60291. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
60292. Metin
١٠٢
102
60293. Metin
سُورَة التكاثر
Tekâsür Suresi
60294. Metin
مَكِّيَّة وآياتها ثَمَان
Mekkîdir ve sekiz ayettir.
60295. Metin
مُقَدّمَة السُّورَة
Surenin Mukaddimesi
60296. Metin
الْآيَة ١ - ٨
1 - 8. Ayetler
60297. Metin
أخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس ﵄ قَالَ: نزلت بِمَكَّة سُورَة {أَلْهَاكُم التكاثر}
İbn Merdeveyh'in İbn Abbâs radıyallâhu anhümâ'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” suresi Mekke'de nazil oldu.
60298. Metin
وَأخرج الْحَاكِم وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن ابْن عمر ﵁ قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: أَلا يَسْتَطِيع أحدكُم أَن يقْرَأ ألف آيَة فِي كل يَوْم قَالُوا: وَمن يَسْتَطِيع أَن يقْرَأ ألف آيَة قَالَ: أما يَسْتَطِيع أحدكُم أَن يقْرَأ أَلْهَاكُم التكاثر وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن أبي هِلَال ﵁ قَالَ: كَانَ أَصْحَاب رَسُول الله ﷺ يسمون {أَلْهَاكُم التكاثر} الْمُغيرَة
Hâkim ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin İbn Ömer radıyallâhu anhümâ'dan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sizden biriniz her gün bin ayet okumaya güç yetiremez mi?" buyurdu. "Bin ayet okumaya kim güç yetirebilir ki?" dediler. O da: "Sizden biriniz {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” [suresini] okumaya güç yetiremez mi?" buyurdu. İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Ebî Hilâl radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” suresine 'el-Muğîra' (uyarıcı) adını verirlerdi.
60299. Metin
وَأخرج الطَّيَالِسِيّ وَسَعِيد بن مَنْصُور وَأحمد وَعبد بن حميد وَالتِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيّ وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَالطَّبَرَانِيّ وَالْحَاكِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن عبد الله بن الشخير ﵁ قَالَ: انْتَهَيْت إِلَى رَسُول الله ﷺ وَهُوَ يقْرَأ {أَلْهَاكُم التكاثر} وَفِي لفظ وَقد أنزلت عَلَيْهِ {أَلْهَاكُم التكاثر} وَهُوَ يَقُول: يَقُول ابْن آدم: مَالِي مَالِي وَهل لَك من مَالك إِلَّا مَا أكلت فأفنيت أَو لبست فأبليت أَو تَصَدَّقت فأبقيت
Tayâlisî, Saîd b. Mansûr, Ahmed, Abd b. Humeyd, Tirmizî, Nesâî, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, Taberânî, Hâkim ve İbn Merdeveyh'in Abdullah b. eş-Şıhhîr radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına vardım; o sırada {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” [suresini] okuyordu -bir rivayette ise: kendisine {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” suresi indirilmişti- ve şöyle buyuruyordu: "Âdemoğlu: 'Malım, malım!' der. Halbuki senin malından yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden veya sadaka verip [ahirete] bıraktığından başkası senin midir?"
60300. Metin
وَأخرج الطَّبَرَانِيّ عَن مطرف عَن أَبِيه قَالَ: لما أنزلت {أَلْهَاكُم التكاثر} قَالَ: رَسُول الله ﷺ: يَقُول ابْن آدم مَالِي مَالِي وَهل لَك من مَالك إِلَّا مَا أكلت فأفنيت أولبست فأبلست أَو تَصَدَّقت فأبقيت أَو أَعْطَيْت فأمضيت
Taberânî'nin Mutarrif'ten, onun da babasından naklettiğine göre o şöyle demiştir: {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” [suresi] indiğinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Âdemoğlu: 'Malım, malım!' der. Halbuki senin malından yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden, sadaka verip [ahirete] bıraktığından veya [bağışlayıp] geçerli kıldığından başkası senin midir?"
60301. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَمُسلم وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة ﵁ قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: يَقُول العَبْد مَالِي مَالِي وَإِنَّمَا لَهُ من مَاله ثَلَاثَة مَا أكل فأفنى أَو لبس فأبلى أَو تصدق فأبقى
Abd b. Humeyd, Müslim ve İbn Merdeveyh'in Ebû Hureyre radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kul: 'Malım, malım!' der. Halbuki onun malından kendisinin olan sadece üç şeydir: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği veya sadaka verip [ahirete] bıraktığıdır.
60302. Metin
وَمَا سوى ذَلِك فَهُوَ ذَاهِب وتاركه للنَّاس
Bunun dışındakiler ise yok olup gidecek ve kendisi onu insanlara bırakıp terk edecektir."
60303. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن الْحسن ﵁ قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: يَقُول ابْن آدم مَالِي مَالِي وَمَاله من مَاله إِلَّا مَا أكل فأفنى أَو لبس فأبلى أَو أعْطى فَأمْضى
Abd b. Humeyd'in el-Hasan radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Âdemoğlu: 'Malım, malım!' der. Oysa onun malından yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden veya verip [ahirete] gönderdiğinden başkası onun değildir."
60304. Metin
وَأخرج الْحَكِيم التِّرْمِذِيّ فِي نَوَادِر الْأُصُول وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان وَضَعفه عَن جرير بن عبد الله ﵁ قَالَ: قَالَ لنا رَسُول الله ﷺ إِنِّي قَارِئ عَلَيْكُم سُورَة {أَلْهَاكُم التكاثر} فَمن بَكَى فقد دخل الْجنَّة فقرأها فمنا من بَكَى وَمنا من لم يبك فَقَالَ الَّذين لم يبكوا: قد جهدنا يَا رَسُول الله أَن نبكي فَلم نقدر عَلَيْهِ
Hakîm et-Tirmizî Nevâdirü'l-Usûl'de ve zayıf bularak Beyhakî Şuabü'l-Îmân'da Cerîr b. Abdullah radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: "Ben size {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” suresini okuyacağım. Kim ağlarsa cennete girer." Akabinde onu okudu; içimizden kimi ağladı, kimi de ağlamadı. Ağlamayanlar: "Ey Allah'ın Resûlü, ağlamak için çok çabaladık ama buna güç yetiremedik" dediler.
60305. Metin
فَقَالَ: إِنِّي قَارِئهَا عَلَيْكُم الثَّانِيَة فَمن بَكَى فَلهُ الْجنَّة وَمن لم يقدر أَن يبكي فليتباك
Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ben onu size ikinci kez okuyacağım; kim ağlarsa cennet onundur, ağlamaya güç yetiremeyen de ağlar gibi hüzünlensin."
60306. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن عبد الله بن الشخير ﵁ قَالَ: أتيت رَسُول الله ﷺ وَهُوَ يُصَلِّي وَهُوَ يقْرَأ {أَلْهَاكُم التكاثر} حَتَّى خَتمهَا
Abd b. Humeyd'in Abdullah b. eş-Şıhhîr radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kılarken ve {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” [suresini] sonuna kadar okurken onun yanına geldim.
60307. Metin
وَأخرج البُخَارِيّ وَابْن جرير عَن أبيّ بن كَعْب ﵁ قَالَ: كُنَّا نرى هَذَا من الْقُرْآن لَو أَن لِابْنِ آدم واديين من مَال لتمنى وَاديا ثَالِثا وَلَا يمْلَأ جَوف ابْن آدم إِلَّا التُّرَاب ثمَّ يَتُوب الله على من تَابَ حَتَّى نزلت سُورَة {أَلْهَاكُم التكاثر} إِلَى آخرهَا
Buhârî ve İbn Cerîr'in Übey b. Ka'b radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Biz {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” suresi sonuna kadar ininceye dek, 'Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncü bir vadi isterdi; âdemoğlunun karnını ancak toprak doldurur, sonra Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder' sözünü Kur'an'dan sayardık.
60308. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة ﵁ {أَلْهَاكُم التكاثر} قَالَ: قَالُوا: نَحن أَكثر من بني فلَان وَبَنُو فلَان أَكثر من بني فلَان فألهاهم ذَلِك حَتَّى مَاتُوا ضلالا
Abdürrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde radıyallâhu anh'tan {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” ayeti hakkında naklettiğine göre o şöyle demiştir: Onlar: 'Biz filanoğullarından daha çoğuz, filanoğulları da filanoğullarından daha çoktur' derlerdi. Bu durum, onlar sapkınlık içinde ölünceye kadar kendilerini oyaladı.
60309. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة ﵁ فِي قَوْله: {أَلْهَاكُم التكاثر} قَالَ: نزلت فِي الْيَهُود
İbn Ebî Hâtim'in Katâde radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o, {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” ayeti hakkında: "Yahudiler hakkında nazil oldu" demiştir.
60310. Metin
وَأخرج التِّرْمِذِيّ وحنيش بن أَصْرَم فِي الاسْتقَامَة وَابْن جريروابن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه عَن عَليّ بن أبي طَالب قَالَ: نزلت {أَلْهَاكُم التكاثر} فِي عَذَاب الْقَبْر
Tirmizî, el-İstikâme'de Huneys b. Esrem, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Merdeveyh'in Ali b. Ebî Tâlib'den naklettiğine göre o: "{أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” [ayeti], kabir azabı hakkında indi" demiştir.
