609. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ لاَ يُؤْخَذُ فِي صَدَقَةِ النَّخْلِ الْجُعْرُورُ وَلاَ مُصْرَانُ الْفَارَةِ وَلاَ عَذْقُ ابْنِ حُبَيْقٍ . قَالَ وَهُوَ يُعَدُّ عَلَى صَاحِبِ الْمَالِ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهُ فِي الصَّدَقَةِ . قَالَ مَالِكٌ وَإِنَّمَا مِثْلُ ذَلِكَ الْغَنَمُ تُعَدُّ عَلَى صَاحِبِهَا بِسِخَالِهَا وَالسَّخْلُ لاَ يُؤْخَذُ مِنْهُ فِي الصَّدَقَةِ وَقَدْ يَكُونُ فِي الأَمْوَالِ ثِمَارٌ لاَ تُؤْخَذُ الصَّدَقَةُ مِنْهَا مِنْ ذَلِكَ الْبُرْدِيُّ وَمَا أَشْبَهَهُ لاَ يُؤْخَذُ مِنْ أَدْنَاهُ كَمَا لاَ يُؤْخَذُ مِنْ خِيَارِهِ . قَالَ وَإِنَّمَا تُؤْخَذُ الصَّدَقَةُ مِنْ أَوْسَاطِ الْمَالِ . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ الْمُجْتَمَعُ عَلَيْهِ عِنْدَنَا أَنَّهُ لاَ يُخْرَصُ مِنَ الثِّمَارِ إِلاَّ النَّخِيلُ وَالأَعْنَابُ فَإِنَّ ذَلِكَ يُخْرَصُ حِينَ يَبْدُو صَلاَحُهُ وَيَحِلُّ بَيْعُهُ وَذَلِكَ أَنَّ ثَمَرَ النَّخِيلِ وَالأَعْنَابِ يُؤْكَلُ رُطَبًا وَعِنَبًا فَيُخْرَصُ عَلَى أَهْلِهِ لِلتَّوْسِعَةِ عَلَى النَّاسِ وَلِئَلاَّ يَكُونَ عَلَى أَحَدٍ فِي ذَلِكَ ضِيقٌ فَيُخْرَصُ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ ثُمَّ يُخَلَّى بَيْنَهُمْ وَبَيْنَهُ يَأْكُلُونَهُ كَيْفَ شَاءُوا ثُمَّ يُؤَدُّونَ مِنْهُ الزَّكَاةَ عَلَى مَا خُرِصَ عَلَيْهِمْ . قَالَ مَالِكٌ فَأَمَّا مَا لاَ يُؤْكَلُ رَطْبًا وَإِنَّمَا يُؤْكَلُ بَعْدَ حَصَادِهِ مِنَ الْحُبُوبِ كُلِّهَا فَإِنَّهُ لاَ يُخْرَصُ وَإِنَّمَا عَلَى أَهْلِهَا فِيهَا إِذَا حَصَدُوهَا وَدَقُّوهَا وَطَيَّبُوهَا وَخَلُصَتْ حَبًّا فَإِنَّمَا عَلَى أَهْلِهَا فِيهَا الأَمَانَةُ يُؤَدُّونَ زَكَاتَهَا إِذَا بَلَغَ ذَلِكَ مَا تَجِبُ فِيهِ الزَّكَاةُ وَهَذَا الأَمْرُ الَّذِي لاَ اخْتِلاَفَ فِيهِ عِنْدَنَا . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ الْمُجْتَمَعُ عَلَيْهِ عِنْدَنَا أَنَّ النَّخْلَ يُخْرَصُ عَلَى أَهْلِهَا وَثَمَرُهَا فِي رُءُوسِهَا إِذَا طَابَ وَحَلَّ بَيْعُهُ وَيُؤْخَذُ مِنْهُ صَدَقَتُهُ تَمْرًا عِنْدَ الْجِدَادِ فَإِنْ أَصَابَتِ الثَّمَرَةَ جَائِحَةٌ بَعْدَ أَنْ تُخْرَصَ عَلَى أَهْلِهَا وَقَبْلَ أَنْ تُجَذَّ فَأَحَاطَتِ الْجَائِحَةُ بِالثَّمَرِ كُلِّهِ فَلَيْسَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةٌ فَإِنْ بَقِيَ مِنَ الثَّمَرِ شَىْءٌ يَبْلُغُ خَمْسَةَ أَوْسُقٍ فَصَاعِدًا بِصَاعِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُخِذَ مِنْهُمْ زَكَاتُهُ وَلَيْسَ عَلَيْهِمْ فِيمَا أَصَابَتِ الْجَائِحَةُ زَكَاةٌ وَكَذَلِكَ الْعَمَلُ فِي الْكَرْمِ أَيْضًا وَإِذَا كَانَ لِرَجُلٍ قِطَعُ أَمْوَالٍ مُتَفَرِّقَةٌ أَوِ اشْتِرَاكٌ فِي أَمْوَالٍ مُتَفَرِّقَةٍ لاَ يَبْلُغُ مَالُ كُلِّ شَرِيكٍ أَوْ قِطَعُهُ مَا تَجِبُ فِيهِ الزَّكَاةُ وَكَانَتْ إِذَا جُمِعَ بَعْضُ ذَلِكَ إِلَى بَعْضٍ يَبْلُغَ مَا تَجِبُ فِيهِ الزَّكَاةُ فَإِنَّهُ يَجْمَعُهَا وَيُؤَدِّي زَكَاتَهَا .
