710. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ إِذَا دَنَا مِنْ مَكَّةَ بَاتَ بِذِي طُوًى بَيْنَ الثَّنِيَّتَيْنِ حَتَّى يُصْبِحَ ثُمَّ يُصَلِّي الصُّبْحَ ثُمَّ يَدْخُلُ مِنَ الثَّنِيَّةِ الَّتِي بِأَعْلَى مَكَّةَ وَلاَ يَدْخُلُ إِذَا خَرَجَ حَاجًّا أَوْ مُعْتَمِرًا حَتَّى يَغْتَسِلَ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ مَكَّةَ إِذَا دَنَا مِنْ مَكَّةَ بِذِي طُوًى وَيَأْمُرُ مَنْ مَعَهُ فَيَغْتَسِلُونَ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلُوا .
Ve bana Mâlik'ten; Nâfi'den anlattı ki; Abdullah b. Ömer, Mekke'ye yaklaştığında Zî Tuvâ'da, iki geçit arasında geceler, sabaha kadar [orada kalırdı]. Sonra sabah namazını kılardı. Sonra Mekke'nin üst tarafındaki geçitten girerdi. Hacı veya umreci olarak çıktığında, Mekke'ye yaklaşınca Zî Tuvâ'da boy abdesti almadan Mekke'ye girmezdi. Yanındakilere de emreder, onlar da girmeden önce boy abdesti alırlardı.