi (radıyallâhu anh) gönderdi. Sonraki yıl Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) hacca gitti, ardından [Mekke'den] çıktı ve vefat etti. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) halife oldu ve Ömer'i (radıyallâhu anh) hac için görevlendirdi; sonraki yıl Ebû Bekir (radıyallâhu anh) hac yaptı ve sonra vefat etti. Ardından Ömer
25833. Metin
رَضِي الله عَنهُ فَاسْتعْمل عبد الرَّحْمَن بن عَوْف على الْحَج ثمَّ كَانَ يحجّ بعد ذَلِك هُوَ حَتَّى مَاتَ ثمَّ ولي عُثْمَان ﵁ فَاسْتعْمل عبد الرَّحْمَن بن عَوْف على الْحَج ثمَّ كَانَ يحجّ حَتَّى قتل
(radıyallâhu anh) halife oldu ve Abdurrahman b. Avf'ı hac için görevlendirdi. Daha sonra kendisi vefat edene kadar bizzat hac yaptı. Sonra Osman (radıyallâhu anh) halife oldu ve Abdurrahman b. Avf'ı hac için görevlendirdi; ardından şehit edilene kadar bizzat hac yaptı.
25834. Metin
وَأخرج ابْن حبَان وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي سعيد الْخُدْرِيّ ﵁ قَالَ: بعث رَسُول الله ﷺ أَبَا بكر ﵁ يُؤَدِّي عَنهُ بَرَاءَة فَلَمَّا أرْسلهُ بعث إِلَى عَليّ ﵁ فَقَالَ: يَا عَليّ إِنَّه لَا يُؤَدِّي عني إِلَّا أَنا أَو أَنْت فَحَمله على نَاقَته العضباء فَسَار حَتَّى لحق بِأبي بكر ﵁ فَأخذ مِنْهُ بَرَاءَة فَأتى أَبُو بكر النَّبِي ﷺ وَقد دخله من ذَلِك مَخَافَة أَن يكون قد أنزل فِيهِ شَيْء فَلَمَّا أَتَاهُ قَالَ: مَا لي يَا رَسُول الله قَالَ خير أَنْت أخي وصاحبي فِي الْغَار وَأَنت معي على الْحَوْض غير أَنه لَا يبلغ عني غَيْرِي أَو رجل مني
İbn Hibbân ve İbn Merdeveyh'in Ebû Saîd el-Hudrî'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi adına Berâe'yi tebliğ etmesi için Ebû Bekir'i (radıyallâhu anh) gönderdi. Onu gönderince Ali'ye (radıyallâhu anh) haber gönderip: “Ey Ali! Şüphesiz bunu benim adıma ancak ben veya sen tebliğ edebilirsin” buyurdu ve onu Adbâ adlı devesine bindirdi. Ali gidip Ebû Bekir'e (radıyallâhu anh) yetişti ve Berâe'yi ondan aldı. Ebû Bekir, kendisi hakkında bir şey indiği endişesiyle Peygamber'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) geldi. Yanına vardığında: “Bana ne oldu ey Allah'ın Resûlü?” dedi. [Resûlullah] şöyle buyurdu: “Hayırdır; sen benim kardeşimsin, mağaradaki arkadaşımsın ve Havz başında da benimle berabersin; ancak bunu benim adıma benden başkası veya benden olan bir adam tebliğ edemez.”
25835. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي رَافع ﵁ قَالَ بعث رَسُول الله ﷺ أَبَا بكر ﵁ بِبَرَاءَة إِلَى الْمَوْسِم فَأتى جِبْرِيل ﵇ فَقَالَ: إِنَّه لن يُؤَدِّيهَا عَنْك إِلَّا أَنْت أَو رجل مِنْك فَبعث عليا ﵁ على أَثَره حَتَّى لحقه بَين مَكَّة وَالْمَدينَة فَأَخذهَا فقرأها على النَّاس فِي الْمَوْسِم
İbn Merdeveyh'in Ebû Râfi‘den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ebû Bekir'i (radıyallâhu anh) Berâe ile hac mevsimine gönderdi. Bunun üzerine Cibrîl (aleyhisselâm) gelip: “Bunu senin adına ancak sen veya senin ehlinden bir adam tebliğ edebilir” dedi. Resûlullah da peşinden Ali'yi (radıyallâhu anh) gönderdi; Ali ona Mekke ile Medine arasında yetişti, mektubu aldı ve hac mevsiminde insanlara okudu.
25836. Metin
وَأخرج البُخَارِيّ وَمُسلم وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن أبي هُرَيْرَة ﵁ قَالَ بَعَثَنِي أَبُو بكر ﵁ فِي تِلْكَ الْحجَّة فِي مؤذنين بَعثهمْ يَوْم النَّحْر يُؤذنُونَ بمنى: أَن لَا يحجّ بعد هَذَا الْعَام مُشْرك وَلَا يطوف بِالْبَيْتِ عُرْيَان ثمَّ أرْدف النَّبِي ﷺ بعلي بن أبي طَالب ﵁ فَأمره أَن يُؤذن بِبَرَاءَة فَأذن مَعنا عَليّ ﵁ فِي أهل منى يَوْم النَّحْر بِبَرَاءَة: أَن لَا يحجّ بعد الْعَام مُشْرك وَلَا يطوف بِالْبَيْتِ عُرْيَان
Buhârî, Müslim, İbnü'l-Münzir, İbn Merdeveyh ve ed-Delâil'de Beyhakî'nin Ebû Hüreyre'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Bekir (radıyallâhu anh) beni o hacda, kurban bayramı günü Mina'da “Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac yapmayacak ve Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecektir” diye ilan eden haberciler arasında gönderdi. Sonra Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ali b. Ebî Tâlib'i (radıyallâhu anh) onun peşinden gönderip ona Berâe'yi ilan etmesini emretti. Ali (radıyallâhu anh) de kurban bayramı günü Mina ehline bizimle birlikte Berâe'yi: “Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac yapmayacak ve Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecektir” diye ilan etti.
25837. Metin
وَأخرج التِّرْمِذِيّ وَحسنه وَابْن أبي حَاتِم وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن ابْن عَبَّاس ﵄ أَن رَسُول الله ﷺ بعث أَبَا بكر ﵁ وَأمره أَن يُنَادي بهؤلاء الْكَلِمَات ثمَّ أتبعه عليا ﵁ وَأمره أَن يُنَادي بهَا فَانْطَلقَا فحجا فَقَامَ عَليّ ﵁ فِي أَيَّام التَّشْرِيق فَنَادَى {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله فسيحوا فِي الأَرْض أَرْبَعَة أشهر} وَلَا يَحُجَّنَّ بعد الْعَام مُشْرك وَلَا يَطُوفَن بِالْبَيْتِ عُرْيَان وَلَا يدْخل الْجنَّة إِلَّا مُؤمن
Tirmizî —ve hasen olduğunu belirtmiştir—, İbn Ebî Hâtim, Hâkim —ve sahih olduğunu belirtmiştir—, İbn Merdeveyh ve ed-Delâil'de Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ebû Bekir'i (radıyallâhu anh) gönderip bu kelimelerle seslenmesini emretti, ardından Ali'yi (radıyallâhu anh) onun peşinden gönderip bunlarla seslenmesini emretti. İkisi gidip hac yaptılar. Ali (radıyallâhu anh) teşrik günlerinde ayağa kalkıp: {أَنَّ اللَّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَسِيحُوا فِي الْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ} “Şüphesiz Allah ve Resûlü müşriklerden berîdir/uzaktır. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın; bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac yapmasın, hiçbir çıplak Beytullah'ı tavaf etmesin ve cennete müminden başkası giremez” diye seslendi.