60311. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن عمر بن عبد الْعَزِيز أَنه قَرَأَ {الهاكم التكاثر حَتَّى زرتم الْمَقَابِر} ثمَّ قَالَ: مَا أرى الْمَقَابِر إِلَّا زِيَارَة وَمَا للزائر بُد من أَن يرجع إِلَى منزله
İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Ömer b. Abdilazîz'den naklettiğine göre o, {الهاكم التكاثر حَتَّى زرتم الْمَقَابِر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı, ta kabirleri ziyaret edinceye kadar” ayetini okumuş, sonra şöyle demiştir: "Kabirlerin ancak bir ziyaret yeri olduğunu görüyorum; ziyaretçinin ise mutlaka kendi evine (asıl yurduna) dönmesi gerekir."
60312. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس ﵄ فِي قَوْله: {أَلْهَاكُم التكاثر} قَالَ: فِي الْأَمْوَال وَالْأَوْلَاد
İbnü'l-Münzir'in İbn Abbâs radıyallâhu anhümâ'dan naklettiğine göre o, {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” ayeti hakkında: "Mallarda ve evlatlarda [çoklukla övünmek]" demiştir.
60313. Metin
وَأخرج الْحَاكِم وَصَححهُ عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: مَا أخْشَى عَلَيْكُم الْفقر وَلَكِن أخْشَى عَلَيْكُم التكاثر وَمَا أخْشَى عَلَيْكُم الْخَطَأ وَلَكِن أخْشَى عَلَيْكُم التعمد
Hâkim'in rivayet edip sahihlediğine göre Ebû Hureyre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sizin hakkınızda fakirlikten korkmam, fakat sizin için çokluk yarışından (dünyalık peşinde koşmaktan) korkarım. Sizin için yanılgıdan korkmam, fakat sizin için kasten [günah işlemekten] korkarım" buyurdu.
60314. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن زيد بن أسلم عَن أَبِيه قَالَ: قَرَأَ رَسُول الله ﷺ {أَلْهَاكُم التكاثر} يَعْنِي عَن الطَّاعَة {حَتَّى زرتم الْمَقَابِر} قَالَ: يَقُول: حَتَّى يأتيكم الْمَوْت {كلا سَوف تعلمُونَ} يَعْنِي لَو قد دَخَلْتُم قبوركم {ثمَّ كلا سَوف تعلمُونَ} يَقُول: لَو قد خَرجْتُمْ من قبوركم إِلَى محشركم {كلا لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} قَالَ: لَو قد وقفتم على أَعمالكُم بَين يَدي ربكُم {لترون الْجَحِيم} وَذَلِكَ أَن الصِّرَاط يوضع وسط جَهَنَّم فناج مُسلم ومخدوش مُسلم ومكدوش فِي نَار جَهَنَّم {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} يَعْنِي شبع الْبُطُون وبارد الشَّرَاب وظلال المساكن واعتدال الْخلق وَلَذَّة النّوم
İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdeveyh'in Zeyd b. Eslem'den, onun da babasından naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” yani itaatten [alıkoydu], {حَتَّى زرتم الْمَقَابِر} “Ta kabirleri ziyaret edinceye kadar” yani size ölüm gelinceye kadar, {كلا سَوف تعلمُونَ} “Hayır! Yakında bileceksiniz” yani kabirlerinize girdiğiniz vakit, {ثمَّ كلا سَوف تعلمُونَ} “Yine hayır! Yakında bileceksiniz” yani kabirlerinizden mahşerinize çıktığınız vakit, {كلا لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} “Hayır! Kesin bir bilgiyle bilseydiniz” buyurdu ve: 'Rabbinizin huzurunda amellerinizin üzerine vakıf olsaydınız' dedi, {لترون الْجَحِيم} “Mutlaka cehennemi göreceksiniz” -şöyle ki: Sırat cehennemin ortasına kurulur; kimi kurtulup selamete erer, kimi tırmalanıp yaralanarak kurtulur, kimi de cehennem ateşine tepe taklak yuvarlanır-, {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” yani karınların doymasından, soğuk içecekten, meskenlerin gölgelerinden, yaratılışın dengeli oluşundan ve uykunun lezzetinden [sorgulanacaksınız] [diye tefsir etti].
60315. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن عِيَاض بن غنم أَنه سمع رَسُول الله ﷺ تَلا قَوْله: {أَلْهَاكُم التكاثر حَتَّى زرتم الْمَقَابِر كلا سَوف تعلمُونَ} يَقُول: لَو دَخَلْتُم الْقُبُور {ثمَّ كلا سَوف تعلمُونَ} وَقد خَرجْتُمْ من قبوركم {كلا لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} فِي يَوْم محشركم إِلَى ربكُم {لترون الْجَحِيم} أَي فِي الْآخِرَة حق الْيَقِين كرأي الْعين {ثمَّ لترونها عين الْيَقِين} يَوْم الْقِيَامَة {ثمَّ لتسألنّ يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} بَين يَدي ربكُم عَن بَارِد الشَّرَاب وظلال المساكن وشبع الْبُطُون واعتدال الْخلق ولذاذة النّوم حَتَّى خطْبَة أحدكُم الْمَرْأَة مَعَ خطاب سواهُ فَزَوجهَا ومنعها غَيره
İbn Merdeveyh'in İyâz b. Ğanm'dan naklettiğine göre o, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şu ayetleri okuduğunu işitmiştir: {أَلْهَاكُم التكاثر حَتَّى زرتم الْمَقَابِر كلا سَوف تعلمُونَ} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı, ta kabirleri ziyaret edinceye kadar. Hayır! Yakında bileceksiniz” buyuruyor ki: Kabirlerinize girdiğiniz vakit, {ثمَّ كلا سَوف تعلمُونَ} “Yine hayır! Yakında bileceksiniz” ve kabirlerinizden çıktığınız vakit, {كلا لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} “Hayır! Kesin bir bilgiyle bilseydiniz” Rabbinizin huzuruna mahşer gününüzde, {لترون الْجَحِيم} “Mutlaka cehennemi göreceksiniz” yani ahirette gözle görürcesine hakkalyakîn olarak, {ثمَّ لترونها عين الْيَقِين} “Sonra onu mutlaka ayne'l-yakîn göreceksiniz” kıyamet gününde, {ثمَّ لتسألنّ يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” Rabbinizin huzurunda soğuk içecekten, meskenlerin gölgelerinden, karınların doymasından, yaratılışın dengesinden ve uykunun lezzetinden; hatta birinizin başka taliplerle birlikte bir kadına talip olup da başkasına verilmeyip kendisiyle evlendirilmesinden dahi [sorguya çekileceksiniz].
60316. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن الضَّحَّاك {كلا سَوف تعلمُونَ} الْكفَّار {ثمَّ كلا سَوف تعلمُونَ} الْمُؤمنِينَ
İbn Cerîr'in Dahhâk'ten naklettiğine göre o: "{كلا سَوف تعلمُونَ} “Hayır! Yakında bileceksiniz” [ifadesi] kâfirler hakkındadır, {ثمَّ كلا سَوف تعلمُونَ} “Yine hayır! Yakında bileceksiniz” [ifadesi ise] müminler hakkındadır" demiştir.
60317. Metin
وَكَذَلِكَ كَانُوا يقرؤونها
Onlar da bu şekilde okurlardı.
60318. Metin
وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَابْن أبي شيبَة وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة {كلا لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} قَالَ: كُنَّا نُحدث أَن علم الْيَقِين أَن يعلم أَن الله باعثه بعد الْمَوْت
Feryâbî, İbn Ebî Şeybe, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den naklettiğine göre o, {كلا لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} “Hayır! Kesin bir bilgiyle bilseydiniz” ayeti hakkında şöyle demiştir: Bize ilme'l-yakînin, kişinin Allah'ın kendisini ölümden sonra dirilteceğini bilmesi olduğu anlatılırdı.
60319. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} قَالَ: كُنَّا نُحدث أَنه الْمَوْت وَفِي قَوْله: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: إِن الله سَائل كل ذِي نعْمَة فِيمَا أنعم عَلَيْهِ
Abdürrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den naklettiğine göre o, {لَو تعلمُونَ علم الْيَقِين} “Kesin bir bilgiyle bilseydiniz” ayeti hakkında: "Bize onun ölüm olduğu anlatılırdı" demiştir. {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti hakkında da: "Şüphesiz Allah, her nimet sahibine kendisine lütfettiği nimetler hakkında soracaktır" demiştir.
