Meryem Suresi

Süyûtî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

37527. Metin

﷽

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

37528. Metin

١٩ -

19 -

37529. Metin

سُورَة مَرْيَم

Meryem Suresi

37530. Metin

مَكِّيَّة وآياتها ثَمَان وَتسْعُونَ

Mekkîdir ve doksan sekiz ayettir.

37531. Metin

مُقَدّمَة سُورَة مَرْيَم أخرج النّحاس وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن الزبير قَالَ: نزلت سُورَة مَرْيَم بِمَكَّة

Meryem Suresi'nin Mukaddimesi. Nehhas ve İbn Merdeveyh'in İbnü'z-Zübeyr'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Meryem Suresi Mekke'de inmiştir.

37532. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن عَائِشَة قَالَت: نزلت سُورَة مَرْيَم بِمَكَّة

İbn Merdeveyh'in Âişe'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Meryem Suresi Mekke'de inmiştir.

37533. Metin

وَأخرج الطَّبَرَانِيّ وَأَبُو نعيم والديلمي من طَرِيق أبي بكر بن عبد الله بن أبي مَرْيَم الغساني عَن أَبِيه عَن جده قَالَ: أتيت رَسُول الله ﷺ فَقلت: ولدت لي اللَّيْلَة جَارِيَة

Taberânî, Ebû Nuaym ve Deylemî'nin Ebû Bekr b. Abdillâh b. Ebî Meryem el-Gassânî tarikiyle babasından, onun da dedesinden rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Bu gece bir kız çocuğum doğdu" dedim.

37534. Metin

فَقَالَ: وَاللَّيْلَة أنزلت عَليّ سُورَة مَرْيَم سمها مَرْيَم

[Resûlullah] şöyle buyurdu: "Bu gece bana da Meryem Suresi indirildi; ona Meryem adını ver."

37535. Metin

وَأخرج أَحْمد وَابْن أبي حَاتِم وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن أم سَلمَة: أَن النَّجَاشِيّ قَالَ لجَعْفَر بن أبي طَالب: هَل مَعَك مِمَّا جَاءَ بِهِ - يَعْنِي رَسُول الله - من الله من شَيْء قَالَ: نعم

Ahmed, İbn Ebî Hâtim ve ed-Delâil'de Beyhakî'nin Ümmü Seleme'den rivayet ettiğine göre Necaşî, Ca'fer b. Ebî Tâlib'e: "Onun -yani Resûlullah'ın- Allah'tan getirdiği şeylerden yanında bir şey var mı?" dedi. O da: "Evet" dedi.

37536. Metin

فَقَرَأَ عَلَيْهِ صَدرا من {كهيعص} فَبكى النَّجَاشِيّ حَتَّى أخضل لحيته وبكت أساقفته حَتَّى أخضلوا مصاحفهم حِين سمعُوا مَا تلِي عَلَيْهِم ثمَّ قَالَ النَّجَاشِيّ: إِن هَذَا وَالَّذِي جَاءَ بِهِ مُوسَى ليخرج من مشكاة وَاحِدَة

Bunun üzerine ona {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” [suresinin] başından okudu. Necaşî sakalını ıslatıncaya kadar ağladı; piskoposları da kendilerine okunanı işittiklerinde Mushaflarını ıslatıncaya kadar ağladılar. Sonra Necaşî şöyle dedi: "Şüphesiz bu ve Mûsâ'nın getirdiği şey aynı kandilden çıkmaktadır."

37537. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن مُورق الْعجلِيّ قَالَ: صليت خلف ابْن عمر الظّهْر فَقَرَأَ بِسُورَة مَرْيَم

İbn Ebî Şeybe'nin Muvorrik el-İclî'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: İbn Ömer'in arkasında öğle namazını kıldım; Meryem Suresi'ni okudu.

37538. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن مُجَاهِد قَالَ: سَمِعت عبد الله بن عمر يقْرَأ فِي الظّهْر بكهيعص

İbn Ebî Şeybe'nin Mücâhid'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Abdullah b. Ömer'i öğle [namazında] Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd [suresini] okurken işittim.

37539. Metin

وَأخرج ابْن سعد عَن هَاشم بن عَاصِم الْأَسْلَمِيّ عَن أَبِيه قَالَ: لما هَاجر رَسُول الله ﷺ من مكه إِلَى الْمَدِينَة فَانْتهى إِلَى الغميم أَتَاهُ بُرَيْدَة بن الخصيب فَأسلم

İbn Sa'd'ın Hâşim b. Âsım el-Eslemî'den, onun da babasından rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'den Medine'ye hicret edip Gamîm'e vardığında Büreyde b. el-Husayb yanına geldi ve Müslüman oldu.

37540. Metin

قَالَ هَاشم: فَحَدثني الْمُنْذر بن جَهْضَم قَالَ: كَانَ رَسُول الله ﷺ قد علم بُرَيْدَة ليلتئذ صَدرا من سُورَة مَرْيَم

Hâşim dedi ki: Bana Münzir b. Cahdam anlattı ve dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o gece Büreyde'ye Meryem Suresi'nin baş tarafını öğretmişti."

37541. Metin

وَأخرج ابْن سعد عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: قدمت الْمَدِينَة وَرَسُول الله ﷺ بِخَيْبَر فَوجدت رجلا من غفار يؤم النَّاس فِي صَلَاة الْفجْر فَسَمعته يقْرَأ فِي الرَّكْعَة الأولى سُورَة مَرْيَم وَفِي الثَّانِيَة ويل لِلْمُطَفِّفِينَ

İbn Sa'd'ın Ebû Hüreyre'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber'deyken Medine'ye geldim. Gıfâr [kabilesin]den bir adamın sabah namazında insanlara imamlık yaptığını gördüm; birinci rekatta Meryem Suresi'ni, ikinci rekatta ise Mutaffifîn Suresi'ni okuduğunu işittim.