25838. Metin
فَكَانَ عَليّ ﵁ يُنَادي بهَا
Ali (radıyallâhu anh) bunlarla sesleniyordu.
25839. Metin
وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَابْن أبي شيبَة وَأحمد وَالتِّرْمِذِيّ وَصَححهُ وَابْن الْمُنْذر والنحاس وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن زيد بن تبيع ﵁ قَالَ: سَأَلنَا عليا ﵁ بِأَيّ شَيْء بعثت مَعَ أبي بكر ﵁ فِي الْحَج قَالَ: بعثت بِأَرْبَع
Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Tirmizî —ve sahih olduğunu belirtmiştir—, İbnü'l-Münzir, en-Nahhâs, Hâkim —ve sahih olduğunu belirtmiştir—, İbn Merdeveyh ve ed-Delâil'de Beyhakî'nin Zeyd b. Yüsey'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ali'ye (radıyallâhu anh), “Hacda Ebû Bekir (radıyallâhu anh) ile beraber ne ile gönderildin?” diye sorduk. O da: “Dört şeyle gönderildim” dedi:
25840. Metin
لَا يدْخل الْجنَّة إِلَّا نفس مُؤمنَة وَلَا يطوف بِالْبَيْتِ عُرْيَان وَلَا يجْتَمع مُؤمن وَكَافِر بِالْمَسْجِدِ الْحَرَام بعد عَامه هَذَا وَمن كَانَ بَينه وَبَين رَسُول الله ﷺ عهد فعهده إِلَى مدَّته وَمن لم يكن لَهُ عهد فَأَجله أَرْبَعَة أشهر
“Cennete mümin bir nefisten başkası giremez; Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek; bu yıldan sonra Mescid-i Harâm'da bir mümin ile bir kâfir bir araya gelmeyecektir; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile arasında bir antlaşma bulunan kimsenin antlaşması süresine kadardır; antlaşması bulunmayan kimsenin süresi ise dört aydır.”
25841. Metin
وَأخرج إِسْحَق بن رَاهَوَيْه والدارمي وَالنَّسَائِيّ وَابْن خُزَيْمَة وَابْن حبَان وَأَبُو الشَّيْخ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن جَابر ﵁ أَن النَّبِي بعث أَبَا بكر على الْحَج ثمَّ أرسل عليا ﵁ بِبَرَاءَة
İshak b. Râhûye, Dârimî, Nesâî, İbn Huzeyme, İbn Hibbân, Ebû'ş-Şeyh, İbn Merdeveyh ve ed-Delâil'de Beyhakî'nin Câbir'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem] hac için Ebû Bekir'i görevlendirdi, sonra Berâe ile Ali'yi (radıyallâhu anh) gönderdi.
25842. Metin
فقرأها على النَّاس فِي موقف الْحَج حَتَّى خَتمهَا
O da onu hac durak yerinde insanlara sonuna kadar okudu.
25843. Metin
وَأخرج الْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن عُرْوَة ﵁ قَالَ بعث رَسُول الله ﷺ أَبَا بكر أَمِيرا على النَّاس سنة تسع وَكتب لَهُ سنَن الْحَج وَبعث عَليّ بن أبي طَالب ﵁ بآيَات من بَرَاءَة فَأمره أَن يُؤذن بِمَكَّة وبمنى وعرفة والمشاعر كلهَا: بِأَنَّهُ بَرِئت ذمَّة رَسُول من كل مُشْرك حج هَذَا الْعَام أَو طَاف بِالْبَيْتِ عُرْيَان وَأجل من كَانَ بَينه وَبَين رَسُول الله ﷺ عهد أَرْبَعَة أشهر وَسَار عَليّ ﵁ على رَاحِلَته فِي النَّاس كلهم يقْرَأ عَلَيْهِم الْقُرْآن {بَرَاءَة من الله وَرَسُوله} وَقَرَأَ عَلَيْهِم (يَا بني آدم خُذُوا زينتكم عِنْد كل مَسْجِد) (الْأَعْرَاف الْآيَة ٣١) الْآيَة
ed-Delâil'de Beyhakî'nin Urve'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) dokuzuncu yılda insanlara emir olarak Ebû Bekir'i gönderdi ve ona hac sünnetlerini yazdı. Ali b. Ebî Tâlib'i (radıyallâhu anh) de Berâe'den âyetlerle gönderip ona Mekke'de, Mina'da, Arafat'ta ve bütün meşâirde (hac mekanlarında) şöyle ilan etmesini emretti: Bu yıl hacceden veya Beytullah'ı çıplak tavaf eden her müşrikten Resûlullah'ın zimmeti uzaktır; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile arasında antlaşma bulunan kimsenin süresi ise dört aydır. Ali (radıyallâhu anh) devesi üzerinde bütün insanların arasında dolaşıp onlara {بَرَاءَةٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ} “Allah'tan ve Resûlünden bir ihtardır/ültimatomdur” Kur'ân'ını ve (يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ) “Ey Âdemoğulları! Her mescidde zinetinizi takının” (el-A‘râf 31) âyetini okudu.
25844. Metin
وَأخرج أَبُو الشَّيْخ عَن عَليّ ﵁ قَالَ بَعَثَنِي رَسُول الله ﷺ إِلَى الْيمن بِبَرَاءَة فَقلت: يَا رَسُول الله تبعثني وَأَنا غُلَام حَدِيث السن واسأل عَن الْقَضَاء وَلَا أَدْرِي مَا أُجِيب قَالَ: مَا بُد من أَن تذْهب بهَا أَو أذهب بهَا
Ebû'ş-Şeyh'in Ali'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) beni Berâe ile Yemen'e gönderdi. Ben: “Ey Allah'ın Resûlü! Beni gönderiyorsun ama ben yaşı genç biriyim, bana hüküm sorsalar ne cevap vereceğimi bilemem” dedim. Şöyle buyurdu: “Bunu ya sen götüreceksin ya da ben götüreceğim, başka çare yok.”
25845. Metin
قلت: إِن كَانَ لَا بُد فَأَنا أذهب
Dedim ki: “Eğer mutlaka gerekliyse ben giderim.”
25846. Metin
قَالَ: انْطلق فَأن الله يثبت لسَانك وَيهْدِي قَلْبك ثمَّ قَالَ: انْطلق فاقرأها على النَّاس
Buyurdu ki: “Git, şüphesiz Allah dilini sabit kılacak ve kalbine hidayet verecektir.” Sonra: “Git ve onu insanlara oku” buyurdu.