60320. Metin
وَأخرج ابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الْإِيمَان عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: صِحَة الْأَبدَان والأسماع والأبصار يسْأَل الله الْعباد فيمَ استعملوها وَهُوَ أعلم بذلك مِنْهُم وَهُوَ قَوْله: (إِن السّمع وَالْبَصَر والفؤاد كل أُولَئِكَ كَانَ عَنهُ مسؤولاً) (سُورَة الْإِسْرَاء الْآيَة ٣٦)
İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdeveyh ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o, {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti hakkında şöyle demiştir: Bedenlerin, işitme ve görme duyularının sıhhati [hakkında sorgulanacaktır]. Allah kullara bunları nerede kullandıklarını soracaktır; halbuki O bunu onlardan daha iyi bilir. Nitekim: (إِن السّمع وَالْبَصَر والفؤاد كل أُولَئِكَ كَانَ عَنهُ مسؤولاً) (سُورَة الْإِسْرَاء الْآيَة ٣٦) “Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur” (İsrâ Suresi, 36. Ayet) buyurmuştur.
60321. Metin
وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: كل شَيْء من لَذَّة الدُّنْيَا
Feryâbî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir'in Mücâhid'den naklettiğine göre o, {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti hakkında: "Dünya lezzetlerinden olan her şeyden [sorulacaktır]" demiştir.
60322. Metin
وَأخرج عبد الله بن أَحْمد فِي زَوَائِد الزّهْد وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن مَسْعُود عَن النَّبِي ﷺ فِي قَوْله: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: الْأَمْن وَالصِّحَّة
Abdullah b. Ahmed Zevâidü'z-Zühd'de, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdeveyh'in İbn Mes'ûd'dan, onun da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre Resûlullah, {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti hakkında: "[O nimet] güvenlik ve sağlıktır" buyurmuştur.
60323. Metin
وَأخرج هناد وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الْإِيمَان عَن ابْن مَسْعُود فِي الْآيَة قَالَ النَّعيم: الْأَمْن وَالصِّحَّة
Hennâd, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, İbn Merdeveyh ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin İbn Mes'ûd'dan bu ayet hakkında naklettiğine göre o şöyle demiştir: Nimet; güvenlik ve sağlıktır.
60324. Metin
وَأخرج الْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن عَليّ بن أبي طَالب {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: النَّعيم الْعَافِيَة
Beyhakî'nin Şuabü'l-Îmân'da Ali b. Ebî Tâlib'den naklettiğine göre o, {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti hakkında: "Nimet, afiyettir" demiştir.
60325. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن عَليّ بن أبي طَالب أَنه سُئِلَ عَن قَوْله: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: عَن أكل خبز الْبر وَشرب مَاء الْفُرَات مبرداً وَكَانَ لَهُ منزل يسكنهُ فَذَاك من النَّعيم الَّذِي يسْأَل عَنهُ
Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdeveyh'in Ali b. Ebî Tâlib'den naklettiğine göre kendisine {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti sorulduğunda şöyle demiştir: "Buğday ekmeği yemekten, soğutulmuş Fırat suyunu içmekten ve barınacak bir evi bulunmasından [sorulacaktır]; işte bunlar kendisinden sorulacak nimetlerdendir."
60326. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي الدَّرْدَاء قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: نَاس من أمتِي يعقدون السّمن وَالْعَسَل بالنقى فيأكلونه
İbn Merdeveyh'in Ebü'd-Derdâ'dan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden birtakım insanlar halis un ile yağı ve balı karıştırıp yerler."
60327. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن حمْرَان بن أبان عَن رجل من أهل الْكتاب قَالَ: مَا الله معط عبدا فَوق ثَلَاث إِلَّا سائله عَنْهُم يَوْم الْقِيَامَة: قدر مَا يُقيم بِهِ صلبه من الْخبز وَمَا يكنه من الظل وَمَا يواري بِهِ عَوْرَته من النَّاس
Abd b. Humeyd'in Humrân b. Ebân'dan, onun da Ehl-i kitaptan bir adamdan naklettiğine göre o şöyle demiştir: "Allah bir kula üç şeyin üzerinde ne verdiyse kıyamet gününde mutlaka bunlardan onu sorguya çekecektir: Belini doğrultacak miktardaki ekmek, kendisini örten gölge ve insanlardan avret yerini gizleyen elbise."
60328. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن أبي حَاتِم عَن عِكْرِمَة قَالَ: لما نزلت هَذِه الْآيَة {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ الصَّحَابَة: وَفِي أَي نعيم نَحن يَا رَسُول الله وَإِنَّمَا نَأْكُل فِي أَنْصَاف بطوننا خبز الشّعير فَأوحى الله إِلَى نبيه أَن قل لَهُم: أَلَيْسَ تحتذون النِّعَال وتشربون المَاء الْبَارِد فَهَذَا من النَّعيم
Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in İkrime'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “O gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti indiğinde sahabiler: "Ey Allah'ın Resûlü, biz hangi nimetin içindeyiz ki? Biz ancak yarım karınla arpa ekmeği yiyoruz" dediler. Bunun üzerine Allah Peygamberine şöyle vahyetti: "Onlara de ki: Siz ayakkabı giymiyor musunuz ve soğuk su içmiyor musunuz? İşte bu da nimettendir."
60329. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة وهناد وَأحمد وَابْن جرير وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن مَحْمُود بن لبيد قَالَ: لما أنزلت {أَلْهَاكُم التكاثر} فَقَرَأَ حَتَّى بلغ ثمَّ {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالُوا يَا رَسُول الله: عَن أَي نعيم نسْأَل وَإِنَّمَا هما الأسودان المَاء وَالتَّمْر وسيوفنا على رقابنا والعدوّ حَاضر فَعَن أَي نعيم نسْأَل قَالَ: أما إِن ذَلِك سَيكون
İbn Ebî Şeybe, Hennâd, Ahmed, İbn Cerîr, İbn Merdeveyh ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin Mahmûd b. Lebîd'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” [suresi] nazil olup {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” kısmına kadar okuyunca: "Ey Allah'ın Resûlü, biz hangi nimetten sorguya çekileceğiz ki? Bizim [yediğimiz] sadece iki siyah şeyden (su ve hurmadan) ibarettir; kılıçlarımız boyunlarımızdadır ve düşman karşımızdadır. Hangi nimetten sorulacağız?" dediler. O da: "Haberiniz olsun ki o [nimetler de] mutlaka olacaktır" buyurdu.
60330. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَالتِّرْمِذِيّ وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: لما نزلت هَذِه الْآيَة {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ النَّاس: يَا رَسُول الله عَن أَي النَّعيم نسْأَل وَإِنَّمَا هما الأسودان والعدوّ حَاضر وسيوفنا على عواتقنا قَالَ: أما إِن ذَلِك سَيكون
Abd b. Humeyd, Tirmizî ve İbn Merdeveyh'in Ebû Hureyre'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti nazil olduğunda insanlar: "Ey Allah'ın Resûlü, hangi nimetten sorguya çekileceğiz? Bizim [sahip olduğumuz] sadece iki siyah şeydir, düşman karşımızdadır ve kılıçlarımız omuzlarımızdadır" dediler. Resûlullah: "Haberiniz olsun ki o [nimetler de] mutlaka gelecektir" buyurdu.
60331. Metin
وَأخرج أَحْمد وَالتِّرْمِذِيّ وَحسنه وَابْن ماجة وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه عَن الزبير بن الْعَوام قَالَ: لما نزلت {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالُوا يَا رَسُول الله: وَأي نعيم نسْأَل عَنهُ وَإِنَّمَا هما الأسودان التَّمْر وَالْمَاء قَالَ: إِن ذَلِك سَيكون
Ahmed, -hasen olduğunu belirterek- Tirmizî, İbn Mâce, İbnü'l-Münzir ve İbn Merdeveyh'in Zübeyr b. el-Avvâm'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” [ayeti] nazil olduğunda: "Ey Allah'ın Resûlü, biz hangi nimetten hesaba çekileceğiz ki? Bizim [yediğimiz] sadece iki siyah şeydir; hurma ve su" dediler. O da: "Şüphesiz o [nimetler] gelecektir" buyurdu.
60332. Metin
وَأخرج الطَّبَرَانِيّ وَابْن مرْدَوَيْه وَأَبُو نعيم فِي الْحِلْية عَن ابْن الزبير قَالَ: لما نزلت {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ الزبير بن العوّام: يَا رَسُول الله أَي نعيم نسْأَل عَنهُ وَإِنَّمَا هما الأسودان المَاء وَالتَّمْر
Taberânî, İbn Merdeveyh ve el-Hilye'de Ebû Nuaym'ın İbnü'z-Zübeyr'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” [ayeti] nazil olduğunda Zübeyr b. el-Avvâm: "Ey Allah'ın Resûlü, hangi nimetten sorulacağız ki? Bizim [sahip olduğumuz] sadece iki siyah şeydir; su ve hurma" dedi.
60333. Metin
قَالَ: أما ذَلِك سَيكون
[Resûlullah]: "Haberiniz olsun ki o [nimetler] mutlaka gelecektir" buyurdu.