37542. Metin

الْآيَة ١ - ١١

Âyet 1 - 11

37543. Metin

أخرج الْفرْيَابِيّ وَسَعِيد بن مَنْصُور وَابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَالْبَيْهَقِيّ فِي الْأَسْمَاء وَالصِّفَات عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {كهيعص} قَالَ: كَبِير هاد أَمِين عَزِيز صَادِق

Firyâbî, Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdeveyh, sahih olduğunu belirterek Hâkim ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” hakkında şöyle demiştir: "Kebîr (büyük), Hâdî (hidayet eden), Emîn (güvenilir), Azîz (üstün/güçlü), Sâdık (doğru sözlü)."

37544. Metin

وَفِي لفظ: كَاف بدل كَبِير

Bir lafızda ise: Kebîr yerine Kâfî [geçmektedir].

37545. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وآدَم بن أبي إِيَاس وَعُثْمَان بن سعيد الدَّارمِيّ فِي التَّوْحِيد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَالْبَيْهَقِيّ فِي الْأَسْمَاء وَالصِّفَات عَن ابْن عَبَّاس {كهيعص} قَالَ: كَاف من كريم وهاء من هاد وياء من حَكِيم وَعين من عليم وصاد من صَادِق

Abdurrezzâk, Âdem b. Ebî İyâs, et-Tevhîd'de Osmân b. Saîd ed-Dârimî, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdeveyh, sahih olduğunu belirterek Hâkim ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” hakkında şöyle demiştir: "Kâf, Kerîm'den; Hâ, Hâdî'den; Yâ, Hakîm'den; Ayn, Alîm'den ve Sâd, Sâdık'tandır."

37546. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن مَسْعُود وناس من الصَّحَابَة {كهيعص} هُوَ الهجاء المقطع الْكَاف من الْملك وَالْهَاء من الله وَالْيَاء وَالْعين من الْعَزِيز وَالصَّاد من المصوّر

İbn Ebî Hâtim'in İbn Mes'ûd ve Sahâbeden birtakım kimselerden rivayet ettiğine göre: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd”, ayrık harflerdir (hurûf-ı mukattaa); Kâf, el-Melik'ten; Hâ, Allah'tan; Yâ ve Ayn, el-Azîz'den; Sâd ise el-Musavvir'dendir.

37547. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن الْكَلْبِيّ أَنه سُئِلَ عَن {كهيعص} فَحدث عَن أبي صَالح عَن أم هَانِئ عَن رَسُول الله ﷺ قَالَ: كَاف هاد عَالم صَادِق

İbn Merdeveyh'in rivayet ettiğine göre Kelbî'ye {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” hakkında sorulmuş, o da Ebû Sâlih'ten, o Ümmü Hânî'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kâfî (kifayet eden), Hâdî (yol gösteren), Âlim (her şeyi bilen), Sâdık (doğru sözlü)."

37548. Metin

وَأخرج عُثْمَان بن سعيد الدَّارمِيّ وَابْن ماجة وَابْن جرير عَن فَاطِمَة بنت عَليّ قَالَت: كَانَ ابْن عَبَّاس يَقُول فِي {كهيعص} و (حم) و (يس) وَأَشْبَاه هَذَا هُوَ اسْم الله الْأَعْظَم

Osmân b. Saîd ed-Dârimî, İbn Mâce ve İbn Cerîr'in Fâtıma bint Alî'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: İbn Abbâs {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd”, Hâ-Mîm, Yâ-Sîn ve benzerleri hakkında: "Bu, Allah'ın İsm-i A'zamıdır" derdi.

37549. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {كهيعص} قسم أقسم الله بِهِ وَهُوَ من أَسمَاء الله

İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” ayeti hakkında: "Allah'ın kendisiyle yemin ettiği bir yemindir ve O, Allah'ın isimlerindendir" demiştir.

37550. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن عِكْرِمَة فِي قَوْله: {كهيعص} قَالَ: يَقُول: أَنا الْكَبِير الْهَادِي عليّ أَمِين صَادِق

İbn Ebî Hâtim'in İkrime'den rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” ayeti hakkında şöyle demiştir: "[Allah] şöyle buyurmaktadır: Ben Kebîr'im, Hâdî'yim, Aliyy'im, Emîn'im, Sâdık'ım."

37551. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مُحَمَّد بن كَعْب فِي قَوْله: {كهيعص} قَالَ: الْكَاف من الْملك وَالْهَاء من الله وَالْعين من الْعَزِيز وَالصَّاد من الصَّمد

İbn Ebî Hâtim'in Muhammed b. Ka'b'dan rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Kâf, el-Melik'ten; Hâ, Allah'tan; Ayn, el-Azîz'den; Sâd ise es-Samed'dendir."

37552. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن الرّبيع بن أنس فِي قَوْله: {كهيعص} قَالَ: الْكَاف مِفْتَاح اسْمه كَافِي وَالْهَاء مِفْتَاح اسْمه هادي وَالْعين مِفْتَاح اسْمه عَالم وَالصَّاد مِفْتَاح اسْمه صَادِق

Abd b. Humeyd'in er-Rebî' b. Enes'ten rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Kâf, O'nun Kâfî isminin anahtarıdır; Hâ, Hâdî isminin anahtarıdır; Ayn, Âlim isminin anahtarıdır; Sâd ise Sâdık isminin anahtarıdır."

37553. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن الرّبيع بن أنس فِي قَوْله: {كهيعص} قَالَ: يَا من يجير وَلَا يجار عَلَيْهِ

İbn Ebî Hâtim'in er-Rebî' b. Enes'ten rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” ayeti hakkında: "Ey koruyup himaye eden ve kendisine karşı asla korunulamayan!" [anlamındadır] demiştir.

37554. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {كهيعص} قَالَ: اسْم من أَسمَاء الْقُرْآن

Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in Katâde'den rivayet ettiğine göre, O: {كهيعص} “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” ayeti hakkında: "Kur'an'ın isimlerinden bir isimdir" demiştir.

