817. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ لاَ يَجْمَعُ بَيْنَ السُّبْعَيْنِ لاَ يُصَلِّي بَيْنَهُمَا وَلَكِنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ كُلِّ سُبْعٍ رَكْعَتَيْنِ فَرُبَّمَا صَلَّى عِنْدَ الْمَقَامِ أَوْ عِنْدَ غَيْرِهِ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنِ الطَّوَافِ إِنْ كَانَ أَخَفَّ عَلَى الرَّجُلِ أَنْ يَتَطَوَّعَ بِهِ فَيَقْرُنَ بَيْنَ الأُسْبُوعَيْنِ أَوْ أَكْثَرَ ثُمَّ يَرْكَعُ مَا عَلَيْهِ مِنْ رُكُوعِ تِلْكَ السُّبُوعِ قَالَ لاَ يَنْبَغِي ذَلِكَ وَإِنَّمَا السُّنَّةُ أَنْ يُتْبِعَ كُلَّ سُبْعٍ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يَدْخُلُ فِي الطَّوَافِ فَيَسْهُو حَتَّى يَطُوفَ ثَمَانِيَةَ أَوْ تِسْعَةَ أَطْوَافٍ قَالَ يَقْطَعُ إِذَا عَلِمَ أَنَّهُ قَدْ زَادَ ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَلاَ يَعْتَدُّ بِالَّذِي كَانَ زَادَ وَلاَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَبْنِيَ عَلَى التِّسْعَةِ حَتَّى يُصَلِّيَ سُبْعَيْنِ جَمِيعًا لأَنَّ السُّنَّةَ فِي الطَّوَافِ أَنْ يُتْبِعَ كُلَّ سُبْعٍ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ شَكَّ فِي طَوَافِهِ بَعْدَ مَا يَرْكَعُ رَكْعَتَىِ الطَّوَافِ فَلْيَعُدْ فَلْيُتَمِّمْ طَوَافَهُ عَلَى الْيَقِينِ ثُمَّ لِيُعِدِ الرَّكْعَتَيْنِ لأَنَّهُ لاَ صَلاَةَ لِطَوَافٍ إِلاَّ بَعْدَ إِكْمَالِ السُّبْعِ . وَمَنْ أَصَابَهُ شَىْءٌ بِنَقْضِ وُضُوئِهِ وَهُوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ أَوْ يَسْعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ أَوْ بَيْنَ ذَلِكَ فَإِنَّهُ مَنْ أَصَابَهُ ذَلِكَ وَقَدْ طَافَ بَعْضَ الطَّوَافِ أَوْ كُلَّهُ وَلَمْ يَرْكَعْ رَكْعَتَىِ الطَّوَافِ فَإِنَّهُ يَتَوَضَّأُ وَيَسْتَأْنِفُ الطَّوَافَ وَالرَّكْعَتَيْنِ وَأَمَّا السَّعْىُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَإِنَّهُ لاَ يَقْطَعُ ذَلِكَ عَلَيْهِ مَا أَصَابَهُ مِنِ انْتِقَاضِ وُضُوئِهِ وَلاَ يَدْخُلُ السَّعْىَ إِلاَّ وَهُوَ طَاهِرٌ بِوُضُوءٍ .
Bana Yahya anlattı; Mâlik'ten; Hişâm b. Urve'den; babasından [nakledildiğine göre] o, iki 'yedi şavt'ı (iki ayrı tavafı) aralarında namaz kılmadan birleştirmezdi. Bilakis her 'yedi şavt'tan sonra iki rekat (tavaf namazı) kılardı. Bazen Makam'da bazen de başka bir yerde kılardı. Mâlik'e, nafile tavaf yapan bir kişinin, daha kolayına gelirse iki 'yedi şavt'ı veya daha fazlasını birleştirip sonra bu 'yedi şavt'ların namazlarını (topluca) kılıp kılamayacağı soruldu. Dedi ki: "Bu doğru değildir. Sünnet olan, her 'yedi şavt'ın ardından iki rekat namaz kılmaktır." Mâlik, tavafa başlayıp yanılan ve sekiz veya dokuz şavt yapan kişi hakkında dedi ki: Fazla yaptığını anladığı an (tavafı) keser, sonra iki rekat namaz kılar. Fazladan yaptıklarını hesaba katmaz. Dokuz şavtın üzerine bina edip (bunu on dörde tamamlayarak) iki 'yedi şavt' yapması doğru olmaz. Çünkü tavafın sünneti, her 'yedi şavt'ın ardından iki rekat namaz kılmaktır. Mâlik dedi ki: Tavaf namazını kıldıktan sonra tavafında şüpheye düşen kişi (tavafını) iade etsin, tavafını kesin bilgi üzerine tamamlasın, sonra iki rekat namazı da iade etsin. Çünkü tavaf namazı ancak 'yedi şavt' tamamlandıktan sonra (geçerli) olur. Beyt'i tavaf ederken veya Safa ile Merve arasında sa'y ederken veya bu ikisi arasında abdesti bozulan kimseye gelince; eğer tavafın bir kısmını veya tamamını yapmış ama henüz iki rekat namazı kılmamışken abdesti bozulursa, abdest alır ve tavaf ile iki rekat namazı baştan (yeniden) yapar. Safa ile Merve arasındaki sa'ye gelince; abdestinin bozulması sa'yi kesmez (devam edebilir). Ancak sa'ye abdestli olarak başlaması (daha uygundur).