60334. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن صَفْوَان بن سليم قَالَ: لما نزلت {أَلْهَاكُم التكاثر} إِلَى آخرهَا {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ أَصْحَاب النَّبِي ﷺ: عَن أَي نعيم نسْأَل إِنَّمَا هما الأسودان المَاء وَالتَّمْر وسيوفنا على عواتقنا
Abd b. Humeyd'in Safvân b. Süleym'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: {أَلْهَاكُم التكاثر} “Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp aldattı” suresi sonuna kadar, {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” [kısmına kadar] indiğinde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı: "Hangi nimetten sorulacağız? Bizim [sahip olduğumuz] sadece iki siyah şeydir; su ve hurma, kılıçlarımız da omuzlarımızdadır" dediler.
60335. Metin
فَقَالَ النَّبِي ﷺ: إِنَّه سَيكون
Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şüphesiz o [nimetler] gelecektir" buyurdu.
60336. Metin
وَأخرج أَبُو يعلى عَن الْحسن قَالَ:: لما نزلت هَذِه الْآيَة {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالُوا يَا رَسُول الله: أَي نعيم نسْأَل عَنهُ وسيوفنا على عواتقنا وَذكر الحَدِيث
Ebû Ya'lâ'nın el-Hasan'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “O gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti indiğinde: "Ey Allah'ın Resûlü, kılıçlarımız omuzlarımızdayken hangi nimetten sorulacağız?" dediler ve hadisin devamını zikretti.
60337. Metin
وَأخرج أَحْمد فِي زَوَائِد الزّهْد وَعبد بن حميد وَالتِّرْمِذِيّ وَابْن جرير وَابْن حبَان وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الْإِيمَان عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ:
Ahmed Zevâidü'z-Zühd'de, Abd b. Humeyd, Tirmizî, İbn Cerîr, İbn Hibbân, İbn Merdeveyh ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
60338. Metin
إِن أول مَا يسْأَل العَبْد عَنهُ يَوْم الْقِيَامَة من النَّعيم أَن يُقَال لَهُ: ألم نصح لَك جسمك ونروك من المَاء الْبَارِد
"Kıyamet gününde kulun nimetlerden ilk hesaba çekileceği husus, kendisine: 'Biz senin bedenine sıhhat vermedik mi ve seni soğuk suyla kandırmadık mı?' denilmesidir."
60339. Metin
وَأخرج هناد وَعبد بن حميد وَالْبُخَارِيّ وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: نعمتان مغبون فيهمَا كثير من النَّاس الصِّحَّة والفراغ
Hennâd, Abd b. Humeyd, Buhârî ve İbn Merdeveyh'in İbn Abbâs'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İki nimet vardır ki insanların çoğu bunlar hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit."
60340. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن ثَابت الْبنانِيّ عَن النَّبِي ﷺ قَالَ: النَّعيم المسؤول عَنهُ يَوْم الْقِيَامَة كسرة تقوته وَمَاء يرويهِ وثوب يواريه
İbn Cerîr'in Sâbit el-Bünânî'den, onun da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre o şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde hesabı sorulacak nimet; [insanın] karnını doyuran bir lokma ekmek, susuzluğunu gideren su ve [avretini] örten bir elbisedir."
60341. Metin
وَأخرج أَحْمد وَالنَّسَائِيّ وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن جَابر بن عبد الله قَالَ: جَاءَنَا رَسُول الله ﷺ وَأَبُو بكر وَعمر فأطعمناهم رطبا وسقيناهم مَاء فَقَالَ رَسُول الله ﷺ: هَذَا النَّعيم الَّذِي تسْأَلُون عَنهُ
Ahmed, Nesâî, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, İbn Merdeveyh ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin Câbir b. Abdillâh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer bize geldiler. Onlara taze hurma yedirdik ve su içirdik. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İşte bu, [hesabından] sorulacağınız nimettir" buyurdu.
60342. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن مرْدَوَيْه والبهقي عَن جَابر بن عبد الله قَالَ: كَانَ ليهودي على أبي تمر فَقتل أبي يَوْم أحد وَترك حديقتين وتمر الْيَهُودِيّ يستوعب مَا فِي الحديقتين
Abd b. Humeyd, İbn Merdeveyh ve Beyhakî'nin Câbir b. Abdillâh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bir Yahudinin babam üzerinde hurma [alacağı] vardı. Babam Uhud günü öldürüldü ve geride iki bahçe bıraktı. Yahudinin hurma alacağı ise iki bahçedekilerin tamamını kapsıyordu.
60343. Metin
فَقَالَ النَّبِي ﷺ: هَل لَك أَن تَأْخُذ الْعَام بعضه وتؤخر بَعْضهَا إِلَى قَابل فَأبى الْيَهُودِيّ فَقَالَ النَّبِي ﷺ: إِذا حضر الْجذاذ فآذاني فآذنته فجَاء رَسُول الله ﷺ وَأَبُو بكر وَعمر فَجعلنَا نجذ ويكال لَهُ من أَسْفَل النّخل وَرَسُول الله ﷺ يَدْعُو بِالْبركَةِ حَتَّى وفيناه جَمِيع حَقه من أَصْغَر الحديقتين ثمَّ أتيتهم برطب وَمَاء فَأَكَلُوا وَشَرِبُوا ثمَّ قَالَ: هَذَا من النَّعيم الَّذِي تسْأَلُون عَنهُ
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu yıl bir kısmını alıp bir kısmını gelecek yıla ertelemeye ne dersin?" dedi. Yahudi yanaşmadı. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Devşirme vakti gelince bana haber ver" buyurdu. Ben de ona haber verdim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer geldiler. Biz hurmaları devşirmeye başladık ve hurmanın altından ona ölçülüp veriliyordu; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bereket duası ediyordu. Nihayet iki bahçeden daha küçük olanından onun hakkının tamamını tastamam ödedik. Sonra onlara taze hurma ve su getirdim; yediler ve içtiler. Ardından [Resûlullah]: "Bu, [hesabından] sorulacağınız nimetlerdendir" buyurdu.
60344. Metin
وَأخرج مُسلم وَأَبُو دَاوُد وَالتِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيّ وَابْن ماجة وَابْن جرير وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: خرج رَسُول الله ﷺ ذَات يَوْم فَإِذا هُوَ بِأبي بكر وَعمر فَقَالَ: مَا أخرجكما من بيوتكما هَذِه السَّاعَة قَالَا: الْجُوع يَا رَسُول الله
Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce, İbn Cerîr ve İbn Merdeveyh'in Ebû Hureyre'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [dışarı] çıktı, bir de baktı ki Ebû Bekir ve Ömer ile karşılaştı. "Bu saatte sizi evlerinizden çıkaran nedir?" buyurdu. "Açlık ey Allah'ın Resûlü" dediler.
60345. Metin
قَالَ: وَالَّذِي نَفسِي بِيَدِهِ لأخرجني الَّذِي أخرجكما فَقومُوا فقاما مَعَه فَأتى رجلا من الْأَنْصَار فَإِذا هُوَ لَيْسَ فِي بَيته فَلَمَّا رَأَتْهُ الْمَرْأَة قَالَت: مرْحَبًا وَأهلا فَقَالَ النَّبِي ﷺ: أَيْن فلَان قَالَت: انْطلق يستعذب لنا المَاء إِذْ جَاءَ الْأنْصَارِيّ فَنظر إِلَى النَّبِي ﷺ وصاحبيه فَقَالَ: الْحَمد لله مَا أحد الْيَوْم أكْرم أضيافاً مني فَانْطَلق فجَاء بعذق فِيهِ بسر وتمر فَقَالَ: كلوا من هَذَا وَأخذ المدية فَقَالَ لَهُ رَسُول الله ﷺ: إياك والحلوب فذبح لَهُم فَأَكَلُوا من الشَّاة وَمن ذَلِك العذق وَشَرِبُوا
[Resûlullah]: "Canım elinde olan [Allah]'a yemin olsun ki, sizi çıkaran şey beni de çıkardı. Kalkın!" buyurdu. Hemen onunla birlikte kalktılar. Ensâr'dan bir adamın yanına vardı, o sırada adam evinde değildi. Hanımı [Resûlullah]'ı görünce: "Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz!" dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Filan nerede?" diye sordu. Kadın: "Bize tatlı su getirmeye gitti" dedi. Tam o esnada Ensârî geldi; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e ve iki arkadaşına bakıp: "Allah'a hamdolsun, bugün benden daha şerefli misafirleri olan hiç kimse yoktur!" dedi. Gidip içinde koruk, kuru ve taze hurma bulunan bir hurma dalı getirdi ve: "Bundan yiyin" dedi. [Ardından] bıçağı aldı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Süt veren hayvandan sakın!" buyurdu. Onlar için kesti; koyundan ve o hurma dalından yediler, [sudan da] içtiler.
60346. Metin
فَلَمَّا شَبِعُوا وَرووا قَالَ رَسُول الله ﷺ لأبي بكر وَعمر: وَالَّذِي نَفسِي بِيَدِهِ لتسألن عَن هَذَا النَّعيم يَوْم الْقِيَامَة
Doyup suya kandıklarında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ebû Bekir ve Ömer'e: "Nefsim elinde olan [Allah]'a yemin olsun ki kıyamet gününde bu nimetten mutlaka hesaba çekileceksiniz" buyurdu.