25847. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس ﵄ فِي قَوْله {بَرَاءَة من الله وَرَسُوله} الْآيَة
İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre; {بَرَاءَةٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ} “Allah'tan ve Resûlünden bir ihtardır/ültimatomdur” âyeti hakkında
25848. Metin
قَالَ: حدَّ الله للَّذين عَاهَدُوا رَسُول الله ﷺ أَرْبَعَة أشهر يسيحون فِيهَا حَيْثُ شاؤوا وحد أجل من لَيْسَ لَهُ عهد انسلاخ الْأَرْبَعَة الْأَشْهر
şöyle demiştir: Allah, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile antlaşma yapmış olanlara, diledikleri yerde serbestçe dolaşabilecekleri dört ay süre tayin etti; antlaşması bulunmayan kimselerin süresini ise dört haram ayın çıkması olarak belirledi.
25849. Metin
الْحرم من يَوْم النَّحْر إِلَى انسلاخ الْحرم خمسين لَيْلَة فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم أمره أَن يضع السَّيْف فِيمَن عَاهَدَ إِن لم يدخلُوا فِي الإِسلام وَنقض مَا سمى لَهُم من الْعَهْد والميثاق وَإِن ذهب الشَّرْط الأوّل (إِلَّا الَّذين عاهدتم عِنْد الْمَسْجِد الْحَرَام) (التَّوْبَة الْآيَة ٤) يَعْنِي أهل مَكَّة
Haram aylar, kurban bayramı gününden haram ayların bitimine kadar elli gecedir. Haram aylar çıktığında, İslam'a girmedikleri takdirde antlaşma yapmış olan kimselere kılıç çekilmesini emretti ve onlara belirlenen ahdi ve mîsakı feshetti. İlk şart kalkmış oldu; (إِلَّا الَّذِينَ عَاهَدتُّم عِندَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ) “Mescid-i Harâm'ın yanında antlaşma yaptıklarınız müstesna” (et-Tevbe 4) [âyetindeki istisna] yani Mekke ehlidir.
25850. Metin
وَأخرج النّحاس فِي ناسخه عَن ابْن عَبَّاس ﵄ قَالَ: كَانَ لقوم عهود فَأمر الله النَّبِي ﷺ أَن يؤجلهم أَرْبَعَة أشهر يسيحون فِيهَا وَلَا عهد لَهُم بعْدهَا وأبطل مَا بعْدهَا وَكَانَ قوم لَا عهود لَهُم فأجلهم خمسين يَوْمًا عشْرين من ذِي الْحجَّة وَالْمحرم كُله فَذَلِك قَوْله (فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم فَاقْتُلُوا الْمُشْركين حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ) (التَّوْبَة الْآيَة ٥) قَالَ: وَلم يعاهد رَسُول الله ﷺ بعد هَذِه الْآيَة أحدا
en-Nâsih'inde en-Nahhâs'ın İbn Abbâs'tan (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Bir topluluğun antlaşmaları vardı; Allah Peygamber'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) onlara serbestçe dolaşabilecekleri dört ay süre vermesini, bu süreden sonra ise hiçbir antlaşmalarının kalmayacağını ve bundan sonrakilerin geçersiz kılındığını emretti. Antlaşması bulunmayan bir topluluk da vardı; onlara Zilhicce'den yirmi gün ve Muharrem'in tamamı olmak üzere elli gün süre tanıdı. İşte bu, (فَإِذَا انسَلَخَ الْأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ) “Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün” (et-Tevbe 5) âyetidir. Dedi ki: Bu âyetten sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) hiç kimseyle antlaşma yapmadı.
25851. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس ﵄ {بَرَاءَة من الله وَرَسُوله} قَالَ: برِئ إِلَيْهِم رَسُول الله ﷺ من عهودهم كَمَا ذكر الله ﷿
İbn Merdeveyh'in İbn Abbâs'tan (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre; {بَرَاءَةٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ} “Allah'tan ve Resûlünden bir ihtardır/ültimatomdur” âyeti hakkında şöyle demiştir: Allah'ın (azze ve celle) zikrettiği gibi Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onların antlaşmalarından berî olduğunu/uzak olduğunu onlara bildirdi.
25852. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم والنحاس عَن الزُّهْرِيّ ﵁ {فسيحوا فِي الأَرْض أَرْبَعَة أشهر} قَالَ: نزلت فِي شوّال فَهِيَ الْأَرْبَعَة أشهر شوّال وَذُو الْقعدَة وَذُو الْحجَّة وَالْمحرم
Abdurrezzâk, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve en-Nahhâs'ın Zührî'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre; {فَسِيحُوا فِي الْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ} “Yeryüzünde dört ay daha dolaşın” âyeti hakkında şöyle demiştir: Şevval ayında indi; dolayısıyla bu dört ay; Şevval, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem'dir.
25853. Metin
الْآيَة ٣
3. Âyet
25854. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن زيد ﵁ فِي قَوْله {وأذان من الله وَرَسُوله} قَالَ: هُوَ إِعْلَام من الله وَرَسُوله
İbn Ebî Hâtim'in İbn Zeyd'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre; {وَأَذَانٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ} “Allah ve Resûlünden bir ilandır/bildiridir” âyeti hakkında o: “Bu, Allah ve Resûlünden bir duyurudur” demiştir.
25855. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن حَكِيم بن حميد ﵁ قَالَ: قَالَ لي عَليّ بن الْحُسَيْن: أَن لعَلي فِي كتاب الله اسْما وَلَكِن لَا يعرفونه
İbn Ebî Hâtim'in Hakîm b. Humeyd'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ali b. el-Hüseyin bana: “Allah'ın Kitabı'nda Ali için bir isim vardır fakat insanlar onu bilmezler” dedi.
25856. Metin
قلت: مَا هُوَ قَالَ: ألم تسمع قَول الله {وأذان من الله وَرَسُوله إِلَى النَّاس يَوْم الْحَج الْأَكْبَر} هُوَ وَالله الْأَذَان
“O nedir?” dedim. Şöyle dedi: “Allah'ın, {وَأَذَانٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْأَكْبَرِ} “Hacc-ı ekber gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir ilandır” buyruğunu duymadın mı? Vallahi o ezan (ilan eden) [Ali'nin] ta kendisidir.”
25857. Metin
وَأخرج التِّرْمِذِيّ وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن عَليّ ﵁ قَالَ: سَأَلت رَسُول الله ﷺ عَن يَوْم الْحَج الْأَكْبَر فَقَالَ يَوْم النَّحْر
Tirmizî, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdeveyh'in Ali'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah'a (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hacc-ı ekber gününü sordum; “Kurban bayramı günüdür” buyurdu.
25858. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَالتِّرْمِذِيّ وَأَبُو الشَّيْخ عَن عَليّ ﵁ قَالَ: يَوْم الْحَج الْأَكْبَر يَوْم النَّحْر
İbn Ebî Şeybe, Tirmizî ve Ebû'ş-Şeyh'in Ali'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o: “Hacc-ı ekber günü, kurban bayramı günüdür” demiştir.
