641. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، يَقُولُ كُنْتُ أَنَا وَأَبِي، عِنْدَ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ - وَهُوَ أَمِيرُ الْمَدِينَةِ - فَذُكِرَ لَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ مَنْ أَصْبَحَ جُنُبًا أَفْطَرَ ذَلِكَ الْيَوْمَ . فَقَالَ مَرْوَانُ أَقْسَمْتُ عَلَيْكَ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ لَتَذْهَبَنَّ إِلَى أُمَّىِ الْمُؤْمِنِينَ عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ فَلَتَسْأَلَنَّهُمَا عَنْ ذَلِكَ فَذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ وَذَهَبْتُ مَعَهُ حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى عَائِشَةَ فَسَلَّمَ عَلَيْهَا ثُمَّ قَالَ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ إِنَّا كُنَّا عِنْدَ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ فَذُكِرَ لَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ مَنْ أَصْبَحَ جُنُبًا أَفْطَرَ ذَلِكَ الْيَوْمَ . قَالَتْ عَائِشَةُ لَيْسَ كَمَا قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ أَتَرْغَبُ عَمَّا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ لاَ وَاللَّهِ . قَالَتْ عَائِشَةُ فَأَشْهَدُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ جِمَاعٍ غَيْرِ احْتِلاَمٍ ثُمَّ يَصُومُ ذَلِكَ الْيَوْمَ . قَالَ ثُمَّ خَرَجْنَا حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى أُمِّ سَلَمَةَ فَسَأَلَهَا عَنْ ذَلِكَ فَقَالَتْ مِثْلَ مَا قَالَتْ عَائِشَةُ . قَالَ فَخَرَجْنَا حَتَّى جِئْنَا مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ فَذَكَرَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ مَا قَالَتَا فَقَالَ مَرْوَانُ أَقْسَمْتُ عَلَيْكَ يَا أَبَا مُحَمَّدٍ لَتَرْكَبَنَّ دَابَّتِي فَإِنَّهَا بِالْبَابِ فَلْتَذْهَبَنَّ إِلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فَإِنَّهُ بِأَرْضِهِ بِالْعَقِيقِ فَلْتُخْبِرَنَّهُ ذَلِكَ . فَرَكِبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ وَرَكِبْتُ مَعَهُ حَتَّى أَتَيْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ فَتَحَدَّثَ مَعَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ سَاعَةً ثُمَّ ذَكَرَ لَهُ ذَلِكَ فَقَالَ لَهُ أَبُو هُرَيْرَةَ لاَ عِلْمَ لِي بِذَاكَ إِنَّمَا أَخْبَرَنِيهِ مُخْبِرٌ .
Ve bana Mâlik'ten anlatıldı; Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm'ın azatlısı Sümeyy'den; o Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm'ın şöyle dediğini işitmiştir: Ben ve babam, Medine valisi olan Mervân b. el-Hakem'in yanındaydık. Ona, Ebû Hureyre'nin "Kim cünüp olarak sabahlarsa o gün iftar etmiş olur" dediği zikredildi. Mervân: "Sana yemin veriyorum ey Abdurrahman! Müminlerin anneleri Âişe ve Ümmü Seleme'ye gideceksin ve onlara bunu soracaksın" dedi. Abdurrahman gitti, ben de onunla gittim. Âişe'nin yanına girdik. Ona selam verdi, sonra: "Ey Müminlerin annesi! Biz Mervân b. el-Hakem'in yanındaydık. Ona, Ebû Hureyre'nin; Kim cünüp olarak sabahlarsa o gün iftar etmiş olur, dediği zikredildi" dedi. Âişe dedi ki: "Ebû Hureyre'nin dediği gibi değildir. Ey Abdurrahman! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yaptığından yüz mü çeviriyorsun?" Abdurrahman: "Hayır, vallahi" dedi. Âişe: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in, ihtilam olmaksızın cinsel ilişkiden dolayı cünüp olarak sabahladığına, sonra da o gün oruç tuttuğuna şahitlik ederim" dedi. Dedi ki: Sonra çıktık ve Ümmü Seleme'nin yanına girdik. Ona da bunu sordu. O da Âişe'nin dediğinin aynısını söyledi. Dedi ki: Sonra çıktık ve Mervân b. el-Hakem'e geldik. Abdurrahman ona o ikisinin söylediklerini anlattı. Mervân şöyle dedi: "Sana yemin veriyorum ey Ebû Muhammed! Bineğime bineceksin -ki o kapıdadır- ve Akîk'teki arazisinde bulunan Ebû Hureyre'ye gidip bunu ona haber vereceksin." Abdurrahman bindi, ben de onunla bindim. Nihayet Ebû Hureyre'ye geldik. Abdurrahman onunla bir süre konuştu, sonra ona bu durumu zikretti. Ebû Hureyre ona şöyle dedi: "Benim buna dair bir bilgim yok; bunu bana ancak birisi haber verdi."