Âl-i İmrân Suresi

Süyûtî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

10665. Metin

مُقَدّمَة سُورَة آل عمرَان أخرج ابْن الضريس فِي فضائله والنحاس فِي ناسخه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل من طرق عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: نزلت سُورَة آل عمرَان بِالْمَدِينَةِ

Âl-i İmrân Suresi'nin Mukaddimesi. İbnü'd-Durays Fedâil'inde, en-Nehhâs Nâsih'inde ve el-Beyhakî ed-Delâil'de farklı tarîklerle İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Âl-i İmrân Suresi Medine'de indi.

10666. Metin

وَأخرج الطَّبَرَانِيّ فِي الْأَوْسَط بِسَنَد ضَعِيف عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ

et-Taberânî el-Evsat'ta zayıf bir senetle İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

10667. Metin

من قَرَأَ السُّورَة الَّتِي يذكر فِيهَا آل عمرَان يَوْم الْجُمُعَة صلى الله عَلَيْهِ وَمَلَائِكَته حَتَّى تغيب الشَّمْس

“Kim cuma günü içinde Âl-i İmrân'ın zikredildiği sureyi okursa, güneş batıncaya kadar Allah ve melekleri ona salât eder.”

10668. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن عمر بن الْخطاب قَالَ: من قَرَأَ الْبَقَرَة وَآل عمرَان وَالنِّسَاء كتب عِنْد الله من الْحُكَمَاء

Saîd b. Mansûr ve Şuabü'l-Îmân'da el-Beyhakî, Ömer b. el-Hattâb'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Kim Bakara, Âl-i İmrân ve Nisâ [surelerini] okursa, Allah katında hikmet ehli kimselerden yazılır.”

10669. Metin

وَأخرج الدِّرَامِي وَمُحَمّد بن نصر وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: من قَرَأَ آل عمرَان فَهُوَ غَنِي وَالنِّسَاء محبرة يَعْنِي مزينة

ed-Dârimî, Muhammed b. Nasr ve Şuabü'l-Îmân'da el-Beyhakî, İbn Mes'ûd'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Kim Âl-i İmrân'ı okursa o zengindir. Nisâ ise muhabberedir -yani süslüdür-.”

10670. Metin

وَأخرج الدِّرَامِي وَأَبُو عبيد فِي فضائله وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: نعم كنز الصعلوك سُورَة آل عمرَان يقوم بهَا الرجل من آخر اللَّيْل

ed-Dârimî, Fedâil'inde Ebû Ubeyd ve Şuabü'l-Îmân'da el-Beyhakî, İbn Mes'ûd'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Gecenin son kısmında kişinin kendisiyle [namaza] kalktığı Âl-i İmrân Suresi, fakir için ne güzel bir hazinedir.”

10671. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور عَن أبي عطاف قَالَ: اسْم آل عمرَان فِي التَّوْرَاة طيبَة

Saîd b. Mansûr, Ebû Attâf'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Âl-i İmrân'ın Tevrat'taki adı Tayyibe'dir.”

10672. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة فِي المُصَنّف عَن ابْن عَبَّاس

İbn Ebî Şeybe el-Musannef'te İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre:

10673. Metin

أَن الشَّمْس انكسفت وَهُوَ أَمِير على الْبَصْرَة فصلى رَكْعَتَيْنِ قَرَأَ فيهمَا بالبقرة وَآل عمرَان

O, Basra emiri iken güneş tutuldu. İki rekât namaz kıldırdı ve o iki rekâtta Bakara ile Âl-i İmrân'ı okudu.

10674. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن عبد الْملك بن عُمَيْر قَالَ: قَرَأَ رجل الْبَقَرَة وَآل عمرَان

İbn Ebî Şeybe, Abdülmelik b. Umeyr'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Bir adam Bakara ve Âl-i İmrân'ı okudu.

10675. Metin

فَقَالَ كَعْب: قد قَرَأَ سورتين إِن فيهمَا للاسم الَّذِي إِذا دعى بِهِ اسْتَجَابَ

[Bunun üzerine] Kâ'b: “Öyle iki sure okudu ki, kendisiyle dua edildiğinde icabet edilen isim kesinlikle o ikisindedir” dedi.

10676. Metin

سُورَة آل عمرَان

Âl-i İmrân Suresi

10677. Metin

مَدَنِيَّة وآياتها مِائَتَان نزلت بعد الْأَنْفَال

Medenîdir ve iki yüz ayettir. Enfâl'den sonra inmiştir.

10678. Metin

آيَة ١ - ٦

Ayet 1 - 6

10679. Metin

أخرج ابْن الْأَنْبَارِي فِي الْمَصَاحِف عَن أبي بن كَعْب أَنه قَرَأَ {الْحَيّ القيوم}

İbnü'l-Enbârî el-Mesâhif'te Übeyy b. Kâ'b'dan onun {الْحَيّ القيوم} “[O], Hayy'dır, Kayyûm'dur” şeklinde okuduğunu rivayet etmiştir.

10680. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن مُجَاهِد قَالَ {القيوم} الْقَائِم على كل شَيْء

Abd b. Humeyd, Mücâhid'den rivayet ettiğine göre o, {القيوم} “Kayyûm” hakkında: “Her şeyi sevk ve idare eden, ayakta tutan” demiştir.

10681. Metin

وَأخرج أَبُو عبيد وَسَعِيد بن مَنْصُور وَالطَّبَرَانِيّ عَن ابْن مَسْعُود أَنه كَانَ يقْرؤهَا {الْحَيّ القيوم}

Ebû Ubeyd, Saîd b. Mansûr ve et-Taberânî, İbn Mes'ûd'dan onun bunu {الْحَيّ القيوم} “Hayy ve Kayyûm” şeklinde okuduğunu rivayet etmiştir.

10682. Metin

وَأخرج أَبُو عبيد وَسَعِيد بن مَنْصُور وَعبد بن حميد وَابْن أبي دَاوُد وَابْن الْأَنْبَارِي مَعًا فِي الْمَصَاحِف وَابْن الْمُنْذر وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن عمر أَنه صلى الْعشَاء الْآخِرَة فَاسْتَفْتَحَ سُورَة آل عمرَان فَقَرَأَ {الم الله لَا إِلَه إِلَّا هُوَ الْحَيّ القيوم}

Ebû Ubeyd, Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Ebî Dâvûd ve İbnü'l-Enbârî el-Mesâhif'te birlikte, İbnü'l-Münzir ve sahih görerek el-Hâkim, Ömer'den rivayet ettiğine göre o, yatsı namazını kıldırdı, Âl-i İmrân Suresi ile [kıraate] başlayıp {الم الله لَا إِلَه إِلَّا هُوَ الْحَيّ القيوم} “Elif. Lâm. Mîm. Allah; O'ndan başka hiçbir ilah yoktur, Hayy'dır, Kayyûm'dur” ayetini okudu.