25859. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه بِسَنَد ضَعِيف عَن عَليّ ﵁ قَالَ أَربع حفظتهن عَن رَسُول الله ﷺ
İbn Merdeveyh'in zayıf bir senetle Ali'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah'tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) dört şey ezberledim:
25860. Metin
إِن الصَّلَاة الْوُسْطَى الْعَصْر وَإِن الْحَج الْأَكْبَر يَوْم النَّحْر وَإِن أدبار السُّجُود الركعتان بعد الْمغرب وَإِن أدبار النُّجُوم الركعتان قبل صَلَاة الْفجْر
“Orta namaz ikindi namazıdır; Hacc-ı ekber kurban bayramı günüdür; secdelerin peşinden olan [namaz] akşamdan sonraki iki rekâttır; yıldızların batışının ardından olan [namaz] ise sabah namazından önceki iki rekâttır.”
25861. Metin
وَأخرج التِّرْمِذِيّ وَابْن مرْدَوَيْه عَن عَمْرو بن الْأَحْوَص ﵁
Tirmizî ve İbn Merdeveyh'in Amr b. el-Ahvas'tan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre;
25862. Metin
أَنه شهد حجَّة الْوَدَاع مَعَ رَسُول الله ﷺ فَحَمدَ الله وَأثْنى عَلَيْهِ وَذكر وَوعظ قَالَ أَي يَوْم أحرم أَي يَوْم حرم أَي يَوْم حرم فَقَالَ النَّاس: يَوْم الْحَج الْأَكْبَر يَا رَسُول الله
o, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile birlikte Veda Haccı'na katıldı. [Resûlullah] Allah'a hamd ve senâda bulundu, hatırlattı ve öğüt verdi; sonra: “Hangi gün daha hürmetlidir? Hangi gün daha hürmetlidir? Hangi gün daha hürmetlidir?” buyurdu. İnsanlar: “Hacc-ı ekber günüdür ey Allah'ın Resûlü!” dediler.
25863. Metin
وَأخرج أَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن عبد الله بن قرط قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ أعظم الْأَيَّام عِنْد الله أَيَّام النَّحْر يَوْم القر
Ebû Dâvûd, Nesâî ve Hâkim —ve sahih olduğunu belirtmiştir— Abdullah b. Kurt'tan rivayet ettiğine göre; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Allah katında günlerin en büyüğü kurban bayramı günü ile Karr günüdür (kurbanın ertesi günü)” buyurmuştur.
25864. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن أبي أوفى ﵁ عَن النَّبِي ﷺ أَن قَالَ يَوْم الْأَضْحَى هَذَا يَوْم الْحَج الْأَكْبَر
İbn Merdeveyh'in İbn Ebî Evfâ'dan (radıyallâhu anh), o da Peygamber'den (sallallâhu aleyhi ve sellem) rivayet ettiğine göre [Resûlullah], kurban bayramı günü: “İşte bu, Hacc-ı ekber günüdür” buyurmuştur.
25865. Metin
وَأخرج البُخَارِيّ تَعْلِيقا وَأَبُو دَاوُد وَابْن ماجة وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَأَبُو الشَّيْخ وَابْن مرْدَوَيْه وَأَبُو نعيم فِي الْحِلْية عَن ابْن عمر ﵄ أَن رَسُول الله ﷺ وقف يَوْم النَّحْر بَين الجمرات فِي الْحجَّة الَّتِي حَجهَا فَقَالَ: أَي يَوْم هَذَا قَالُوا: يَوْم النَّحْر
Buhârî ta‘lîk olarak, Ebû Dâvûd, İbn Mâce, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebû'ş-Şeyh, İbn Merdeveyh ve Hilye'de Ebû Nuaym'ın İbn Ömer'den (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaptığı hacda kurban bayramı günü cemreler arasında durup: “Bu hangi gündür?” buyurdu. “Kurban günüdür” dediler.
25866. Metin
قَالَ: هَذَا يَوْم الْحَج الْأَكْبَر
[Resûlullah]: “Bu, Hacc-ı ekber günüdür” buyurdu.
25867. Metin
وَأخرج البُخَارِيّ وَمُسلم وَأَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة ﵁ قَالَ: بَعَثَنِي أَبُو بكر ﵁ فِيمَن يُؤذن يَوْم النَّحْر بمنى أَن لَا يحجّ بعد الْعَام مُشْرك وَلَا يطوف بِالْبَيْتِ عُرْيَان وَيَوْم الْحَج الْأَكْبَر يَوْم النَّحْر وَالْحج الْأَكْبَر الْحَج وَإِنَّمَا قيل الْأَكْبَر من أجل قَول النَّاس الْحَج الْأَصْغَر فنبذ أَبُو بكر ﵁ إِلَى النَّاس فِي ذَلِك الْعَام فَلم يحجّ عَام حجَّة الْوَدَاع الَّذِي حج فِيهِ رَسُول الله ﷺ مُشْرك وَأنزل الله تَعَالَى (يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا إِنَّمَا الْمُشْركُونَ نجس) (التَّوْبَة الْآيَة ٢٨) الْآيَة
Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Merdeveyh'in Ebû Hüreyre'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Bekir (radıyallâhu anh) beni, kurban bayramı günü Mina'da “Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac yapmayacak ve Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecektir” diye ilan edenler arasında gönderdi. Hacc-ı ekber günü, kurban bayramı günüdür. Hacc-ı ekber ise bizzat hacdır; insanların umreye “küçük hac” demelerinden dolayı buna “büyük hac” denilmiştir. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) o yıl bunu insanlara ilan etti; dolayısıyla Resûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) hac yaptığı Veda Haccı yılında hiçbir müşrik hac yapmadı. Allah Teâlâ da: (يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ) “Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir” (et-Tevbe 28) âyetini indirdi.
25868. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن جرير عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: الْحَج الْأَكْبَر يَوْم النَّحْر
İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o: “Hacc-ı ekber, kurban bayramı günüdür” demiştir.
25869. Metin
وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَابْن أبي شيبَة وَابْن جرير عَن الْمُغيرَة بن شُعْبَة
Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr'in Mugîre b. Şu‘be'den rivayet ettiğine göre,
25870. Metin
أَنه خطب يَوْم الْأَضْحَى فَقَالَ: الْيَوْم النَّحْر وَالْيَوْم الْحَج الْأَكْبَر
o, kurban bayramı günü bir hutbe irad edip: “Bugün kurban günüdür ve bugün Hacc-ı ekber günüdür” demiştir.
25871. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن أبي جُحَيْفَة ﵁ قَالَ: الْحَج الْأَكْبَر: يَوْم النَّحْر
İbn Ebî Şeybe'nin Ebû Cuhayfe'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o: “Hacc-ı ekber, kurban günüdür” demiştir.