37555. Metin

وَالله أعلم

Allah en iyisini bilir.

37556. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن يحيى بن يعمر أَنه كَانَ يقْرَأ {ذكر رَحْمَة رَبك عَبده زَكَرِيَّا} بِنَقْل يَقُول: لما دخل عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَاب وجد عِنْدهَا فَاكِهَة الشتَاء فِي الصَّيف وَفَاكِهَة الصَّيف فِي الشتَاء

İbn Ebî Hâtim'in Yahyâ b. Ya'mer'den rivayet ettiğine göre o, {ذكر رَحْمَة رَبك عَبده زَكَرِيَّا} “[Bu,] Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetinin anılmasıdır” ayetini nakl ile (farklı bir kıraat vecihle) okur ve şöyle derdi: "Zekeriyya mihrapta onun yanına girdiğinde, yaz mevsiminde kış meyvesi, kış mevsiminde de yaz meyvesi buldu."

37557. Metin

فَقَالَ: {ذكر رَحْمَة رَبك}

Bunun üzerine: {ذكر رَحْمَة رَبك} “Rabbinin rahmetini anış...” dedi.

37558. Metin

وَأخرج أَحْمد وَأَبُو يعلى وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة عَن النَّبِي ﷺ قَالَ: كَانَ زَكَرِيَّا نجاراً

Ahmed, Ebû Ya'lâ, sahih olduğunu belirterek Hâkim ve İbn Merdeveyh'in Ebû Hüreyre'den rivayet ettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Zekeriyya marangozdu" buyurmuştur.

37559. Metin

وَأخرج إِسْحَق بن بشر وَابْن عَسَاكِر عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: إِن زَكَرِيَّا بن دَان أَبَا يحيى كَانَ من أَبنَاء الْأَنْبِيَاء الَّذين كَانُوا يَكْتُبُونَ الْوَحْي بِبَيْت الْمُقَدّس

İshak b. Bişr ve İbn Asâkir'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Yahyâ'nın babası Zekeriyya b. Dân, Beytü'l-Makdis'te vahyi yazan peygamberlerin soyundandı."

37560. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن جريج فِي قَوْله: {إِذْ نَادَى ربه نِدَاء خفِيا} قَالَ: لَا يُرِيد رِيَاء

İbnü'l-Münzir'in İbn Cüreyc'den rivayet ettiğine göre, O: {إِذْ نَادَى ربه نِدَاء خفِيا} “Hani o, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı” ayeti hakkında: "Gösteriş istemiyordu" demiştir.

37561. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {إِذْ نَادَى ربه نِدَاء خفِيا} أَي بِقَلْبِه سرا

İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den rivayet ettiğine göre, O: {إِذْ نَادَى ربه نِدَاء خفِيا} “Hani o, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı” ayeti hakkında: "Yani kalbiyle, gizlice" demiştir.

37562. Metin

قَالَ قَتَادَة: إِن الله يحب الصَّوْت الْخَفي وَالْقلب النقي

Katâde dedi ki: "Şüphesiz Allah gizli sesi ve tertemiz kalbi sever."

37563. Metin

وَأخرج الْحَاكِم وَصَححهُ عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: كَانَ آخر أَنْبيَاء بني إِسْرَائِيل زَكَرِيَّا بن إِدْرِيس من ذُرِّيَّة يَعْقُوب دَعَا ربه سرا قَالَ: {رب إِنِّي وَهن الْعظم مني} إِلَى قَوْله: {خفت الموَالِي من ورائي} وهم الْعصبَة {يَرِثنِي وَيَرِث} نبوة (آل يَعْقُوب {فنادته الْمَلَائِكَة} وَهُوَ جِبْرِيل {إِنَّا نبشرك بِغُلَام اسْمه يحيى} فَلَمَّا سمع النداء جَاءَهُ الشَّيْطَان فَقَالَ: يَا زَكَرِيَّا إِن الصَّوْت الَّذِي سَمِعت لَيْسَ من الله إِنَّمَا هُوَ من الشَّيْطَان يسخر بك فَشك وَقَالَ: {أَنى يكون لي غُلَام} يَقُول: من أَيْن يكون {وَقد بَلغنِي الْكبر وامرأتي عَاقِر} قَالَ الله: {وَقد خلقتك من قبل وَلم تَكُ شَيْئا}

Hâkim'in rivayet edip sahih olduğunu belirttiğine göre İbn Mes'ûd şöyle demiştir: İsrâiloğulları peygamberlerinin sonuncusu, Ya'kûb'un soyundan gelen Zekeriyya b. İdrîs idi. Rabbine gizlice dua edip: {رب إِنِّي وَهن الْعظم مني} “Rabbim! Şüphesiz benden kemik gevşeyip zayıfladı” sözünden {خفت الموَالِي من ورائي} “arkamdan [gelecek] yakınlarımdan endişe ettim” sözüne kadar söyledi. Bunlar asabe (baba tarafından akrabalar) idi. {يَرِثنِي وَيَرِث} “Bana vâris olsun ve [mirasçı olsun]” [yani] Ya'kûb hanedanının peygamberliğine [vâris olsun]. {فنادته الْمَلَائِكَة} “Bunun üzerine melekler ona seslendi” -ki o Cibrîl'dir-: {إِنَّا نبشرك بِغُلَام اسْمه يحيى} “Şüphesiz biz sana adı Yahyâ olan bir oğlan müjdeliyoruz”. Nidayı işitince şeytan ona geldi ve: "Ey Zekeriyya! İşittiğin o ses Allah'tan değil, seninle alay eden şeytandandır" dedi. Bunun üzerine şüpheye düşüp: {أَنى يكون لي غُلَام} “Benim nasıl bir oğlum olabilir?” dedi; yani nereden olabilir? {وَقد بَلغنِي الْكبر وامرأتي عَاقِر} “Halbuki bana ihtiyarlık ulaşmış, karım da kısırdır”. Allah buyurdu ki: {وَقد خلقتك من قبل وَلم تَكُ شَيْئا} “Hâlbuki daha önce sen hiçbir şey değilken seni yaratmıştım”.

