Müzzemmil Suresi

Süyûtî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

57301. Metin

﷽

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

57302. Metin

٧٣

73

57303. Metin

سُورَة المزمل

Müzzemmil Suresi

57304. Metin

مَكِّيَّة وآياتها عشرُون

Mekkî olup yirmi ayettir.

57305. Metin

مُقَدّمَة السُّورَة أخرج ابْن الضريس وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: نزلت {يَا أَيهَا المزمل} بِمَكَّة

Surenin Mukaddimesi: İbnü’d-Dureys, İbn Merdûye ve el-Beyhakî’nin İbn Abbâs’tan [radıyallâhu anhümâ] bildirdiğine göre o şöyle demiştir: {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” [ayeti] Mekke’de indi.

57306. Metin

وَأخرج ان مرْدَوَيْه عَن ابْن الزبير مثله

İbn Merdûye, İbnü’z-Zübeyr’den de aynısını rivayet etti.

57307. Metin

وَأخرج النّحاس عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: نزلت سُورَة المزمل بِمَكَّة إِلَّا آيَتَيْنِ {إِن رَبك يعلم أَنَّك تقوم أدنى}

En-Nahhâs’ın İbn Abbâs’tan bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Müzzemmil Suresi, {إِن رَبك يعلم أَنَّك تقوم أدنى} “Şüphesiz Rabbin, senin [gecenin üçte ikisine] yakın kalktığını bilir...” [başlıklı] iki ayet hariç Mekke’de indi.

57308. Metin

وَأخرج أَبُو دَاوُد وَالْبَيْهَقِيّ فِي السّنَن عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: بتّ عِنْد خَالَتِي مَيْمُونَة فَقَامَ النَّبِي ﷺ يُصَلِّي من اللَّيْل فصلى ثَلَاث عشرَة رَكْعَة مِنْهَا رَكعَتَا الْفجْر فحزرت قِيَامه فِي كل رَكْعَة بِقدر {يَا أَيهَا المزمل} وَالله أعلم

Ebû Dâvûd ve es-Sünen’de el-Beyhakî’nin İbn Abbâs’tan [radıyallâhu anhümâ] bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Teyzem Meymûne’nin yanında geceledim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gece namaz kılmak için kalktı ve sabahın iki rekâtı da dâhil olmak üzere on üç rekât kıldı. Her bir rekâttaki kıyamını {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” [suresi] kadar tahmin ettim. Doğrusunu Allah bilir.

57309. Metin

الْآيَة ١ - ١٠

1-10. Ayetler

57310. Metin

أخرج الْبَزَّار وَالطَّبَرَانِيّ فِي الْأَوْسَط وَأَبُو نعيم فِي الدَّلَائِل عَن جَابر قَالَ: اجْتمعت قُرَيْش فِي دَار الندوة فَقَالُوا: سموا هَذَا الرجل اسْما تصدر النَّاس عَنهُ فَقَالُوا: كَاهِن قَالُوا: لَيْسَ بكاهن قَالُوا: مَجْنُون

El-Bezzâr, el-Evsat’ta et-Taberânî ve Delâil’de Ebû Nuaym’ın Câbir’den [radıyallâhu anh] bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Kureyş Dârü’n-Nedve’de toplandı ve: "Şu adama, insanların kendisinden uzaklaşacağı bir isim koyun" dediler. "Kâhindir" dediler, [diğerleri:] "Kâhin değildir" dediler. "Delidir" dediler,

57311. Metin

قَالُوا: لَيْسَ بمجنون

[diğerleri:] "Deli değildir" dediler.

57312. Metin

قَالُوا:

[Onlar:]

57313. Metin

سَاحر قَالُوا: لَيْسَ بساحر

"Büyücüdür" dediler. [Diğerleri:] "Büyücü değildir"

57314. Metin

قَالُوا: يفرق بَين الحبيب وحبيبه فَتفرق الْمُشْركين على ذَلِك فَبلغ ذَلِك النَّبِي ﷺ فتزمل فِي ثِيَابه وتدثر فِيهَا فَأَتَاهُ جِبْرِيل فَقَالَ: {يَا أَيهَا المزمل} {يَا أَيهَا المدثر}

dediler. "Seven ile sevdiğinin arasını ayırıyor" dediler ve müşrikler bu [görüş] üzere dağıldılar. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaşınca elbiselerine sarınıp büründü. Bunun üzerine Cibrîl ona gelip: {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” [ve] {يَا أَيهَا المدثر} “Ey bürünen!” dedi.

57315. Metin

وَأخرج أَحْمد وَمُسلم وَأَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ وَمُحَمّد بن نصر فِي كتاب الصَّلَاة وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن سعد بن هِشَام قَالَ: قلت لعَائِشَة: أَنْبِئِينِي عَن قيام رَسُول الله ﷺ

Ahmed, Müslim, Ebû Dâvûd, en-Nesâî, Kitâbü’s-Salât’ta Muhammed b. Nasr ve Sünen’inde el-Beyhakî’nin Sa‘d b. Hişâm’dan bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Âişe’ye [radıyallâhu anhâ]: "Bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gece namazından haber ver" dedim.

57316. Metin

قَالَت: أَلَسْت تقْرَأ هَذِه السُّورَة {يَا أَيهَا المزمل} قلت: بلَى قَالَت: فَإِن الله قد افْترض قيام اللَّيْل فِي أول هَذِه السُّورَة فَقَامَ رَسُول الله ﷺ وَأَصْحَابه حولا حَتَّى انتفخت أَقْدَامهم وَأمْسك الله خاتمتها فِي السَّمَاء اثْنَي عشر شهرا ثمَّ أنزل الله التَّخْفِيف فِي آخر هَذِه السُّورَة فَصَارَ قيام اللَّيْل تَطَوّعا من بعد فَرِيضَة

Dedi ki: "Sen bu {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” suresini okumuyor musun?" Ben: "Evet" dedim. Dedi ki: "Şüphesiz Allah, gece namazını bu surenin başında farz kılmıştı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabı, ayakları şişinceye kadar bir yıl boyunca gece [namaza] kalktılar. Allah bu surenin sonunu semada on iki ay tuttu. Sonra Allah bu surenin sonunda kolaylaştırma indirdi ve böylece gece namazı farz iken nafile oldu."

