54338. Metin
بِسم الله الرَّحْمَن الرَّحِيم (٥٤)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla (54)
54339. Metin
سُورَة الْقَمَر
Kamer Suresi
54340. Metin
مَكِّيَّة وآياتها خمس وَخَمْسُونَ
Mekkîdir ve elli beş ayettir.
54341. Metin
مُقَدّمَة السُّورَة
Surenin Mukaddimesi
54342. Metin
أخرج النّحاس عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: نزلت سُورَة الْقَمَر بِمَكَّة
Nehhâs, İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: Kamer Suresi Mekke'de indi.
54343. Metin
وَأخرج ابْن الضريس وَابْن مردوية وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: نزلت بِمَكَّة سُورَة {اقْتَرَبت السَّاعَة}
İbnü'd-Durays, İbn Merdûye ve ed-Delâil'de Beyhakî, İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: { اقْتَرَبت السَّاعَة } “Kıyamet yaklaştı” suresi Mekke'de indi.
54344. Metin
وَأخرج ابْن مردوية عَن ابْن الزبير مثله
İbn Merdûye, İbnü'z-Zübeyr'den benzerini rivayet etti.
54345. Metin
وَأخرج الْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: قارىء اقْتَرَبت تدعى فِي التَّوْرَاة المبيضة تبيض وَجه صَاحبهَا يَوْم تبيضّ الْوُجُوه قَالَ الْبَيْهَقِيّ: مُنكر
Beyhakî Şuabü'l-Îmân'da İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: İkterebet [suresini] okuyan kimse Tevrat'ta 'Mübeyyida' (ağartan) diye anılır; yüzlerin ağardığı günde sahibinin yüzünü ağartır. Beyhakî: Bu münkerdir, dedi.
54346. Metin
وَأخرج الديلمي عَن عَائِشَة مَرْفُوعا من قَرَأَ (بالم تَنْزِيل) و (يس) و {اقْتَرَبت السَّاعَة} و {تبَارك الَّذِي بِيَدِهِ الْملك} كن لَهُ نورا وحرزاً من الشَّيْطَان والشرك وَرفع لَهُ فِي الدَّرَجَات يَوْم الْقِيَامَة
Deylemî, Âişe'den merfû olarak rivayet etti: "Kim (Elif-lâm-mîm Tenzîl)'i, (Yâsîn)'i, { اقْتَرَبت السَّاعَة } “Kıyamet yaklaştı” [suresini] ve { تبَارك الَّذِي بِيَدِهِ الْملك } “Hükümranlık elinde olan [Allah] ne yücedir” [suresini] okursa, bunlar onun için bir nur, şeytandan ve şirkten bir kalkan olur ve kıyamet gününde dereceleri yükseltilir."
54347. Metin
وَأخرج ابْن الضريس عَن إِسْحَق بن عبد الله بن أبي فَرْوَة رَفعه من قَرَأَ {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} فِي كل لَيْلَتَيْنِ بَعثه الله يَوْم الْقِيَامَة وَوَجهه كَالْقَمَرِ لَيْلَة الْبَدْر
İbnü'd-Durays, İshâk b. Abdillâh b. Ebî Ferve'den onun merfû olarak rivayet ettiğine göre: "Kim her iki gecede bir { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” [suresini] okursa, Allah onu kıyamet gününde yüzü dolunay gecesindeki ay gibi olduğu halde diriltir."
54348. Metin
وَأخرج ابْن الضريس عَن لَيْث عَن معن عَن شيخ من هَمدَان رَفعه إِلَى النَّبِي ﷺ قَالَ: من قَرَأَ {اقْتَرَبت السَّاعَة} غبا لَيْلَة وَلَيْلَة حَتَّى يَمُوت لَقِي الله تَعَالَى وَوَجهه كَالْقَمَرِ لَيْلَة الْبَدْر
İbnü'd-Durays, Leys'ten, o Ma'n'dan, o Hemdânlı bir ihtiyardan, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e merfû olarak rivayet etti ki şöyle buyurdu: "Kim ölünceye kadar iki gecede bir { اقْتَرَبت السَّاعَة } “Kıyamet yaklaştı” [suresini] okursa, Allah Teâlâ'ya yüzü dolunay gecesindeki ay gibi kavuşur."
54349. Metin
وَأخرج أَحْمد عَن بُرَيْدَة أَن معَاذًا بن جبل صلى بِأَصْحَابِهِ صَلَاة الْعشَاء فَقَرَأَ فِيهَا {اقْتَرَبت السَّاعَة} فَقَامَ رجل من قبل أَن يفرغ فصلى وَذهب فَقَالَ لَهُ معَاذ قولا شَدِيدا فَأتى الرجل النَّبِي ﷺ فَاعْتَذر إِلَيْهِ فَقَالَ: إِنِّي كنت أعمل فِي نخل وَخفت على المَاء فَقَالَ رَسُول الله صلي الله عَلَيْهِ وَسلم: صلي بالشمس وَضُحَاهَا وَنَحْوهَا من السُّور
Ahmed, Büreyde'den rivayet etti ki: Muâz b. Cebel arkadaşlarına yatsı namazını kıldırdı ve onda { اقْتَرَبت السَّاعَة } “Kıyamet yaklaştı” [suresini] okudu. Bir adam o bitirmeden önce kalkıp [kendi başına] kıldı ve gitti. Muâz ona sert bir söz söyledi. Bunun üzerine adam Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip ona mazeret beyan etti ve: "Ben hurmalıkta çalışıyordum, suyun kaçmasından endişe ettim" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: "eş-Şems ve duhâhâ ve benzeri surelerle kıldır" buyurdu.
54350. Metin
الْآيَات ١ - ٣
1 - 3. Ayetler
54351. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَأحمد وَعبد بن حميد وَمُسلم وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَالتِّرْمِذِيّ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن أنس قَالَ: سَأَلَ أهل مَكَّة النَّبِي ﷺ آيَة فانشق الْقَمَر بِمَكَّة فرْقَتَيْن فَنزلت {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} إِلَى قَوْله {سحر مُسْتَمر} أَي ذَاهِب
Abdürrezzâk, Ahmed, Abd b. Humeyd, Müslim, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, Tirmizî, İbn Merdûye ve ed-Delâil'de Beyhakî, Enes'ten şöyle dediğini rivayet etti: Mekke halkı Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bir mucize istedi. Bunun üzerine Mekke'de ay iki parçaya ayrıldı ve { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” ayetinden { سحر مُسْتَمر } “süregelen bir büyüdür” -yani geçici [bir büyüdür]- sözüne kadar indi.
54352. Metin
وَأخرج البُخَارِيّ وَمُسلم وَابْن جرير عَن أنس أَن أهل مَكَّة سَأَلُوا رَسُول الله ﷺ أَن يُرِيهم آيَة فَأَرَاهُم الْقَمَر شقتين حَتَّى رَأَوْا حراء بَينهمَا
Buhârî, Müslim ve İbn Cerîr, Enes'ten rivayet etti ki: Mekke halkı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den kendilerine bir mucize göstermesini istediler. O da onlara ayı iki parça halinde gösterdi; öyle ki Hira'yı ikisinin arasında gördüler.