10683. Metin

وَأخرج ابْن أبي دَاوُد عَن الْأَعْمَش قَالَ فِي قِرَاءَة عبد الله / الْحَيّ الْقيام /

İbn Ebî Dâvûd, el-A'meş'ten rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Abdullah'ın kıraatinde / el-Hayyu'l-Kıyyâm / şeklindedir.

10684. Metin

وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْأَنْبَارِي عَن عَلْقَمَة أَنه كَانَ يقْرَأ / الْحَيّ الْقيام /

İbn Cerîr ve İbnü'l-Enbârî, Alkame'den onun / el-Hayyu'l-Kıyyâm / şeklinde okuduğunu rivayet etmiştir.

10685. Metin

وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْأَنْبَارِي عَن أبي معمر قَالَ: سَمِعت عَلْقَمَة يقْرَأ / الْحَيّ الْقيم / وَكَانَ أَصْحَاب عبد الله يقرؤون / الْحَيّ الْقيام /

İbn Cerîr ve İbnü'l-Enbârî, Ebû Ma'mer'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Alkame'yi / el-Hayyu'l-Kayyim / şeklinde okurken işittim. Abdullah'ın ashabı ise / el-Hayyu'l-Kıyyâm / şeklinde okurlardı.

10686. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة فِي المُصَنّف عَن عَاصِم بن كُلَيْب عَن أَبِيه قَالَ: كَانَ عمر يُعجبهُ أَن يقْرَأ سُورَة آل عمرَان فِي الْجُمُعَة إِذا خطب

İbn Ebî Şeybe el-Musannef'te Âsım b. Küleyb'den, o da babasından rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ömer, cuma günü hutbe okuduğunda Âl-i İmrân Suresi'ni okumaktan hoşlanırdı.

10687. Metin

وَأخرج ابْن إِسْحَق وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مُحَمَّد بن جَعْفَر بن الزبير قَالَ: قدم على النَّبِي ﷺ

İbn İshak, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir, Muhammed b. Ca'fer b. ez-Zübeyr'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e,

10688. Metin

وَفد نَجْرَان سِتُّونَ رَاكِبًا فيهم أَرْبَعَة عشر رجلا من أَشْرَافهم فَكلم رَسُول الله ﷺ

Aralarında ileri gelenlerinden on dört kişinin de bulunduğu altmış süvariden oluşan Necran heyeti geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile,

10689. Metin

مِنْهُم أَبُو حَارِثَة بن عَلْقَمَة وَالْعَاقِب وَعبد الْمَسِيح والأيهم السَّيِّد وَهُوَ من النَّصْرَانِيَّة على دين الْملك مَعَ اخْتِلَاف من أَمرهم

Onlardan Ebû Hârise b. Alkame, el-Âkıb, Abdülmesîh ve es-Seyyid el-Eyhem konuştular. O [es-Seyyid], aralarındaki görüş ayrılıklarıyla birlikte, Hristiyanlıkta kralın dini üzereydi.

10690. Metin

يَقُولُونَ هُوَ الله وَيَقُولُونَ هُوَ ولد الله وَيَقُولُونَ هُوَ ثَالِث ثَلَاثَة كَذَلِك قَول النَّصْرَانِيَّة فهم يحتجون

Onlar “O, Allah'tır” diyorlar, “O, Allah'ın oğludur” diyorlar ve “O, üçün üçüncüsüdür” diyorlardı. Hristiyanlığın sözü böyledir. Onlar delil getiriyorlardı:

10691. Metin

فِي قَوْلهم يَقُولُونَ هُوَ الله بِأَنَّهُ كَانَ يحيي الْمَوْتَى ويبرىء الاسقام ويخبر بالغيوب ويخلق من الطين كَهَيئَةِ الطير ثمَّ ينْفخ فِيهِ فَيكون طيراً وَذَلِكَ كُله بِإِذن الله ليجعله آيَة للنَّاس

“O, Allah'tır” sözlerinde; onun ölüleri diriltmesi, hastalıkları iyileştirmesi, gaybları haber vermesi, çamurdan kuş suretinde bir şey yapıp sonra ona üflemesiyle onun bir kuş olması hususunu delil getiriyorlardı. Bütün bunlar ise insanlar için bir mucize kılması adına Allah'ın izniyle oluyordu.

10692. Metin

ويحتجون فِي قَوْلهم بِأَنَّهُ ولد بِأَنَّهُم يَقُولُونَ: لم يكن لَهُ أَب يعلم وَقد تكلم فِي المهد شَيْئا لم يصنعه أحد من ولد آدم قبله

“O, Allah'ın oğludur” sözlerinde ise şöyle diyerek delil getiriyorlardı: “Onun bilinen bir babası yoktu ve beşikte iken kendisinden önce Âdemoğullarından hiçbirinin yapmadığı bir şeyi yapıp konuştu.”

10693. Metin

ويحتجون فِي قَوْلهم إِنَّه ثَالِث ثَلَاثَة بقول الله: فعلنَا وأمرنا وخلقنا وقضينا فَيَقُولُونَ: لَو كَانَ وَاحِدًا مَا قَالَ إِلَّا فعلت وَأمرت وقضيت وخلقت وَلكنه هُوَ وَعِيسَى وَمَرْيَم

“O, üçün üçüncüsüdür” sözlerinde ise Allah'ın “Yaptık, emrettik, yarattık ve hükmettik” sözlerini delil getiriyor ve şöyle diyorlardı: “Eğer tek bir [ilah] olsaydı sadece 'yaptım, emrettim, hükmettim ve yarattım' derdi. Fakat O, Îsâ ve Meryem'dir.”