57317. Metin

وَأخرج بَان جرير وَابْن أبي حَاتِم عَن عَائِشَة قَالَت: نزل الْقُرْآن {يَا أَيهَا المزمل قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا} حَتَّى كَانَ الرجل يرْبط الْحَبل وَيتَعَلَّق فَمَكَثُوا بذلك ثَمَانِيَة أشهر فَرَأى الله مَا يَبْتَغُونَ من رضوانه فَرَحِمهمْ وردهم إِلَى الْفَرِيضَة وَترك قيام اللَّيْل

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim’in Âişe’den [radıyallâhu anhâ] bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Kur'an'dan {يَا أَيهَا المزمل قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا} “Ey örtüsüne bürünen! Birazı hariç, geceleyin kalk [namaz kıl]” [ayeti] indi. Öyle ki kişi ip bağlıyor ve [uyuklamamak için] ona tutunuyordu. Bu minval üzere sekiz ay kaldılar. Allah onların rızasını kazanmak için nasıl çabaladıklarını gördü de onlara merhamet etti, onları farz [namazlara] döndürdü ve gece namazını [farz olmaktan] bıraktı.

57318. Metin

وَأخرج مُحَمَّد بن نصر فِي كتاب الصَّلَاة وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن جُبَير بن نفير قَالَ: سَأَلت عَائِشَة عَن قيام رَسُول الله ﷺ بِاللَّيْلِ فَقَالَت: أَلَسْت تقْرَأ {يَا أَيهَا المزمل} قلت: بلَى

Muhammed b. Nasr Kitâbü’s-Salât’ta ve sahih olduğunu belirterek el-Hâkim’in Cübeyr b. Nüfeyr’den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Âişe’ye [radıyallâhu anhâ] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gece namazı hakkında sordum; şöyle dedi: "Sen {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” [suresini] okumuyor musun?" Ben: "Evet" dedim.

57319. Metin

قَالَت: هُوَ قِيَامه

[Âişe:] "İşte onun gece namazı oydu" dedi.

57320. Metin

وَأخرج عبد الله بن أَحْمد فِي زَوَائِد الزّهْد وَمُحَمّد بن نصر فِي كتاب الصَّلَاة عَن عَائِشَة قَالَت: كَانَ النَّبِي ﷺ قَلما ينَام من اللَّيْل لما قَالَ الله لَهُ: {قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا}

Zevâidü’z-Zühd’de Abdullah b. Ahmed ve Kitâbü’s-Salât’ta Muhammed b. Nasr’ın Âişe’den [radıyallâhu anhâ] bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Allah kendisine: {قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا} “Birazı hariç, geceleyin kalk” buyurduğu için Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleri pek az uyurdu.

57321. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَابْن أبي حَاتِم وَمُحَمّد بن نصر وَالطَّبَرَانِيّ وَالْحَاكِم وصحه وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: لما نزلت أول المزمل كَانُوا يقومُونَ نَحوا من قيامهم فِي شهر رَمَضَان حَتَّى نزل آخرهَا وَكَانَ بَين أَولهَا وَآخِرهَا نَحْو من سنة

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Ebî Hâtim, Muhammed b. Nasr, et-Taberânî, sahih olduğunu belirterek el-Hâkim ve Sünen’inde el-Beyhakî’nin İbn Abbâs’tan [radıyallâhu anhümâ] bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Müzzemmil’in ilk kısmı indiğinde, son kısmı inene kadar Ramazan ayındaki kıyamları gibi gece kalkarlardı. Surenin başı ile sonu arasında yaklaşık bir yıl vardı.

57322. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن نصر عَن أبي عبد الرَّحْمَن السّلمِيّ قَالَ: نزلت {يَا أَيهَا المزمل} قَامُوا حولا حَتَّى ورمت أَقْدَامهم وسوقهم حَتَّى نزلت {فاقرؤوا مَا تيَسّر مِنْهُ} فاستراح النَّاس

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnü’l-Münzir ve İbn Nasr’ın Ebû Abdirrahmân es-Sülemî’den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” [ayeti] indi; ayakları ve bacakları şişinceye kadar bir yıl boyunca gece kalktılar. Nihayet {فاقرؤوا مَا تيَسّر مِنْهُ} “Artık ondan kolay geleni okuyun” [ayeti] indi de insanlar rahatladı.

57323. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن جُبَير قَالَ: لمانزلت {يَا أَيهَا المزمل قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا} مكث النَّبِي ﷺ على هَذِه الْحَال عشر

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim’in Saîd b. Cübeyr’den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: {يَا أَيهَا المزمل قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا} “Ey örtüsüne bürünen! Birazı hariç, geceleyin kalk” [ayeti] indiğinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bu minval üzere on

57324. Metin

سِنِين يقوم اللَّيْل كَمَا أمره الله وَكَانَت طَائِفَة من أَصْحَابه يقومُونَ مَعَه فَأنْزل الله بعد عشر سِنِين {إِن رَبك يعلم أَنَّك تقوم} إِلَى قَوْله: {فأقيموا الصَّلَاة} فَخفف الله عَنْهُم بعد عشر سِنِين

yıl boyunca Allah'ın kendisine emrettiği gibi gece ibadetine kalktı. Ashabından bir grup da onunla beraber kalkıyordu. On yıl sonra Allah, {إِن رَبك يعلم أَنَّك تقوم} “Şüphesiz Rabbin, senin kalktığını bilir...” ayetinden {فأقيموا الصَّلَاة} “Artık namazı dosdoğru kılın” ifadesine kadar indirdi. Böylece Allah on yıl sonra onlara kolaylık sağladı.

57325. Metin

وَأخرج أَبُو دَاوُد فِي ناسخه وَمُحَمّد بن نصر وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي السّنَن من طَرِيق عِكْرِمَة عَن ابْن عَبَّاس قَالَ فِي المزمل: {قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا نصفه} الْآيَة الَّتِي فِيهَا {علم أَن لن تحصوه فَتَابَ عَلَيْكُم} {فاقرؤوا مَا تيَسّر مِنْهُ} وناشئة اللَّيْل أَوله كَانَت صلَاتهم أول اللَّيْل يَقُول: هُوَ أَجْدَر أَن تُحْصُوا مَا فرض الله عَلَيْكُم من قيام اللَّيْل وَذَلِكَ أَن الإِنسان إِذا نَام لم يدر مَتى يَسْتَيْقِظ وَقَوله: {وأقوم قيلاً} يَقُول: هُوَ أَجْدَر أَن تفقه قِرَاءَة الْقُرْآن وَقَوله: {إِن لَك فِي النَّهَار سبحاً طَويلا} يَقُول: فراغاً طَويلا