60347. Metin
وَأخرج الْبَزَّار وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن ابْن
Bezzâr, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdeveyh ve Delâil'de Beyhakî'nin İbn
60348. Metin
عَبَّاس أَنه سمع عمر بن الْخطاب يَقُول: إِن رَسُول الله ﷺ خرج يَوْمًا عِنْد الظهيرة فَوجدَ أَبَا بكر فِي الْمَسْجِد جَالِسا فَقَالَ: مَا أخرجك هَذِه السَّاعَة قَالَ: أخرجني الَّذِي أخرجك يَا رَسُول الله
Abbâs'tan naklettiğine göre o, Ömer b. el-Hattâb'ın şöyle dediğini işitmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün öğle sıcağında [dışarı] çıktı ve mescitte Ebû Bekir'i otururken buldu. "Bu saatte seni çıkaran nedir?" buyurdu. [Ebû Bekir]: "Ey Allah'ın Resûlü, beni seni çıkaran şey çıkardı" dedi.
60349. Metin
ثمَّ إِن عمر جَاءَ فَقَالَ رَسُول الله ﷺ: يَا ابْن الْخطاب مَا أخرجك هَذِه السَّاعَة قَالَ: أخرجني الَّذِي أخرجكما فَقَالَ رَسُول الله ﷺ: هَل بكما من قُوَّة فتنطلقان إِلَى هَذَا النّخل فتصيبان من طَعَام وشراب فَقُلْنَا: نعم يَا رَسُول الله فَانْطَلَقْنَا حَتَّى أَيَّتنَا منزل مَالك بن التيهَان أبي الْهَيْثَم الْأنْصَارِيّ
Sonra Ömer geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Hattâb oğlu, seni bu saatte çıkaran nedir?" buyurdu. [Ömer]: "Beni ikinizi çıkaran şey çıkardı" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Gidip şu hurmalığa varacak, yiyecek ve içecek bir şeyler bulacak gücünüz var mı?" buyurdu. "Evet, ey Allah'ın Resûlü" dedik. Nihayet Mâlik b. et-Teyyihân Ebü'l-Heysem el-Ensârî'nin evine vardık.
60350. Metin
وَأخرج ابْن حبَان وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: خرج أَبُو بكر فِي الهاجرة إِلَى الْمَسْجِد فَسمع عمر فَخرج فَقَالَ لأبي بكر: مَا أخرجك هَذِه السَّاعَة قَالَ: أخرجني مَا أجد فِي نَفسِي من حاق الْجُوع
İbn Hibbân ve İbn Merdeveyh'in İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Bekir öğle sıcağında mescide çıktı. Ömer [bunu] duyup dışarı çıktı ve Ebû Bekir'e: "Bu saatte seni çıkaran nedir?" dedi. [Ebû Bekir]: "Beni içimde hissettiğim şiddetli açlık çıkardı" dedi.
60351. Metin
قَالَ عمر: وَالَّذِي نَفسِي بِيَدِهِ مَا أخرجني إِلَى الْجُوع فَبَيْنَمَا هما كَذَلِك إِذْ خرج رَسُول الله ﷺ فَقَالَ: مَا أخرجكما هَذِه السَّاعَة فَقَالَا: وَالله مَا أخرجنَا إِلَّا مَا نجد فِي بطوننا من حاق الْجُوع فَقَالَ النَّبِي ﷺ: وَالَّذِي بَعَثَنِي بِالْحَقِّ مَا أخرجني غَيره فَقَامُوا فَانْطَلقُوا إِلَى منزل أبي أَيُّوب الْأنْصَارِيّ فَلَمَّا انْتَهوا إِلَى دَاره قَالَت امْرَأَته: مرْحَبًا بِنَبِي الله وبمن بِعْهُ
Ömer: "Nefsim elinde olan [Allah]'a yemin olsun ki beni de ancak açlık çıkardı" dedi. Onlar bu durumdayken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem çıkageldi ve: "Bu saatte ikinizi çıkaran nedir?" buyurdu. "Allah'a yemin olsun ki karnımızda hissettiğimiz şiddetli açlıktan başkası bizi çıkarmadı" dediler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem de: "Beni hak ile gönderene yemin olsun ki beni de ondan başkası çıkarmadı" buyurdu. Kalkıp Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin evine gittiler. Evine vardıklarında hanımı: "Allah'ın Nebisine ve beraberindekilere merhaba (hoş geldiniz)!" dedi.
60352. Metin
قَالَ النَّبِي ﷺ: أَيْن أَبُو أَيُّوب فَقَالَت امْرَأَته: يَأْتِيك يَا نَبِي الله السَّاعَة
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ebû Eyyûb nerede?" diye sordu. Hanımı: "Ey Allah'ın Nebisi, hemen şimdi gelir" dedi.
60353. Metin
فجَاء أَبُو أَيُّوب فَقطع عذقاً فَقَالَ النَّبِي ﷺ مَا أردْت أَن تقطع لنا هَذَا أَلا اجتنيت الثَّمَرَة قَالَ: أَحْبَبْت يَا رَسُول الله أَن تَأْكُلُوا من بسره وتمره ورطبه
Ebû Eyyûb geldi ve [hemen] bir hurma salkımı kesti. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu bize kesmeni istemezdim, meyvesinden toplasaydın ya?" buyurdu. [Ebû Eyyûb]: "Ey Allah'ın Resûlü, onun koruğundan, olgunundan ve tazesinden yemenizi arzu ettim" dedi.
60354. Metin
ثمَّ ذبح جدياً فشوى نصفه وطبخ نصفه فَلَمَّا وضع بَين يَدي النَّبِي ﷺ أَخذ من الجدي فَجعله فِي رغيف وَقَالَ: يَا أَبَا أَيُّوب أبلغ بِهَذَا فَاطِمَة فَإِنَّهَا لم تصب مثل هَذَا مُنْذُ أَيَّام فَذهب بِهِ أَبُو أَيُّوب إِلَى فَاطِمَة
Sonra bir oğlak kesti; yarısını kızarttı, yarısını da pişirdi. [Yemek] Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in önüne konulunca, oğlaktan bir parça alıp bir yufka ekmeğin içine koydu ve: "Ey Ebû Eyyûb, bunu Fâtıma'ya ulaştır, zira o günlerdir böylesini tatmadı" buyurdu. Ebû Eyyûb da onu Fâtıma'ya götürdü.
60355. Metin
فَلَمَّا أكلُوا وشبعوا قَالَ النَّبِي ﷺ: خبز وَلحم وتمر وَبسر وَرطب ودمعت عَيناهُ وَالَّذِي نَفسِي بِيَدِهِ إِن هَذَا لَهو النَّعيم الَّذِي تسْأَلُون عَنهُ
Yiyip doyduklarında Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ekmek, et, kuru hurma, koruk ve taze hurma..." buyurdu ve gözlerinden yaşlar aktı. [Sonra]: "Nefsim elinde olan [Allah]'a yemin olsun ki, işte bu [hesabından] sorulacağınız nimettir.
60356. Metin
قَالَ الله: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} فَهَذَا النَّعيم الَّذِي تسْأَلُون عَنهُ يَوْم الْقِيَامَة فَكبر ذَلِك على أَصْحَابه
Allah: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” buyurmuştur. İşte bu, kıyamet gününde hesabından sorulacağınız nimettir" buyurdu. Bu durum ashâbına ağır geldi.
60357. Metin
فَقَالَ: بلَى إِذا أصبْتُم هَذَا فضربتم بِأَيْدِيكُمْ فَقولُوا: بِسم الله فَإِذا شيعتم فَقولُوا: الْحَمد لله الَّذِي هُوَ أشبعنا وأنعم علينا وَأفضل فَإِن هَذَا كفاف لَهَا
Bunun üzerine [Resûlullah] şöyle buyurdu: "Hayır, [üzülmeyin!] Böyle bir şeye ulaşıp da ellerinizi uzattığınızda 'Bismillâh' deyin. Doyduğunuzda ise 'Bizi doyuran, bize nimet veren ve [nimetini] artıran Allah'a hamdolsun' deyin. Zira bu [şükür], ona karşılık yeterlidir."