10694. Metin

فَفِي كل ذَلِك من قَوْلهم نزل الْقُرْآن وَذكر الله لنَبيه فِيهِ قَوْلهم فَلَمَّا كَلمه الحبران قَالَ لَهما رَسُول الله ﷺ: أسلما قَالَا: قد أسلمنَا قبلك

Onların bu sözlerinin tamamı hakkında Kur'an indi ve Allah onda Peygamberine onların sözlerini zikretti. İki bilgin onunla konuşunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikisine: “Müslüman olun” dedi. Onlar: “Biz senden önce Müslüman olduk” dediler.

10695. Metin

قَالَ: كذبتما منعكما من الإِسلام دعاؤكما لله ولدا وعبادتكما الصَّلِيب وأكلكما الْخِنْزِير قَالَا: فَمن أَبوهُ يَا مُحَمَّد فَصمت فَلم يجبهما شَيْئا فَأنْزل الله فِي ذَلِك من قَوْلهم وَاخْتِلَاف أَمرهم كُله صدر سُورَة آل عمرَان إِلَى بضع وَثَمَانِينَ آيَة مِنْهَا فَافْتتحَ السُّورَة بتنزيه نَفسه مِمَّا قَالُوهُ وتوحيده إيَّاهُم بالخلق وَالْأَمر لَا شريك لَهُ فِيهِ ورد عَلَيْهِم مَا ابتدعوا من الْكفْر وَجعلُوا مَعَه من الأنداد واحتجاجاً عَلَيْهِم بقَوْلهمْ فِي صَاحبهمْ ليعرفهم بذلك ضلالته فَقَالَ {الم الله لَا إِلَه إِلَّا هُوَ الْحَيّ القيوم} أَي لَيْسَ مَعَه غَيره شريك فِي أمره الْحَيّ الَّذِي لَا يَمُوت وَقد مَاتَ عِيسَى فِي قَوْلهم القيوم الْقَائِم على سُلْطَانه لَا يَزُول وَقد زَالَ عِيسَى

Şöyle buyurdu: “Yalan söylediniz! Allah'a çocuk isnat etmeniz, haça tapmanız ve domuz eti yemeniz sizi İslam'dan engelledi.” Onlar: “O halde onun babası kimdir ey Muhammed?” dediler. [Resûlullah] sustu ve onlara hiçbir cevap vermedi. Bunun üzerine Allah, onların bu sözleri ve tüm ihtilafları hakkında Âl-i İmrân Suresi'nin başından seksen küsur ayetine kadar indirdi. Sureye, Kendisini onların söylediklerinden tenzih ederek, yaratma ve emretmede hiçbir ortağı bulunmayıp tek olduğunu belirterek başladı; onların uydurdukları küfrü ve O'na koştukları ortakları reddetti; sapıklıklarını onlara bildirmek için peygamberleri hakkındaki sözleriyle aleyhlerine delil getirdi ve şöyle buyurdu: {الم الله لَا إِلَه إِلَّا هُوَ الْحَيّ القيوم} “Elif. Lâm. Mîm. Allah; O'ndan başka hiçbir ilah yoktur, Hayy'dır, Kayyûm'dur”; yani O'nun işinde Kendisiyle birlikte hiçbir ortağı yoktur. O, ölmeyen Hayy'dır; oysa onların iddiasına göre Îsâ ölmüştür. O, hükümranlığı asla zeval bulmayan Kayyûm'dur; oysa Îsâ zeval bulup gitmiştir.

10696. Metin

وَقَالَ ابْن إِسْحَق: حَدثنِي مُحَمَّد بن سهل بن أبي امامة قَالَ: لما قدم أهل نَجْرَان على رَسُول الله ﷺ

İbn İshak dedi ki: Muhammed b. Sehl b. Ebî Ümâme bana rivayet edip şöyle dedi: Necran halkı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip,

10697. Metin

يسألونه عَن عِيسَى بن مَرْيَم

Ona Meryem oğlu Îsâ hakkında sorduklarında,

10698. Metin

نزلت فيهم فَاتِحَة آل عمرَان إِلَى رَأس الثَّمَانِينَ مِنْهَا وَأخرجه الْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل

Onlar hakkında Âl-i İmrân'ın başı, sekseninci ayetin başına kadar indi. Bunu el-Beyhakî ed-Delâil'de rivayet etmiştir.

10699. Metin

وَأخرج ابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم عَن الرّبيع قَالَ: إِن النَّصَارَى أَتَوا رَسُول الله ﷺ فخاصموه فِي عِيسَى بن مَرْيَم وَقَالُوا لَهُ: من أَبوهُ وَقَالُوا على الله الْكَذِب والبهتان

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, er-Rebî'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Hristiyanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip onunla Meryem oğlu Îsâ hakkında tartıştılar ve ona: “Onun babası kimdir?” dediler ve Allah'a karşı yalan ve bühtanda bulundular.

10700. Metin

فَقَالَ لَهُم النَّبِي ﷺ: ألستم تعلمُونَ أَنه لَا يكون ولد إِلَّا وَهُوَ يشبه أَبَاهُ قَالُوا: بلَى

Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: “Çocuğun mutlaka babasına benzeyeceğini bilmez misiniz?” dedi. “Evet [biliriz]” dediler.

10701. Metin

قَالَ: ألستم تعلمُونَ أَن رَبنَا حَيّ لَا يَمُوت وَإِن عِيسَى يَأْتِي عَلَيْهِ الفناء قَالُوا: بلَى

Şöyle buyurdu: “Rabbimizin ölmeyen bir diri olduğunu, Îsâ'ya ise yok oluşun geleceğini bilmez misiniz?” “Evet [biliriz]” dediler.

10702. Metin

قَالَ: ألستم تعلمُونَ أَن رَبنَا قيم على كل شَيْء يكلؤه ويحفظه وَيَرْزقهُ قَالُوا: بلَى

Şöyle buyurdu: “Rabbimizin her şeyi görüp gözeten, koruyan ve rızıklandıran olduğunu bilmez misiniz?” “Evet [biliriz]” dediler.

10703. Metin

قَالَ: فَهَل يملك عِيسَى من ذَلِك شَيْئا قَالُوا: لَا

Şöyle buyurdu: “Peki Îsâ bunlardan herhangi birine güç yetirebilir mi?” “Hayır” dediler.

10704. Metin

قَالَ: أفلستم تعلمُونَ أَن الله لَا يخفى عَلَيْهِ شَيْء فِي الأَرْض وَلَا فِي السَّمَاء قَالُوا: بلَى

Şöyle buyurdu: “Yerde ve gökte hiçbir şeyin Allah'a gizli kalmayacağını bilmez misiniz?” “Evet [biliriz]” dediler.