Nâsih’inde Ebû Dâvûd, Muhammed b. Nasr, İbn Merdûye ve es-Sünen’de el-Beyhakî’nin İkrime yoluyla İbn Abbâs’tan [radıyallâhu anhümâ] bildirdiğine göre o, Müzzemmil Suresi'ndeki {قُم اللَّيْل إِلَّا قَلِيلا نصفه} “Gecenin birazı hariç, yarısında kalk” [ayetini ve] içinde {علم أَن لن تحصوه فَتَابَ عَلَيْكُم} “[Allah] sizin bunu sayıp başaramayacağınızı bildi de tevbenizi kabul etti”, {فاقرؤوا مَا تيَسّر مِنْهُ} “Artık ondan kolay geleni okuyun” [ifadeleri geçen] ayet hakkında şöyle demiştir: Gecenin nâşiesi, onun ilk vaktidir. Onların namazı gecenin başındaydı. Şöyle demektedir: Gece ibadetinden Allah'ın size farz kıldığını sayıp belirlemenize bu daha uygundur; zira insan uyuduğunda ne zaman uyanacağını bilemez. O'nun: {وأقوم قيلاً} “ve söz bakımından daha sağlamdır” sözü hakkında şöyle der: Kur'an kıraatini anlamaya daha uygundur. O'nun: {إِن لَك فِي النَّهَار سبحاً طَويلا} “Şüphesiz gündüz vakti senin için uzun bir meşguliyet vardır” sözü hakkında ise: Uzun bir boş vakit demektir.

57326. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن إِبْرَاهِيم النَّخعِيّ فِي قَوْله: {يَا أَيهَا المزمل} قَالَ: نزلت وَهُوَ فِي قطيفة

İbn Ebî Hâtim’in İbrâhim en-Nehaî’den bildirdiğine göre o, {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” ayeti hakkında: "O, bir kadife örtü içindeyken indi" demiştir.

57327. Metin

وَأخرج الْحَاكِم وَصَححهُ عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {يَا أَيهَا المزمل} قَالَ: زملت هَذَا الْأَمر فَقُمْ بِهِ

El-Hâkim’in bildirip sahihlediğine göre İbn Abbâs [radıyallâhu anhümâ], {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Sen bu işe büründün (bu görevi yüklendin), artık onunla ayağa kalk!"

57328. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن نصر عَن عِكْرِمَة فِي قَوْله: {يَا أَيهَا المزمل} قَالَ: زملت هَذَا الْأَمر فَقُمْ بِهِ وَفِي قَوْله: {يَا أَيهَا المدثر} قَالَ: دثرت هَذَا الْأَمر فَقُمْ بِهِ

İbn Ebî Şeybe ve İbn Nasr’ın İkrime’den bildirdiğine göre o, {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” ayeti hakkında: "Sen bu işe büründün, artık onunla ayağa kalk!" demiştir. {يَا أَيهَا المدثر} “Ey bürünen!” ayeti hakkında ise: "Sen bu işi üzerine aldın, artık onunla ayağa kalk!" demiştir.

57329. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {يَا أَيهَا المزمل} قَالَ: النَّبِي ﷺ يتدثر بالثياب

İbnü’l-Münzir’in İbn Abbâs’tan [radıyallâhu anhümâ] bildirdiğine göre o, {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem elbiselerine bürünüyordu."

57330. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن نصر عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {يَا أَيهَا المزمل} قَالَ: هُوَ الَّذِي تزمل بثيابه

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Nasr’ın Katâde’den bildirdiğine göre o, {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” ayeti hakkında: "O, elbiselerine sarınmış kimsedir" demiştir.

57331. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن سعيد بن جُبَير فِي قَوْله: {يَا أَيهَا المزمل} قَالَ: النَّبِي ﷺ

Abd b. Humeyd’in Saîd b. Cübeyr’den bildirdiğine göre o, {يَا أَيهَا المزمل} “Ey örtüsüne bürünen!” ayeti hakkında: "[Kastedilen] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'dir" demiştir.

57332. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: يقْرَأ آيَتَيْنِ ثَلَاثَة ثمَّ يقطع لَا يهذرم

El-Feryâbî’nin İbn Abbâs’tan [radıyallâhu anhümâ] bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında şöyle demiştir: "İki üç ayet okur, sonra duraklar, aceleyle peş peşe sıralamaz."

57333. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد وَابْن منيع فِي مُسْنده وَمُحَمّد بن نصر وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: بَينه تبييناً

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, Müsned’inde İbn Menî‘, Muhammed b. Nasr, İbnü’l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim’in İbn Abbâs’tan [radıyallâhu anhümâ] bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında: "Onu açık ve net bir şekilde açıkla" demiştir.

57334. Metin

وَأخرج أَحْمد وَأَبُو دَاوُد وَالتِّرْمِذِيّ وَصَححهُ وَالنَّسَائِيّ وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن عبد الله بن عَمْرو عَن النَّبِي ﷺ قَالَ: يُقَال لصَاحب الْقُرْآن يَوْم الْقِيَامَة اقْرَأ وأرق ورتل كَمَا كنت ترتل فِي الدُّنْيَا فَإِن منزلتك عِنْد آخر آيَة تقرؤها

Ahmed, Ebû Dâvûd, Tirmizî (sahih olduğunu belirterek), en-Nesâî, el-Hâkim (sahih olduğunu belirterek) ve Sünen’inde el-Beyhakî’nin Abdullah b. Amr’dan bildirdiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde Kur'an ehline: Oku, yüksel ve dünyada tertil üzere okuduğun gibi oku; zira senin makamın, okuduğun son ayetin yanındadır, denir."

57335. Metin

وَأخرج الديلمي بِسَنَد واهٍ عَن ابْن عَبَّاس مَرْفُوعا إِذا قَرَأت الْقُرْآن فرتله ترتيلاً وَبَينه تبييناً وَلَا تنثره نثر الدقل وَلَا تهذه هَذَا الشعرة قفوا عِنْد عجائبه وحركوا بِهِ الْقُلُوب وَلَا يكونن هم أحدكُم آخر السُّورَة

Ed-Deylemî zayıf bir senetle İbn Abbâs’tan merfû olarak bildirdiğine göre [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur]: "Kur’an okuduğun zaman onu tertil üzere (tane tane) oku, açık ve net oku; onu adi hurma saçar gibi saçma ve şiir okur gibi aceleyle peş peşe sıralama. Onun hayret verici inceliklerinde durun, onunla kalpleri harekete geçirin ve hiçbirinizin gayesi surenin sonu[na ulaşmak] olmasın."

57336. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن نصر وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن إِبْرَاهِيم قَالَ: قَرَأَ عَلْقَمَة على عبد الله فَقَالَ: رتله فَإِنَّهُ يزين الْقُرْآن

İbn Ebî Şeybe, İbn Nasr ve Sünen’inde el-Beyhakî’nin İbrâhim’den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Alkame, Abdullah’a [Kur'an] okudu; bunun üzerine [Abdullah]: "Onu tertil üzere oku, zira bu Kur’an’ı süsler" dedi.