54353. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل من طَرِيق مُجَاهِد عَن أبي معمر عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: رَأَيْت الْقَمَر منشقّاً شقتين بِمَكَّة قبل أَن يخرج النَّبِي ﷺ شقة على أبي قبيس وشقة على السويداء فَقَالُوا: سحر الْقَمَر فَنزلت {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} قَالَ مُجَاهِد: يَقُول كَمَا رَأَيْتُمْ الْقَمَر منشقاً فَإِن الَّذِي أخْبركُم عَن {اقْتَرَبت السَّاعَة} حق
Abd b. Humeyd, Hâkim -sahih olduğunu belirterek-, İbn Merdûye ve ed-Delâil'de Beyhakî, Mücâhid kanalıyla Ebû Ma'mer'den, o da İbn Mes'ûd'dan şöyle dediğini rivayet etti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem [Mekke'den] çıkmadan önce Mekke'de ayı iki parçaya ayrılmış olarak gördüm; bir parça Ebû Kubeys üzerinde, bir parça Süveydâ üzerinde idi. [Müşrikler]: "Ay büyülendi" dediler. Bunun üzerine { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” [ayeti] indi. Mücâhid dedi ki: [Allah Teâlâ] şöyle buyurmaktadır: Nasıl ki ayı yarılmış gördünüz, { اقْتَرَبت السَّاعَة } “kıyametin yaklaştığı” hususunda size haber veren [zat] da haktır.
54354. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَالْبُخَارِيّ وَمُسلم وَالتِّرْمِذِيّ وَابْن جرير وَابْن مرْدَوَيْه من طَرِيق أبي معمر عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: انْشَقَّ الْقَمَر على عهد رَسُول الله ﷺ فرْقَتَيْن فرقة فَوق الْجَبَل وَفرْقَة دونه فَقَالَ رَسُول الله ﷺ: اشْهَدُوا
Abd b. Humeyd, Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbn Cerîr ve İbn Merdûye, Ebû Ma'mer kanalıyla İbn Mes'ûd'dan şöyle dediğini rivayet etti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ay iki parçaya yarıldı; bir parça dağın üstünde, bir parça dağın berisinde idi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şahit olun!" buyurdu.
54355. Metin
وَأخرج أَحْمد وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه وَأَبُو نعيم فِي الدَّلَائِل من طَرِيق الْأسود عَن عبد الله قَالَ: رَأَيْت الْقَمَر على الْجَبَل وَقد انْشَقَّ فَأَبْصَرت الْجَبَل من بَين فرجتي الْقَمَر
Ahmed, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, Hâkim -sahih olduğunu belirterek-, İbn Merdûye ve ed-Delâil'de Ebû Nuaym, Esved kanalıyla Abdullah'tan şöyle dediğini rivayet etti: Dağın üzerinde ayı yarılmış olarak gördüm ve dağı ayın iki yarığı arasından gördüm.
54356. Metin
وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه وَأَبُو نعيم وَالْبَيْهَقِيّ كِلَاهُمَا فِي الدَّلَائِل من طَرِيق مَسْرُوق عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: انْشَقَّ الْقَمَر على عهد النَّبِي ﷺ فَقَالَت قُرَيْش: هَذَا سحر ابْن أبي كَبْشَة فَقَالُوا: انتظروا مَا يأتيكم بِهِ السفار فَإِن مُحَمَّدًا لَا يَسْتَطِيع أَن يسحر النَّاس كلهم فجَاء السفار فَسَأَلُوهُمْ فَقَالُوا: نعم قد رَأَيْنَاهُ فَأنْزل الله {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر}
İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, İbn Merdûye ve her ikisi de ed-Delâil'de olmak üzere Ebû Nuaym ile Beyhakî, Mesrûk kanalıyla İbn Mes'ûd'dan şöyle dediğini rivayet etti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ay yarıldı. Kureyş: "Bu, İbn Ebî Kebşe'nin büyüsüdür" dedi. Sonra: "Yolcuların getireceği haberi bekleyin; zira Muhammed bütün insanları büyüleyemez" dediler. Yolcular geldiğinde onlara sordular, onlar da: "Evet, onu gördük" dediler. Bunun üzerine Allah: { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” [ayetini] indirdi.
54357. Metin
وَأخرج البُخَارِيّ وَمُسلم وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: انْشَقَّ الْقَمَر فِي زمَان النَّبِي ﷺ
Buhârî, Müslim, İbn Merdûye ve ed-Delâil'de Beyhakî, İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ay yarıldı.
54358. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه وَأَبُو نعيم فِي الدَّلَائِل من طَرِيق عَلْقَمَة عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: كُنَّا مَعَ النَّبِي ﷺ بمنى فانشق الْقَمَر حَتَّى صَار فرْقَتَيْن فتوارت فرقة خلف الْجَبَل فَقَالَ النَّبِي ﷺ: اشْهَدُوا
İbn Merdûye ve ed-Delâil'de Ebû Nuaym, Alkame kanalıyla İbn Mes'ûd'dan şöyle dediğini rivayet etti: Biz Mina'da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Ay yarılarak iki parçaya dönüştü ve bir parça dağın arkasında kayboldu. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şahit olun!" buyurdu.
54359. Metin
وَأخرج مُسلم وَالتِّرْمِذِيّ وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه وَالْحَاكِم وَالْبَيْهَقِيّ وَأَبُو نعيم فِي الدَّلَائِل من طَرِيق مُجَاهِد عَن ابْن عمر فِي قَوْله {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} قَالَ: كَانَ ذَلِك على عهد رَسُول الله ﷺ انْشَقَّ فرْقَتَيْن فرقة من دون الْجَبَل وَفرْقَة خَلفه فَقَالَ النَّبِي ﷺ: اللَّهُمَّ اشْهَدْ
Müslim, Tirmizî, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, İbn Merdûye, Hâkim, Beyhakî ve ed-Delâil'de Ebû Nuaym, Mücâhid kanalıyla İbn Ömer'den { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: Bu, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında oldu. [Ay] iki parçaya yarıldı; bir parça dağın berisinde, bir parça ise arkasında idi. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah'ım, şahit ol!" buyurdu.
54360. Metin
وَأخرج أَحْمد وَعبد بن حميد وَالتِّرْمِذِيّ وَابْن جرير وَالْحَاكِم وَأَبُو نعيم وَالْبَيْهَقِيّ عَن جُبَير بن مطعم فِي قَوْله {وَانْشَقَّ الْقَمَر} قَالَ: انْشَقَّ الْقَمَر وَنحن بِمَكَّة على عهد رَسُول الله ﷺ حَتَّى صَار فرْقَتَيْن فرقة على هَذَا الْجَبَل وَفرْقَة على هَذَا الْجَبَل فَقَالَ النَّاس: سحرنَا مُحَمَّد فَقَالَ رجل: إِن كَانَ سحركم فَإِنَّهُ لَا يَسْتَطِيع أَن يسحر النَّاس كلهم
Ahmed, Abd b. Humeyd, Tirmizî, İbn Cerîr, Hâkim, Ebû Nuaym ve Beyhakî, Cübeyr b. Mut'ım'den { وَانْشَقَّ الْقَمَر } “ve ay yarıldı” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: Biz Mekke'deyken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ay yarıldı, öyle ki iki parçaya bölündü; bir parça şu dağın üzerinde, bir parça da şu dağın üzerinde idi. İnsanlar: "Muhammed bizi büyüledi" dediler. Bir adam da: "Eğer sizi büyülediyse, bütün insanları büyüleyemez ya!" dedi.