10705. Metin

قَالَ: فَهَل يعلم عِيسَى من ذَلِك شَيْئا إِلَّا مَا علم قَالُوا: لَا

Şöyle buyurdu: “Peki Îsâ, kendisine bildirilenin dışında bunlardan bir şey bilir mi?” “Hayır” dediler.

10706. Metin

قَالَ: فَإِن رَبنَا صور عِيسَى فِي الرَّحِم كَيفَ شَاءَ ألستم تعلمُونَ أَن رَبنَا لَا يَأْكُل الطَّعَام وَلَا يشرب الشَّرَاب وَلَا يحدث الْحَدث قَالُوا: بلَى

Şöyle buyurdu: “Şüphesiz Rabbimiz Îsâ'ya rahimde dilediği gibi şekil vermiştir. Rabbimizin yemek yemediğini, içecek içmediğini ve abdest bozmadığını bilmez misiniz?” “Evet [biliriz]” dediler.

10707. Metin

قَالَ: ألستم تعلمُونَ أَن عِيسَى حَملته أمه كَمَا تحمل الْمَرْأَة ثمَّ وَضعته كَمَا تضع الْمَرْأَة وَلَدهَا ثمَّ غُذّيَ كَمَا تُغذي الْمَرْأَة الصَّبِي ثمَّ كَانَ يَأْكُل الطَّعَام وَيشْرب الشَّرَاب وَيحدث الْحَدث قَالُوا: بلَى

Şöyle buyurdu: “Kadının [çocuğunu] taşıdığı gibi Îsâ'yı da annesinin taşıdığını, sonra kadının çocuğunu doğurduğu gibi onu doğurduğunu, sonra kadının çocuğu beslediği gibi beslendiğini, ardından yemek yediğini, içecek içtiğini ve abdest bozduğunu bilmez misiniz?” “Evet [biliriz]” dediler.

10708. Metin

قَالَ: فَكيف يكون هَذَا كَمَا زعمتم فعرفوا ثمَّ أَبَوا إِلَّا جحُودًا

Şöyle buyurdu: “Öyleyse bu nasıl iddia ettiğiniz gibi olabilir?” [Hakikati] anladılar, fakat inkârdan başka bir şeye yanaşmadılar.

10709. Metin

فَأنْزل الله {الم الله لَا إِلَه إِلَّا هُوَ الْحَيّ القيوم}

Bunun üzerine Allah: {الم الله لَا إِلَه إِلَّا هُوَ الْحَيّ القيوم} “Elif. Lâm. Mîm. Allah; O'ndan başka hiçbir ilah yoktur, Hayy'dır, Kayyûm'dur” [ayetini] indirdi.

10710. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَالطَّبَرَانِيّ عَن ابْن مَسْعُود أَنه كَانَ يقْرؤهَا / الْقيام /

Saîd b. Mansûr ve et-Taberânî, İbn Mes'ûd'dan onun bunu / el-Kıyyâm / şeklinde okuduğunu rivayet etmiştir.

10711. Metin

وَأخرج ابْن جرير عَن عَلْقَمَة أَنه قَرَأَ {الْحَيّ القيوم}

İbn Cerîr, Alkame'den onun {الْحَيّ القيوم} “Hayy ve Kayyûm” şeklinde okuduğunu rivayet etmiştir.

10712. Metin

وَأخرج الْفِرْيَانِيُّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير عَن مُجَاهِد فِي قَوْله {نزل عَلَيْك الْكتاب بِالْحَقِّ مُصدقا لما بَين يَدَيْهِ} قَالَ: لما قبله من كتاب أَو رَسُول

el-Firyâbî, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Mücâhid'den rivayet ettiğine göre o, {نزل عَلَيْك الْكتاب بِالْحَقِّ مُصدقا لما بَين يَدَيْهِ} “Sana Kitab'ı hak ile, kendinden öncekini doğrulayıcı olarak indirdi” kavli hakkında şöyle demiştir: “Kendisinden önceki kitap veya peygamberleri [doğrulayıcı olarak].”

10713. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن الْحسن {مُصدقا لما بَين يَدَيْهِ} يَقُول: من الْبَينَات الَّتِي أنزلت على نوح وَإِبْرَاهِيم وَهود والأنبياء

İbn Ebî Hâtim, el-Hasan'dan rivayet ettiğine göre o, {مُصدقا لما بَين يَدَيْهِ} “Kendinden öncekini doğrulayıcı olarak” hakkında: “Nûh'a, İbrâhim'e, Hûd'a ve [diğer] peygamberlere indirilen apaçık delilleri [doğrulayıcı olarak]” demektedir.

10714. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة فِي قَوْله {نزل عَلَيْك الْكتاب} قَالَ: الْقُرْآن {مُصدقا لما بَين يَدَيْهِ} من الْكتب الَّتِي قد خلت قبله (وَأنزل التَّوْرَاة وَالْإِنْجِيل من قبل هدى للنَّاس) هما كِتَابَانِ أنزلهما الله فيهمَا بَيَان من الله وعصمة لمن أَخذ بِهِ وَصدق بِهِ وَعمل بِمَا فِيهِ {وَأنزل الْفرْقَان} هُوَ الْقُرْآن فرق بِهِ بَين الْحق وَالْبَاطِل

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den rivayet ettiğine göre o, {نزل عَلَيْك الْكتاب} “Sana Kitab'ı indirdi” kavli hakkında: “Kur'an'ı”, {مُصدقا لما بَين يَدَيْهِ} “Kendinden öncekini doğrulayıcı olarak” hakkında: “Kendisinden önce gelip geçmiş kitapları [doğrulayıcı olarak]” demiştir. (Daha önce insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti) sözü hakkında: “Bu ikisi, Allah'ın indirdiği iki kitaptır; her ikisinde de Allah'tan bir açıklama ve ona sarılan, onu tasdik eden ve içindekilerle amel eden kimse için bir korunma vardır” demiştir. {وَأنزل الْفرْقَان} “Furkan'ı da indirdi” kavli hakkında ise: “O, kendisiyle hak ile batılın arasını ayırdığı Kur'an'dır” demiştir.