57337. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: ترسل فِيهِ ترسيلاً

Abd b. Humeyd ve İbnü’l-Münzir’in Mücâhid’den bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında: "Onu ağır ağır ve sindire sindire oku" demiştir.

57338. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن نصر وَابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: بلغنَا أَن عَامَّة قِرَاءَة النَّبِي ﷺ كَانَت الْمَدّ

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Nasr ve İbnü’l-Münzir’in Katâde’den bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Bize ulaştığına göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in okuyuşunun geneli medli (harfleri uzatarak) idi."

57339. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: بَينه تبييناً

Abd b. Humeyd’in Katâde’den bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında: "Onu açık ve net kıl" demiştir.

57340. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن الْحسن فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: اقرأه قِرَاءَة بَيِّنَة

Abd b. Humeyd’in Hasan[-ı Basrî]’den bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında: "Onu açık ve net bir kıraatle oku" demiştir.

57341. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن نصر وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: بعضه على أثر بعض

El-Feryâbî, Abd b. Humeyd, İbn Nasr ve Şuabü’l-Îmân’da el-Beyhakî’nin Mücâhid’den bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında: "Bir kısmı diğerinin ardınca [düzenli ve ahenkli bir şekilde]" demiştir.

57342. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن سعيد بن جُبَير فِي قَوْله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: فسره تَفْسِيرا

Abd b. Humeyd’in Saîd b. Cübeyr’den bildirdiğine göre o, {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” ayeti hakkında: "Onu tam bir açıklıkla açıkla" demiştir.

57343. Metin

وَأخرج العسكري فِي المواعظ عَن عَليّ: أَن رَسُول الله ﷺ سُئِلَ عَن قَول الله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} قَالَ: بَينه تبييناً وَلَا تنثره نثر الدقل وَلَا تهذه هَذَا الشّعْر قفوا عِنْد عجائبه وحركوا بِهِ الْقُلُوب وَلَا يكن هم أحدكُم آخر السُّورَة

El-Askerî el-Mevâiz’de Ali’den [radıyallâhu anh] bildirdiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Allah'ın: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” buyruğu sorulduğunda şöyle buyurmuştur: "Onu açık ve net oku; adi hurma saçar gibi saçma ve şiir okur gibi aceleyle peş peşe sıralama. Onun hayret verici inceliklerinde durun, onunla kalpleri harekete geçirin ve hiçbirinizin gayesi surenin sonu[na ulaşmak] olmasın."

57344. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن أبي مليكَة عَن بعض أَزوَاج النَّبِي ﷺ أَنَّهَا سُئِلت عَن قِرَاءَة النَّبِي ﷺ فَقَالَت: إِنَّكُم لَا تستطيعونها فَقيل لَهَا: أَخْبِرِينَا بهَا فَقَرَأت قِرَاءَة ترسلت فِيهَا

İbn Ebî Şeybe’nin İbn Ebî Müleyke vasıtasıyla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcelerinden bazısından bildirdiğine göre ona Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in okuyuşu soruldu. O da: "Siz buna güç yetiremezsiniz" dedi. Kendisine: "Bize onu anlat" denilince, tane tane, ağır ağır okuduğu bir kıraat sergiledi.

57345. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن طَاوس قَالَ: سُئِلَ رَسُول الله ﷺ: أَي النَّاس

İbn Ebî Şeybe’nin Tâvûs’tan bildirdiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "İnsanların hangisi

57346. Metin

أحسن قِرَاءَة قَالَ: الَّذِي إِذا سمعته يقْرَأ رَأَيْت أَنه يخْشَى الله

kıraat bakımından en güzelidir?" diye soruldu. Şöyle buyurdu: "Okuduğunu işittiğinde Allah'tan korktuğunu gördüğün kimsedir."

57347. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن الْحسن قَالَ: مر رجل من أَصْحَاب النَّبِي ﷺ على رجل يقْرَأ آيَة ويبكي ويرددها فَقَالَ: ألم تسمعوا إِلَى قَول الله: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} هَذَا الترتيل

İbn Ebî Şeybe’nin Hasan[-ı Basrî]’den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adam, bir ayeti okuyup ağlayan ve onu tekrar eden bir adamın yanından geçti de şöyle dedi: "Allah'ın: {ورتل الْقُرْآن ترتيلاً} “Kur’an’ı tane tane, yavaş yavaş oku” buyruğunu işitmediniz mi? İşte tertil budur."

57348. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن الضريس عَن أبي هُرَيْرَة أَو أبي سعيد قَالَ: يُقَال لصَاحب الْقُرْآن يَوْم الْقِيَامَة اقْرَأ وأرق فَإِن منزلتك عِنْد آخر آيَة تقرؤها

İbn Ebî Şeybe ve İbnü’d-Dureys’in Ebû Hüreyre veya Ebû Saîd’den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Kıyamet gününde Kur'an ehline: "Oku ve yüksel; zira senin makamın, okuduğun son ayetin yanındadır" denir.

57349. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن الضريس عَن مُجَاهِد قَالَ: الْقُرْآن يشفع لصَاحبه يَوْم الْقِيَامَة يَقُول: يَا رب جَعَلتني فِي جَوْفه فأسهرت ليله ومنعته من كثير من شهواته وَلكُل عَامل من عمله عماله فَيُقَال لَهُ: أبسط يدك فَيمْلَأ من رضوَان فَلَا يسْخط عَلَيْهِ بعده ثمَّ يُقَال لَهُ: اقْرَأ وأرقه فيرفع بِكُل آيَة دَرَجَة وَيُزَاد بِكُل آيَة حَسَنَة

İbn Ebî Şeybe ve İbnü’d-Dureys’in Mücâhid’den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Kur'an kıyamet gününde sahibine şefaat eder ve şöyle der: "Ey Rabbim! Beni onun içinde kıldın da gecesini uykusuz bıraktım ve onu pek çok arzusundan alıkoydum. Her amel edenin ameline karşılık bir ecri vardır." Bunun üzerine ona: "Elini aç" denir; [eli] rıza ile doldurulur ve bundan sonra artık ona asla gazap edilmez. Sonra ona: "Oku ve yüksel" denir; her bir ayetle bir derece yükseltilir ve her bir ayetle bir ecir artırılır.