37564. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن جُبَير فِي قَوْله: {وَهن الْعظم مني} يَقُول: ضعف

İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Cübeyr'den rivayet ettiğine göre, O: {وَهن الْعظم مني} “Benden kemik gevşeyip zayıfladı” ayeti hakkında: "Zayıfladı [demektir]" demiştir.

37565. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {وَهن الْعظم مني} قَالَ: نحول الْعظم

Abdurrezzâk ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre, O: {وَهن الْعظم مني} “Benden kemik gevşeyip zayıfladı” ayeti hakkında: "Kemik inceldi/zayıfladı" demiştir.

37566. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {وَلم أكن بدعائك رب شقياً} قَالَ: قد كنت تُعَودني الْإِجَابَة فِيمَا مضى

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den rivayet ettiğine göre, O: {وَلم أكن بدعائك رب شقياً} “Rabbim! Sana ettiğim dua ile hiçbir zaman mahrum kalmadım” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Geçmişte beni [dualarıma] icabet edilmesine alıştırmıştın."

37567. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عُيَيْنَة فِي قَوْله: {وَلم أكن بدعائك رب شقياً} يَقُول: سعدت بدعائك وَإِن لم تعطني

İbn Ebî Hâtim'in İbn Uyeyne'den rivayet ettiğine göre, O: {وَلم أكن بدعائك رب شقياً} “Rabbim! Sana ettiğim dua ile hiçbir zaman mahrum kalmadım” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Bana vermesen bile Sana dua etmekle mutlu oldum."

37568. Metin

وَأخرج أَبُو عبيد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن الْعَاصِ قَالَ: أمْلى عليّ عُثْمَان بن عَفَّان من فِيهِ {وَإِنِّي خفت الموَالِي} بنقلها يَعْنِي بِنصب الْخَاء وَالْفَاء وَكسر التَّاء يَقُول قلت: {الموَالِي}

Ebû Ubeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. el-Âs'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Osmân b. Affân bana bizzat kendi ağzından {وَإِنِّي خفت الموَالِي} “Ve doğrusu ben ardımdan [yerime geçecek] yakınlarımdan endişe ettim / yakınlarım azaldı” [ayetini] nakil ile (farklı bir vecihle), yani hı ve fe harflerinin fethası ve te harfinin kesresiyle (hafefet/hıffet) yazdırdı. [Bununla]: {الموَالِي} “mevâlî (akrabalar)” [sayıca] azaldı, demek istiyordu.

37569. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {وَإِنِّي خفت الموَالِي من ورائي} قَالَ: الْوَرَثَة وهم عصبَة الرجل

İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {وَإِنِّي خفت الموَالِي من ورائي} “Doğrusu ben, arkamdan yerime geçecek yakınlarımdan endişe ettim” ayeti hakkında: "[Mevâlî], vârislerdir; onlar da kişinin asabesidir (baba tarafından erkek akrabalarıdır)" demiştir.

37570. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {وَإِنِّي خفت الموَالِي من ورائي} قَالَ: الْعصبَة من آل يَعْقُوب وَكَانَ من وَرَائه غُلَام وَكَانَ زَكَرِيَّا من ذُرِّيَّة يَعْقُوب وَفِي لفظ: أَيُّوب

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre, O: {وَإِنِّي خفت الموَالِي من ورائي} “Doğrusu ben, arkamdan yerime geçecek yakınlarımdan endişe ettim” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Ya'kûb ailesinden olan asabedir. Onun arkasında bir oğlan çocuğu vardı ve Zekeriyya, Ya'kûb'un neslindendi -bir lafızda ise: Eyyûb'un [neslindendi]-."

37571. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: كَانَ زَكَرِيَّا لَا يُولد لَهُ فَسَأَلَ ربه فَقَالَ: {فَهَب لي من لَدُنْك وليا يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} قَالَ: يَرِثنِي مَالِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب النُّبُوَّة

Firyâbî'nin İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Zekeriyya'nın çocuğu olmuyordu. Rabbinden isteyip: {فَهَب لي من لَدُنْك وليا يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} “Bana katından bir velî (oğul) lütfet ki, bana vâris olsun ve Ya'kûb hanedanına da vâris olsun” dedi." [İbn Abbâs] dedi ki: "Bana malımda vâris olsun, Ya'kûb hanedanına da peygamberlikte vâris olsun [demektir]."

37572. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم عَن الْحسن فِي قَوْله: {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} قَالَ: نبوته وَعلمه

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in Hasan[-ı Basrî]'den rivayet ettiğine göre, O: {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} “Bana vâris olsun ve Ya'kûb hanedanına da vâris olsun” ayeti hakkında: "Peygamberliğine ve ilmine [vâris olsun]" demiştir.

37573. Metin

وَقَالَ رَسُول الله ﷺ: يرحم الله أخي زَكَرِيَّا مَا كَانَ عَلَيْهِ من وَرَثَة وَيرْحَم الله لوطاً إِن كَانَ ليأوي إِلَى ركن شَدِيد

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah kardeşim Zekeriyya'ya rahmet etsin; vârislerinden ona ne [zarar gelirdi ki]! Allah Lût'a da rahmet etsin; o muhakkak ki sağlam bir kaleye sığınıyordu."

37574. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن السّديّ فِي قَوْله: {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} فَيَقُول: يَرث نبوتي ونبوة آل يَعْقُوب

İbn Ebî Hâtim'in es-Süddî'den rivayet ettiğine göre, O: {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} “Bana vâris olsun ve Ya'kûb hanedanına da vâris olsun” ayeti hakkında şöyle demektedir: "Benim peygamberliğime ve Ya'kûb hanedanının peygamberliğine vâris olsun."