10715. Metin

فأحل فِيهِ حَلَاله وَحرم فِيهِ حرَامه وَشرع فِيهِ شرائعه وَحَدَّ فِيهِ حُدُوده وَفرض فِيهِ فَرَائِضه وبَيَّنَ فِيهِ بَيَانه وَأمر بِطَاعَتِهِ وَنهى عَن مَعْصِيَته

Onda helalini helal, haramını haram kılmış, şeriatlerini koymuş, sınırlarını belirlemiş, farzlarını farz kılmış, açıklamalarını beyan etmiş, Kendisine itaati emredip isyanı yasaklamıştır.

10716. Metin

وَأخرج ابْن جرير عَن مُحَمَّد بن جَعْفَر بن الزبير {وَأنزل الْفرْقَان} أَي الْفَصْل بَين الْحق وَالْبَاطِل فِيمَا اخْتلف فِيهِ الْأَحْزَاب من أَمر عِيسَى وَغَيره

İbn Cerîr, Muhammed b. Ca'fer b. ez-Zübeyr'den rivayet ettiğine göre o, {وَأنزل الْفرْقَان} “Furkan'ı da indirdi” [ifadesi hakkında]: “Yani grupların Îsâ ve başkaları hakkında ihtilaf ettikleri hususlarda hak ile batılın arasını ayıran hükmü [indirdi]” demiştir.

10717. Metin

وَفِي قَوْله {إِن الَّذين كفرُوا بآيَات الله لَهُم عَذَاب شَدِيد وَالله عَزِيز ذُو انتقام} أَي أَن الله منتقم مِمَّن كفر بآياته بعد علمه بهَا ومعرفته بِمَا جَاءَ مِنْهُ فِيهَا

{إِن الَّذين كفرُوا بآيَات الله لَهُم عَذَاب شَدِيد وَالله عَزِيز ذُو انتقام} “Şüphesiz Allah'ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah Azîz'dir, intikam sahibidir” kavli hakkında ise: “Yani Allah, ayetlerini bilip onlar hakkında Kendisinden gelen hakikati tanıdıktan sonra ayetlerini inkâr edenlerden intikam alıcıdır” demiştir.

10718. Metin

وَفِي قَوْله {أَن الله لَا يخفى عَلَيْهِ شَيْء فِي الأَرْض وَلَا فِي السَّمَاء} أَي قد علم مَا يُرِيدُونَ وَمَا يكيدون وَمَا يضاهون بقَوْلهمْ فِي عِيسَى

{أَن الله لَا يخفى عَلَيْهِ شَيْء فِي الأَرْض وَلَا فِي السَّمَاء} “Şüphesiz yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz” kavli hakkında da: “Yani O, Îsâ hakkındaki sözleriyle ne kastettiklerini, ne tuzaklar kurduklarını ve [Kendi zatına] neleri benzetmeye çalıştıklarını bilmiştir” demiştir.

10719. Metin

إِذْ جَعَلُوهُ رَبًّا وإلهاً وَعِنْدهم من علمه غير ذَلِك غرَّة بِاللَّه وَكفرا بِهِ {هُوَ الَّذِي يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} قد كَانَ عِيسَى مِمَّن صور فِي الْأَرْحَام لَا يدْفَعُونَ ذَلِك وَلَا ينكرونه كَمَا صور غَيره من بني آدم فَكيف يكون إِلَهًا وَقد كَانَ بذلك الْمنزل

Nitekim onlar, Allah'a karşı bir cüret ve O'nu inkâr olarak, hakkında aksine bir bilgiye sahip oldukları halde onu Rab ve ilah edindiler. {هُوَ الَّذِي يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} “Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur”. Âdemoğullarından başkalarının şekillendirildiği gibi Îsâ da rahimlerde şekillendirilenlerdendi; bunu ne reddedebilirler ne de inkâr edebilirler. Öyleyse bu durumda iken nasıl ilah olabilir?

10720. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن مَسْعُود فِي قَوْله {يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} قَالَ: ذُكُورا وإناثاً

İbnü'l-Münzir, İbn Mes'ûd'dan {يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} “Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendirir” kavli hakkında: “Erkek ve dişi olarak” dediğini rivayet etmiştir.

10721. Metin

وَأخرج ابْن جرير من طَرِيق السّديّ عَن أبي مَالك وَعَن أبي صَالح عَن ابْن عَبَّاس عَن مرّة عَن ابْن مَسْعُود وناس من الصَّحَابَة

İbn Cerîr; es-Süddî yoluyla Ebû Mâlik'ten, Ebû Sâlih'ten, İbn Abbâs'tan, Mürre'den, İbn Mes'ûd'dan ve sahâbîlerden birtakım kişilerden rivayet etmiştir:

10722. Metin

فِي قَوْله {هُوَ الَّذِي يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} قَالَ: إِذا وَقعت النُّطْفَة فِي الْأَرْحَام طارت فِي الْجَسَد أَرْبَعِينَ يَوْمًا ثمَّ تكون علقَة أَرْبَعِينَ يَوْمًا ثمَّ تكون مُضْغَة أَرْبَعِينَ يَوْمًا فَإِذا بلغ أَن يخلق بعث الله ملكا يصوّرها فَيَأْتِي الْملك بِتُرَاب بَين اصبعيه فيخلط فِيهِ المضغة ثمَّ يعجنه بهَا ثمَّ يصوّره كَمَا يُؤمر ثمَّ يَقُول: أذكر أم أُنْثَى أشقي أم سعيد ومَا رزقه وَمَا عمره وَمَا أَثَره وَمَا مصائبه فَيَقُول الله وَيكْتب الْملك

{هُوَ الَّذِي يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} “Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur” kavli hakkında şöyle demiştir: “Nutfe rahme düştüğünde kırk gün bedende dolaşır, sonra kırk gün alaka (embriyo) olur, sonra kırk gün mudga (bir çiğnem et parçası) olur. Yaratılma aşamasına ulaştığında Allah onu şekillendirecek bir melek gönderir. Melek iki parmağı arasında toprak getirir ve onu mudganın içine katar, sonra onunla yoğurur, ardından emrolunduğu gibi şekillendirir. Sonra: 'Erkek mi dişi mi, şakî mi saîd mi, rızkı nedir, ömrü nedir, eseri (amelleri) nedir ve başına gelecek musibetler nelerdir?' der. Allah söyler, melek de yazar.

10723. Metin

فَإِذا مَاتَ ذَلِك الْجَسَد دفن حَيْثُ أَخذ ذَلِك التُّرَاب

O beden öldüğünde, o toprağın alındığı yere defnedilir.”