57350. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن الضَّحَّاك بن قيس قَالَ: يَا أَيهَا النَّاس علمُوا أَوْلَادكُم وأهاليكم الْقُرْآن فَإِنَّهُ من كتب لَهُ من مُسلم يدْخلهُ الله الْجنَّة أَتَاهُ ملكان فاكتنفاه فَقَالَا لَهُ: اقْرَأ وارتق فِي درج الْجنَّة حَتَّى ينزلا بِهِ حَيْثُ انْتهى علمه من الْقُرْآن

İbn Ebî Şeybe’nin Dahhâk b. Kays’tan bildirdiğine göre o şöyle demiştir: "Ey insanlar! Çocuklarınıza ve ailelerinize Kur'an'ı öğretin. Zira Allah'ın cennete koyacağı Müslüman bir kimse için [Kur'an] yazılmışsa iki melek gelip onu kuşatır ve ona: 'Oku ve cennet derecelerinde yüksel' derler; nihayet Kur'an'dan bildiği yere kadar onunla birlikte inerler."

57351. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن الضريس عَن بُرَيْدَة قَالَ: سَمِعت النَّبِي ﷺ يَقُول: إِن الْقُرْآن يلقى صَاحبه يَوْم الْقِيَامَة حِين ينشق عَنهُ قَبره كَالرّجلِ الشاحب فَيَقُول لَهُ: هَل تعرفنِي فَيَقُول: مَا أعرفك فَيَقُول: أَنا صَاحبك الْقُرْآن الَّذِي أظمأتك فِي الهواجر وأسهرت ليلك وَإِن كل تَاجر من وَرَاء تِجَارَته وَإنَّك الْيَوْم من وَرَاء كل تِجَارَة

İbn Ebî Şeybe ve İbnü'd-Dureys'in Büreyde'den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Şüphesiz ki Kur'an, kıyamet gününde kabri kendisinden yarıldığı zaman sahibini rengi solmuş bir adam gibi karşılar ve ona: 'Beni tanıyor musun?' der. O da: 'Seni tanımıyorum' der. Bunun üzerine şöyle der: 'Sıcak yaz günlerinde seni susuz bırakan, geceni uykusuz geçiren arkadaşın Kur'an benim. Her tüccar ticaretinin ardındadır; sen ise bugün her ticaretin ardındasın.'"

57352. Metin

قَالَ: فَيعْطى الْملك بِيَمِينِهِ والخلد بِشمَالِهِ وَيُوضَع على رَأسه تَاج الْوَقار ويكس وَالِده حلتين لَا يقوم لَهما أهل الدُّنْيَا فَيَقُولَانِ: بِمَ كسينا هَذَا فَيُقَال لَهما: بِأخذ ولدكما الْقُرْآن

[Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem] buyurdu ki: "Bunun üzerine sağ eline mülk, sol eline ise ebediyet verilir; başına vakar tacı konur ve anne babasına dünya ehlinin paha biçemeyeceği iki elbise giydirilir. Onlar: 'Bu bize ne sebebiyle giydirildi?' derler. Onlara: 'Çocuğunuzun Kur'an'ı alması (öğrenip ezberlemesi) sebebiyle' denir.

57353. Metin

ثمَّ يُقَال لَهُ: اقْرَأ واصعد درج الْجنَّة وَعرفهَا فَهُوَ فِي صعُود مَا دَامَ يقْرَأ هَذَا كَانَ أَو ترتيلاً

Sonra ona: 'Oku ve cennet derecelerine ve odalarına yüksel' denir. O, hızlı yahut tertil üzere okuduğu müddetçe sürekli yükseliştedir."

57354. Metin

أخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن نصر عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {إِنَّا سنلقي عَلَيْك قولا ثقيلاً} قَالَ: يثقل من الله فَرَائِضه وحدوده

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Nasr'ın Katâde'den bildirdiğine göre o: {إِنَّا سنلقي عَلَيْك قولا ثقيلاً} “Şüphesiz biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız” ayeti hakkında: "Allah'tan olan farzları ve sınırları ağırdır" demiştir.

57355. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن نصر عَن الْحسن فِي قَوْله: {قولا ثقيلاً} قَالَ: الْعَمَل بِهِ

Abd b. Humeyd, İbnü'l-Münzir ve İbn Nasr'ın Hasan[-ı Basrî]'den bildirdiğine göre o: {قولا ثقيلاً} “ağır bir söz” ayeti hakkında: "Onunla amel etmektir" demiştir.

57356. Metin

وَأخرج ابْن نصر وَابْن الْمُنْذر عَن الْحسن فِي قَوْله: {قولا ثقيلاً} قَالَ: ثقيل فِي الْمِيزَان يَوْم الْقِيَامَة

İbn Nasr ve İbnü'l-Münzir'in Hasan[-ı Basrî]'den bildirdiğine göre o: {قولا ثقيلاً} “ağır bir söz” ayeti hakkında: "Kıyamet gününde mizanda ağırdır" demiştir.

57357. Metin

وَأخرج أَحْمد وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن نصر وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن عَائِشَة أَن النَّبِي ﷺ كَانَ إِذا أوحى إِلَيْهِ وَهُوَ على نَاقَته وضعت جِرَانهَا فَمَا تَسْتَطِيع أَن تتحوّل حَتَّى يسري عَنهُ وتلت {إِنَّا سنلقي عَلَيْك قولا ثقيلاً}

Ahmed, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbn Nasr ve sahih olduğunu belirterek Hâkim'in Âişe'den bildirdiğine göre, devesinin üzerindeyken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e vahiy geldiğinde [deve] göğsünü yere koyar, [vahiy hâli] ondan sıyrılıncaya kadar kımıldayamazdı. [Âişe]: {إِنَّا سنلقي عَلَيْك قولا ثقيلاً} “Şüphesiz biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız” ayetini okudu.

57358. Metin

وَأخرج أَحْمد عَن عبد الله بن عَمْرو قَالَ: سَأَلت النَّبِي ﷺ فَقلت: يَا رَسُول الله هَل تحس بِالْوَحْي فَقَالَ: أسمع صلاصل ثمَّ أسكت عِنْد ذَلِك فَمَا من مرّة يُوحى إليّ إِلَّا ظَنَنْت أَن نَفسِي تقبض

Ahmed'in Abdullah b. Amr'dan bildirdiğine göre o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e sorup: "Ey Allah'ın Resûlü! Vahyi hisseder misiniz?" dedim. Şöyle buyurdu: "Çıngırak sesleri duyarım, ardından o esnada susarım. Bana her vahiy geldiğinde mutlaka canımın kabzedileceğini zannederim."

57359. Metin

وَأخرج الْحَاكِم وَصَححهُ عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: كَانَ رَسُول الله ﷺ إِذا أُوحِي إِلَيْهِ لم يسْتَطع أحد منا أَن يرفع إِلَيْهِ طرفه حَتَّى يَنْقَضِي الْوَحْي

Hâkim'in rivayet edip sahih gördüğüne göre Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e vahiy geldiğinde, vahiy sona erinceye kadar hiçbirimiz gözünü kaldırıp ona bakamazdı.