60358. Metin
وَأخرج أَحْمد وَابْن جرير وَابْن عدي وَالْبَغوِيّ فِي مُعْجَمه وَابْن مَنْدَه فِي الْمعرفَة وَابْن عَسَاكِر وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن أبي عسيب مولى النَّبِي ﷺ قَالَ: خرج النَّبِي ﷺ لَيْلًا فَمر بِي فدعاني فَخرجت إِلَيْهِ ثمَّ مر بِأبي بكر
Ahmed, İbn Cerîr, İbn Adiy, Mu'cem'inde Begavî, el-Ma'rife'de İbn Mende, İbn Asâkir, İbn Merdeveyh ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in azatlısı Ebû Useyb'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin çıktı, benim yanımdan geçti ve beni çağırdı, ben de onun yanına çıktım. Sonra Ebû Bekir'in yanından geçti,
60359. Metin
فَدَعَاهُ فَخرج إِلَيْهِ ثمَّ مر بعمر فَدَعَاهُ فَخرج إِلَيْهِ فَانْطَلق حَتَّى دخل حَائِطا لبَعض الْأَنْصَار فَقَالَ لصَاحب الْحَائِط: أطعمنَا فجَاء بعذق فَوَضعه فَأكل النَّبِي ﷺ وَأَصْحَابه ثمَّ دَعَا بِمَاء بَارِد فَشرب وَقَالَ: لتسألن عَن هَذَا النَّعيم يَوْم الْقِيَامَة فَأخذ عمر العذق فَضرب بِهِ الأَرْض حَتَّى تناثر الْبُسْر ثمَّ قَالَ يَا رَسُول الله: إِنَّا لمسؤولون عَن هَذَا يَوْم الْقِيَامَة قَالَ: نعم إِلَّا من ثَلَاث كسرة يسد بهَا الرجل جوعته أَو ثوب يستر بِهِ عَوْرَته أَو حجر يدْخل فِيهِ من الْحر وَالْبرد
onu da çağırdı, o da yanına çıktı. Sonra Ömer'in yanından geçti, onu da çağırdı, o da yanına çıktı. Gidip Ensâr'dan birinin bahçesine girdi ve bahçe sahibine: "Bize yemek ver" buyurdu. Adam bir hurma salkımı getirip koydu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabı yediler. Sonra soğuk su istedi ve içti; ardından: "Kıyamet gününde bu nimetten mutlaka sorulacaksınız" buyurdu. Bunun üzerine Ömer salkımı alıp yere vurdu, öyle ki koruklar saçıldı. Sonra: "Ey Allah'ın Resûlü, kıyamet günü biz gerçekten bundan hesaba çekilecek miyiz?" dedi. [Resûlullah]: "Evet, üç şey müstesna: Kişinin açlığını giderdiği bir lokma ekmek, avretini örttüğü bir elbise veya sıcaktan ve soğuktan [korunmak için] içine girdiği bir ev/oda" buyurdu.
60360. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي سعيد قَالَ: كَانَ النَّبِي ﷺ على جدول فَأتي برطب وَمَاء بَارِد فَأكل من الرطب وَشرب من المَاء ثمَّ قَالَ: هَذَا من النَّعيم الَّذِي تسْأَلُون عَنهُ
İbn Merdeveyh'in Ebû Saîd'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir su arkının başındaydı. Kendisine taze hurma ve soğuk su getirildi. Hurmadan yedi, sudan içti; sonra: "Bu, [hesabından] sorulacağınız nimetlerdendir" buyurdu.
60361. Metin
وَأخرج أَبُو يعلى وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي بكر الصّديق قَالَ: انْطَلَقت مَعَ النَّبِي ﷺ ومعنا عمر إِلَى رجل يُقَال لَهُ الوَاقِفِي فذبح لنا شَاة فَقَالَ النَّبِي ﷺ: إياك وَذَات الدّرّ فأكلنا ثريداً وَلَحْمًا وشربنا مَاء فَقَالَ النَّبِي ﷺ: هَذَا من النَّعيم الَّذِي تسْأَلُون عَنهُ
Ebû Ya'lâ ve İbn Merdeveyh'in Ebû Bekir es-Sıddîk'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte gittim, yanımızda Ömer de vardı. Vâkıfî denilen bir adama vardık, o da bize bir koyun kesti. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Süt veren hayvandan sakın!" buyurdu. Tirit ve et yedik, su içtik. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu, [hesabından] sorulacağınız nimetlerdendir" buyurdu.
60362. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عمر أَن النَّبِي ﷺ خرج فِي سَاعَة لم يكن يخرج فِيهَا ثمَّ خرج أَبُو بكر فَقَالَ لَهُ رَسُول الله ﷺ: مَا أخرجك يَا أَبَا بكر قَالَ: أخرجني من الْجُوع
İbn Merdeveyh'in İbn Ömer'den naklettiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem normalde çıkmadığı bir saatte dışarı çıktı. Sonra Ebû Bekir çıktı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Ey Ebû Bekir, seni [bu saatte] çıkaran nedir?" buyurdu. [Ebû Bekir]: "Açlık beni çıkardı" dedi.
60363. Metin
قَالَ: وأخرجني الَّذِي أخرجك
[Resûlullah]: "Seni çıkaran şey beni de çıkardı" buyurdu.
60364. Metin
ثمَّ خرج عمر فَقَالَ لَهُ رَسُول الله ﷺ: مَا أخرجك يَا عمر قَالَ: أخرجني وَالَّذِي بَعثك بِالْحَقِّ الْجُوع
Sonra Ömer çıktı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Ey Ömer, seni [bu saatte] çıkaran nedir?" buyurdu. [Ömer]: "Seni hak ile gönderene yemin olsun ki beni açlık çıkardı" dedi.
60365. Metin
ثمَّ جَاءَ أنَاس من أَصْحَابه فَقَالَ: انْطَلقُوا بِنَا إِلَى منزل أبي الْهَيْثَم فَقَالَت لَهُم امْرَأَته: إِنَّه ذهب يستعذب لنا فدوروا إِلَى الْحَائِط ففتحت لَهُم بَاب الْبُسْتَان فَدَخَلُوا فجلسوا فجَاء أَبُو الْهَيْثَم فَقَالَت لَهُ امْرَأَته: أَتَدْرِي من عنْدك قَالَ: لَا قَالَت لَهُ: عنْدك رَسُول الله ﷺ وَأَصْحَابه فَدخل عَلَيْهِم فعلق قربته على نَخْلَة ثمَّ أَخذ مخرفان فَأتى عذقاً لَهُ فاخترف لَهُم رطبا فَأَتَاهُم بِهِ فَصَبَّهُ بَين أَيْديهم فَأَكَلُوا مِنْهُ وَبرد لَهُم ذَلِك المَاء فَشَرِبُوا مِنْهُ فَقَالَ لَهُم رَسُول الله ﷺ: هَذَا من النَّعيم الَّذِي تسْأَلُون عَنهُ
Sonra ashabından birtakım insanlar geldi. [Resûlullah]: "Bizimle birlikte Ebü'l-Heysem'in evine gidin" buyurdu. Hanımı onlara: "O bize tatlı su getirmeye gitti, bahçeye doğru dolaşın" dedi ve onlara bahçenin kapısını açtı. Girdiler ve oturdular. Ebü'l-Heysem geldi. Hanımı ona: "Yanında kimlerin olduğunu biliyor musun?" dedi. [Ebû'l-Heysem]: "Hayır" deyince kadın: "Yanında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabı var" dedi. Yanlarına girdi, su kırbasını bir hurma ağacına astı. Sonra bir hurma sepeti alıp hurma dalına gitti, onlar için taze hurma devşirdi ve getirip önlerine boşalttı. Ondan yediler. O suyu da onlar için soğuttu, ondan içtiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Bu, [hesabından] sorulacağınız nimetlerdendir" buyurdu.
60366. Metin
وَأخرج الْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن أبي الْهَيْثَم بن التيهَان أَن أَبَا بكر الصّديق خرج فَإِذا هُوَ بعمر جَالِسا فِي الْمَسْجِد فَعمد نَحوه فَوقف فَسلم فَرد عمر فَقَالَ لَهُ أَبُو بكر: مَا أخرجك هَذِه السَّاعَة فَقَالَ لَهُ عمر: بل أَنْت مَا أخرجك هَذِه السَّاعَة قَالَ
Beyhakî'nin ed-Delâil'de Ebü'l-Heysem b. et-Teyyihân'dan naklettiğine göre Ebû Bekir es-Sıddîk [dışarı] çıkmıştı, bir de baktı ki Ömer mescitte oturuyor. Ona doğru yöneldi, durup selam verdi. Ömer selamı aldı. Ebû Bekir ona: "Bu saatte seni çıkaran nedir?" dedi. Ömer de ona: "Asıl seni bu saatte çıkaran nedir?" dedi.
60367. Metin
أَبُو بكر: إِنِّي سَأَلتك قبل أَن تَسْأَلنِي
Ebû Bekir: "Ben sana sen bana sormadan önce sordum" dedi.
60368. Metin
فَقَالَ عمر: أخرجني الْجُوع
Ömer: "Beni açlık çıkardı" dedi.
60369. Metin
فَقَالَ أَبُو بكر: وَأَنا أخرجني الَّذِي أخرجك
Ebû Bekir: "Beni de seni çıkaran şey çıkardı" dedi.
60370. Metin
فلبثا يتحدثان وطلع النَّبِي ﷺ فَعمد نَحْوهمَا حَتَّى وقف عَلَيْهِمَا فَسلم فَردا السَّلَام فَقَالَ: مَا أخرجكما هَذِه السَّاعَة فَنظر كل وَاحِد مِنْهُمَا إِلَى صَاحبه لَيْسَ مِنْهُمَا وَاحِد إِلَّا وَهُوَ يُرِيد أَن يُخبرهُ صَاحبه فَقَالَ أَبُو بكر: يَا رَسُول الله خرج قبلي وَخرجت بعده فَسَأَلته مَا أخرجك هَذِه السَّاعَة فَقَالَ: بل أَنْت مَا أخرجك هَذِه السَّاعَة فَقلت: إِنِّي
Bir müddet konuşarak durdular. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem göründü, ikisine doğru yönelip başlarında durdu ve selam verdi. Selamı aldılar. [Resûlullah]: "İkinizi bu saatte çıkaran nedir?" buyurdu. İkisinden her biri arkadaşına baktı; her biri diğerinin haber vermesini istiyordu. Ebû Bekir: "Ey Allah'ın Resûlü, o benden önce çıktı, ben de ondan sonra çıktım. Ona 'Bu saatte seni çıkaran nedir?' diye sordum. O da 'Asıl seni bu saatte çıkaran nedir?' dedi. Ben de 'Ben
60371. Metin
سَأَلتك قبل أَن تَسْأَلنِي فَقَالَ: بل أخرجني الْجُوع
sana sen bana sormadan önce sordum' dedim. Bunun üzerine o: 'Beni açlık çıkardı' dedi.