54361. Metin
وَأخرج ابْن جرير وَابْن مرْدَوَيْه وَأَبُو نعيم فِي الدَّلَائِل عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} قَالَ: قد مضى ذَلِك قبل الْهِجْرَة انْشَقَّ الْقَمَر حَتَّى رَأَوْا شقيه
İbn Cerîr, İbn Merdûye ve ed-Delâil'de Ebû Nuaym, İbn Abbâs'tan { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: Bu, hicretten önce gerçekleşti; ay yarıldı, öyle ki onun iki parçasını gördüler.
54362. Metin
وَأخرج الطَّبَرَانِيّ وَابْن مرْدَوَيْه من طَرِيق عِكْرِمَة عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: كسف الْقَمَر على عهد رَسُول الله ﷺ فَقَالُوا: سحر الْقَمَر فَنزلت {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} إِلَى قَوْله {مُسْتَمر}
Taberânî ve İbn Merdûye, İkrime kanalıyla İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ay tutuldu. [Müşrikler]: "Ay büyülendi" dediler. Bunun üzerine { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” [ayetinden] { مُسْتَمر } “süregelen” [ifadesine] kadar indi.
54363. Metin
وَأخرج أَبُو نعيم فِي الْحِلْية من طَرِيق عَطاء وَالضَّحَّاك عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} قَالَ: اجْتمع الْمُشْركُونَ على عهد رَسُول الله ﷺ مِنْهُم الْوَلِيد بن الْمُغيرَة وَأَبُو جهل بن هِشَام والعاصي بن وَائِل والعاصي بن هِشَام وَالْأسود بن عبد يَغُوث وَالْأسود بن الْمطلب وَزَمعَة بن الْأسود وَالنضْر بن الْحَرْث فَقَالُوا للنَّبِي ﷺ: إِن كنت صَادِقا فشق لنا الْقَمَر فرْقَتَيْن نصفا على أبي قبيس وَنصفا على قعيقعان فَقَالَ لَهُم النَّبِي ﷺ: إِن فعلت تؤمنوا قَالُوا: نعم وَكَانَت لَيْلَة بدر فَسَأَلَ رَسُول الله ﷺ ربه أَن يُعْطِيهِ مَا سَأَلُوا فأمسى الْقَمَر قد مثل نصفا على أبي
Ebû Nuaym el-Hilye'de Atâ ve Dahhâk kanalıyla İbn Abbâs'tan { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem devrinde aralarında Velîd b. Mugīre, Ebû Cehl b. Hişâm, Âs b. Vâil, Âs b. Hişâm, Esved b. Abdiyeğûs, Esved b. Muttalib, Zem'a b. Esved ve Nadr b. Hâris'in bulunduğu müşrikler toplandılar ve Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Eğer doğru sözlü isen bize ayı iki parçaya yar; yarısı Ebû Kubeys üzerinde, yarısı Kuaykıân üzerinde olsun" dediler. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Bunu yaparsam iman eder misiniz?" dedi. Onlar: "Evet" dediler. Gece dolunay gecesiydi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Rabbinden istedikleri şeyi kendisine vermesini niyaz etti. Akşam olunca ay, yarısı Ebû
54364. Metin
قبيس وَنصفا على قعيقعان وَرَسُول الله ﷺ يُنَادي يَا أَبَا سَلمَة بن عبد الْأسد والأرقم بن أبي الأرقم اشْهَدُوا
Kubeys üzerinde, yarısı da Kuaykıân üzerinde belirdi ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Ebû Seleme b. Abdilesed ve Erkam b. Ebi'l-Erkam, şahit olun!" diye nida ediyordu.
54365. Metin
وَأخرج أَبُو نعيم من طَرِيق عَطاء عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: انْتهى أهل مَكَّة إِلَى النَّبِي ﷺ فَقَالُوا: هَل من آيَة نَعْرِف بهَا أَنَّك رَسُول الله فهبط جِبْرِيل فَقَالَ: يَا مُحَمَّد قل: يَا أهل مَكَّة إِن تختلفوا هَذِه اللَّيْلَة فسترون آيَة فَأخْبرهُم رَسُول الله ﷺ بمقالة جِبْرِيل فَخَرجُوا لَيْلَة أَربع عشرَة فانشق الْقَمَر نِصْفَيْنِ نصفا على الصَّفَا وَنصفا على الْمَرْوَة فنظروا ثمَّ مالوا بِأَبْصَارِهِمْ فمسحوها ثمَّ أعادوا النّظر فنظروا ثمَّ مسحوا أَعينهم ثمَّ نظرُوا فَقَالُوا: يَا مُحَمَّد مَا هَذَا إِلَّا سحر ذَاهِب فَأنْزل الله {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر}
Ebû Nuaym, Atâ kanalıyla İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: Mekke halkı Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Senin Allah'ın elçisi olduğunu bileceğimiz bir mucize var mı?" dediler. Bunun üzerine Cibrîl indi ve şöyle dedi: "Ey Muhammed, şöyle de: Ey Mekke halkı! Bu gece [dışarı] çıkarsanız bir mucize göreceksiniz." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara Cibrîl'in sözünü haber verdi. [Ayın] on dördüncü gecesi çıktılar ve ay yarısı Safâ üzerinde, yarısı Merve üzerinde olmak üzere ikiye ayrıldı. Baktılar, sonra gözlerini çevirip ovuşturdular, tekrar dönüp baktılar, sonra gözlerini ovuşturdular, sonra [tekrar] baktılar ve: "Ey Muhammed, bu geçici bir büyüden başka bir şey değildir!" dediler. Bunun üzerine Allah: { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” [ayetini] indirdi.
54366. Metin
وَأخرج أَبُو نعيم من طَرِيق الضَّحَّاك عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: جَاءَت أَحْبَار الْيَهُود إِلَى رَسُول الله ﷺ فَقَالُوا: أرنا آيَة حَتَّى نؤمن فَسَأَلَ النَّبِي ﷺ ربه أَن يرِيه آيَة فَأَرَاهُم الْقَمَر قد انْشَقَّ فَصَارَ قمرين أَحدهمَا على الصَّفَا وَالْآخر على الْمَرْوَة قدر مَا بَين الْعَصْر إِلَى اللَّيْل ينظرُونَ إِلَيْهِ ثمَّ غَابَ الْقَمَر فَقَالُوا: هَذَا {سحر مُسْتَمر}
Ebû Nuaym, Dahhâk kanalıyla İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: Yahudi hahamları Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Bize bir mucize göster ki iman edelim" dediler. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Rabbinden kendilerine bir mucize göstermesini istedi. O da onlara ayı yarılmış olarak gösterdi; öyle ki ikindi ile gece arasındaki süre boyunca ona bakarlarken biri Safâ üzerinde, diğeri Merve üzerinde iki ay oldu. Sonra ay battı. Bunun üzerine onlar: "Bu, { سحر مُسْتَمر } “süregelen bir büyüdür”" dediler.