37575. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن صَالح فِي قَوْله: {وَيَرِث من آل يَعْقُوب} قَالَ: السّنة وَالْعلم

İbn Ebî Hâtim'in Sâlih'ten rivayet ettiğine göre, O: {وَيَرِث من آل يَعْقُوب} “ve Ya'kûb hanedanına da vâris olsun” ayeti hakkında: "Sünnete ve ilme [vâris olsun]" demiştir.

37576. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَعبد بن حميد عَن يحيى بن يعمر أَنه قَرَأَهَا: {وَإِنِّي خفت الموَالِي من ورائي} مُشَدّدَة بِنصب الْخَاء وَكسر التَّاء وَقرأَهَا: {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب}

Saîd b. Mansûr ve Abd b. Humeyd'in rivayet ettiğine göre Yahyâ b. Ya'mer bu [ayeti], hı harfinin fethası ve tâ harfinin kesresiyle {وَإِنِّي خفت الموَالِي من ورائي} “Doğrusu benden sonra yakınlarım azaldı” şeklinde okumuş ve [devamını da]: {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} “bana vâris olsun ve Ya'kûb hanedanına da vâris olsun” şeklinde okumuştur.

37577. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن ابْن عَبَّاس أَنه كَانَ يقْرَأ {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب}

Abd b. Humeyd'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o, {يَرِثنِي وَيَرِث من آل يَعْقُوب} “Bana vâris olsun ve Ya'kûb hanedanına da vâris olsun” şeklinde okurdu.

37578. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ {يَرِثنِي} مثقل مَرْفُوع

Abd b. Humeyd'in Âsım'dan rivayet ettiğine göre o, {يَرِثنِي} “bana vâris olsun” [kelimesini] şeddeli ve merfû (ötreli) olarak okumuştur.

37579. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مُحَمَّد بن كَعْب قَالَ: قَالَ دَاوُد ﵇: يَا رب هَب لي ابْنا فولد لَهُ ابْن خرج عَلَيْهِ فَبعث إِلَيْهِ دَاوُد جَيْشًا فَقَالَ: إِن أخذتموه سليما فَابْعَثُوا إِلَيّ رجلا أعرف السرُور فِي وَجهه وَإِن قَتَلْتُمُوهُ فَابْعَثُوا إِلَيّ رجلا أعرف الشرّ فِي وَجهه فَقَتَلُوهُ فبعثوا إِلَيْهِ رجلا أسود فَلَمَّا رَآهُ علم أَنه قتل فَقَالَ: رب سَأَلت أَن تهب لي ابْنا فَخرج عَليّ فَقَالَ: إِنَّك لم تستثن

İbn Ebî Hâtim'in Muhammed b. Ka'b'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Dâvûd aleyhisselâm: "Ey Rabbim! Bana bir erkek çocuk bahşet" dedi. Kendisine bir erkek çocuk doğdu fakat ona isyan edip karşı çıktı. Dâvûd ona bir ordu gönderdi ve: "Eğer onu sağ yakalarsanız bana yüzünde sevinç göreceğim bir adam gönderin; şayet onu öldürürseniz bana yüzünde kötülük göreceğim bir adam gönderin" dedi. Onu öldürdüler ve [Dâvûd'a] siyahî bir adam gönderdiler. Onu görünce oğlunun öldürüldüğünü anladı ve: "Rabbim! Bana bir erkek çocuk bahşetmeni istedim, o ise bana isyan edip karşı çıktı" dedi. [Allah da]: "Sen istisna yapmadın (şart koşup hayırlısını istemedin)" buyurdu.

37580. Metin

قَالَ مُحَمَّد بن كَعْب: لم يقل كَمَا قَالَ زَكَرِيَّا: {واجعله رب رَضِيا}

Muhammed b. Ka'b dedi ki: "[Dâvûd], Zekeriyya'nın dediği gibi: {واجعله رب رَضِيا} “Rabbim! Onu rızana ermiş (hoşnut olunan bir kul) kıl” dememişti."

37581. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد قَالَ: لما دَعَا زَكَرِيَّا ربه أَن يهب لَهُ غُلَاما هَبَط جِبْرِيل ﵇ فبشره بِيَحْيَى

İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Zekeriyya Rabbine kendisine bir erkek çocuk lütfetmesi için dua edince Cibrîl aleyhisselâm indi ve onu Yahyâ ile müjdeledi.

37582. Metin

فَقَالَ زَكَرِيَّا عِنْدهَا: {أَنى يكون لي غُلَام} وَأخْبر بكبر سنه وَعلة زَوجته فَأخذ جِبْرِيل عوداً يَابسا فَجعله بَين كفي زَكَرِيَّا فَقَالَ: ادرجه بَين كفيك فَفعل فَإِذا فِي رَأسه عود بَين ورقتين يقطر مِنْهُمَا المَاء

Bunun üzerine Zekeriyya: {أَنى يكون لي غُلَام} “Nasıl benim bir oğlum olabilir?” dedi ve yaşının büyüklüğü ile hanımının kısırlığını bildirdi. Cibrîl kuru bir çubuk alıp Zekeriyya'nın iki avucunun arasına koydu ve: "Bunu iki avucun arasında ovala" dedi. O da öyle yaptı; bir de baktı ki çubuğun başında iki yaprak arasında, kendilerinden su damlayan taze bir dal var.

37583. Metin

فَقَالَ جِبْرِيل: إِن الَّذِي أخرج هَذَا الْوَرق من هَذَا العمود قَادر أَن يخرج من صلبك وَمن امْرَأَتك العاقر غُلَاما

Cibrîl: "Şüphesiz bu yaprağı şu kuru odundan çıkaran [Allah], senin sulbünden ve kısır eşinden bir oğlan çocuğu çıkarmaya da kādirdir" dedi.

37584. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} قَالَ: لم يسم أحد يحيى قبله

Firyâbî, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve sahih olduğunu belirterek Hâkim'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} “Daha önce ona hiçbir adaş kılmadık” ayeti hakkında: "Ondan önce hiç kimseye Yahyâ adı verilmemişti" demiştir.