25872. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن سعيد بن جُبَير ﵁ قَالَ: الْحجر الْأَكْبَر: يَوْم النَّحْر
İbn Ebî Şeybe'nin Saîd b. Cübeyr'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o: “Hacc-ı ekber, kurban günüdür” demiştir.
25873. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَسَعِيد بن مَنْصُور وَابْن أبي شيبَة وَابْن جرير وَأَبُو الشَّيْخ عَن عبد الله بن أبي أوفى ﵁ قَالَ: الْحَج الْأَكْبَر: يَوْم النَّحْر يوضع فِيهِ الشّعْر ويراق فِيهِ الدَّم وَتحل فِيهِ الْحرم
Abdurrezzâk, Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr ve Ebû'ş-Şeyh'in Abdullah b. Ebî Evfâ'dan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o: “Hacc-ı ekber; saçların kesildiği, kanların akıtıldığı ve ihram yasaklarının kalktığı kurban günüdür” demiştir.
25874. Metin
وَأخرج الطَّبَرَانِيّ وَابْن مرْدَوَيْه عَن سَمُرَة ﵁ عَن النَّبِي ﷺ قَالَ يَوْم الْحَج الْأَكْبَر يَوْم حج أَبُو بكر ﵁ بِالنَّاسِ
Taberânî ve İbn Merdeveyh'in Semure'den (radıyallâhu anh), o da Peygamber'den (sallallâhu aleyhi ve sellem) rivayet ettiğine göre [Resûlullah]: “Hacc-ı ekber günü, Ebû Bekir'in (radıyallâhu anh) insanlara hac kıldırdığı gündür” buyurmuştur.
25875. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن سَمُرَة ﵁ فِي قَوْله {يَوْم الْحَج الْأَكْبَر} قَالَ: كَانَ عَام حج فِيهِ الْمُسلمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ فِي ثَلَاثَة أَيَّام وَالْيَهُود وَالنَّصَارَى فِي ثَلَاثَة أَيَّام فاتفق حج الْمُسلمين وَالْمُشْرِكين وَالْيَهُود وَالنَّصَارَى فِي سِتَّة أَيَّام
İbn Merdeveyh'in Semure'den (radıyallâhu anh) {يَوْم الْحَج الْأَكْبَر} “en büyük hac günü” âyeti hakkında rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Bu, Müslümanlar ile müşriklerin üç gün, Yahudiler ile Hristiyanların da üç gün boyunca hac yaptıkları ve böylece Müslümanların, müşriklerin, Yahudilerin ve Hristiyanların haccının altı gün içinde bir araya geldiği yıldı.”
25876. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن ابْن عون ﵁ قَالَ: سَأَلت مُحَمَّد عَن يَوْم الْحَج الْأَكْبَر قَالَ: كَانَ يَوْم وَافق فِيهِ حج رَسُول الله ﷺ وَحج أهل الْملَل
İbn Ebî Şeybe'nin İbn Avn'dan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Muhammed'e Hacc-ı ekber gününü sordum; “Resûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) haccı ile diğer din mensuplarının haccının denk geldiği gündü” dedi.
25877. Metin
وَأخرج الطَّبَرَانِيّ عَن سَمُرَة بن جُنْدُب ﵁ أَن رَسُول الله ﷺ قَالَ زمن الْفَتْح: إِنَّه عَام الْحَج الْأَكْبَر
Taberânî'nin Semure b. Cündeb'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) fetih zamanında: “Şüphesiz bu, Hacc-ı ekber yılıdır” buyurmuştur.
25878. Metin
قَالَ: اجْتمع حج الْمُسلمين وَحج الْمُشْركين فِي ثَلَاثَة أَيَّام مُتَتَابِعَات فَاجْتمع حج الْمُسلمين وَالْمُشْرِكين وَالنَّصَارَى وَالْيَهُود فِي ثَلَاثَة أَيَّام مُتَتَابِعَات وَلم يجْتَمع مُنْذُ خلق الله السَّمَوَات وَالْأَرْض كَذَلِك قبل الْعَام وَلَا يجْتَمع بعد الْعَام حَتَّى تقوم السَّاعَة
Şöyle dedi: “Müslümanların haccı ile müşriklerin haccı peş peşe üç gün içinde bir araya geldi; böylece Müslümanların, müşriklerin, Hristiyanların ve Yahudilerin haccı peş peşe üç günde toplandı. Allah gökleri ve yeri yarattığından beri o yıldan önce böylesi bir araya gelmemişti ve o yıldan sonra da kıyamet kopana kadar bir araya gelmeyecektir.”
25879. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن الْحسن ﵁
Abdurrezzâk, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in el-Hasan'dan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre;
25880. Metin
أَنه سُئِلَ عَن الْحَج الْأَكْبَر فَقَالَ: مَا لكم وللحج الْأَكْبَر ذَاك عَام حج فِيهِ أَبُو بكر ﵁ اسْتَخْلَفَهُ رَسُول الله ﷺ فحج بِالنَّاسِ فَاجْتمع فِيهِ الْمُسلمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ فَلذَلِك سمي الْحَج الْأَكْبَر وَوَافَقَ عيد الْيَهُود وَالنَّصَارَى
ona Hacc-ı ekber hakkında sorulduğunda şöyle demiştir: “Hacc-ı ekber'den size ne! O, Resûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendisini vekil kılması üzerine Ebû Bekir'in (radıyallâhu anh) hac yaptığı ve insanlara haccı kıldırdığı yıldır. O yılda Müslümanlar ile müşrikler bir araya gelmişti, bundan dolayı Hacc-ı ekber diye isimlendirildi ve o gün Yahudiler ile Hristiyanların bayramına da denk gelmişti.”
25881. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن الْمسيب ﵁ قَالَ: الْحَج الْأَكْبَر الْيَوْم الثَّانِي من يَوْم النَّحْر ألم تَرَ أَن الإِمام يخْطب فِيهِ
İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. el-Müseyyeb'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o: “Hacc-ı ekber, kurban gününün ertesi günüdür; görmez misin ki imam o gün hutbe verir” demiştir.
25882. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم وَابْن مردوية عَن الْمسور بن مخرمَة ﵁ أَن رَسُول الله ﷺ قَالَ يَوْم عَرَفَة: هَذَا يَوْم الْحَج الْأَكْبَر
İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdeveyh'in Misver b. Mahreme'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) arefe günü: “İşte bu, Hacc-ı ekber günüdür” buyurmuştur.
25883. Metin
وَأخرج ابْن سعد وَابْن أبي شيبَة وَابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم وَأَبُو الشَّيْخ عَن عمر بن الْخطاب ﵁ قَالَ: الْحَج الْأَكْبَر يَوْم عَرَفَة
İbn Sa‘d, İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebû'ş-Şeyh'in Ömer b. el-Hattâb'dan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o: “Hacc-ı ekber, arefe günüdür” demiştir.