54367. Metin
وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَعبد الله بن أَحْمد فِي زَوَائِد الزّهْد وَابْن جرير وَابْن مرْدَوَيْه وَأَبُو نعيم عَن أبي عبد الرَّحْمَن السّلمِيّ قَالَ: خَطَبنَا حُذَيْفَة بن الْيَمَان بِالْمَدَائِنِ فَحَمدَ الله وَأثْنى عَلَيْهِ ثمَّ قَالَ {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} أَلا وَإِن السَّاعَة قد اقْتَرَبت أَلا وَإِن الْقَمَر قد انْشَقَّ على عهد رَسُول الله ﷺ أَلا وَإِن الدُّنْيَا قد آذَنت بِفِرَاق أَلا وَإِن الْيَوْم الضمار وَغدا السباق
İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, Zevâidü'z-Zühd'de Abdullah b. Ahmed, İbn Cerîr, İbn Merdûye ve Ebû Nuaym, Ebû Abdirrahmân es-Sülemî'den şöyle dediğini rivayet etti: Huzeyfe b. Yemân Medâin'de bize hutbe irat etti; Allah'a hamd ve senada bulundu, sonra: { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” [ayetini okudu ve]: "Haberiniz olsun, kıyamet yaklaşmıştır! Haberiniz olsun, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ay yarılmıştır! Haberiniz olsun, dünya ayrılığı bildirmiştir! Haberiniz olsun, bugün [atları yarışa] hazırlama günüdür, yarın ise yarış günüdür!" dedi.
54368. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن حُذَيْفَة أَنه قَرَأَ [اقْتَرَبت السَّاعَة وَقد انْشَقَّ الْقَمَر]
İbnü'l-Münzir, Huzeyfe'den rivayet etti ki o [ayeti]: [ اقْتَرَبت السَّاعَة وَقد انْشَقَّ الْقَمَر ] şeklinde okumuştur.
54369. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن الضَّحَّاك قَالَ: كَانَ انْشِقَاق الْقَمَر وَرَسُول الله ﷺ بِمَكَّة قبل أَن يُهَاجر فَقَالُوا: هَذَا سحر أَسحر السَّحَرَة فاقلعوا كَمَا فعل الْمُشْركُونَ إِذا كسف الْقَمَر ضربوا بطساسهم وَعَما اصفر أَحْبَارهم وَقَالُوا: هَذَا فعل السحر وَذَلِكَ قَوْله {وَإِن يرَوا آيَة يعرضُوا ويقولوا سحر مُسْتَمر}
İbnü'l-Münzir, Dahhâk'tan şöyle dediğini rivayet etti: Ayın yarılması, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'de iken, henüz hicret etmeden önce gerçekleşti. [Müşrikler]: "Bu, büyücülerin büyüsüdür, vazgeçin" dediler; nitekim müşrikler ay tutulduğu zaman taslarına vurur, din adamları sararıp solar ve: "Bu büyünün işidir" derlerdi. Allah'ın: { وَإِن يرَوا آيَة يعرضُوا ويقولوا سحر مُسْتَمر } “Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve: 'Süregelen bir büyüdür' derler” sözü işte budur.
54370. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: ثَلَاث ذكرهن الله فِي الْقُرْآن قد مضين {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} قد انْشَقَّ الْقَمَر على عهد رَسُول الله ﷺ شقتين
İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etti: Allah'ın Kur'an'da zikrettiği üç şey vardır ki gerçekleşip geçmiştir: { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı”; ay Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında iki parçaya yarıldı,
54371. Metin
حَتَّى رَآهُ النَّاس (سَيهْزمُ الْجمع وَيُوَلُّونَ الدبر) (سُورَة الْقَمَر ٤٥) وَقد (فتحنا عَلَيْهِم بَابا ذَا عَذَاب شَدِيد) (سُورَة الْمُؤْمِنُونَ ٧٧)
öyle ki insanlar onu gördüler; (سَيهْزمُ الْجمع وَيُوَلُّونَ الدبر) [O topluluk hezimete uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar] (Kamer Suresi 45) ve (فتحنا عَلَيْهِم بَابا ذَا عَذَاب شَدِيد) [Onlara şiddetli bir azap kapısı açtık] (Mü'minûn Suresi 77).
54372. Metin
وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير عَن مُجَاهِد فِي قَوْله {اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر} قَالَ: رَأَوْهُ منشقاً فَقَالُوا: هَذَا سحر ذَاهِب
Feryâbî, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Mücâhid'den { اقْتَرَبت السَّاعَة وَانْشَقَّ الْقَمَر } “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: Onu yarılmış gördüler ve: "Bu geçici bir büyüdür" dediler.
54373. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد {وكل أَمر مُسْتَقر} قَالَ: يَوْم الْقِيَامَة
İbn Ebî Hâtim, Mücâhid'den { وكل أَمر مُسْتَقر } “Her iş kararlaştırılmış bir sona ulaşacaktır” ayeti hakkında: "Kıyamet gününde" dediğini rivayet etti.
54374. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن جريج {وكل أَمر مُسْتَقر} قَالَ: بأَهْله
İbnü'l-Münzir, İbn Cüreyc'den { وكل أَمر مُسْتَقر } “Her iş kararlaştırılmış bir sona ulaşacaktır” ayeti hakkında: "Kendi ehline [ulaşacaktır]" dediğini rivayet etti.
54375. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن جرير عَن قَتَادَة {وكل أَمر مُسْتَقر} قَالَ: مُسْتَقر بِأَهْل الْخَيْر الْخَيْر وبأهل الشَّرّ الشَّرّ
Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Cerîr, Katâde'den { وكل أَمر مُسْتَقر } “Her iş kararlaştırılmış bir sona ulaşacaktır” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: "Hayır ehli hayra, şer ehli de şerre ulaşacaktır."
54376. Metin
الْآيَات ٤ - ٨
4 - 8. Ayetler
54377. Metin
أخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد {وَلَقَد جَاءَهُم من الأنباء مَا فِيهِ مزدجر} قَالَ: هَذَا الْقُرْآن مزدجر قَالَ: مُنْتَهى
Feryâbî, Abd b. Humeyd ve İbnü'l-Münzir, Mücâhid'den { وَلَقَد جَاءَهُم من الأنباء مَا فِيهِ مزدجر } “Andolsun onlara, içinde [kötülükten] vazgeçirecek ibretler bulunan haberler gelmiştir” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: "Bu Kur'an'dır." 'Müzdecer' kelimesi hakkında da: "Sakındırma, vazgeçirme" dedi.
54378. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن عمر بن عبد الْعَزِيز أَنه خطب بِالْمَدِينَةِ فَتلا هَذِه الْآيَة {وَلَقَد جَاءَهُم من الأنباء مَا فِيهِ مزدجر} قَالَ: أحل فِيهِ الْحَلَال وَحرم فِيهِ الْحَرَام وأنبأكم فِيهِ مَا تأتون وَمَا تدعون لم يدعكم فِي لبس من دينكُمْ كَرَامَة أكْرمكُم بهَا ونعمة أتم بهَا عَلَيْكُم
Abd b. Humeyd, Ömer b. Abdilazîz'den rivayet etti ki o, Medine'de hutbe irat edip şu { وَلَقَد جَاءَهُم من الأنباء مَا فِيهِ مزدجر } “Andolsun onlara, içinde [kötülükten] vazgeçirecek ibretler bulunan haberler gelmiştir” ayetini okudu ve şöyle dedi: "[Allah] onda helali helal kılmış, haramı haram kılmış, yapacağınız ve terk edeceğiniz şeyleri size haber vermiştir; dininiz hususunda sizi şüphe ve karışıklık içinde bırakmamıştır. Bu, size ikram ettiği bir lütuf ve üzerinize tamamladığı bir nimettir."