57360. Metin

أخرج سعيد بن مَنْصُور وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن نصر وَابْن الْمُنْذر وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {إِن ناشئة اللَّيْل} قَالَ: قيام اللَّيْل بِلِسَان الْحَبَشَة إِذا قَامَ الرجل قَالُوا: نَشأ

Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbn Nasr, İbnü'l-Münzir ve es-Sünen'de Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre o: {إِن ناشئة اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Habeş dilinde gece kalkışıdır (kıyâmü'l-leyl). Bir adam kalktığında 'neşee' (kalktı) derler."

57361. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَابْن جرير وَابْن أبي حَاتِم وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن ابْن أبي مليكَة قَالَ: سَأَلت ابْن عَبَّاس وَابْن الزبير عَن ناشئة اللَّيْل قَالَا: قيام اللَّيْل

Firyâbî, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve es-Sünen'de Beyhakî'nin İbn Ebî Müleyke'den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: İbn Abbâs ve İbnü'z-Zübeyr'e gece kalkışını (nâşietü'l-leyl) sordum; ikisi de: "Gece kalkışıdır (kıyâmü'l-leyl)" dediler.

57362. Metin

وَأخرج الْبَيْهَقِيّ عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: ناشئة اللَّيْل أوّله

Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre o: "Gece kalkışı (nâşietü'l-leyl), onun ilk vaktidir" demiştir.

57363. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن الضريس عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: اللَّيْل كُله ناشئة

İbnü'l-Münzir ve İbnü'd-Dureys'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre o: "Gecenin tamamı nâşiedir (kalkıştır)" demiştir.

57364. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَابْن أبي حَاتِم وَالْحَاكِم وَصَححهُ عَن ابْن مَسْعُود فِي قَوْله: {إِن ناشئة اللَّيْل} قَالَ: هِيَ بالحبشية قيام اللَّيْل

İbn Ebî Şeybe, İbn Ebî Hâtim ve sahih olduğunu belirterek Hâkim'in İbn Mes'ûd'dan bildirdiğine göre o: {إِن ناشئة اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” ayeti hakkında: "O, Habeşçe gece kalkışıdır (kıyâmü'l-leyl)" demiştir.

57365. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن أبي مَالك {إِن ناشئة اللَّيْل} قَالَ: قيام اللَّيْل بِلِسَان الْحَبَشَة

Abd b. Humeyd'in Ebû Mâlik'ten bildirdiğine göre o: {إِن ناشئة اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” ayeti hakkında: "Habeş dilinde gece kalkışıdır" demiştir.

57366. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن نصر عَن أبي ميسرَة قَالَ: هُوَ بِلِسَان الْحَبَشَة نَشأ أَي: قَامَ

Abd b. Humeyd ve İbn Nasr'ın Ebû Meysere'den bildirdiğine göre o: "Habeş dilinde 'neşee', yani kalktı demektir" demiştir.

57367. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن نصر عَن أبي مليكَة قَالَ: سُئِلَ ابْن عَبَّاس عَن قَوْله: {ناشئة اللَّيْل} قَالَ: أَي اللَّيْل قُمْت فقد أنشأت

Abd b. Humeyd ve İbn Nasr'ın Ebû Müleyke'den bildirdiğine göre İbn Abbâs'a: {ناشئة اللَّيْل} “Gece kalkışı” sözü soruldu da: "Gecenin hangi vaktinde kalkarsan kalk, mutlaka [ibadete] başlamış/kalkmış (enşe'te) olursun" dedi.

57368. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن قَتَادَة {إِن ناشئة اللَّيْل} قَالَ: كل شَيْء بعد الْعشَاء الْآخِرَة ناشئة

Abd b. Humeyd'in Katâde'den bildirdiğine göre o: {إِن ناشئة اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” ayeti hakkında: "Son yatsıdan sonraki her şey nâşiedir (gece kalkışıdır)" demiştir.

57369. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن نصر وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن الْحسن قَالَ: كل صَلَاة بعد الْعشَاء الْآخِرَة فَهُوَ ناشئة اللَّيْل

Abd b. Humeyd, İbn Nasr ve es-Sünen'de Beyhakî'nin Hasan[-ı Basrî]'den bildirdiğine göre o: "Son yatsıdan sonraki her namaz nâşietü'l-leyldir (gece kalkışı ibadetidir)" demiştir.

57370. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن نصر عَن أبي مجلز {إِن ناشئة اللَّيْل} قَالَ: مَا كَانَ بعد الْعشَاء الْآخِرَة إِلَى الصُّبْح فَهُوَ ناشئة

Abd b. Humeyd ve İbn Nasr'ın Ebû Miclez'den bildirdiğine göre o: {إِن ناشئة اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” ayeti hakkında: "Son yatsıdan sabaha kadar olan [vakit] nâşiedir" demiştir.

57371. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن نصر عَن مُجَاهِد {إِن ناشئة اللَّيْل} قَالَ: أَي سَاعَة تهجدت فِيهَا فتهجد من اللَّيْل

Firyâbî, Abd b. Humeyd ve İbn Nasr'ın Mücâhid'den bildirdiğine göre o: {إِن ناشئة اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” ayeti hakkında: "Hangi saatinde teheccüde kalktıysan o, geceden bir teheccüddür" demiştir.

57372. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة فِي المُصَنّف وَابْن نصر وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن أنس بن مَالك فِي قَوْله: {إِن ناشئة اللَّيْل} قَالَ: مَا بَين الْمغرب وَالْعشَاء

İbn Ebî Şeybe el-Musannef'te, İbn Nasr ve es-Sünen'de Beyhakî'nin Enes b. Mâlik'ten bildirdiğine göre o: {إِن ناشئة اللَّيْل} “Şüphesiz gece kalkışı” ayeti hakkında: "Akşam ile yatsı arasıdır" demiştir.

57373. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن سعيد بن جُبَير مثله

İbn Ebî Şeybe'nin Saîd b. Cübeyr'den bildirdiğine göre de benzeri rivayet edilmiştir.

57374. Metin

وَأخرج ابْن نصر وَالْبَيْهَقِيّ عَن عليّ بن حُسَيْن قَالَ: {ناشئة اللَّيْل} قيام مَا بَين الْمغرب وَالْعشَاء

İbn Nasr ve Beyhakî'nin Ali b. Hüseyin'den bildirdiğine göre o: "{ناشئة اللَّيْل} “Gece kalkışı”, akşam ile yatsı arasındaki kalkıştır (ibadettir)" demiştir.