60372. Metin
فَقلت لَهُ: أخرجني الَّذِي أخرجك
Ben de ona: 'Beni seni çıkaran şey çıkardı' dedim" dedi.
60373. Metin
فَقَالَ لَهُ النَّبِي ﷺ: وَأَنا فَأَخْرجنِي الَّذِي أخرجكما
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Beni de ikinizi çıkaran şey çıkardı" buyurdu.
60374. Metin
فَقَالَ لَهما النَّبِي ﷺ: تعلمان من أحد نضيفه قَالَا: نعم أَبُو الْهَيْثَم بن التيهَان لَهُ أعذق وجدي إِن جئناه نجد عِنْده فضل تمر
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ikisine: "Misafir olabileceğimiz birini biliyor musunuz?" buyurdu. "Evet, Ebü'l-Heysem b. et-Teyyihân; onun hurma salkımları ve oğlağı vardır. Yanına gidersek onda hurma fazlası buluruz" dediler.
60375. Metin
فَخرج النَّبِي ﷺ وصاحباه حَتَّى دخلُوا الْحَائِط فَسلم النَّبِي ﷺ فَسمِعت أم الْهَيْثَم تَسْلِيمه ففدت بِالْأَبِ وَالأُم وأخرجت حلساً لَهَا من شعر فجلسوا عَلَيْهِ فَقَالَ النَّبِي ﷺ: فَأَيْنَ أَبُو الْهَيْثَم فَقَالَت: ذَاك ذهب ليستعذب لنا من المَاء
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve iki arkadaşı çıkıp bahçeye girdiler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem selam verdi. Ümmü'l-Heysem onun selamını işitince: "Anam babam feda olsun!" dedi ve onlar için kıldan yapılmış bir yaygı çıkardı, üzerine oturdular. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ebü'l-Heysem nerede?" buyurdu. Kadın: "Bize tatlı su getirmeye gitti" dedi.
60376. Metin
وطلع أَبُو الْهَيْثَم بالقربة على رقبته فَلَمَّا أَن رأى وضح النَّبِي ﷺ بَين ظهراني النّخل أسندها إِلَى جذع وَأَقْبل يفْدي بِالْأَبِ وَالأُم فَلَمَّا رَآهُمْ عرف الَّذِي بهم فَقَالَ لأم الْهَيْثَم: هَل أطعمت رَسُول الله ﷺ وصاحبيه شَيْئا فَقَالَت: إِنَّمَا جلس النَّبِي ﷺ السَّاعَة
Ebü'l-Heysem boynunda su kırbasıyla çıkageldi. Hurma ağaçlarının arasında Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in nur yüzünü görünce kırbayı bir hurma kütüğüne dayadı ve "Anam babam feda olsun!" diyerek yöneldi. Onları görünce hallerini anladı ve Ümmü'l-Heysem'e: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ve iki arkadaşına bir şey yedirdin mi?" dedi. Kadın: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem henüz şimdi oturdu" dedi.
60377. Metin
قَالَ: فَمَا عنْدك قَالَت: عِنْدِي حبات من شعير
[Ebü'l-Heysem]: "Peki yanında ne var?" dedi. Kadın: "Yanımda birkaç arpa tanesi var" dedi.
60378. Metin
قَالَ: كركريها واعجني واخبزي إِذْ لم يَكُونُوا يعْرفُونَ الخمير
[Ebü'l-Heysem]: "Onları öğüt, yoğur ve ekmek yap" dedi; o vakitler mayalı ekmeği bilmezlerdi.
60379. Metin
قَالَ: وَأخذ الشَّفْرَة فَرَآهُ النَّبِي ﷺ موليا فَقَالَ: إياك وَذَات الدّرّ
[Râvi] dedi ki: Bıçağı aldı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem onu arkasını dönüp giderken görünce: "Süt veren hayvandan sakın!" buyurdu.
60380. Metin
فَقَالَ: يَا رَسُول الله إِنَّمَا أُرِيد عنيقاً فِي الْغنم فذبح وَنصب فَلم يلبث إِذا جَاءَ بذلك إِلَى النَّبِي ﷺ فَأكل النَّبِي ﷺ وصاحباه فشبعوا لَا عهد لَهُم بِمِثْلِهَا
[Ebü'l-Heysem]: "Ey Allah'ın Resûlü, ben sadece koyunlar arasındaki bir dişi oğlağı istiyorum" dedi. Kesti ve tencereye koyup pişirdi. Çok geçmeden onu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve iki arkadaşı yediler ve benzerini görmedikleri bir şekilde doydular.
60381. Metin
فَمَا مكث النَّبِي ﷺ إِلَّا يَسِيرا حَتَّى أُتِي بأسير من الْيمن فَجَاءَتْهُ فَاطِمَة ابْنة النَّبِي ﷺ تَشْكُو إِلَيْهِ الْعَمَل وتريه يَديهَا وتسأله إِيَّاه
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem çok az bir süre kalmıştı ki, kendisine Yemen'den bir esir getirildi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Fâtıma ona gelip işlerin çokluğundan şikâyet etti, ellerini gösterdi ve o esiri kendisinden istedi.
60382. Metin
قَالَ: لَا وَلَكِن أعْطِيه أَبَا الْهَيْثَم فقد رَأَيْته وَمَا لَقِي هُوَ وَامْرَأَته يَوْم ضفناهم فَأرْسل إِلَيْهِ وَأَعْطَاهُ إيها فَقَالَ: خُذ هَذَا الْغُلَام يعينك على حائطك واستوص بِهِ خيرا: فَمَكثَ عِنْد أبي الْهَيْثَم مَا شَاءَ الله أَن يمْكث فَقَالَ: لقد كنت مُسْتقِلّا أَنا وصاحبتي بحائطنا اذْهَبْ فَلَا رب لَك إِلَّا الله فَخرج ذَلِك الْغُلَام إِلَى الشَّام ورزق فِيهَا
[Resûlullah]: "Hayır, fakat onu Ebü'l-Heysem'e vereceğim; zira kendilerine misafir olduğumuz gün onun ve hanımının ne kadar zahmet çektiğini gördüm" buyurdu. Ona haber gönderip esiri verdi ve: "Bu köleyi al, bahçende sana yardım etsin ve ona iyi davran" buyurdu. [Köle] Ebü'l-Heysem'in yanında Allah'ın dilediği kadar kaldı. Sonra [Ebü'l-Heysem]: "Ben ve hanımım bahçemizin işini tek başımıza yapabiliyorduk. Git, senin Allah'tan başka rabbin yoktur!" dedi. O köle Şam'a gitti ve orada rızıklandırıldı.
60383. Metin
وَأخرج الطَّبَرَانِيّ عَن ابْن مَسْعُود أَن أَبَا بكر خرج لم يُخرجهُ إِلَّا الْجُوع وَخرج عمر لم يُخرجهُ إِلَّا الْجُوع وَأَن النَّبِي ﷺ خرج عَلَيْهِمَا وأنهما أخبراه أَنه
Taberânî'nin İbn Mes'ûd'dan naklettiğine göre Ebû Bekir dışarı çıktı, onu açlıktan başka bir şey çıkarmamıştı; Ömer dışarı çıktı, onu açlıktan başka bir şey çıkarmamıştı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem de onların yanına çıktı. İkisi ona,
60384. Metin
لم يخرجهما إِلَى الْجُوع فَقَالَ: انْطَلقُوا بِنَا إِلَى منزل رجل من الْأَنْصَار يُقَال لَهُ أَبُو الْهَيْثَم بن التيهَان فَإِذا هُوَ لَيْسَ فِي الْمنزل ذهب يَسْتَقِي فرحبت الْمَرْأَة برَسُول الله ﷺ وبصاحبيه وَبسطت لَهُم شَيْئا فجلسو عَلَيْهِ فَسَأَلَهَا النَّبِي ﷺ أَيْن انْطلق أَبُو الْهَيْثَم قَالَت: ذهب يستعذب لنا فَلم يلبث أَن جَاءَ بقربة فِيهَا مَاء فعلقها وَأَرَادَ أَن يذبح لَهُم شَاة فَكَانَ النَّبِي ﷺ كره ذَلِك فذبح لَهُم عنَاقًا ثمَّ انْطلق فجَاء بكبائس من النّخل فَأَكَلُوا من ذَلِك اللَّحْم والبسر وَالرّطب أَو شربوا من المَاء فَقَالَ أَحدهمَا: إِمَّا أَبُو بكر وَإِمَّا عمر: هَذَا من النَّعيم الَّذِي نسْأَل عَنهُ يَوْم الْقِيَامَة فَقَالَ النَّبِي ﷺ: الْمُؤمن لَا يثرب عَلَيْهِ شَيْء أَصَابَهُ فِي الدُّنْيَا إِنَّمَا يثرب على الْكَافِر
kendilerini ancak açlığın çıkardığını haber verdiler. Bunun üzerine [Resûlullah]: "Bizimle birlikte Ensâr'dan Ebü'l-Heysem b. et-Teyyihân denilen bir adamın evine gidin" buyurdu. Bir de baktılar ki o evde yok, su getirmeye gitmiş. Hanımı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i ve iki arkadaşını sevinçle karşıladı, onlar için bir şey serdi ve üzerine oturdular. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem kadına: "Ebü'l-Heysem nereye gitti?" diye sordu. Kadın: "Bize tatlı su getirmeye gitti" dedi. Çok geçmeden içinde su bulunan bir kırbayla geldi, onu astı. Onlar için bir koyun kesmek istedi; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ise bunu hoş görmedi. Bunun üzerine onlar için bir dişi oğlak kesti. Sonra gidip hurma salkımları getirdi. O etten, koruktan ve taze hurmadan yediler, sudan da içtiler. İkisinden biri —ya Ebû Bekir ya da Ömer—: "Bu, kıyamet gününde hesabından sorulacağımız nimettendir" dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Mümine dünyada elde ettiği hiçbir şeyden dolayı kınama yoktur; kınama ancak kâfiredir" buyurdu.
