1101. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، كَتَبَ فِي خِلاَفَتِهِ إِلَى بَعْضِ عُمَّالِهِ أَنَّ كُلَّ مَا اشْتَرَطَ الْمُنْكِحُ - مَنْ كَانَ أَبًا أَوْ غَيْرَهُ - مِنْ حِبَاءٍ أَوْ كَرَامَةٍ فَهُوَ لِلْمَرْأَةِ إِنِ ابْتَغَتْهُ . قَالَ مَالِكٌ فِي الْمَرْأَةِ يُنْكِحُهَا أَبُوهَا وَيَشْتَرِطُ فِي صَدَاقِهَا الْحِبَاءَ يُحْبَى بِهِ إِنَّ مَا كَانَ مِنْ شَرْطٍ يَقَعُ بِهِ النِّكَاحُ فَهُوَ لاِبْنَتِهِ إِنِ ابْتَغَتْهُ وَإِنْ فَارَقَهَا زَوْجُهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا فَلِزَوْجِهَا شَطْرُ الْحِبَاءِ الَّذِي وَقَعَ بِهِ النِّكَاحُ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يُزَوِّجُ ابْنَهُ صَغِيرًا لاَ مَالَ لَهُ إِنَّ الصَّدَاقَ عَلَى أَبِيهِ إِذَا كَانَ الْغُلاَمُ يَوْمَ تَزَوَّجَ لاَ مَالَ لَهُ وَإِنْ كَانَ لِلْغُلاَمِ مَالٌ فَالصَّدَاقُ فِي مَالِ الْغُلاَمِ إِلاَّ أَنْ يُسَمِّيَ الأَبُ أَنَّ الصَّدَاقَ عَلَيْهِ وَذَلِكَ النِّكَاحُ ثَابِتٌ عَلَى الاِبْنِ إِذَا كَانَ صَغِيرًا وَكَانَ فِي وِلاَيَةِ أَبِيهِ . قَالَ مَالِكٌ فِي طَلاَقِ الرَّجُلِ امْرَأَتَهُ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا وَهِيَ بِكْرٌ فَيَعْفُوَ أَبُوهَا عَنْ نِصْفِ الصَّدَاقِ إِنَّ ذَلِكَ جَائِزٌ لِزَوْجِهَا مِنْ أَبِيهَا فِيمَا وَضَعَ عَنْهُ . قَالَ مَالِكٌ وَذَلِكَ أَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ فِي كِتَابِهِ {إِلاَّ أَنْ يَعْفُونَ} فَهُنَّ النِّسَاءُ اللاَّتِي قَدْ دُخِلَ بِهِنَّ {أَوْ يَعْفُوَ الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ} فَهُوَ الأَبُ فِي ابْنَتِهِ الْبِكْرِ وَالسَّيِّدُ فِي أَمَتِهِ . قَالَ مَالِكٌ وَهَذَا الَّذِي سَمِعْتُ فِي ذَلِكَ وَالَّذِي عَلَيْهِ الأَمْرُ عِنْدَنَا . قَالَ مَالِكٌ فِي الْيَهُودِيَّةِ أَوِ النَّصْرَانِيَّةِ تَحْتَ الْيَهُودِيِّ أَوِ النَّصْرَانِيِّ فَتُسْلِمُ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا أَنَّهُ لاَ صَدَاقَ لَهَا . قَالَ مَالِكٌ لاَ أَرَى أَنْ تُنْكَحَ الْمَرْأَةُ بِأَقَلَّ مِنْ رُبْعِ دِينَارٍ وَذَلِكَ أَدْنَى مَا يَجِبُ فِيهِ الْقَطْعُ .
Bana Mâlik'ten anlattı; kendisine ulaştığına göre Ömer b. Abdülaziz hilafeti döneminde bazı valilerine şöyle yazmıştır: "Kızı evlendiren kişinin -baba veya başkası olsun- şart koştuğu her türlü hibe veya ikramiye, eğer kadın bunu talep ederse kendisine aittir." Mâlik, babası tarafından evlendirilen ve (babasının) mehir içinde kendisine verilmesi üzere hibe şart koştuğu kadın hakkında dedi ki: "Nikahın gerçekleşmesine vesile olan bu şart (hibe), eğer talep ederse kızına aittir. Eğer kocası zifaftan önce ondan ayrılırsa, nikahın gerçekleşmesine vesile olan bu hibenin yarısı kocaya aittir (iade edilir)." Mâlik, malı olmayan küçük oğlunu evlendiren adam hakkında dedi ki: "Oğlanın evlendiği gün malı yoksa mehir babaya aittir. Eğer oğlanın malı varsa, baba mehrin kendisine ait olduğunu belirtmedikçe mehir oğlanın malından ödenir. Bu nikah, küçük olduğu ve babasının velayeti altında bulunduğu sürece oğul üzerinde bağlayıcıdır." Mâlik, bir adamın zifaf gerçekleşmeden bakire karısını boşaması ve kızın babasının (kocanın ödemesi gereken) yarım mehri bağışlaması hakkında dedi ki: "Babasının damadı lehine yaptığı bu bağış (indirim) caizdir." Mâlik dedi ki: "Zira Allah Tebâreke ve Teâlâ kitabında: { Ancak kadınların vazgeçmesi... } "Bakara, 237" buyurmuştur ki bunlar zifafa girilmiş kadınlardır; { ...yahut nikah bağı elinde bulunanın vazgeçmesi müstesna } "Bakara, 237" buyurmuştur ki bu da bakire kızı hakkında baba ve cariyesi hakkında efendisidir." Mâlik dedi ki: "Bize göre bu konudaki duyduğum (bilgi) ve uygulama budur." Mâlik, bir Yahudi veya Hristiyan'ın nikahı altında bulunan Yahudi veya Hristiyan bir kadının, zifaftan önce Müslüman olması hakkında dedi ki: "Onun için bir mehir yoktur." Mâlik dedi ki: "Kadının çeyrek dinardan daha az bir mehirle nikahlanmasını uygun görmüyorum. Bu, (hırsızlıkta) el kesmeyi gerektiren en düşük miktardır."