54379. Metin
قَوْله تَعَالَى: {خشعاً أَبْصَارهم}
Allah Teâlâ'nın: { خشعاً أَبْصَارهم } “Gözleri [korkudan] yere eğilmiş olarak” sözü.
54380. Metin
أخرج سعيد بن مَنْصُور وَابْن الْمُنْذر وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن ابْن عَبَّاس أَنه كَانَ يقْرَأ [خَاشِعًا أَبْصَارهم] بِالْألف
Saîd b. Mansûr, İbnü'l-Münzir ve Hâkim -sahih olduğunu belirterek-, İbn Abbâs'tan rivayet etti ki o, [bu ayeti] elif ile [ خَاشِعًا أَبْصَارهم ] şeklinde okurdu.
54381. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ {خُشَّعاً أَبْصَارهم} بِرَفْع الْخَاء
Abd b. Humeyd, Âsım'dan rivayet etti ki o, { خُشَّعاً أَبْصَارهم } “Gözleri [korkudan] yere eğilmiş olarak” [ayetini] hâ harfinin ötresiyle okumuştur.
54382. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن قَتَادَة [خَاشِعًا أَبْصَارهم] أَي ذليلة أَبْصَارهم وَالله أعلم
İbn Cerîr, Katâde'den [ خَاشِعًا أَبْصَارهم ] hakkında: "Yani gözleri zillet içindedir, Allah en iyisini bilir" dediğini rivayet etti.
54383. Metin
وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {مهطعين إِلَى الداع} قَالَ: ناظرين
İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan { مهطعين إِلَى الداع } “O çağırıcıya doğru koşarak” ayeti hakkında: "Bakanlar [olarak]" dediğini rivayet etti.
54384. Metin
وَأخرج الطسي عَن ابْن عَبَّاس إِن نَافِع بن الْأَزْرَق سَأَلَهُ عَن قَوْله {مهطعين} قَالَ: مذعنين خاضعين قَالَ: وَهل تعرف الْعَرَب ذَلِك قَالَ: نعم أما سَمِعت قَول تبع: تعبدني نمر بن سعد وَقد درى ونمر بن سعد لي مَدين ومهطع وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة فِي قَوْله {مهطعين إِلَى الداع} قَالَ: عَامِدين إِلَى الدَّاعِي
et-Tûsî, İbn Abbâs'tan rivayet etti ki: Nâfi' b. el-Ezrak ona { مهطعين } “koşarak” sözünü sordu. O da: "Boyun eğenler, itaatkar olanlar demektir" dedi. [Nâfi']: "Araplar bunu bilir miydi?" deyince, [İbn Abbâs]: "Evet, Tübba'ın şu sözünü duymadın mı: 'Nemir b. Sa'd bana kulluk etti ve bildi ki; Nemir b. Sa'd bana boyun eğendir (muhtı') ve itaatkardır'" dedi. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den { مهطعين إِلَى الداع } “O çağırıcıya doğru koşarak” ayeti hakkında: "Çağırıcıya doğru yönelenler" dediğini rivayet etti.
54385. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن الْحسن فِي قَوْله {مهطعين إِلَى الداع} قَالَ: منطلقين
Abd b. Humeyd, Hasan'dan { مهطعين إِلَى الداع } “O çağırıcıya doğru koşarak” ayeti hakkında: "Hızlıca gidenler" dediğini rivayet etti.
54386. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن تَمِيم بن حدلم فِي قَوْله {مهطعين} قَالَ: الإِهطاع التجميح
Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Temîm b. Hadlem'den { مهطعين } “koşarak” sözü hakkında şöyle dediğini rivayet etti: İhtâ' (الإِهطاع), başını dikip hızla öne atılmaktır.
54387. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن سعيد بن جُبَير {مهطعين إِلَى الداع} قَالَ: هُوَ النسلان
Abd b. Humeyd, Saîd b. Cübeyr'den { مهطعين إِلَى الداع } “O çağırıcıya doğru koşarak” ayeti hakkında: "Bu, hızlı hızlı yürümektir (neselân)" dediğini rivayet etti.
54388. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن عِكْرِمَة {مهطعين إِلَى الداع} قَالَ: صائخي أذانهم إِلَى الصَّوْت
Abd b. Humeyd, İkrime'den { مهطعين إِلَى الداع } “O çağırıcıya doğru koşarak” ayeti hakkında: "Kulaklarını sese vermiş kimseler olarak" dediğini rivayet etti.
54389. Metin
الْآيَات ٩ - ١٧
9 - 17. Ayetler
54390. Metin
أخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير عَن مُجَاهِد فِي قَوْله {وَقَالُوا مَجْنُون وازدجر} قَالَ: استطير جنوناً
el-Firyâbî, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Mücâhid'den { وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ } “'O bir delidir' dediler ve [baskıyla] engellendi” ayeti hakkında: "Cinlenip aklını yitirdiğini [iddia ettiler]" dediğini rivayet etti.
54391. Metin
وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن الْحسن فِي قَوْله {وازدجر} قَالَ: تهددوه بِالْقَتْلِ
Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd ve İbnü'l-Münzir, Hasan'dan { وَازْدُجِرَ } “ve [baskıyla] engellendi” ayeti hakkında: "Onu öldürmekle tehdit ettiler" dediğini rivayet etti.
54392. Metin
وَأخرج البُخَارِيّ فِي الْأَدَب وَابْن أبي حَاتِم عَن أبي الطُّفَيْل أَن ابْن الْكواء سَأَلَ عليا عَن المجرة فَقَالَ: هِيَ شرخ السَّمَاء وَمِنْهَا فتحت أَبْوَاب السَّمَاء بِمَاء منهمر ثمَّ قَرَأَ {ففتحنا أَبْوَاب السَّمَاء} الْآيَة
Buhârî el-Edeb'de ve İbn Ebî Hâtim, Ebü't-Tufeyl'den rivayet etti ki: İbnü'l-Kevvâ', Ali'ye Samanyolu'nu (el-mecerre) sordu. O da şöyle dedi: "O, göğün çatlağıdır (şerhu's-semâ) ve oradan göğün kapıları boşalan bir su ile açılmıştır." Sonra da { فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ } “Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık” ayetini okudu.
54393. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {ففتحنا أَبْوَاب السَّمَاء بِمَاء منهمر} قَالَ: كثير لم تمطر السَّمَاء قبل ذَلِك الْيَوْم وَلَا بعده إِلَّا من السَّحَاب وَفتحت أَبْوَاب السَّمَاء بِالْمَاءِ من غير سَحَاب ذَلِك الْيَوْم فَالتقى الماءان
İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan { فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ } “Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: "[Munhemir] pek çok [demektir]. O günden önce ve sonra gök sadece buluttan yağmur yağdırmıştır; o gün ise göğün kapıları bulutsuz olarak su ile açıldı ve böylece iki su birleşti."