10724. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة {هُوَ الَّذِي يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} قَالَ: من ذكر وَأُنْثَى وأحمر وأبيض وأسود وتام وَغير تَامّ الْخلق

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den {هُوَ الَّذِي يصوركم فِي الْأَرْحَام كَيفَ يَشَاء} “Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur” kavli hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Erkek veya dişi, kızıl, beyaz veya siyah, yaratılışı tam veya tam olmayan şeklinde.”

10725. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن أبي الْعَالِيَة فِي قَوْله {الْعَزِيز الْحَكِيم} قَالَ: الْعَزِيز فِي نقمته إِذا انتقم الْحَكِيم فِي أمره

İbn Ebî Hâtim, Ebu'l-Âliye'den {الْعَزِيز الْحَكِيم} “Azîz'dir, Hakîm'dir” kavli hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: “İntikam aldığında intikamında Azîz, işinde ve hükmünde Hakîm'dir.”

10726. Metin

آيَة ٧

Ayet 7

10727. Metin

وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم من طَرِيق عَليّ عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: {محكمات} ناسخه وَحَلَاله وَحَرَامه وحدوده وفرائضه وَمَا يُؤمن بِهِ و {متشابهات} منسوخه ومقدمه ومؤخره وَأَمْثَاله وأقسامه وَمَا يُؤمن بِهِ وَلَا يعْمل بِهِ

İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Ali yoluyla İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “{محكمات} [ifadesi]; nasihini, helalini, haramını, sınırlarını, farzlarını ve inanılması gerekenleri [kapsar]. {متشابهات} [ifadesi ise]; mensuhunu, öne alınmış ve ertelenmiş olanını, mesellerini, yeminlerini, inanılıp da amel edilmeyenlerini [kapsar].”

10728. Metin

وَأخرج ابْن جرير من طَرِيق الْعَوْفِيّ عَن ابْن عَبَّاس قَالَ {محكمات} النَّاسِخ الَّذِي يدان بِهِ وَيعْمل بِهِ

İbn Cerîr, el-Avfî yoluyla İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “{محكمات}; kendisine inanılan ve kendisiyle amel edilen nasihtir.

10729. Metin

و {متشابهات} المنسوخات الَّتِي لَا يدان بِهن

{متشابهات} ise kendileriyle amel edilmeyen mensuh [ayetler]dir.”

10730. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَابْن أبي حَاتِم وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه عَن عبد الله بن قيس: سَمِعت ابْن عَبَّاس يَقُول فِي قَوْله {مِنْهُ آيَات محكمات} قَالَ: الثَّلَاث آيَات من آخر سُورَة الْأَنْعَام محكمات (قل تَعَالَوْا

Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Hâtim, sahih olduğunu belirterek Hâkim ve İbn Merdûye, Abdullah b. Kays'tan rivayet etmiştir: İbn Abbâs'ın {مِنْهُ آيَات محكمات} “Ondan bir kısmı muhkem ayetlerdir” kavli hakkında şöyle dediğini işittim: “En'âm suresinin sonundaki üç ayet muhkemdir: (De ki: Gelin

10731. Metin

) (الْأَنْعَام الْآيَات ١٥١ - ١٥٣) والآيتان بعْدهَا

) (En'âm ayetler 151 - 153) ve ondan sonraki iki ayet.”

10732. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم من وَجه آخر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {آيَات محكمات} قَالَ: من هَهُنَا (قل تَعَالَوْا

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim başka bir yoldan İbn Abbâs'ın {آيَات محكمات} “Muhkem ayetler” kavli hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Şuradan: (De ki: Gelin

10733. Metin

) (الْأَنْعَام الْآيَات ١٥١ - ١٥٣) إِلَى آخر ثَلَاث آيَات

) (En'âm ayetler 151 - 153) son üç ayete kadar.

10734. Metin

وَمن هَهُنَا (وَقضى رَبك أَلا تعبدوا إِلَّا إِيَّاه

Ve şuradan: (Rabbin, yalnız Kendisine kulluk etmenizi kesin olarak emretti

10735. Metin

) (الْإِسْرَاء الْآيَات ٢٣ - ٢٥) إِلَى ثَلَاث آيَات بعْدهَا

) (İsrâ ayetler 23 - 25) sonraki üç ayete kadar.”

10736. Metin

وَأخرج ابْن جرير من طَرِيق السّديّ عَن أبي مَالك وَعَن أبي صَالح عَن ابْن عَبَّاس وَعَن مرّة بن مَسْعُود وناس من الصَّحَابَة {محكمات} الناسخات الَّتِي يعْمل بِهن {متشابهات} المنسوخات

İbn Cerîr; es-Süddî yoluyla Ebû Mâlik'ten, Ebû Sâlih'ten, İbn Abbâs'tan, Mürre b. Mes'ûd'dan ve sahâbîlerden birtakım kişilerden [şöyle rivayet etmiştir]: “{محكمات}; kendileriyle amel edilen nasihlerdir. {متشابهات} ise mensuh olanlardır.”

10737. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن ابْن عَبَّاس قَالَ {محكمات} الْحَلَال وَالْحرَام

Abd b. Humeyd, İbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre o: “{محكمات}; helal ve haramdır” demiştir.

10738. Metin

وَأخرج عبد بن حميد والفرياني عَن مُجَاهِد قَالَ المحكمات مَا فِيهِ الْحَلَال وَالْحرَام وَمَا سوى ذَلِك مِنْهُ متشابه يصدق بعضه بَعْضًا

Abd b. Humeyd ve el-Firyâbî, Mücâhid'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Muhkemler, içinde helal ve haram bulunanlardır; bundan başkası ise birbirini doğrulayan müteşâbihtir.

10739. Metin

مثل قَوْله (وَمَا يضل بِهِ إِلَّا الْفَاسِقين) (الْبَقَرَة الْآيَة ٢٦) وَمثل قَوْله (كَذَلِك يَجْعَل الله الرجس على الَّذين لَا يُؤمنُونَ) (الْأَنْعَام الْآيَة ١٢٥) وَمثل قَوْله (وَالَّذين اهتدوا زادهم هدى وآتاهم تقواهم) (مُحَمَّد الْآيَة ١٧)

(Bununla ancak fasıkları saptırır) (Bakara suresi, ayet 26) kavli, (İşte Allah, inanmayanların üzerine pisliği böyle kılar) (En'âm suresi, ayet 125) kavli ve (Doğru yolu bulanlara gelince, Allah onların hidayetini artırır ve onlara takvalarını verir) (Muhammed suresi, ayet 17) kavli gibi.”