37585. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَأحمد فِي الزّهْد وَعبد بن حميد عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} قَالَ: لم يسم أحد يحيى قبله

Abdurrezzâk, ez-Zühd'de Ahmed ve Abd b. Humeyd'in Katâde'den rivayet ettiğine göre, O: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} “Daha önce ona hiçbir adaş kılmadık” ayeti hakkında: "Ondan önce hiç kimseye Yahyâ adı verilmemişti" demiştir.

37586. Metin

وَأخرج أَحْمد فِي الزّهْد عَن عِكْرِمَة مثله

Ahmed ez-Zühd'de İkrime'den benzerini rivayet etmiştir.

37587. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} قَالَ: لم تَلد العواقر مثله ولدا

İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} “Daha önce ona hiçbir adaş kılmadık” ayeti hakkında: "Kısır kadınlar onun gibisini doğurmamıştır" demiştir.

37588. Metin

وَأخرج أَحْمد فِي الزّهْد وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} قَالَ: مثلا

Ahmed ez-Zühd'de, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre, O: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} “Daha önce ona hiçbir adaş kılmadık” ayeti hakkında: "Bir benzeri [yoktur]" demiştir.

37589. Metin

وَأخرج أَحْمد فِي الزّهْد وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن جُبَير فِي قَوْله: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} قَالَ: شَبِيها

Ahmed ez-Zühd'de, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Cübeyr'den rivayet ettiğine göre, O: {لم نجْعَل لَهُ من قبل سميا} “Daha önce ona hiçbir adaş kılmadık” ayeti hakkında: "Bir benzeri [yoktur]" demiştir.

37590. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عَطاء مثله

Abd b. Humeyd'in Atâ'dan rivayet ettiğine göre de benzeri [nakledilmiştir].

37591. Metin

وَأخرج البُخَارِيّ فِي تَارِيخه عَن يحيى بن خَلاد الزرقي أَنه لما ولد أَتَى بِهِ النَّبِي ﷺ فحنكه وَقَالَ: لأسمينه اسْما لم يسم بعد يحيى بن زَكَرِيَّا فَسَماهُ يحيى

Buhârî'nin et-Târîh'inde Yahyâ b. Hallâd ez-Zürakî'den rivayet ettiğine göre, o doğduğunda Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. [Resûlullah] onun damağına tatlı sürdü (tahnîk yaptı) ve: "Ona Zekeriyya oğlu Yahyâ'dan sonra kimseye verilmemiş bir isim vereceğim" buyurdu ve adını Yahyâ koydu.

37592. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَأحمد وَعبد بن حميد وَأَبُو دَاوُد وَابْن جرير وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: لَا أَدْرِي كَيفَ كَانَ رَسُول الله ﷺ يقْرَأ هَذَا الْحَرْف {عتياً} أَو عييا

Saîd b. Mansûr, Ahmed, Abd b. Humeyd, Ebû Dâvûd, İbn Cerîr, sahih olduğunu belirterek Hâkim ve İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu kelimeyi {عتياً} “son derece (ihtiyar)” şeklinde mi yoksa 'ıyiyyen' şeklinde mi okuyordu bilmiyorum."

37593. Metin

وَأخرج ابْن الْأَنْبَارِي فِي الْوَقْف والابتداء وَالْحَاكِم عَن مَيْمُون بن مهْرَان: أَن نَافِع بن الْأَزْرَق سَأَلَ ابْن عَبَّاس فَقَالَ: أَخْبرنِي عَن قَول الله: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} مَا العتي قَالَ: الْبُؤْس من الْكبر قَالَ الشَّاعِر: إِنَّمَا يعْذر الْوَلِيد وَلَا يعْذر من كَانَ فِي الزَّمَان عتيا وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} قَالَ: نحول الْعظم

İbnü'l-Enbârî el-Vakf ve'l-İbtidâ'da ve Hâkim'in Meymûn b. Mihrân'dan rivayet ettiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a sorup: "Bana Allah'ın: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} “ve yaşlılıktan son derece düşkünleştim” kavlindeki 'el-utiyy' kelimesinin ne olduğunu haber ver" dedi. [İbn Abbâs]: "Yaşlılıktan ötürü güçten düşmektir. Şair şöyle demiştir: 'Çocuk mazur görülür ama zaman içinde yaşlanıp düşkünleşen mazur görülmez'" dedi. Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre, O: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} “ve yaşlılıktan son derece düşkünleştim” ayeti hakkında: "Kemiğin incelmesidir" demiştir.

37594. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} يَقُول: هرماً

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den rivayet ettiğine göre, O: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} “ve yaşlılıktan son derece düşkünleştim” ayeti hakkında: "İhtiyarlıktır" demektedir.

37595. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن زيد {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} قَالَ: العتي الَّذِي عتا من الْوَلَد فِيمَا يرى فِي نَفسه لَا ولادَة فِيهِ

İbn Ebî Hâtim'in İbn Zeyd'den rivayet ettiğine göre, O: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} “ve yaşlılıktan son derece düşkünleştim” ayeti hakkında: "el-Utî, kişinin kendi kanaatine göre artık çocuk sahibi olamayacağı bir yaşa gelmesidir" demiştir.

37596. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَابْن أبي حَاتِم عَن الثَّوْريّ قَالَ: بَلغنِي أَن زَكَرِيَّا كَانَ ابْن سبعين سنة

Abdurrezzâk ve İbn Ebî Hâtim'in es-Sevrî'den rivayet ettiğine göre o: "Bana ulaştığına göre Zekeriyya yetmiş yaşındaydı" demiştir.

37597. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن الْمُبَارك {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} قَالَ: سِتِّينَ سنة

İbn Ebî Hâtim'in İbnü'l-Mübârek'ten rivayet ettiğine göre, O: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} “ve yaşlılıktan son derece düşkünleştim” ayeti hakkında: "Altmış yaşındaydı" demiştir.