60385. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن الْكَلْبِيّ أَنه سُئِلَ عَن تَفْسِير هَذِه الْآيَة {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: إِنَّمَا هِيَ للْكفَّار {أَذهَبْتُم طَيِّبَاتكُمْ فِي حَيَاتكُم الدُّنْيَا} ) (سُورَة الْأَحْقَاف الْآيَة ٢٠) إِنَّمَا هِيَ للْكفَّار قَالَ: وَخرج رَسُول الله ﷺ وَأَبُو بكر وَعمر كلهم يَقُولُونَ أخرجني الْجُوع فنطلق بهما النَّبِي ﷺ إِلَى رجل من الْأَنْصَار يُقَال لَهُ أَبُو الْهَيْثَم فَلم يره فِي منزله ورحبت الْمَرْأَة برَسُول الله ﷺ وبصاحبيه وأخرجت بساطاً فجلسوا عَلَيْهِ فَقَالَ النَّبِي ﷺ: أَيْن أَنطلق أَبُو الْهَيْثَم فَقَالَت: انْطلق يستعذب لنا فَلم يَلْبَثُوا أَن جَاءَ بقربة مَاء فعلقها وَكَأَنَّهُ أَرَادَ أَن يذبح لَهُم شَاة فكره النَّبِي ﷺ ذَلِك فذبح عنَاقًا ثمَّ انْطلق فجَاء بكبائس من نخل فَأَكَلُوا من اللَّحْم وَمن الْبُسْر وَالرّطب وَشَرِبُوا من المَاء فَقَالَ أَحدهمَا: إِمَّا أَبُو بكر وَإِمَّا عمر: هَذَا من النَّعيم الَّذِي نسْأَل عَنهُ فَقَالَ النَّبِي ﷺ: إِنَّمَا يسْأَل الْكفَّار وَإِن الْمُؤمن لَا يثرب عَلَيْهِ شَيْء أَصَابَهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّمَا يثرب على الْكَافِر قيل لَهُ من حَدثَك قَالَ: الشّعبِيّ عَن الْحَارِث عَن ابْن مَسْعُود
İbn Merdeveyh'in Kelbî'den naklettiğine göre kendisine bu {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayetinin tefsiri sorulduğunda şöyle demiştir: "Bu ancak kâfirler içindir. {أَذهَبْتُم طَيِّبَاتكُمْ فِي حَيَاتكُم الدُّنْيَا} “Dünyadaki hayatınızda güzel şeylerinizi giderdiniz/tükettiniz” (Ahkâf Suresi, 20. ayet) [ayeti] de ancak kâfirler içindir." [Kelbî] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer çıktılar; hepsi de 'Beni açlık çıkardı' diyordu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ikisini Ensâr'dan Ebü'l-Heysem denilen bir adamın yanına götürdü, fakat onu evinde göremedi. Hanımı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i ve iki arkadaşını sevinçle karşıladı, bir yaygı çıkardı ve üzerine oturdular. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ebü'l-Heysem nereye gitti?" buyurdu. Kadın: "Bize tatlı su getirmeye gitti" dedi. Çok geçmeden bir su kırbasıyla geldi ve onu astı. Sanki onlar için bir koyun kesmek istemişti de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bunu hoş görmedi; o da bir dişi oğlak kesti. Sonra gidip hurma salkımları getirdi. Etten, koruktan ve taze hurmadan yediler, sudan içtiler. İkisinden biri —ya Ebû Bekir ya da Ömer—: "Bu, [hesabından] sorulacağımız nimettendir" dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ancak kâfirler hesaba çekilir. Şüphesiz mümine dünyada elde ettiği hiçbir şeyden dolayı kınama yoktur; kınama ancak kâfiredir" buyurdu. [Kelbî'ye]: "Bunu sana kim rivayet etti?" denildi. O da: "Şa'bî, Hâris'ten, o da İbn Mes'ûd'dan" dedi.
60386. Metin
وَأخرج أَحْمد فِي الزّهْد عَن عَامر قَالَ: أكل النَّبِي ﷺ وَأَبُو بكر وَعمر لَحْمًا وخبزاً وشعيراً ورطباً وَمَاء بَارِدًا فَقَالَ: هَذَا وربكما من النَّعيم
Ahmed'in ez-Zühd'de Âmir'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer et, arpa ekmeği, taze hurma yediler ve soğuk su içtiler. Bunun üzerine [Resûlullah]: "İkinizin Rabbine yemin olsun ki bu, nimetlerdendir" buyurdu.
60387. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: لما نزلت هَذِه الْآيَة {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالُوا يارسول الله: أَي نعيم نسْأَل عَنهُ سُيُوفنَا على عواتقنا وَالْأَرْض كلهَا لنا حَرْب يصبح أَحَدنَا بِغَيْر غداء ويمسي عشَاء قَالَ: عني بذلك قوم يكونُونَ
İbn Merdeveyh'in Ebû Hureyre'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bu {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” ayeti indiğinde: "Ey Allah'ın Resûlü, kılıçlarımız omuzlarımızdayken, bütün yeryüzü bize karşı savaş halindeyken, birimiz öğle yemeği olmadan sabahlayıp akşam yemeği olmadan akşamlıyorken hangi nimetten sorulacağız?" dediler. [Resûlullah] şöyle buyurdu: "Bununla,
60388. Metin
من بعدكم أَنْتُم خير مِنْهُم يغذي عَلَيْهِم بِجَفْنَة وَيرَاح عَلَيْهِم بِجَفْنَة وَيَغْدُو فِي حلَّة وَيروح فِي حلَّة ويسترون بُيُوتهم كَمَا تستر الْكَعْبَة ويفشى فيهم السّمن
sizden sonra gelecek bir topluluk kastedildi; siz onlardan daha hayırlısınız. Onlara sabah bir büyük çanakla [yemek] getirilir, akşam da bir büyük çanakla getirilir. Sabah bir takım elbise içinde, akşam başka bir takım elbise içinde olurlar. Kâbe'nin örtüldüğü gibi evlerini örterler ve aralarında şişmanlık yayılır."
60389. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أنس بن مَالك قَالَ: لما نزلت {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَامَ رجل مُحْتَاج فَقَالَ يَا رَسُول الله: هَل عليّ من النِّعْمَة شَيْء قَالَ: نعم الظل والنعلان وَالْمَاء الْبَارِد
İbn Merdeveyh'in Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre o şöyle demiştir: {ثمَّ لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” [ayeti] indiğinde muhtaç bir adam ayağa kalkıp: "Ey Allah'ın Resûlü, benim üzerimde nimetten bir şey var mı ki?" dedi. [Resûlullah]: "Evet, gölge, iki ayakkabı ve soğuk su" buyurdu.
60390. Metin
وَأخرج الْخَطِيب وَابْن عَسَاكِر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} قَالَ: سَمِعت رَسُول الله ﷺ قَالَ: الْخصاف وَالْمَاء والبارد وفلق الْكسر قَالَ الْعَبَّاس: الْخصاف خصف النَّعْلَيْنِ
Hatîb ve İbn Asâkir'in İbn Abbâs'tan naklettiğine göre {لتسألن يَوْمئِذٍ عَن النَّعيم} “O gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz” sözü hakkında o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "[Bunlar;] ayakkabı onarımı/bağı, soğuk su ve ekmek parçalarıdır." el-Abbâs: "Hısâf (الخصاف), ayakkabıları yamamak/onarmaktır" demiştir.