10740. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن الرّبيع قَالَ المحكمات هِيَ الآمرة الزاجرة

İbn Ebî Hâtim, er-Rebî'den rivayet ettiğine göre o: “Muhkemler emreden ve sakındıran [ayetler]dir” demiştir.

10741. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الضريس وَابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم عَن إِسْحَق بن سُوَيْد

Abd b. Humeyd, İbnu'd-Durays, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, İshak b. Süveyd'den rivayet etmiştir:

10742. Metin

أَن يحيى بن يعمر وَأَبا فَاخِتَة

Yahyâ b. Ya'mer ve Ebû Fâhite,

10743. Metin

تراجعا هَذِه الْآيَة {هنَّ أم الْكتاب} فَقَالَ أَبُو فَاخِتَة: هن فواتح السُّور مِنْهَا يسْتَخْرج الْقُرْآن (الم ذَلِك الْكتاب) مِنْهَا استخرجت الْبَقَرَة و (الم الله لَا إِلَه إِلَّا هُوَ الْحَيّ القيوم) مِنْهَا استخرجت آل عمرَان قَالَ يحيى: هن اللَّاتِي فِيهِنَّ الْفَرَائِض وَالْأَمر وَالنَّهْي والحلال وَالْحُدُود وعماد الدّين

{هنَّ أم الْكتاب} “Onlar Kitab'ın anasıdır” ayetini müzakere ettiler. Ebû Fâhite: “Onlar surelerin başlarıdır, Kur'an onlardan çıkarılır; (Elif. Lâm. Mîm. İşte o Kitap) [ifadesinden] Bakara çıkarılmıştır, (Elif. Lâm. Mîm. Allah; O'ndan başka ilah yoktur, Hayy'dır, Kayyûm'dur) [ifadesinden] Âl-i İmrân çıkarılmıştır” dedi. Yahyâ ise şöyle dedi: “Onlar, içlerinde farzlar, emir ve nehiy, helal, sınırlar ve dinin direği bulunan [ayetler]dir.”

10744. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن جُبَير {هنَّ أم الْكتاب} قَالَ: أصل الْكتاب لِأَنَّهُنَّ مكتوبات فِي جَمِيع الْكتب

İbn Ebî Hâtim, Saîd b. Cübeyr'den {هنَّ أم الْكتاب} “Onlar Kitab'ın anasıdır” kavli hakkında: “Kitab'ın aslıdır, çünkü onlar bütün kitaplarda yazılıdır” dediğini rivayet etmiştir.

10745. Metin

وَأخرج ابْن جرير عَن مُحَمَّد بن جَعْفَر بن الزبير قَالَ المحكمات حجَّة الرب وعصمة الْعباد وَدفع الْخُصُوم وَالْبَاطِل لَيْسَ لَهَا تصريف وَلَا تَحْرِيف عَمَّا وضعت عَلَيْهِ {وَأخر متشابهات} فِي الصدْق لَهُنَّ تصريف وتحريف وَتَأْويل ابتلى الله فِيهِنَّ الْعباد كَمَا ابْتَلَاهُم فِي الْحَلَال وَالْحرَام لَا يصرفن إِلَى الْبَاطِل وَلَا يحرفن عَن الْحق

İbn Cerîr, Muhammed b. Ca'fer b. ez-Zübeyr'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Muhkemler, Rabbin hücceti, kulların korunması, hasımların ve batılın defedilmesidir; onların konuldukları anlamdan saptırılması ve tahrif edilmesi mümkün değildir. Doğrulukta {وَأخر متشابهات} “Diğerleri ise müteşâbihlerdir”; onlar için tevil, yönlendirme ve yorum imkânı vardır. Allah helal ve haramda kullarını sınadığı gibi bunlarda da onları sınamıştır; onlar batıla saptırılamaz ve haktan çevrilemez.”

10746. Metin

وأخرج ابْن جرير عَن مَالك بن دِينَار قَالَ: سَأَلت الْحسن عَن قَوْله {أم الْكتاب} قَالَ: الْحَلَال وَالْحرَام قلت لَهُ ف (الْحَمد لله رب الْعَالمين) (الْفَاتِحَة الْآيَة ١) قَالَ: هَذِه أم الْقُرْآن

İbn Cerîr, Mâlik b. Dînâr'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Hasan'a {أم الْكتاب} “Kitab'ın anası” kavlini sordum; “Helal ve haramdır” dedi. Ona: “(Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur) (Fâtiha suresi, ayet 1) [hakkında ne dersin]?” dedim. “Bu, Ümmü'l-Kur'an'dır (Kur'an'ın anasıdır)” dedi.

10747. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مقَاتل بن حَيَّان قَالَ: إِنَّمَا قَالَ {هن أم الْكتاب} لِأَنَّهُ لَيْسَ من أهل دين إِلَّا يرضى بِهن {وَأخر متشابهات} يَعْنِي فِيمَا بلغنَا {الم} و (المص) و (المر) و (الر)

İbn Ebî Hâtim, Mukâtil b. Hayyân'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “{هن أم الْكتاب} “Onlar Kitab'ın anasıdır” buyurmasının sebebi, hiçbir din ehlinin onları kabul etmemezlik edemeyecek olmasıdır. {وَأخر متشابهات} “Diğerleri ise müteşâbihlerdir”; yani bize ulaştığına göre {الم}, (Elif. Lâm. Mîm. Sâd), (Elif. Lâm. Mîm. Râ) ve (Elif. Lâm. Râ) gibi [hurûf-ı mukattaalardır].”

10748. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن سعيد بن جُبَير قَالَ المتشابهات آيَات فِي الْقُرْآن يتشابهن على النَّاس إِذا قرأوهن

İbnü'l-Münzir, Saîd b. Cübeyr'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Müteşâbihler, Kur'an'da insanların okuduklarında kendilerine benzer ve kapalı gelen ayetlerdir.

