727. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، وَرَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ الْوَلِيدَ بْنَ عَبْدِ الْمَلِكِ، سَأَلَ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ وَخَارِجَةَ بْنَ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ بَعْدَ أَنْ رَمَى الْجَمْرَةَ، وَحَلَقَ، رَأْسَهُ وَقَبْلَ أَنْ يُفِيضَ عَنِ الطِّيبِ فَنَهَاهُ سَالِمٌ وَأَرْخَصَ لَهُ خَارِجَةُ بْنُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ . قَالَ مَالِكٌ لاَ بَأْسَ أَنْ يَدَّهِنَ الرَّجُلُ بِدُهْنٍ لَيْسَ فِيهِ طِيبٌ قَبْلَ أَنْ يُحْرِمَ وَقَبْلَ أَنْ يُفِيضَ مِنْ مِنًى بَعْدَ رَمْىِ الْجَمْرَةِ . قَالَ يَحْيَى سُئِلَ مَالِكٌ عَنْ طَعَامٍ فِيهِ زَعْفَرَانٌ هَلْ يَأْكُلُهُ الْمُحْرِمُ فَقَالَ أَمَّا مَا تَمَسُّهُ النَّارُ مِنْ ذَلِكَ فَلاَ بَأْسَ بِهِ أَنْ يَأْكُلَهُ الْمُحْرِمُ وَأَمَّا مَا لَمْ تَمَسَّهُ النَّارُ مِنْ ذَلِكَ فَلاَ يَأْكُلُهُ الْمُحْرِمُ .
Ve bana Mâlik'ten; Yahya b. Said, Abdullah b. Ebî Bekir ve Râbia b. Ebî Abdurrahman'dan anlattı ki; Velîd b. Abdülmelik, cemreyi taşlayıp başını tıraş ettikten sonra, ancak (Mekke'ye) ifada tavafına gitmeden önce, Sâlim b. Abdullah ve Hârice b. Zeyd b. Sâbit'e koku sürünmeyi sordu. Sâlim onu menetti; Hârice b. Zeyd b. Sâbit ise ona ruhsat verdi. Mâlik dedi ki: "Kişinin ihrama girmeden önce ve cemreyi taşladıktan sonra Mina'dan (Mekke'ye) dönmeden önce, içinde koku bulunmayan bir yağ ile yağlanmasında bir sakınca yoktur." Yahya dedi ki: Mâlik'e, içinde safran bulunan bir yiyeceği muhrimin yiyip yiyemeyeceği soruldu. Dedi ki: "Eğer ona ateş değmişse (pişmişse) muhrimin onu yiyip içmesinde bir sakınca yoktur. Ama eğer ona ateş değmemişse muhrim onu yiyemez."