57375. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن حُسَيْن بن عليّ أَنه رُؤِيَ يُصَلِّي فِيمَا بَين الْمغرب وَالْعشَاء فَقيل لَهُ: فِي ذَلِك فَقَالَ: إِنَّهَا من الناشئة

İbnü'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hüseyin b. Ali akşam ile yatsı arasında namaz kılarken görüldü de kendisine bu konuda [soru] soruldu. Bunun üzerine: "Şüphesiz bu da nâşiedendir (gece ibadetindendir)" dedi.

57376. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ {ناشئة اللَّيْل} مَهْمُوزَة الْيَاء هِيَ {أَشد وطأ} بِنصب الْوَاو وَجزم الطَّاء يَعْنِي المواطاة

Abd b. Humeyd'in Âsım'dan bildirdiğine göre o, {ناشئة اللَّيْل} “gece kalkışı” kısmını ye harfini hemzeli olarak; {أَشد وطأ} “daha etkilidir / daha uygundur” kısmını da vâv'ın fethası ve tı'nın sükûnu ile yani el-muvâtaa (uyum) anlamında okumuştur.

57377. Metin

وَأخرج أَبُو يعلى وَابْن جرير وَمُحَمّد بن نصر وَابْن الْأَنْبَارِي فِي الْمَصَاحِف عَن أنس بن مَالك أَنه قَرَأَ هَذِه الْآيَة إِن ناشئة اللَّيْل هِيَ أَشد وطأ وأصوب قيلاً فَقَالَ لَهُ رجل: انا نقرؤها {وأقوم قيلاً} فَقَالَ: إِن أصوب وأقوم وأهيأ وَأَشْبَاه هَذَا وَاحِد

Ebû Ya'lâ, İbn Cerîr, Muhammed b. Nasr ve el-Mesâhif'te İbnü'l-Enbârî'nin Enes b. Mâlik'ten bildirdiğine göre o bu ayeti: "İnne nâşiete'l-leyli hiye eşeddü vat'en ve asvebü kıylâ" şeklinde okudu. Bunun üzerine bir adam ona: "Biz onu {وأقوم قيلاً} “ve söz bakımından daha sağlamdır” şeklinde okuyoruz" dedi. [Enes] şöyle dedi: "Şüphesiz 'asveb', 'akvem', 'ehyâ' ve benzerleri birdir (aynı manadadır)."

57378. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن نصر وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد {هِيَ أَشد وطأ} قَالَ: مواطاة لَك فِي القَوْل {وأقوم قيلاً} قَالَ: افرغ لقلبك

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbn Nasr ve İbnü'l-Münzir'in Mücâhid'den bildirdiğine göre o: {هِيَ أَشد وطأ} “o daha uygundur” ayeti hakkında: "Sözde senin için daha tam bir uyumdur"; {وأقوم قيلاً} “ve söz bakımından daha sağlamdır” ayeti hakkında da: "Kalbin için daha boş/huzurludur" demiştir.

57379. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد عَن مُجَاهِد {أَشد وطأ} قَالَ: أَن توطئ سَمعك وبصرك وقلبك بعضه بَعْضًا {وأقوم قيلاً} قَالَ: أثبت للْقِرَاءَة

Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in Mücâhid'den bildirdiğine göre o: {أَشد وطأ} “daha uygundur” ayeti hakkında: "Kulağını, gözünü ve kalbini birbirine tam uyumlu kılmandır"; {وأقوم قيلاً} “ve söz bakımından daha sağlamdır” ayeti hakkında da: "Kıraat için en sabit/sağlam olanıdır" demiştir.

57380. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن نصر عَن قَتَادَة {أَشد وطأ} قَالَ: أثبت فِي الْخَيْر {وأقوم قيلاً} أجرأ على الْقِرَاءَة

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Nasr'ın Katâde'den bildirdiğine göre o: {أَشد وطأ} “daha uygundur” ayeti hakkında: "Hayırda daha sabittir"; {وأقوم قيلاً} “ve söz bakımından daha sağlamdır” ayeti hakkında da: "Kıraate daha muktedirdir" demiştir.

57381. Metin

وَأخرج ابْن جرير عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {وأقوم قيلاً} قَالَ: أدنى من أَن يفقه الْقُرْآن وَفِي قَوْله: {إِن لَك فِي النَّهَار سبحاً طَويلا} قَالَ: فزاغا وَفِي قَوْله: {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} قَالَ: أخْلص لله إخلاصاً

İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre o: {وأقوم قيلاً} “ve söz bakımından daha sağlamdır” ayeti hakkında: "Kur'an'ın anlaşılmasına daha yakındır"; {إِن لَك فِي النَّهَار سبحاً طَويلا} “Şüphesiz gündüz vakti senin için uzun bir meşguliyet/rahatlık vardır” ayeti hakkında: "Genişlik ve boşluktur"; {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} “ve tam bir ihlasla O'na yönel” ayeti hakkında ise: "Allah'a tam bir ihlasla yönel" demiştir.

57382. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن نصر وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَالْحَاكِم فِي الكني

Abd b. Humeyd, İbn Nasr, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve el-Künâ'da Hâkim'in

57383. Metin

عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {إِن لَك فِي النَّهَار سبحاً طَويلا} قَالَ: السبح الْفَرَاغ للْحَاجة وَالنَّوْم

İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre o: {إِن لَك فِي النَّهَار سبحاً طَويلا} “Şüphesiz gündüz vakti senin için uzun bir meşguliyet/rahatlık vardır” ayeti hakkında: "Sebh (سَبْح), ihtiyaç [gidermek] ve uyku için boş vakittir" demiştir.

57384. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن نصر عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {سبحاً طَويلا} قَالَ: فراغاً

Abd b. Humeyd ve İbn Nasr'ın Mücâhid'den bildirdiğine göre o: {سبحاً طَويلا} “uzun bir meşguliyet/rahatlık” ayeti hakkında: "Boş vakittir" demiştir.

57385. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن أبي مَالك وَالربيع مثله

Abd b. Humeyd'in Ebû Mâlik ve Rebî'den bildirdiğine göre de benzeri rivayet edilmiştir.

57386. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن نصر وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة {سبحاً طَويلا} قَالَ: فراغاً طَويلا {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} قَالَ: أخْلص لَهُ الدعْوَة وَالْعِبَادَة

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Nasr, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir'in Katâde'den bildirdiğine göre o: {سبحاً طَويلا} “uzun bir meşguliyet/rahatlık” ayeti hakkında: "Uzun bir boş vakittir"; {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} “ve tam bir ihlasla O'na yönel” ayeti hakkında da: "Dua ve ibadeti sırf O'na has kıl" demiştir.

