16480. Metin
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُؤْتى صُحُفاً مُنَشَّرَةً قراطيس تنشر وتقرأ وذلك أنهم قالوا للنبي ﷺ: لن نتبعك حتى تأتي كلامنا بكتاب من السماء فيه من الله إلى فلان اتبع محمدا.
{ بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُؤْتى صُحُفاً مُنَشَّرَةً } “Doğrusu onlardan her biri, kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor” açılıp okunacak sayfalar [istiyor]. Bu da şundandır: Onlar Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e, “Sen bize gökten, içinde 'Allah'tan falan kimseye: Muhammed'e uy' [yazılı] bir kitap getirmedikçe sana asla uymayacağız” demişlerdi.
16481. Metin
[سورة المدثر (٧٤) : الآيات ٥٣ الى ٥٦]
[Müddessir Suresi (74): Ayetler 53-56]
16482. Metin
كَلاَّ بَلْ لاَّ يَخافُونَ الْآخِرَةَ (٥٣) كَلاَّ إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ (٥٤) فَمَنْ شاءَ ذَكَرَهُ (٥٥) وَما يَذْكُرُونَ إِلاَّ أَنْ يَشاءَ اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ (٥٦)
{ كَلاَّ بَلْ لاَّ يَخافُونَ الْآخِرَةَ (٥٣) كَلاَّ إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ (٥٤) فَمَنْ شاءَ ذَكَرَهُ (٥٥) وَما يَذْكُرُونَ إِلاَّ أَنْ يَشاءَ اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ (٥٦) } “Hayır, hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar. Hayır, şüphesiz o bir öğüttür. Artık dileyen ondan öğüt alır. Bununla beraber, Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya layık olan da O'dur, bağışlamaya layık olan da O'dur.”
16483. Metin
كَلَّا ردع لهم عن اقتراحهم الآيات. بَلْ لاَّ يَخافُونَ الْآخِرَةَ فلذلك أعرضوا عن التذكرة لا لامتناع إيتاء الصحف.
{ كَلَّا } “Hayır” mucizeler teklif edip durmalarına karşı bir caydırmadır. { بَلْ لاَّ يَخافُونَ الْآخِرَةَ } “Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar” işte bu yüzden öğütten yüz çevirdiler, kendilerine sayfalar verilmediğinden ötürü değil.
16484. Metin
كَلَّا ردع عن إعراضهم. إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ وأي تذكرة.
{ كَلَّا } “Hayır” yüz çevirmelerine karşı bir caydırmadır. { إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ } “şüphesiz o bir öğüttür” hem de ne öğüt!
16485. Metin
فَمَنْ شاءَ ذَكَرَهُ فمن شاء أن يذكره.
{ فَمَنْ شاءَ ذَكَرَهُ } “Artık dileyen ondan öğüt alır” dileyen kimse onu düşünür, öğüt alır.
16486. Metin
وَما يَذْكُرُونَ إِلَّا أَنْ يَشاءَ اللَّهُ ذكرهم أو مشيئتهم كقوله: وَما تَشاؤُنَ إِلَّا أَنْ يَشاءَ اللَّهُ وهو تصريح بأن فعل العبد بمشيئة الله تعالى، وقرأ نافع تَذَكَّرُونَ بالتاء وقرئ بهما مشدداً. هُوَ أَهْلُ التَّقْوى حقيق بأن يتقى عقابه. وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ حقيق بأن يغفر لعباده سيما المتقين منهم.
{ وَما يَذْكُرُونَ إِلَّا أَنْ يَشاءَ اللَّهُ } “Bununla beraber, Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar” onların öğüt almalarını yahut dilemelerini [Allah dilemedikçe]; tıpkı { وَما تَشاؤُنَ إِلَّا أَنْ يَشاءَ اللَّهُ } “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” ayetinde olduğu gibi. Bu, kulun fiilinin Allah Teâlâ'nın dilemesiyle olduğuna dair açık bir ifadedir. Nâfi', 'te' harfi ile { تَذَكَّرُونَ } şeklinde okumuştur; her ikisi de şeddeli olarak da okunmuştur. { هُوَ أَهْلُ التَّقْوى } “Sakınılmaya layık olan da O'dur” azabından sakınılmaya layık olandır. { وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ } “bağışlamaya layık olan da O'dur” kullarını, bilhassa onlardan takva sahiplerini bağışlamaya layık olandır.
16487. Metin
وعن النبي ﷺ «من قرأ سورة المدثر أعطاه الله عشر حسنات بعدد من صدق بمحمد ﵊ وكذب به بمكة شرفها الله تعالى» .
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edildiğine göre: “Kim Müddessir Suresi'ni okursa, Allah Teâlâ'nın şerefli kıldığı Mekke'de Muhammed aleyhisselâm'ı tasdik eden ve yalanlayan kimselerin sayısı kadar Allah ona on sevap verir.”