846. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ إِذَا أَهْدَى هَدْيًا مِنَ الْمَدِينَةِ قَلَّدَهُ وَأَشْعَرَهُ بِذِي الْحُلَيْفَةِ يُقَلِّدُهُ قَبْلَ أَنْ يُشْعِرَهُ وَذَلِكَ فِي مَكَانٍ وَاحِدٍ وَهُوَ مُوَجَّهٌ لِلْقِبْلَةِ يُقَلِّدُهُ بِنَعْلَيْنِ وَيُشْعِرُهُ مِنَ الشِّقِّ الأَيْسَرِ ثُمَّ يُسَاقُ مَعَهُ حَتَّى يُوقَفَ بِهِ مَعَ النَّاسِ بِعَرَفَةَ ثُمَّ يَدْفَعُ بِهِ مَعَهُمْ إِذَا دَفَعُوا فَإِذَا قَدِمَ مِنًى غَدَاةَ النَّحْرِ نَحَرَهُ قَبْلَ أَنْ يَحْلِقَ أَوْ يُقَصِّرَ وَكَانَ هُوَ يَنْحَرُ هَدْيَهُ بِيَدِهِ يَصُفُّهُنَّ قِيَامًا وَيُوَجِّهُهُنَّ إِلَى الْقِبْلَةِ ثُمَّ يَأْكُلُ وَيُطْعِمُ .
Bana Yahya anlattı; o Malik'ten; o Nafi'den; o Abdullah b. Ömer'den rivayet edildiğine göre: (Abdullah b. Ömer) Medine'den hedy (kurbanlık) gönderdiği zaman, Zülhuleyfe'de ona gerdanlık takar (taklid) ve nişanlardı (iş'ar). Nişanlamadan önce gerdanlığı takardı. Bu işlemi tek bir yerde ve kıbleye dönmüş olarak yapardı. İki nalın ile (eski ayakkabı parçası) gerdanlık takar ve (devenin) sol tarafından nişanlardı (iş'ar yapardı). Sonra (kurbanlık) kendisiyle birlikte götürülür, insanlarla beraber Arafat'ta vakfeye durdurulurdu. Sonra insanlar (Arafat'tan) ayrılınca o da (kurbanlığıyla) ayrılırdı. Kurban bayramı sabahı Mina'ya gelince, tıraş olmadan veya saçlarını kısaltmadan önce onu boğazlardı (nahr). Kurbanlarını bizzat kendi eliyle boğazlar, onları ayakta sıraya dizer ve kıbleye çevirirdi. Sonra (etinden) yer ve (başkalarına da) yedirirdi.