10749. Metin

وَمن أجل ذَلِك يضل من ضل فَكل فرقة يقرؤون آيَة من الْقُرْآن يَزْعمُونَ أَنَّهَا لَهُم فَمِنْهَا يتبع الحرورية من الْمُتَشَابه قَول الله (ومن لم يحكم بِمَا أنزل الله فَأُولَئِك هم الْكَافِرُونَ) (الْمَائِدَة الْآيَة ٤٤) ثمَّ يقرؤون مَعهَا (وَالَّذين كفرُوا برَبهمْ يعدلُونَ) (الْأَنْعَام الْآيَة ١) فَإِذا رَأَوْا الامام يحكم بِغَيْر الْحق قَالُوا: قد كفر فَمن عدل بربه وَمن عدل بربه فقد أشرك بربه

Sapanlar da bu yüzden saparlar; her fırka Kur'an'dan bir ayet okur ve onun kendi lehlerine olduğunu iddia eder. İşte bu sebeple Harûriyye (Hâricîler), müteşâbihten Allah'ın (Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir) (Mâide suresi, ayet 44) kavline tabi olurlar, sonra bununla beraber (İnkâr edenler ise Rablerine [başkalarını] denk tutuyorlar) (En'âm suresi, ayet 1) [ayetini] okurlar. İmamın hak ile hükmetmediğini gördüklerinde: 'Kâfir oldu; kim kâfir olursa Rabbine denk tutmuştur, kim de Rabbine denk tutarsa Rabbine şirk koşmuştur.

10750. Metin

فَهَؤُلَاءِ الْأَئِمَّة مشركون

Dolayısıyla bu imamlar müşriktir' derler.”

10751. Metin

وَأخرج البُخَارِيّ فِي التَّارِيخ وَابْن جرير من طَرِيق ابْن إِسْحَق عَن الْكَلْبِيّ عَن أبي صَالح عَن ابْن عَبَّاس عَن جَابر بن عبد الله بن ربَاب قَالَ مر أَبُو يَاسر بن أَخطب فجَاء رجل من يهود لرَسُول الله ﷺ

Buhârî et-Târîh'te ve İbn Cerîr, İbn İshak yoluyla el-Kelbî'den, Ebû Sâlih'ten, İbn Abbâs'tan, Câbir b. Abdillâh b. Ribâb'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Yâsir b. Ahtab uğradı; [sonra] Yahudilerden bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldi.

10752. Metin

وَهُوَ يَتْلُو فَاتِحَة سُورَة الْبَقَرَة (الم ذَلِك الْكتاب لَا ريب فِيهِ)

O, Bakara suresinin başını okuyordu: (Elif. Lâm. Mîm. Kendisinde şüphe olmayan bu Kitap).

10753. Metin

فَأتى أَخَاهُ حييّ بن أَخطب فِي رجال من الْيَهُود فَقَالَ أتعلمون وَالله لقد سَمِعت مُحَمَّدًا يَتْلُو فِيمَا أنزل عَلَيْهِ (الم ذَلِك الْكتاب) فَقَالَ: أَنْت سمعته قَالَ: نعم

Bunun üzerine Yahudilerden bir grup adamın içinde bulunan kardeşi Huyey b. Ahtab'ın yanına gidip: “Biliyor musunuz, vallahi Muhammed'i kendisine indirilenler arasında (Elif. Lâm. Mîm. İşte o Kitap) [ayetini] okurken işittim” dedi. O da: “Sen bizzat işittin mi?” diye sordu. O: “Evet” dedi.

10754. Metin

فَمشى حَتَّى وافى أُولَئِكَ النَّفر إِلَى رَسُول الله ﷺ

Bunun üzerine yürüyüp o kimselerle birlikte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına vardı.

10755. Metin

فَقَالُوا: الم تقل إِنَّك تتلو فِيمَا أنزل عَلَيْك (الم ذَلِك الْكتاب) فَقَالَ: بلَى فَقَالُوا: لقد بعث بذلك أَنْبيَاء مَا

“Sana indirilenler arasında (Elif. Lâm. Mîm. İşte o Kitap) [ayetini] okuduğunu söylemedin mi?” dediler. “Evet” buyurdu. Bunun üzerine şöyle dediler: “Andolsun, bununla peygamberler gönderilmiştir; fakat

10756. Metin

نعلمهُ بَين لنَبِيّ مِنْهُم مَا مُدَّة ملكه وَمَا أجل أمته غَيْرك

senden başka onlardan hiçbir peygamber için hükümdarlık süresinin ve ümmetinin ecelinin açıklandığını bilmiyoruz.

10757. Metin

الْألف وَاحِدَة وَاللَّام ثَلَاثُونَ وَالْمِيم أَرْبَعُونَ فَهَذِهِ احدى وَسَبْعُونَ سنة

Elif bir, lâm otuz, mîm kırktır; bu ise yetmiş bir yıldır.”

10758. Metin

ثمَّ قَالَ: يَا مُحَمَّد هَل مَعَ هَذَا غَيره قَالَ: نعم

Sonra: “Ey Muhammed! Bununla birlikte başka bir şey var mı?” dedi. “Evet” buyurdu.

10759. Metin

(المص) قَالَ: هَذِه أثقل وأطول الْألف وَاحِدَة وَاللَّام ثَلَاثُونَ وَالْمِيم أَرْبَعُونَ وَالصَّاد تسعون فَهَذِهِ إِحْدَى وَثَلَاثُونَ وَمِائَة

“(Elif. Lâm. Mîm. Sâd)” [buyurdu]. “Bu daha ağır ve daha uzundur; elif bir, lâm otuz, mîm kırk, sâd doksandır; bu ise yüz otuz bir yıldır” dedi.

10760. Metin

هَل مَعَ هَذَا غَيره قَالَ: نعم

“Bununla birlikte başka bir şey var mı?” dedi. “Evet” buyurdu.

10761. Metin

(الر) قَالَ: هَذِه أثقل وأطول الْألف وَاحِدَة وَاللَّام ثَلَاثُونَ وَالرَّاء مِائَتَان

“(Elif. Lâm. Râ)” [buyurdu]. “Bu daha ağır ve daha uzundur; elif bir, lâm otuz, râ iki yüzdür.

10762. Metin

هَذِه إِحْدَى وَثَلَاثُونَ وَمِائَتَا سنة

Bu ise iki yüz otuz bir yıldır” dedi.

10763. Metin

هَل مَعَ هَذَا غَيره قَالَ: نعم

“Bununla birlikte başka bir şey var mı?” dedi. “Evet” buyurdu.

10764. Metin

(المر) قَالَ: هَذِه أثقل وأطول

“(Elif. Lâm. Mîm. Râ)” [buyurdu]. “Bu daha ağır ve daha uzundur” dedi.

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.