25884. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن أبي الصَّهْبَاء الْبكْرِيّ قَالَ: سَأَلت عَليّ بن أبي طَالب ﵁ عَن يَوْم الْحَج الْأَكْبَر فَقَالَ: يَوْم عَرَفَة
İbn Cerîr'in Ebû's-Sahbâ el-Bekrî'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ali b. Ebî Tâlib'e (radıyallâhu anh) Hacc-ı ekber gününü sordum; “Arefe günüdür” dedi.
25885. Metin
وَأخرج أَبُو عبيد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَأَبُو الشَّيْخ عَن ابْن عَبَّاس ﵄ قَالَ: إِن يَوْم عَرَفَة يَوْم الْحَج الْأَكْبَر يَوْم المباهاة يباهي الله مَلَائكَته فِي السَّمَاء بِأَهْل الأَرْض يَقُول جاؤوني شعثاً غبرا آمنُوا بِي وَلم يروني وَعِزَّتِي لأغفرن لَهُم
Ebû Ubeyd, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebû'ş-Şeyh'in İbn Abbâs'tan (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Arefe günü, Hacc-ı ekber günüdür; övünme günüdür. Allah gökteki meleklerine yer ehlini överek şöyle buyurur: «Bana saçları başları dağınık, toz toprak içinde geldiler; Beni görmedikleri halde Bana iman ettiler. İzzetime andolsun ki onları mutlaka bağışlayacağım.»”
25886. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن معقل بن دَاوُد قَالَ سَمِعت ابْن الزبير يَقُول يَوْم عَرَفَة هَذَا يَوْم الْحَج الْأَكْبَر
İbn Cerîr'in Ma‘kıl b. Dâvûd'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: İbnü'z-Zübeyr'i arefe günü: “İşte bu, Hacc-ı ekber günüdür” derken işittim.
25887. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن الشّعبِيّ
İbn Ebî Şeybe'nin eş-Şa‘bî'den rivayet ettiğine göre;
25888. Metin
أَنه سُئِلَ هَذَا الْحَج الْأَكْبَر فَمَا الْحَج الْأَصْغَر قَالَ: عمْرَة فِي رَمَضَان
ona: “Bu Hacc-ı ekber ise Hacc-ı asgar (küçük hac) nedir?” diye sorulmuş, o da: “Ramazan'daki umredir” demiştir.
25889. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن أبي إِسْحَق ﵁ قَالَ: سَأَلت عبد الله بن شَدَّاد ﵁ عَن الْحَج الْأَكْبَر فَقَالَ: الْحَج الْأَكْبَر يَوْم النَّحْر وَالْحج الْأَصْغَر الْعمرَة
İbn Ebî Şeybe'nin Ebû İshak'tan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Abdullah b. Şeddâd'a (radıyallâhu anh) Hacc-ı ekber'i sordum; “Hacc-ı ekber kurban günüdür, Hacc-ı asgar ise umredir” dedi.
25890. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن مُجَاهِد ﵁ قَالَ: كَانَ يُقَال: الْعمرَة هِيَ الْحجَّة الصُّغْرَى
İbn Ebî Şeybe'nin Mücâhid'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “«Umre, küçük hacdır» denilirdi.”
25891. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن أَبُو خيوة ﵁ فِي قَوْله {إِن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} قَالَ: برىء رَسُوله ﷺ
İbn Ebî Hâtim'in Ebû Hayve'den (radıyallâhu anh) {إِن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} “Allah ve Resûlü, müşriklerden uzaktır” âyeti hakkında rivayet ettiğine göre o: “Resûlü de (sallallâhu aleyhi ve sellem) [müşriklerden] uzaktır” demiştir.
25892. Metin
وَأخرج أَبُو بكر مُحَمَّد بن الْقَاسِم الْأَنْبَارِي فِي كتاب الْوَقْف والابتداء وَابْن عَسَاكِر فِي تَارِيخه عَن ابْن أبي مليكَة ﵁ قَالَ: قدم اعرابي فِي زمَان عمر ﵁ فَقَالَ: من يُقرئني مَا أنزل الله على مُحَمَّد ﷺ فاقرأه رجل فَقَالَ {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} بِالْجَرِّ فَقَالَ الْأَعرَابِي: أقد برِئ الله من رَسُوله إِن يكن الله برِئ من رَسُوله فَأَنا أَبْرَأ مِنْهُ
Ebû Bekir Muhammed b. el-Kâsım el-Enbârî Kitâbü'l-Vakf ve'l-İbtidâ'da ve İbn Asâkir Târîh'inde İbn Ebî Müleyke'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ömer (radıyallâhu anh) zamanında bir bedevi gelip: “Allah'ın Muhammed'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) indirdiklerinden bana kim okutacak?” dedi. Bir adam ona okuttu ve esre ile (cerr ile) okuyarak {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} “...ve O'nun Resûlünden...” dedi. Bunun üzerine bedevi: “Allah Resûlünden uzaklaştı mı? Eğer Allah Resûlünden uzaklaşmışsa ben de ondan uzaklaşırım!” dedi.
25893. Metin
فَبلغ عمر مقَالَة الْأَعرَابِي فَدَعَاهُ فَقَالَ: يَا أَعْرَابِي أَتَبرأ من رَسُول الله ﷺ قَالَ: يَا أَمِير الْمُؤمنِينَ إِنِّي قدمت الْمَدِينَة
Bedevinin bu sözü Ömer'e ulaşınca onu çağırdı ve: “Ey bedevi! Resûlullah'tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) uzaklaşıyor musun?” dedi. [Bedevi]: “Ey müminlerin emiri! Ben Medine'ye geldim,
25894. Metin
وَلَا علم لي بِالْقُرْآنِ فَسَأَلت من يُقْرِئُنِي فأقرأني هَذَا سُورَة بَرَاءَة
Kur'an bilgim yoktu; bana okutacak birini sordum, bana bu Berâe Suresi'ni okuttu
25895. Metin
فَقَالَ {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} فَقلت: إِن يكن الله برِئ من رَسُوله فَأَنا أَبْرَأ مِنْهُ
ve {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} [diye esre ile] okudu. Ben de: «Eğer Allah Resûlünden uzaklaşmışsa ben de ondan uzaklaşırım» dedim” dedi.
25896. Metin
فَقَالَ عمر ﵁: لَيْسَ هَكَذَا يَا أَعْرَابِي
Bunun üzerine Ömer (radıyallâhu anh): “Öyle değil ey bedevi!” dedi.
25897. Metin
قَالَ: فَكيف هِيَ يَا أَمِير الْمُؤمنِينَ فَقَالَ {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين ورسولُهُ} فَقَالَ الْأَعرَابِي: وَأَنا وَالله أَبْرَأ مِمَّا مَا برِئ الله وَرَسُوله مِنْهُ
[Bedevi]: “Peki nasıldır ey müminlerin emiri?” dedi. [Ömer]: {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين ورسولُهُ} “Allah ve O'nun Resûlü müşriklerden uzaktır” [şeklinde ötre ile] okudu. Bunun üzerine bedevi: “Vallahi ben de Allah'ın ve Resûlü'nün kendisinden uzaklaştığı şeyden uzaklaşırım” dedi.
