1067. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي ضَمْرَةَ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْعَقِيقَةِ فَقَالَ " لاَ أُحِبُّ الْعُقُوقَ " . وَكَأَنَّهُ إِنَّمَا كَرِهَ الاِسْمَ وَقَالَ " مَنْ وُلِدَ لَهُ وَلَدٌ فَأَحَبَّ أَنْ يَنْسُكَ عَنْ وَلَدِهِ فَلْيَفْعَلْ " .
Bana Yahya, Mâlik'ten; Zeyd b. Eslem'den; Benî Damre'den bir adamdan; babasından anlattı ki o şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e akîka hakkında soruldu. O da: "Ben ukûku (isyanı) sevmem," buyurdu. (Ravi dedi ki): Sanki o sadece ismini kerih görmüş gibiydi. Ve şöyle buyurdu: "Kimin bir çocuğu doğar da onun adına kurban kesmek isterse, bunu yapsın."
1068. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ وَزَنَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَعَرَ حَسَنٍ وَحُسَيْنٍ وَزَيْنَبَ وَأُمِّ كُلْثُومٍ فَتَصَدَّقَتْ بِزِنَةِ ذَلِكَ فِضَّةً .
Bana Mâlik'ten; Ca'fer b. Muhammed'den; babasından anlattı ki o şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Fâtıma; Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm'ün saçlarını tarttı ve bunların ağırlığınca gümüşü sadaka olarak verdi.
1069. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، أَنَّهُ قَالَ وَزَنَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَعَرَ حَسَنٍ وَحُسَيْنٍ فَتَصَدَّقَتْ بِزِنَتِهِ فِضَّةً .
Bana Mâlik'ten; Rabîa b. Ebî Abdurrahman'dan; Muhammed b. Ali b. el-Hüseyin'den anlattı ki o şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Fâtıma, Hasan ve Hüseyin'in saçlarını tarttı ve ağırlığınca gümüşü sadaka olarak verdi.
1070. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، لَمْ يَكُنْ يَسْأَلُهُ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِهِ عَقِيقَةً إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهَا وَكَانَ يَعُقُّ عَنْ وَلَدِهِ بِشَاةٍ شَاةٍ عَنِ الذُّكُورِ وَالإِنَاثِ .
Bana Yahya, Mâlik'ten; Nâfi'den anlattı ki Abdullah b. Ömer'in ailesinden kim ondan akîka (kurbanı) istediyse, ona onu mutlaka verirdi. O, çocukları için; erkekler ve kızlar adına birer koyun ile akîka yapardı (keserdi).
1071. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيِّ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَسْتَحِبُّ الْعَقِيقَةَ، وَلَوْ بِعُصْفُورٍ .
Bana Mâlik'ten; Rabîa b. Ebî Abdurrahman'dan; Muhammed b. İbrâhîm b. el-Hâris et-Teymî'den anlattı ki o şöyle dedi: Babamın, "Bir serçe ile de olsa," (yapılmasını söyleyerek) akîkayı müstehap gördüğünü işittim.
1072. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّهُ عُقَّ عَنْ حَسَنٍ، وَحُسَيْنٍ، ابْنَىْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ .
Bana Mâlik'ten anlattı; kendisine Ali b. Ebî Tâlib'in iki oğlu Hasan ve Hüseyin için akîka (kurbanı) kesildiği ulaşmıştır.
1073. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ كَانَ يَعُقُّ عَنْ بَنِيهِ الذُّكُورِ، وَالإِنَاثِ، بِشَاةٍ شَاةٍ . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ عِنْدَنَا فِي الْعَقِيقَةِ أَنَّ مَنْ عَقَّ فَإِنَّمَا يَعُقُّ عَنْ وَلَدِهِ بِشَاةٍ شَاةٍ الذُّكُورِ وَالإِنَاثِ وَلَيْسَتِ الْعَقِيقَةُ بِوَاجِبَةٍ وَلَكِنَّهَا يُسْتَحَبُّ الْعَمَلُ بِهَا وَهِيَ مِنَ الأَمْرِ الَّذِي لَمْ يَزَلْ عَلَيْهِ النَّاسُ عِنْدَنَا فَمَنْ عَقَّ عَنْ وَلَدِهِ فَإِنَّمَا هِيَ بِمَنْزِلَةِ النُّسُكِ وَالضَّحَايَا لاَ يَجُوزُ فِيهَا عَوْرَاءُ وَلاَ عَجْفَاءُ وَلاَ مَكْسُورَةٌ وَلاَ مَرِيضَةٌ وَلاَ يُبَاعُ مِنْ لَحْمِهَا شَىْءٌ وَلاَ جِلْدُهَا وَيُكْسَرُ عِظَامُهَا وَيَأْكُلُ أَهْلُهَا مِنْ لَحْمِهَا وَيَتَصَدَّقُونَ مِنْهَا وَلاَ يُمَسُّ الصَّبِيُّ بِشَىْءٍ مِنْ دَمِهَا .
Bana Mâlik'ten; Hişâm b. Urve'den anlattı ki babası Urve b. ez-Zübeyr, erkek ve kız çocukları için birer koyun ile akîka yapardı. Mâlik dedi ki: "Bizdeki (Medine'deki) uygulama şöyledir: Kim akîka keserse, erkek ve kız çocukları için birer koyun ile akîka keser. Akîka vacip değildir, ancak uygulanması müstehaptır (hoş görülür) ve bizde insanların daima uygulaya geldiği bir iştir. Kim çocuğu için akîka keserse, o da kurbanlar (nüsük ve dahâyâ) hükmündedir; kör, zayıf/cılız, (kemikleri) kırık ve hasta olanı caiz olmaz. Etinden ve derisinden hiçbir şey satılmaz. Kemikleri kırılır. Sahipleri etinden yer ve ondan sadaka verirler. Çocuğa onun kanından hiçbir şey sürülmez."