820. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، أَنَّهُ قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ الْبَيْتَ يَخْلُو بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ وَبَعْدَ صَلاَةِ الْعَصْرِ مَا يَطُوفُ بِهِ أَحَدٌ . قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ طَافَ بِالْبَيْتِ بَعْضَ أُسْبُوعِهِ ثُمَّ أُقِيمَتْ صَلاَةُ الصُّبْحِ أَوْ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَإِنَّهُ يُصَلِّي مَعَ الإِمَامِ ثُمَّ يَبْنِي عَلَى مَا طَافَ حَتَّى يُكْمِلَ سُبْعًا ثُمَّ لاَ يُصَلِّي حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ أَوْ تَغْرُبَ . قَالَ وَإِنْ أَخَّرَهُمَا حَتَّى يُصَلِّيَ الْمَغْرِبَ فَلاَ بَأْسَ بِذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ وَلاَ بَأْسَ أَنْ يَطُوفَ الرَّجُلُ طَوَافًا وَاحِدًا بَعْدَ الصُّبْحِ وَبَعْدَ الْعَصْرِ لاَ يَزِيدُ عَلَى سُبْعٍ وَاحِدٍ وَيُؤَخِّرُ الرَّكْعَتَيْنِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ كَمَا صَنَعَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَيُؤَخِّرُهُمَا بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَإِذَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ صَلاَّهُمَا إِنْ شَاءَ وَإِنْ شَاءَ أَخَّرَهُمَا حَتَّى يُصَلِّيَ الْمَغْرِبَ لاَ بَأْسَ بِذَلِكَ .
Ve bana Mâlik'ten; Ebû Zübeyr el-Mekkî'den [nakledildiğine göre] o şöyle dedi: "Sabah namazından sonra ve ikindi namazından sonra Beyt'in boş kaldığını, kimsenin onu tavaf etmediğini gördüm." Mâlik dedi ki: Kim tavafının (yedi şavtının) bir kısmını yapar da sonra sabah namazı veya ikindi namazı için kamet getirilirse; imamla beraber namazı kılar, sonra tavafının kalan kısmını tamamlar (bina eder) ve 'yedi şavt'ı bitirir. Ancak güneş doğuncaya veya batıncaya kadar (tavaf namazını) kılmaz. (Mâlik) dedi ki: Eğer o iki rekatı akşam namazını kılıncaya kadar geciktirirse bunda bir sakınca yoktur. Mâlik dedi ki: Kişinin sabah namazından sonra veya ikindi namazından sonra -bir 'yedi şavt'tan fazla olmamak kaydıyla- tek bir tavaf yapmasında ve iki rekat namazı güneş doğuncaya kadar -Ömer b. Hattâb'ın yaptığı gibi- veya (ikindiden sonra ise) güneş batıncaya kadar geciktirmesinde bir sakınca yoktur. Güneş battığı zaman dilerse o iki rekatı kılar, dilerse akşam namazını kılıncaya kadar geciktirir; bunda bir sakınca yoktur.