57387. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن نصر وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن مُجَاهِد {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} قَالَ: أخْلص لَهُ الْمَسْأَلَة وَالدُّعَاء إخلاصاً

Firyâbî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbn Nasr, İbnü'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin Mücâhid'den bildirdiğine göre o: {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} “ve tam bir ihlasla O'na yönel” ayeti hakkında: "İsteyişi ve duayı tam bir ihlasla sırf O'na has kıl" demiştir.

57388. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن الْحسن {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} قَالَ: أخْلص لَهُ إخلاصاً

Abd b. Humeyd'in Hasan[-ı Basrî]'den bildirdiğine göre o: {وتبتل إِلَيْهِ تبتيلاً} “ve tam bir ihlasla O'na yönel” ayeti hakkında: "Tam bir ihlasla sırf O'na yönel" demiştir.

57389. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ {رب الْمشرق وَالْمغْرب} بخفض رب

Abd b. Humeyd'in Âsım'dan bildirdiğine göre o: {رب الْمشرق وَالْمغْرب} “Doğunun ve batının Rabbidir” kısmını 'Rabb' kelimesinin kesresiyle okumuştur.

57390. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عِكْرِمَة {رب الْمشرق وَالْمغْرب} قَالَ: وَجه اللَّيْل وَوجه النَّهَار

Abd b. Humeyd'in İkrime'den bildirdiğine göre o: {رب الْمشرق وَالْمغْرب} “Doğunun ve batının Rabbidir” ayeti hakkında: "Gecenin yönü ve gündüzün yönüdür" demiştir.

57391. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن جريج فِي قَوْله: {واهجرهم هجراً جميلاً} قَالَ: اصفح {وَقل سَلام} قَالَ: هَذَا قبل السَّيْف وَالله أعلم

İbnü'l-Münzir'in İbn Cüreyc'den bildirdiğine göre o: {واهجرهم هجراً جميلاً} “Onları güzel bir şekilde terk et” ayeti hakkında: "Görmezden gel, bağışla"; {وَقل سَلام} “ve 'selam' de” ayeti hakkında da: "Bu, kılıç [emrinden] önceydi; Allah en iyisini bilir" demiştir.

57392. Metin

الْآيَة ١١ - ١٦

Ayet 11 - 16

57393. Metin

أخرج أَبُو يعلى وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَالْبَيْهَقِيّ فِي الدَّلَائِل عَن عَائِشَة قَالَت: لما نزلت {وذرني والمكذبين أولي النِّعْمَة ومهلهم قَلِيلا} لم يكن إِلَّا قَلِيل حَتَّى كَانَت وقْعَة بدر

Ebû Ya'lâ, İbn Cerîr, İbnü'l-Münzir, sahih olduğunu belirterek Hâkim ve ed-Delâil'de Beyhakî'nin Âişe'den bildirdiğine göre o şöyle demiştir: {وذرني والمكذبين أولي النِّعْمَة ومهلهم قَلِيلا} “O nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver” ayeti indiğinde, çok az bir zaman geçmişti ki Bedir Gazvesi vuku buldu.

57394. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن جريج فِي قَوْله: {وذرني والمكذبين أولي النِّعْمَة} قَالَ: بلغنَا أَن نَبِي الله ﷺ قَالَ: إِن فُقَرَاء الْمُؤمنِينَ يدْخلُونَ الْجنَّة قبل أغنيائهم بِأَرْبَعِينَ عَاما ويحشر أغنياؤهم جثاة على ركبهمْ وَيُقَال لَهُم: إِنَّكُم كُنْتُم مُلُوك أهل الدُّنْيَا وحكامهم فَكيف عملتم فِيمَا أَعطيتكُم وَفِي قَوْله: {ومهلهم قَلِيلا} قَالَ: إِلَى السَّيْف

İbnü'l-Münzir'in İbn Cüreyc'den bildirdiğine göre o: {وذرني والمكذبين أولي النِّعْمَة} “O nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak” ayeti hakkında şöyle demiştir: Bize ulaştığına göre Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Müminlerin fakirleri, zenginlerinden kırk yıl önce cennete girerler. Zenginleri ise diz üstü çökmüş olarak haşredilirler ve onlara: 'Sizler dünya ehlinin kralları ve yöneticileriydiniz. Size verdiklerim konusunda nasıl amel ettiniz?' denilir." [İbn Cüreyc]: {ومهلهم قَلِيلا} “ve onlara biraz mühlet ver” ayeti hakkında da: "Kılıca (cihad emrine) kadar" demiştir.

57395. Metin

وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {وذرني والمكذبين أولي النِّعْمَة ومهلهم قَلِيلا} قَالَ: إِن لله فيهم طلبة وحاجة وَفِي قَوْله: {إِن لدينا أَنْكَالًا} قَالَ: قيوداً

Abd b. Humeyd ve İbnü'l-Münzir'in Katâde'den bildirdiğine göre o: {وذرني والمكذبين أولي النِّعْمَة ومهلهم قَلِيلا} “O nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver” ayeti hakkında: "Şüphesiz Allah'ın onlarda bir alacağı ve göreceği işi vardır"; {إِن لدينا أَنْكَالًا} “Şüphesiz katımızda bukağılar/prangalar vardır” ayeti hakkında da: "Kayıtlar/bağlardır" demiştir.

57396. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن ابْن مَسْعُود {إِن لدينا أَنْكَالًا} قَالَ: قيوداً

Abd b. Humeyd'in İbn Mes'ûd'dan bildirdiğine göre o: {إِن لدينا أَنْكَالًا} “Şüphesiz katımızda bukağılar/prangalar vardır” ayeti hakkında: "Kayıtlar/bağlardır" demiştir.

57397. Metin

وَأخرج أَحْمد فِي الزّهْد وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد {إِن لدينا أَنْكَالًا} قَالَ: قيوداً

ez-Zühd'de Ahmed, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnü'l-Münzir'in Mücâhid'den bildirdiğine göre o: {إِن لدينا أَنْكَالًا} “Şüphesiz katımızda bukağılar/prangalar vardır” ayeti hakkında: "Kayıtlar/bağlardır" demiştir.

57398. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة وَعبد بن حميد عَن عِكْرِمَة مثله

İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd'in İkrime'den bildirdiğine göre de benzeri rivayet edilmiştir.

57399. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن حَمَّاد وطاووس مثله

Abd b. Humeyd'in Hammâd ve Tâvûs'tan bildirdiğine göre de benzeri rivayet edilmiştir.

57400. Metin

وَأخرج ابْن جرير وَالْبَيْهَقِيّ فِي الْبَعْث عَن الْحسن قَالَ: الأنكال قيود من النَّار

İbn Cerîr ve el-Ba's'ta Beyhakî'nin Hasan[-ı Basrî]'den bildirdiğine göre o: "Enkâl (أَنْكَالًا), ateşten prangalardır" demiştir.

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.