25898. Metin
فَأمر عمر بن الْخطاب ﵁ أَن لَا يقرئ النَّاس إِلَّا عَالم باللغة وَأمر أَبَا الْأسود ﵁ فَوضع النَّحْو
Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb (radıyallâhu anh), dili iyi bilen kimseden başkasının insanlara [Kur'an] okutmaması emrini verdi ve Ebü'l-Esved'e (radıyallâhu anh) emredip o da nahiv ilmini kurdu.
25899. Metin
وَأخرج ابْن الْأَنْبَارِي عَن عباد المهلبي قَالَ: سمع أَبُو الْأسود الدؤَلِي رجلا يقْرَأ {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} بِالْجَرِّ فَقَالَ: لَا أظنني يسعني إِلَّا أَن أَن أَضَع شَيْئا يصلح بِهِ لحن هَذَا أَو كلَاما هَذَا مَعْنَاهُ
İbnü'l-Enbârî'nin Abbâd el-Mühellebî'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ebü'l-Esved ed-Düelî bir adamın {أَن الله بَرِيء من الْمُشْركين وَرَسُوله} âyetini esre ile (cerr ile) okuduğunu işitti ve: “Bu kişinin yaptığı dil yanlışını düzeltecek bir şey (ilmi bir kural) koymaktan başka çarem olmadığını düşünüyorum” —veya bu anlama gelen bir söz— söyledi.
25900. Metin
أما قَوْله تَعَالَى: {وَبشر الَّذين كفرُوا بِعَذَاب أَلِيم}
Allah Teâlâ'nın: {وَبشر الَّذين كفرُوا بِعَذَاب أَلِيم} “İnkâr edenleri acı bir azap ile müjdele” buyruğuna gelince;
25901. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مُحَمَّد بن مسْهر قَالَ: سُئِلَ سُفْيَان بن عَيْنِيَّة عَن الْبشَارَة أتكون فِي الْمَكْرُوه قَالَ: ألم تسمع قَوْله تَعَالَى {وَبشر الَّذين كفرُوا بِعَذَاب أَلِيم}
İbn Ebî Hâtim'in Muhammed b. Müs-hir'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Süfyân b. Uyeyne'ye “Müjde (bişâret), hoşlanılmayan kötü bir şey hakkında da olur mu?” diye soruldu. O da: “Allah Teâlâ'nın {وَبشر الَّذين كفرُوا بِعَذَاب أَلِيم} «İnkâr edenleri acı bir azap ile müjdele» buyurduğunu işitmedin mi?” dedi.
25902. Metin
الْآيَة ٤
4. Âyet
25903. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس ﵄ فِي قَوْله {إِلَّا الَّذين عاهدتم من الْمُشْركين} قَالَ: هم مشركو قُرَيْش الَّذين عاهدهم نَبِي الله زمن الْحُدَيْبِيَة وَكَانَ بَقِي من مدتهم أَرْبَعَة أشهر بعد يَوْم النَّحْر فَأمر الله نبيه أَن يُوفي لَهُم بعهدهم هَذَا إِلَى مدتهم
İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan (radıyallâhu anhümâ) {إِلَّا الَّذين عاهدتم من الْمُشْركين} “Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşrikler müstesna” âyeti hakkında rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Onlar, Allah'ın Peygamberi'nin Hudeybiye zamanında kendileriyle antlaşma yaptığı Kureyş müşrikleridir. Kurban gününden sonra onların sürelerinden dört ay kalmıştı. Allah da Peygamberine, bu sürelerine kadar onlara olan antlaşmalarına vefa göstermesini emretti.”
25904. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَأَبُو الشَّيْخ عَن مُحَمَّد بن عباد بن جَعْفَر فِي قَوْله {إِلَّا الَّذين عاهدتم من الْمُشْركين} قَالَ: هم بَنو خُزَيْمَة بن عَامر من بني بكر بن كنَانَة
İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebû'ş-Şeyh'in Muhammed b. Abbâd b. Ca‘fer'den {إِلَّا الَّذين عاهدتم من الْمُشْركين} “Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşrikler müstesna” âyeti hakkında rivayet ettiğine göre o: “Onlar, Benî Bekr b. Kinâne'den Benî Huzeyme b. Âmir'dir” demiştir.
25905. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {ثمَّ لم ينقصوكم شَيْئا} الْآيَة
İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdeveyh'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre {ثمَّ لم ينقصوكم شَيْئا} “...sonra da size hiçbir eksiklik yapmamış...” âyeti hakkında
25906. Metin
قَالَ: فَإِن نقض الْمُشْركُونَ عَهدهم وظاهروا عدوّاً فَلَا عهد لَهُم وَإِن أَوْفوا بعهدهم الَّذِي بَينهم وَبَين رَسُول الله ﷺ وَلم يظاهروا عَلَيْهِ فقد أَمر أَن يُؤَدِّي إِلَيْهِم عَهدهم ويفي بِهِ
şöyle demiştir: “Eğer müşrikler antlaşmalarını bozar ve bir düşmana arka çıkarlarsa artık onlar için bir antlaşma yoktur. Şayet kendileri ile Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) arasındaki antlaşmaya vefa gösterir ve onun aleyhine kimseye arka çıkmazlarsa, antlaşmalarını [süresine kadar] onlara ifa edip gereğini yerine getirmesi emredilmiştir.”
25907. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد ﵁ فِي قَوْله {فَأتمُّوا إِلَيْهِم عَهدهم إِلَى مدتهم} قَالَ: كَانَ لبني مُدْلِج وخزاعة عهد فَهُوَ الَّذِي قَالَ الله {فَأتمُّوا إِلَيْهِم عَهدهم إِلَى مدتهم}
İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre {فَأتمُّوا إِلَيْهِم عَهدهم إِلَى مدتهم} “Artık onlara olan antlaşmanızı sürelerinin sonuna kadar tamamlayın” âyeti hakkında o: “Benî Müdlic ve Huzâa'nın antlaşması vardı; işte Allah'ın {فَأتمُّوا إِلَيْهِم عَهدهم إِلَى مدتهم} «Artık onlara olan antlaşmanızı sürelerinin sonuna kadar tamamlayın» buyurduğu kimseler bunlardır” demiştir.