54394. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مُحَمَّد بن كَعْب فِي قَوْله {فَالتقى المَاء} قَالَ: مَاء السَّمَاء وَمَاء الأَرْض {على أَمر قد قدر} قَالَ: كَانَت الأقوات قبل الأجساد وَكَانَ الْقدر قبل الْبلَاء
Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir, Muhammed b. Ka'b'dan rivayet etti ki o, { فَالْتَقَى الْمَاءُ } “Böylece su birleşti” ayeti hakkında: "Göğün suyu ile yerin suyu" dedi; { عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ } “takdir edilmiş bir iş üzere” ayeti hakkında ise şöyle dedi: "Rızıklar bedenlerden önce, kader de beladan önce idi."
54395. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن جريج فِي قَوْله {قد قدر} قَالَ: صَاح بِصَاع
İbnü'l-Münzir, İbn Cüreyc'den { قَدْ قُدِرَ } “takdir edilmiş” ayeti hakkında: "Ölçüsü ölçüsüne (sa'a sa') [denk geldi]" dediğini rivayet etti.
54396. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {وحملناه على ذَات أَلْوَاح ودُسر} قَالَ: اللواح أَلْوَاح السَّفِينَة والدسر معاريضها الَّتِي تشد بهَا السَّفِينَة
Abd b. Humeyd ve İbnü'l-Münzir, İbn Abbâs'tan { وَحَمَلْنَاهُ عَلَى ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ } “Onu tahtalardan ve çivilerden yapılmış [gemiye] bindirdik” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: "el-Elvâh, geminin tahtalarıdır; ed-dusur ise geminin kendisiyle bağlandığı enlemesine konan ağaçlarıdır (kalaslarıdır)."
54397. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد قَالَ: الألواح الصفائح والدسر الْعَوَارِض
Abd b. Humeyd ve İbnü'l-Münzir, Mücâhid'in şöyle dediğini rivayet etti: "el-Elvâh geniş tahtalardır; ed-dusur ise enlemesine konan ağaçlardır (kalaslardır)."
54398. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة {وحملناه على ذَات أَلْوَاح} قَالَ: معاريض السَّفِينَة {ودسر} قَالَ: دسرت بمسامير
Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den { وَحَمَلْنَاهُ عَلَى ذَاتِ أَلْوَاحٍ } “Onu tahtalardan yapılmış [gemiye] bindirdik” ayeti hakkında: "Geminin enlemesine tahtalarıdır" dediğini; { وَدُسُرٍ } “ve çivilerden” ayeti hakkında ise: "Çivilerle perçinlenmiştir" dediğini rivayet etti.
54399. Metin
وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله تَعَالَى: {ودسر} قَالَ: المسامير
İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir, İbn Abbâs'tan Allah Teâlâ'nın: { وَدُسُرٍ } “ve çivilerden” sözü hakkında: "Çivilerdir" dediğini rivayet etti.
54400. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن قَتَادَة قَالَ: حَدثنَا أَن دسرها مساميرها الَّتِي شدت بهَا
İbn Cerîr, Katâde'nin şöyle dediğini rivayet etti: "Bize anlatıldığına göre onun duser'i, kendisiyle perçinlendiği çivileridir."
54401. Metin
وَأخرج الطستي عَن ابْن عَبَّاس إِن نَافِع بن الْأَزْرَق قَالَ لَهُ: أَخْبرنِي عَن قَول الله {ودسر} قَالَ: الدسر الَّتِي تحرز بهَا السَّفِينَة
et-Tastî, İbn Abbâs'tan rivayet etti ki: Nâfi' b. el-Ezrak ona: "Bana Allah'ın { وَدُسُرٍ } “ve çivilerden” sözünü haber ver" dedi. [İbn Abbâs]: "[ed-Duser], geminin kendisiyle sağlamlaştırıldığı [çivilerdir]" dedi.
54402. Metin
قَالَ: وَهل تعرف الْعَرَب ذَلِك
[Nâfi']: "Araplar bunu bilir miydi?" dedi.
54403. Metin
قَالَ: نعم
[İbn Abbâs]: "Evet" dedi,
54404. Metin
أما سَمِعت الشَّاعِر وَهُوَ يَقُول: سفينة نوتي قد احكم صنعها مثخنة الألواح منسوجة الدسر
"Şairin şu sözünü duymadın mı: 'Gemicinin gemisi ki yapılışı sağlam kılınmıştır, tahtaları kalınlaştırılmış, çivileri sıkıca örülmüştür.'"
54405. Metin
وَأخرج ابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: الدسر كلكل السَّفِينَة
İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'ın: "ed-Duser, geminin göğsüdür (omurgasıdır)" dediğini rivayet etti.
54406. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن عِكْرِمَة قَالَ: الدسر صدرها الَّذِي يضْرب بِهِ الموج
Abd b. Humeyd, İkrime'nin şöyle dediğini rivayet etti: "ed-Duser, [geminin] dalgalara çarpan ön kısmıdır (pruvasıdır)."
54407. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن الْحسن نَحوه
Abd b. Humeyd, Hasan'dan da bunun bir benzerini rivayet etti.
54408. Metin
وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد فِي قَوْله تَعَالَى {جَزَاء لمن كَانَ كفر} قَالَ: جَزَاء الله هُوَ الَّذِي كفر
el-Firyâbî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir, Mücâhid'den Allah Teâlâ'nın: { جَزَاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ } “İnkâr edilmiş olana bir mükâfat olarak” sözü hakkında: "Allah'ın mükâfatıdır, nankörlük edilen de O'dur" dediğini rivayet etti.
54409. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة فِي قَوْله {وَلَقَد تركناها آيَة} قَالَ: أبقى الله سفينة نوح على الجودي حَتَّى أدْركهَا أَوَائِل هَذِه الْأمة
Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir, Katâde'den { وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَا آيَةً } “Andolsun ki biz onu bir ibret olarak bıraktık” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: "Allah, Nûh'un gemisini Cûdî [dağı] üzerinde bu ümmetin öncülerinin yetişip göreceği zamana kadar bıraktı."
54410. Metin
وَأخرج آدم بن أبي إِيَاس وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَالْبَيْهَقِيّ فِي الْأَسْمَاء وَالصِّفَات عَن مُجَاهِد {وَلَقَد يسرنَا الْقُرْآن للذّكر} قَالَ: هوّنا قِرَاءَته
Âdem b. Ebî İyâs, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî, Mücâhid'den { وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ } “Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık” ayeti hakkında: "Onun okunmasını kolaylaştırdık" dediğini rivayet etti.
54411. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم وَالْبَيْهَقِيّ عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {وَلَقَد يسرنَا الْقُرْآن للذّكر} قَالَ: لَوْلَا أَن الله يسره على لِسَان الْآدَمِيّين مَا اسْتَطَاعَ أحد من الْخلق أَن يتَكَلَّم بِكَلَام الله
İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî, İbn Abbâs'tan { وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ } “Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: "Eğer Allah onu insanoğlunun diline kolaylaştırmasaydı, yaratılmışlardan hiçbir kimse Allah'ın kelamını konuşmaya güç yetiremezdi."
