46. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ رَأَى رَبِيعَةَ بْنَ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ يَقْلِسُ مِرَارًا وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ فَلاَ يَنْصَرِفُ وَلاَ يَتَوَضَّأُ حَتَّى يُصَلِّيَ . قَالَ يَحْيَى وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ قَلَسَ طَعَامًا هَلْ عَلَيْهِ وُضُوءٌ فَقَالَ لَيْسَ عَلَيْهِ وُضُوءٌ وَلْيَتَمَضْمَضْ مِنْ ذَلِكَ وَلْيَغْسِلْ فَاهُ .
Bana Mâlik'ten [nakledildiğine göre]; o, Rebîa b. Ebî Abdurrahman'ı mescitte iken defalarca kusmuk çıkardığını (ancak) namaz kılana kadar (mescitten) çıkmadığını ve abdest almadığını gördü. Yahya dedi ki: Mâlik'e yemek kusan (ağız dolusu olmayacak şekilde kusan) bir adam hakkında: “Ona abdest gerekir mi?” diye soruldu. (Mâlik) şöyle dedi: “Ona abdest gerekmez. Bundan dolayı ağzına su versin ve ağzını yıkasın.”