47. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، حَنَّطَ ابْنًا لِسَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ وَحَمَلَهُ ثُمَّ دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ . قَالَ يَحْيَى وَسُئِلَ مَالِكٌ هَلْ فِي الْقَىْءِ وُضُوءٌ قَالَ لاَ وَلَكِنْ لِيَتَمَضْمَضْ مِنْ ذَلِكَ وَلْيَغْسِلْ فَاهُ وَلَيْسَ عَلَيْهِ وُضُوءٌ .
Bana Mâlik'ten; Nâfi'den [nakledildiğine göre]; Abdullah b. Ömer, Saîd b. Zeyd'in bir oğlunu (vefat ettiğinde) hanutladı (güzel kokular sürdü) ve onu taşıdı. Sonra mescide girdi ve namaz kıldı; abdest almadı. Yahya dedi ki: Mâlik'e: “Kusmuktan dolayı abdest gerekir mi?” diye soruldu. (Mâlik): “Hayır. Lakin ondan dolayı ağzına su versin ve ağzını yıkasın. Ona abdest gerekmez” dedi.