54412. Metin
وَأخرج الديلمي عَن أنس مَرْفُوعا مثله
Deylemî, Enes'ten merfû olarak benzerini rivayet etti.
54413. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن سِيرِين أَنه مر بِرَجُل يَقُول سُورَة خَفِيفَة قَالَ لَا تقل سُورَة خَفِيفَة وَلَكِن قل سُورَة ميسرَة لِأَن الله يَقُول {وَلَقَد يسرنَا الْقُرْآن للذّكر}
İbnü'l-Münzir, İbn Sîrîn'den rivayet etti ki: O, 'hafif bir sure' diyen bir adama rastladı da şöyle dedi: "'Hafif bir sure' deme; fakat 'kolaylaştırılmış bir sure' de. Çünkü Allah: { وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ } “Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık” buyurmaktadır."
54414. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {فَهَل من مدكر} قَالَ: هَل من متذكر
Abd b. Humeyd ve İbnü'l-Münzir, İbn Abbâs'tan { فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ } “Öğüt alan yok mudur?” ayeti hakkında: "Düşünüp ibret alan yok mudur?" dediğini rivayet etti.
54415. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن مُحَمَّد بن كَعْب فِي قَوْله {فَهَل من مدكر} قَالَ: هَل من منزجر عَن الْمعاصِي
İbnü'l-Münzir, Muhammed b. Ka'b'dan { فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ } “Öğüt alan yok mudur?” ayeti hakkında: "Günahlardan vazgeçen yok mudur?" dediğini rivayet etti.
54416. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة فِي قَوْله {فَهَل من مدكر} قَالَ: هَل من طَالب خير يعان عَلَيْهِ وَأخرج ابْن أبي الدُّنْيَا وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مطر الْوراق فِي قَوْله {وَلَقَد يسرنَا الْقُرْآن للذّكر فَهَل من مدكر} قَالَ: هَل من طَالب علم فيعان عَلَيْهِ
Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den { فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ } “Öğüt alan yok mudur?” ayeti hakkında: "Kendisine yardım edilecek bir hayır talibi yok mudur?" dediğini rivayet etti. İbn Ebi'd-Dünyâ, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir, Matar el-Verrâk'tan { وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ } “Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?” ayeti hakkında: "Kendisine yardım edilecek bir ilim talibi yok mudur?" dediğini rivayet etti.
54417. Metin
وَأخرج أَحْمد وَعبد بن حميد وَالْبُخَارِيّ وَمُسلم وَأَبُو دَاوُد وَالتِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيّ وَابْن جرير وَالْحَاكِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن مَسْعُود قَالَ: قَرَأت على النَّبِي ﷺ [فَهَل من مُذَكّر] بِالذَّالِ فَقَالَ {فَهَل من مدكر} بِالدَّال
Ahmed, Abd b. Humeyd, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Cerîr, Hâkim ve İbn Merdûye, İbn Mes'ûd'dan rivayet etti ki o şöyle dedi: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e zel harfi ile [ فَهَل من مُذَكّر ] şeklinde okudum; o ise dal harfi ile { فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ } “Öğüt alan yok mudur?” buyurdu."
54418. Metin
الْآيَات ١٨ - ٢٢
18 - 22. Ayetler
54419. Metin
أخرج ابْن جرير عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {إِنَّا أرسلنَا عَلَيْهِم ريحًا صَرْصَرًا} قَالَ: بَارِدَة {فِي يَوْم نحس} قَالَ: أَيَّام شَدَّاد
İbn Cerîr, İbn Abbâs'tan rivayet etti ki o, { إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا } “Şüphesiz biz onların üzerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik” ayeti hakkında: "Soğuk [bir rüzgâr]" dedi; { فِي يَوْمِ نَحْسٍ } “uğursuz bir günde” ayeti hakkında ise: "Çetin günlerde" dedi.
54420. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن مُجَاهِد فِي قَوْله {صَرْصَرًا} قَالَ: شَدِيدَة
Abd b. Humeyd, Mücâhid'den { صَرْصَرًا } “dondurucu” ayeti hakkında: "Şiddetli" dediğini rivayet etti.
54421. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة فِي قَوْله {ريحًا صَرْصَرًا} قَالَ الْبَارِدَة {فِي يَوْم نحس} قَالَ: فِي يَوْم مشؤوم على الْقَوْم مُسْتَمر اسْتمرّ عَلَيْهِم شَره
Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den { رِيحًا صَرْصَرًا } “dondurucu bir rüzgâr” ayeti hakkında: "Soğuk rüzgâr" dediğini; { فِي يَوْمِ نَحْسٍ } “uğursuz bir günde” ayeti hakkında: "O kavim için uğursuz bir günde; [mütemir ise] şerri üzerlerine devam eden" dediğini rivayet etti.
54422. Metin
وَأخرج الطستي عَن ابْن عَبَّاس إِن نَافِع بن الْأَزْرَق قَالَ لَهُ: أَخْبرنِي عَن قَوْله ﷿ {فِي يَوْم نحس} قَالَ: النحس الْبلَاء والشدة
et-Tastî, İbn Abbâs'tan rivayet etti ki: Nâfi' b. el-Ezrak ona: "Bana Azîz ve Celîl olan Allah'ın: { فِي يَوْمِ نَحْسٍ } “uğursuz bir günde” sözünü haber ver" dedi. [İbn Abbâs]: "en-Nahs; bela ve şiddettir" dedi.
54423. Metin
قَالَ: وَهل تعرف الْعَرَب ذَلِك قَالَ: نعم أما سَمِعت زُهَيْر بن أبي سلمى وَهُوَ يَقُول: سَوَاء عَلَيْهِ أَي يَوْم أَتَيْته أساعة نحس تتقي أم بِأَسْعَد وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن زر بن حُبَيْش {فِي يَوْم نحس مُسْتَمر} قَالَ: يَوْم الْأَرْبَعَاء
[Nâfi']: "Araplar bunu bilir miydi?" deyince, [İbn Abbâs]: "Evet, Züheyr b. Ebî Sülmâ'nın şöyle dediğini duymadın mı: 'Hangi gün ona gitsen onun için birdir; sakınılan uğursuz bir vakit mi, yoksa en kutlu bir vakit mi?'" dedi. İbn Ebî Hâtim, Zirr b. Hubeyş'ten { فِي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّ } “uğursuzluğu devamlı bir günde” ayeti hakkında: "Çarşamba günü" dediğini rivayet etti.
54424. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن مرْدَوَيْه عَن جَابر بن عبد الله قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: قَالَ لي جِبْرِيل: اقْضِ بِالْيَمِينِ مَعَ الشَّاهِد وَقَالَ: يَوْم الْأَرْبَعَاء {يَوْم نحس مُسْتَمر}
İbnü'l-Münzir ve İbn Merdûye, Câbir b. Abdillâh'tan rivayet etti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cibrîl bana: 'Tek şahitle birlikte yeminle hükmet' dedi ve: 'Çarşamba günü { يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّ } “uğursuzluğu devamlı bir gündür”' dedi."