37598. Metin

وَأخرج الرامَهُرْمُزِي فِي الْإِسْنَاد عَن وهب بن مُنَبّه {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} قَالَ: هَذِه الْمقَالة وَهُوَ ابْن سِتِّينَ أَو خمس وَسِتِّينَ

Râmehurmuzî'nin el-İsnâd'da Vehb b. Münebbih'ten rivayet ettiğine göre, O: {وَقد بلغت من الْكبر عتيا} “ve yaşlılıktan son derece düşkünleştim” ayeti hakkında şöyle demiştir: "[Zekeriyya] bu sözü altmış veya altmış beş yaşındayken söyledi."

37599. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ عتيا بِرَفْع الْعين

Abd b. Humeyd'in Âsım'dan rivayet ettiğine göre o, 'utiyyen' kelimesini ayn harfinin zammesiyle (ötreyle) okumuştur.

37600. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن يحيى بن وثاب أَنه قَرَأَهَا {عتيا} وصليا بِكَسْر الْعين وَالصَّاد

Abd b. Humeyd'in Yahyâ b. Vessâb'dan rivayet ettiğine göre o, {عتيا} “son derece düşkünleştim” ve [başka bir ayetteki] 'sıliyyen' kelimelerini ayn ve sâd harflerinin kesresiyle okumuştur.

37601. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن عبد الله بن عقيل أَنه قَرَأَ وَقد بلغت من الْكبر عسيا بِالسِّين وَرفع الْعين

İbn Ebî Hâtim'in Abdullah b. Ukayl'den rivayet ettiğine göre o, [ayeti] sîn harfiyle ve aynın zammesiyle 've kad belağtü mine'l-kiberi 'usiyyen' şeklinde okumuştur.

37602. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَالْحَاكِم عَن نوف فِي قَوْله: {قَالَ رب اجْعَل لي آيَة} قَالَ: أَعْطِنِي آيَة أَنَّك قد استجبت لي

Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve Hâkim'in Nevf'ten rivayet ettiğine göre, O: {قَالَ رب اجْعَل لي آيَة} “Dedi ki: Rabbim, bana bir alamet ver!” ayeti hakkında: "Bana dualarıma icabet ettiğine dair bir alamet ver [dedi]" demiştir.

37603. Metin

فَقَالَ: {آيتك أَلا تكلم النَّاس ثَلَاث لَيَال سوياً} قَالَ ختم على لِسَانه وَهُوَ صَحِيح سوي لَيْسَ بِهِ من مرض فَلم يتَكَلَّم ثَلَاثَة أَيَّام

[Allah] şöyle buyurdu: {آيتك أَلا تكلم النَّاس ثَلَاث لَيَال سوياً} “Senin alametin, sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır”. [Nevf] dedi ki: "O sağlıklı ve sapasağlam olup hiçbir hastalığı bulunmadığı halde diline kilit vuruldu ve üç gün konuşamadı."

37604. Metin

وَأخرج ابْن جرير عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {أَلا تكلم النَّاس ثَلَاث لَيَال سوياً} قَالَ: اعتقل لِسَانه من غير مرض

İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {أَلا تكلم النَّاس ثَلَاث لَيَال سوياً} “Senin alametin, sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır” ayeti hakkında: "Bir hastalık olmaksızın dili tutuldu" demiştir.

37605. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {ثَلَاث لَيَال سويا} قَالَ: من غير خرس

İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {ثَلَاث لَيَال سويا} “sapasağlam olduğun halde üç gece” ayeti hakkında: "Dilsiz olmaksızın [konuşamadı]" demiştir.

37606. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عِكْرِمَة وَالضَّحَّاك مثله

Abd b. Humeyd, İkrime ve ed-Dahhâk'tan benzerini rivayet etmiştir.

37607. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {ثَلَاث لَيَال سويا} قَالَ: صَحِيحا لَا يمنعك الْكَلَام مرض

Abd b. Humeyd'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre, O: {ثَلَاث لَيَال سويا} “sapasağlam olduğun halde üç gece” ayeti hakkında: "Sağlıklı olduğun halde; seni konuşmaktan alıkoyan bir hastalık yoktur [demektir]" demiştir.

37608. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن زيد فِي الْآيَة قَالَ: حبس لِسَانه فَكَانَ لَا يَسْتَطِيع أَن يكلم أحدا وَهُوَ فِي ذَلِك يسبح وَيقْرَأ التَّوْرَاة فَإِذا أَرَادَ كَلَام النَّاس لم يسْتَطع أَن يكلمهم

İbn Ebî Hâtim'in İbn Zeyd'den ayet hakkında rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Dili tutuldu, böylece kimseyle konuşamaz oldu. Buna rağmen tesbih ediyor ve Tevrat okuyordu. Fakat insanlarla konuşmak istediğinde onlarla konuşamıyordu."

37609. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن زيد فِي قَوْله: {فَخرج على قومه من الْمِحْرَاب} قَالَ: الْمِحْرَاب مُصَلَّاهُ

İbn Ebî Hâtim'in İbn Zeyd'den rivayet ettiğine göre, O: {فَخرج على قومه من الْمِحْرَاب} “Bunun üzerine mabedden kavminin karşısına çıktı” ayeti hakkında: "Mihrap, onun namazgâhıdır" demiştir.

37610. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {فَأوحى إِلَيْهِم} قَالَ: كتب لَهُم

İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {فَأوحى إِلَيْهِم} “onlara vahyetti” ayeti hakkında: "Onlara yazdı" demiştir.

37611. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد عَن الحكم {فَأوحى إِلَيْهِم} قَالَ: كتب لَهُم

Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in el-Hakem'den rivayet ettiğine göre, O: {فَأوحى إِلَيْهِم} “onlara vahyetti” ayeti hakkında: "Onlara yazdı" demiştir.