25908. Metin
وَأخرج أَبُو الشَّيْخ عَن اسدي ﵁ فِي قَوْله {إِلَّا الَّذين عاهدتم من الْمُشْركين} قَالَ: هَؤُلَاءِ بَنو ضَمرَة وَبَنُو مُدْلِج حَيَّان من بني كنَانَة كَانُوا حلفاء النَّبِي ﷺ فِي غَزْوَة الْعسرَة من بني تبيع {ثمَّ لم ينقصوكم شَيْئا} ثمَّ لم ينقضوا عهدكم بغدر {وَلم يظاهروا} عدوّكم عَلَيْكُم {فَأتمُّوا إِلَيْهِم عَهدهم إِلَى مدتهم} يَقُول: أَجلهم الَّذِي شرطتم لَهُم {إِن الله يحب الْمُتَّقِينَ} يَقُول: الَّذين يَتَّقُونَ الله تَعَالَى فِيمَا حرم عَلَيْهِم فيفون بالعهد: قَالَ: فَلم يعاهد النَّبِي بعد هَؤُلَاءِ الْآيَات أحد
Ebû'ş-Şeyh'in es-Süddî'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre {إِلَّا الَّذين عاهدتم من الْمُشْركين} “Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşrikler müstesna” âyeti hakkında şöyle demiştir: “Bunlar Benî Kinâne'den iki kabile olan Benî Damre ve Benî Müdlic'dir; Benî Tebî‘den olup Zorluk (Tebük) Gazvesi'nde Peygamber'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) müttefikleriydiler. {ثمَّ لم ينقصوكم شَيْئا} «sonra da size hiçbir eksiklik yapmamış» yani bir hainlikle antlaşmanızı bozmamış, {وَلم يظاهروا} «ve arka çıkmamış» yani aleyhinize düşmanınıza yardım etmemişlerdir. {فَأتمُّوا إِلَيْهِم عَهدهم إِلَى مدتهم} «Artık onlara olan antlaşmanızı sürelerinin sonuna kadar tamamlayın» yani kendilerine şart koştuğunuz sürelerine kadar. {إِن الله يحب الْمُتَّقِينَ} «Şüphesiz Allah, sakınanları sever» yani kendilerine haram kılınan hususlarda Allah Teâlâ'dan sakınıp antlaşmaya vefa gösterenleri [sever].” [Süddî] dedi ki: Bu âyetlerden sonra Peygamber hiç kimseyle antlaşma yapmadı.
25909. Metin
الْآيَة ٥
5. Âyet
25910. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن السّديّ ﵁ فِي قَوْله {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} قَالَ: هِيَ الْأَرْبَعَة عشرُون من ذِي الْحجَّة وَالْمحرم وصفر وَشهر ربيع الأول وَعِشْرُونَ من شهر ربيع الآخر
İbn Ebî Hâtim'in es-Süddî'den (radıyallâhu anh) {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} “Haram aylar çıkınca...” âyeti hakkında rivayet ettiğine göre o: “Onlar Zilhicce'den yirmi gün, Muharrem, Safer, Rebîülevvel ve Rebîülâhir ayından da yirmi gün olmak üzere [dört aydır]” demiştir.
25911. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن الضَّحَّاك ﵁ فِي قَوْله {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} قَالَ: عشر من ذِي الْقعدَة وَذي الْحجَّة وَالْمحرم سَبْعُونَ لَيْلَة
İbn Ebî Hâtim'in Dahhâk'tan (radıyallâhu anh) {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} “Haram aylar çıkınca...” âyeti hakkında rivayet ettiğine göre o: “Zilkade'den on gün, Zilhicce ve Muharrem olmak üzere yetmiş gecedir” demiştir.
25912. Metin
وَأخرج أَبُو الشَّيْخ عَن مُجَاهِد ﵁ {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} قَالَ: هِيَ الْأَرْبَعَة الَّتِي قَالَ (فسيحوا فِي الأَرْض أَرْبَعَة أشهر) (بَرَاءَة الْآيَة ٢)
Ebû'ş-Şeyh'in Mücâhid'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} “Haram aylar çıkınca...” âyeti hakkında o: “Onlar, (فَسِيحُوا فِي الْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ) «Yeryüzünde dört ay daha dolaşın» (et-Tevbe 2) âyetinde zikredilen dört aydır” demiştir.
25913. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة ﵁ فِي قَوْله {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} الْآيَة
İbnü'l-Münzir'in Katâde'den (radıyallâhu anh) {فَإِذا انْسَلَخَ الْأَشْهر الْحرم} “Haram aylar çıkınca...” âyeti hakkında rivayet ettiğine göre
25914. Metin
قَالَ: كَانَ عهد بَين رَسُول الله ﷺ وَبَين قُرَيْش أَرْبَعَة أشهر بعد يَوْم النَّحْر كَانَت تِلْكَ بَقِيَّة مدتهم وَمن لَا عهد لَهُ إِلَى انسلاخ الْمحرم فَأمر الله نبيه
o şöyle demiştir: “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile Kureyş arasında kurban gününden sonra dört aylık bir antlaşma vardı; bu, onların kalan süresiydi. Antlaşması olmayan kimse için ise süre Muharrem ayının çıkışına kadardı. Allah Peygamberine,
25915. Metin
صلى الله عَلَيْهِ وَسلم إِذا مضى هَذِه الْأَجَل أَن يقاتلهم فِي الْحل وَالْحرم وَعند الْبَيْت حَتَّى يشْهدُوا أَن لَا إِلَه إِلَّا الله وَأَن مُحَمَّدًا رَسُول الله
(sallallâhu aleyhi ve sellem) bu süre sona erdiğinde Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadet edinceye kadar Hil'de, Harem'de ve Beytullah'ın yanında onlarla savaşmasını emretti.”
25916. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن الضَّحَّاك ﵁ قَالَ: كل آيَة فِي كتاب الله تَعَالَى فِيهَا مِيثَاق بَين النَّبِي ﷺ وَبَين أحد من الْمُشْركين وكل عهد وَمُدَّة نسخهَا سُورَة بَرَاءَة {وخذوهم واحصروهم واقعدوا لَهُم كل مرصد}
İbn Ebî Hâtim'in Dahhâk'tan (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Allah Teâlâ'nın Kitabı'nda Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile müşriklerden biri arasında bir ahit bulunan her âyeti, her antlaşmayı ve süreyi Berâe Suresi'ndeki: {وخذوهم واحصروهم واقعدوا لَهُم كل مرصد} «onları yakalayın, onları kuşatın ve her gözetleme yerinde onlar için pusu kurun» âyeti neshetmiştir.”
25917. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن زيد ﵁ فِي قَوْله {واحصروهم} قَالَ: ضيِّقوا عَلَيْهِم {واقعدوا لَهُم كل مرصد} قَالَ: لَا تتركوهم يضْربُونَ فِي الْبِلَاد وَلَا يخرجُون التِّجَارَة
İbn Ebî Hâtim'in İbn Zeyd'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre {واحصروهم} “onları kuşatın” âyeti hakkında: “Onları sıkıştırın”, {واقعدوا لَهُم كل مرصد} “her gözetleme yerinde onlar için pusu kurun” âyeti hakkında ise: “Onların yeryüzünde serbestçe dolaşmalarına ve ticaret için çıkmalarına meydan vermeyin” demiştir.
25918. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن أبي عمرَان الْجونِي ﵁ قَالَ: الرِّبَاط فِي كتاب الله تَعَالَى {واقعدوا لَهُم كل مرصد}
İbn Ebî Hâtim'in Ebû İmrân el-Cevnî'den (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre o: “Allah Teâlâ'nın Kitabı'nda geçen ribât (nöbet tutmak), {واقعدوا لَهُم كل مرصد} «her gözetleme yerinde onlar için pusu kurun» âyetidir” demiştir.