54425. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن عليّ قَالَ: نزل جِبْرِيل على النَّبِي ﷺ بِالْيَمِينِ مَعَ الشَّاهِد والحجامة وَيَوْم الْأَرْبَعَاء يَوْم نحس مُسْتَمر
İbn Merdûye, Ali'den şöyle dediğini rivayet etti: "Cibrîl, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e tek şahitle birlikte yemin [ile hükmetme] ve hacamat olma hükmüyle indi ve çarşamba gününün uğursuzluğu devamlı bir gün olduğunu [bildirdi]."
54426. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن عَائِشَة قَالَت: كَانَ رَسُول الله ﷺ يَقُول: يَوْم نحس يَوْم الْأَرْبَعَاء
İbn Merdûye, Âişe'den rivayet etti ki o şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Uğursuz gün çarşamba günüdür' buyururdu."
54427. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أنس قَالَ: سُئِلَ رَسُول الله ﷺ عَن الْأَيَّام وَسُئِلَ عَن يَوْم الْأَرْبَعَاء قَالَ: يَوْم نحس قَالُوا: وَكَيف ذَاك يَا رَسُول الله قَالَ: أغرق فِيهِ الله فِرْعَوْن وَقَومه وَأهْلك عاداً وَثَمُود
İbn Merdûye, Enes'ten rivayet etti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e günler hakkında soruldu, çarşamba günü hakkında da soruldu. O da: "Uğursuz bir gündür" buyurdu. "Bu nasıl olur ey Allah'ın Resûlü?" dediler. Şöyle buyurdu: "Allah onda Firavun'u ve kavmini suda boğmuş, Âd ve Semûd kavimlerini helak etmiştir."
54428. Metin
وَأخرج وَكِيع فِي الْغرَر وَابْن مرْدَوَيْه والخطيب بِسَنَد عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: آخر أربعاء فِي الشَّهْر يَوْم نحس مُسْتَمر
Vekî' el-Gurer'de, İbn Merdûye ve Hatîb bir senetle İbn Abbâs'tan rivayet etti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ayın son çarşambası, uğursuzluğu devamlı bir gündür."
54429. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَعبد الله بن أَحْمد فِي زَوَائِد الزّهْد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن الْحسن قَالَ: لما أَقبلت الرّيح قَامَ إِلَيْهَا عَاد فَأخذ بَعضهم بأيدي بعض وغمزوا أَقْدَامهم فِي الأَرْض وَقَالُوا: من يزِيل أقدامنا عَن الأَرْض إِن كَانَ صَادِقا فَأرْسل الله عَلَيْهِم الرّيح تنْزع النَّاس {كَأَنَّهُمْ أعجاز نخل منقعر}
Abd b. Humeyd, Abdullah b. Ahmed Zevâidü'z-Zühd'de, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Hasan'dan rivayet etti ki o şöyle dedi: "Rüzgâr yönelip geldiğinde Âd [kavmi] ona karşı durdu, birbirlerinin ellerinden tuttular, ayaklarını yere bastırıp sabitlediler ve: 'Eğer doğru söylüyorsa ayaklarımızı yerden kim söküp alabilir?' dediler. Bunun üzerine Allah onların üzerine insanları kökünden söküp atan rüzgârı gönderdi; { كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ } “sanki onlar kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi idiler”."
54430. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: إِن كَانَ الرجل من عَاد ليتَّخذ المصراعين من حِجَارَة لَو اجْتمع عَلَيْهِ خَمْسمِائَة من هَذِه الْأمة لم يستطيعوا أَن يحملوه فَكَانَ الرجل يغمز قدمه فِي الأَرْض فَتدخل فِيهِ
Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki o şöyle dedi: "Âd kavminden bir adam taştan iki kapı kanadı yapardı ki, bu ümmetten beş yüz kişi toplansa onu taşıyamazdı. Adam ayağını yere basıp bastırır ve ayağı yerin içine gömülürdü."
54431. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {كَأَنَّهُمْ أعجاز نخل} قَالَ: أصُول نخل {منقعر} قَالَ: مُنْقَطع
İbnü'l-Münzir, İbn Abbâs'tan { كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ } “Sanki onlar hurma kütükleri gibi idiler” ayeti hakkında: "Hurma gövdeleri [gibi]" dediğini; { مُنْقَعِرٍ } “kökünden sökülmüş” ayeti hakkında: "Kopup ayrılmış" dediğini rivayet etti.
54432. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {أعجاز نخل منقعر} قَالَ: أعجاز سود النّخل
İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan { أَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ } “Kökünden sökülmüş hurma kütükleri” ayeti hakkında: "Siyah hurma ağaçlarının gövdeleri" dediğini rivayet etti.
54433. Metin
وَأخرج سعيد بن مَنْصُور وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد فِي قَوْله {كَأَنَّهُمْ أعجاز نخل منقعر} قَالَ: وَقعت رؤوسهم كأمثال الأخشبة وتقوّرت أَعْنَاقهم فشبهها بأعجاز نخل منقعر
Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir, Mücâhid'den { كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ } “Sanki onlar kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi idiler” ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etti: "Başları odun parçaları gibi koptu ve boyunları oyulup koptu; böylece onları kökünden sökülmüş hurma kütüklerine benzetti."
54434. Metin
الْآيَات ٢٣ - ٤٣
23 - 43. Ayetler
54435. Metin
أخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله {إِنَّا إِذا لفي ضلال وسعر} قَالَ: شقاء
İbnü'l-Münzir, İbn Abbâs'tan { إِنَّا إِذًا لَفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ } “O takdirde biz elbette bir sapıklık ve çılgınlık içinde oluruz” ayeti hakkında: "Şakavet/bedbahtlık [içinde]" dediğini rivayet etti.
54436. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة {إِنَّا إِذا لفي ضلال وسعر} قَالَ: فِي ضلال وعناء
Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den { إِنَّا إِذًا لَفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ } “O takdirde biz elbette bir sapıklık ve çılgınlık içinde oluruz” ayeti hakkında: "Sapıklık ve zahmet/eziyet içinde" dediğini rivayet etti.
54437. Metin
وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير عَن مُجَاهِد فِي قَوْله {وسعر} قَالَ: ضلال وَفِي قَوْله {كل شرب محتضر} قَالَ: يحْضرُون المَاء إِذا غَابَتْ النَّاقة وَإِذا جَاءَت حَضَرُوا اللَّبن وَفِي قَوْله {فتعاطى} قَالَ: تنَاول وَفِي قَوْله {كهشيم المحتظر} قَالَ: الرجل هشم الحنتمة
el-Firyâbî, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Mücâhid'den rivayet etti ki o, { وَسُعُرٍ } “ve çılgınlık” ayeti hakkında: "Sapıklık" dedi; { كُلُّ شِرْبٍ مُحْتَضَرٌ } “Her su sırası hazır bulunmayı gerektirir” ayeti hakkında: "Deve ortalıkta olmadığında suya gelirler, deve geldiğinde ise süte gelirlerdi" dedi; { فَتَعَاطَى } “Derken [bıçağı] kavradı” ayeti hakkında: "El attı, aldı" dedi; { كَهَشِيمِ الْمُحْتَظِرِ } “ağılcının kuru çalı çırpısı gibi” ayeti hakkında ise: "[Kuru] otu/dalı ufalayan adam" dedi.