37612. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد {فَأوحى إِلَيْهِم} قَالَ فَأَشَارَ زَكَرِيَّا

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre, O: {فَأوحى إِلَيْهِم} “onlara vahyetti” ayeti hakkında: "Zekeriyya işaret etti" demiştir.

37613. Metin

أخرج سعيد بن مَنْصُور وَعبد بن حميد وَابْن أبي حَاتِم عَن مُحَمَّد بن كَعْب {فَأوحى إِلَيْهِم أَن سبحوا} قَالَ: أَشَارَ إِلَيْهِم إِشَارَة

Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in Muhammed b. Ka'b'dan rivayet ettiğine göre, O: {فَأوحى إِلَيْهِم أَن سبحوا} “onlara: 'Tesbih edin' diye vahyetti (işaret etti)” ayeti hakkında: "Onlara işaretle bildirdi" demiştir.

37614. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن سعيد بن جُبَير {فَأوحى إِلَيْهِم} قَالَ: أَوْمَأ إِلَيْهِم

Abd b. Humeyd ve İbnü'l-Münzir'in Saîd b. Cübeyr'den rivayet ettiğine göre, O: {فَأوحى إِلَيْهِم} “onlara vahyetti” ayeti hakkında: "Onlara ima ile işaret etti" demiştir.

37615. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {فَأوحى إِلَيْهِم أَن سبحوا} قَالَ: صلوا

İbn Ebî Hâtim ve sahih olduğunu belirterek Hâkim'in İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre, O: {فَأوحى إِلَيْهِم أَن سبحوا} “onlara: 'Tesbih edin' diye vahyetti” ayeti hakkında: "Namaz kılın [demektir]" demiştir.

37616. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن أبي الْعَالِيَة فِي قَوْله: {بكرَة وعشيا} قَالَ: أَمرهم بِالصَّلَاةِ بكرَة وعشيا

İbn Ebî Hâtim'in Ebu'l-Âliye'den rivayet ettiğine göre, O: {بكرَة وعشيا} “sabah akşam” ayeti hakkında: "Onlara sabah ve akşam namaz kılmalarını emretti" demiştir.

37617. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد عَن قَتَادَة {فَأوحى إِلَيْهِم أَن سبحوا بكرَة وعشيا} قَالَ: البكرة صَلَاة الْفجْر وعشيا صَلَاة الْعَصْر

Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in Katâde'den rivayet ettiğine göre, O: {فَأوحى إِلَيْهِم أَن سبحوا بكرَة وعشيا} “Onlara: 'Sabah akşam tesbih edin' diye vahyetti (işaret etti)” ayeti hakkında: "Bükre sabah namazı, aşiyy ise ikindi namazıdır" demiştir.

37618. Metin

الْآيَة ١٢ - ١٥

Âyet 12 - 15

37619. Metin

أخرج ابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {يَا يحيى خُذ الْكتاب بِقُوَّة} قَالَ: بجد {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} قَالَ: الْفَهم

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den rivayet ettiğine göre, O: {يَا يحيى خُذ الْكتاب بِقُوَّة} “Ey Yahyâ! Kitaba sımsıkı sarıl” ayeti hakkında: "Ciddiyetle [sarıl]", {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} “ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik” ayeti hakkında da: "Anlayış (fehm) [verdik]" demiştir.

37620. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن جُبَير فِي قَوْله: {خُذ الْكتاب بِقُوَّة} يَقُول: اعْمَلْ بِمَا فِيهِ من فَرَائِضه

İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Cübeyr'den rivayet ettiğine göre, O: {خُذ الْكتاب بِقُوَّة} “Kitaba sımsıkı sarıl” ayeti hakkında: "Ondaki farzlarla amel et" demektedir.

37621. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن مَالك بن دِينَار قَالَ: سَأَلنَا عِكْرِمَة عَن قَوْله: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} قَالَ: اللب

İbnü'l-Münzir'in Mâlik b. Dînâr'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: İkrime'ye: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} “ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik” kavlini sorduk; o: "Akıl [verdik]" dedi.

37622. Metin

وَأخرج أَبُو نعيم وَابْن مرْدَوَيْه والديلمي عَن ابْن عَبَّاس عَن النَّبِي ﷺ فِي قَوْله: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} قَالَ: أعطي الْفَهم وَالْعِبَادَة وَهُوَ ابْن سبع سِنِين

Ebû Nuaym, İbn Merdûye ve ed-Deylemî'nin İbn Abbâs vasıtasıyla Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiğine göre, O: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} “ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik” ayeti hakkında: "Yedi yaşındayken ona anlayış ve ibadet verildi" buyurmuştur.

37623. Metin

وَأخرج عبد الله بن أَحْمد فِي زَوَائِد الزّهْد وَابْن أبي حَاتِم عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} قَالَ: وَهُوَ ابْن ثَلَاث سِنِين

Abdullah b. Ahmed Zevâidü'z-Zühd'de ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den rivayet ettiğine göre, O: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} “ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik” ayeti hakkında: "Henüz üç yaşındayken [verildi]" demiştir.

37624. Metin

وَأخرج أَحْمد فِي الزّهْد وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم والخرائطي وَابْن عَسَاكِر عَن معمر بن رَاشد فِي قَوْله: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} قَالَ: بَلغنِي أَن الصّبيان قَالُوا

Ahmed ez-Zühd'de, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, el-Harâitî ve İbn Asâkir'in Ma'mer b. Râşid'den rivayet ettiğine göre, O: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} “ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Bana ulaştığına göre çocuklar...

37625. Metin

ليحيى بن زَكَرِيَّا: اذْهَبْ بِنَا نلعب قَالَ: مَا للعب خلقت

...Zekeriyya oğlu Yahyâ'ya: 'Haydi gel oynayalım' dediler. O da: 'Ben oyun için yaratılmadım' dedi."

37626. Metin

فَهُوَ قَوْله: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا}

"İşte bu, [Allah'ın]: {وَآتَيْنَاهُ الحكم صَبيا} “ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik” kavlidir."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.