1100. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَةَ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، - وَأُمُّهَا بِنْتُ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ - كَانَتْ تَحْتَ ابْنٍ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ فَمَاتَ وَلَمْ يَدْخُلْ بِهَا وَلَمْ يُسَمِّ لَهَا صَدَاقًا فَابْتَغَتْ أُمُّهَا صَدَاقَهَا فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ لَيْسَ لَهَا صَدَاقٌ وَلَوْ كَانَ لَهَا صَدَاقٌ لَمْ نُمْسِكْهُ وَلَمْ نَظْلِمْهَا . فَأَبَتْ أُمُّهَا أَنْ تَقْبَلَ ذَلِكَ فَجَعَلُوا بَيْنَهُمْ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ فَقَضَى أَنْ لاَ صَدَاقَ لَهَا وَلَهَا الْمِيرَاثُ .
Bana Mâlik'ten anlattı; Nâfi'den rivayet edildiğine göre: Ubeydullah b. Ömer'in kızı -ki annesi Zeyd b. el-Hattâb'ın kızıdır- Abdullah b. Ömer'in bir oğluyla nikahlıydı. Koca, zifafa girmeden ve ona bir mehir belirlemeden vefat etti. Kızın annesi mehrini istedi. Abdullah b. Ömer: "Onun için (belirlenmiş) bir mehir yoktur. Eğer bir mehri olsaydı onu tutmaz ve ona haksızlık etmezdik" dedi. Annesi bunu kabul etmekten kaçındı. Aralarında Zeyd b. Sâbit'i hakem tayin ettiler. Zeyd, kadının mehir hakkı olmadığına fakat mirasa hakkı olduğuna hükmetti.