Bize Mâlik anlattı; Ziyad b. Sa'd'dan; İbn Şihâb'dan; o şöyle dedi: "Hurmanın zekâtında 'cu'rûr', 'musrânu'l-fâre' ve 'azku ibn hubeyk' (kalitesiz hurma çeşitleri) alınmaz." Dedi ki: "Bunlar mal sahibine (toplam miktar hesaplanırken) sayılır, ama zekât olarak alınmaz." Mâlik dedi ki: "Bunun misali koyun gibidir; sahibine kuzularıyla birlikte sayılır ama kuzu zekât olarak alınmaz. Mallar içinde bazen zekât olarak alınmayacak meyveler bulunur; mesela 'bürdî' (hurması) ve benzerleri. Malın en düşüğünden zekât alınmayacağı gibi en iyisinden de alınmaz." Dedi ki: "Zekât ancak malın orta hallisinden alınır." Mâlik dedi ki: "Bizim katımızda üzerinde ittifak edilen görüş şudur: Hurma ve üzüm dışındaki meyvelerin tahmini (hars) yapılmaz. Hurma ve üzümün tahmini ise, olgunlaşmaya yüz tutup satışı helal olduğu zaman yapılır. Çünkü hurma ve üzüm, yaş hurma (rutab) ve yaş üzüm olarak yenir. İnsanlara genişlik sağlamak ve kimseye darlık olmaması için tahmini yapılır (miktarı belirlenir), sonra mal sahipleriyle malları baş başa bırakılır; diledikleri gibi yerler. Sonra kendileri için takdir edilen miktar üzerinden zekâtlarını öderler." Mâlik dedi ki: "Yaş olarak yenmeyen, ancak hasat edildikten sonra yenen hububatın (tahılların) hiçbirinin tahmini yapılmaz. Bunların zekâtı, hasat edilip dövüldüğünde, temizlenip tane haline geldiğinde sahiplerine aittir. Bu konuda mal sahiplerine güvenilir (emanet ehli sayılırlar); zekât gerektiren miktara ulaştığında zekâtlarını öderler. Bu, bizce hakkında ihtilaf olmayan bir durumdur." Mâlik dedi ki: "Bizim katımızda üzerinde ittifak edilen görüşe göre; hurma ağaçları, meyveleri olgunlaşıp satışı helal olduğunda dalındayken tahmin edilir (hars). Zekâtı ise hasat zamanı kuru hurma olarak alınır. Eğer tahmin yapıldıktan sonra ve hasat edilmeden önce meyveye bir afet (câiha) isabet ederse ve bu afet meyvenin tamamını yok ederse, onlara zekât (sadaka) düşmez. Eğer meyveden geriye Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in sa' ölçeğiyle beş vesk ve daha fazla miktar kalırsa, onlardan zekâtı alınır. Afetin isabet ettiği (yok olan) kısım için zekât yoktur. Üzüm bağlarındaki (kerm) uygulama da böyledir. Eğer bir adamın (farklı yerlerde) parça parça malları varsa veya farklı mallarda ortaklığı bulunuyorsa ve her bir ortağın payı veya parçalar tek başına zekât nisabına ulaşmıyorsa; fakat bir araya getirildiğinde zekât nisabına ulaşıyorsa; onları toplar (birleştirir) ve zekâtını öder."